ORDU OLAY

ORDU OLAY

“Ben, sesim güzel olduğu için türkü söylemiyorum. Türküleri çok sevdiğim için de türkü söylemiyorum. Türkülerin gerekliliğine inandığım için türkü söylüyorum.”
                                                                               -VİCTOR JARA-
Türküler bir halkın kültürel gen haritasıdır. Geçmişle bu günü ve bu günle geleceği birbirine yakınlaştıran, anlamlı ve anlaşılır kılan en sağlam unsur; güçlü ezgilerle harmanlanmış sözlerdir. Neşet Ertaş ne güzel demişti öyle ;”nerede bir türkü söyleyen görürsen, korkma, yanına otur… Çünkü kötü insanların türküleri yoktur” diye. Bulunduğunuz yerde, yaşadığınız dönemde türküler yoksa, yasaksa, türkü söylemek suçsa orada kötü şeyler oluyor demektir. Türküler, medeniyetlerin ölümsüzlüğünün ve sonsuzluğunun tek yorumudur. Bir medeniyetin yok oluşu, ölüşü, önce türkülerinin tükenmesiyle başlar. Medeniyetler önce türkülerinden ölür.
“Bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür. “
-William Shakespeare-
 Tarih boyunca, halkların düşmanı egemen odaklar, iktidarlarının bekası için önce o halkların türkülerine saldırmışlardır. Yasaklamışlar, yok etmişler, asimile etmişler ve o türküleri söylemekte ısrar edenlere eziyet etmişlerdir. Türküler ve o türküleri söyleyenler o halkın esas kahramanlarıdır. O kahramanlardan biri de Kamil Sönmez’di. Onu yirmi Aralık iki bin on iki tarihinde kaybettik ne yazık ki! Yirmi iki Aralık günü, Perşembe ilçesindeki köyünde, binlerin katıldığı bir törenle uğurlandı sonsuzluğa.

Kadir İnanır’la birlikte Kamil Sönmez’in de Ordulu olduğunu bilmek ve Kamil Sönmez’ in, o, bas ile tiz arasındaki güçlü sesinden “Akşam oldu yanıyor da Vona’nın ışıkları” nı dinlerken yaşadığımız gururu anlatmak mümkün değil.
Kamil Sönmez adı; çocukluğumuzun siyah-beyazlı, kısıtlı yayın yapan ve necefli maşrapanın en meşhur done olduğu dönemlerin asaleti, onuruydu. Cumartesi geceleri geç saatlerde yayınlanan Türk filmlerinden önceki, bol müzikli ve “Nokta ile Virgül” parodileriyle süslenmiş “Gecenin Sesi” türünden programda Kamil Sönmez çıktığında bir başka şenlenirdik. Hele bir de “sıradaki şarkı” senin için tutulmuşsa ve o sıra geldiğinde de Kamil Sönmez çıkmışsa; sanki Kamil Sönmez sırf senin için, sana özel söylüyormuş gibi bir heyecanla dinlenir, izlenirdi. Kamil Sönmez sesi her yerde aynı manayla dinlenirdi; fındık zamanı, fındık bahçesinde, bir dala asılmış pilli radyodan ya da sesi güzel birinden dinlenirdi onun türküleri.
Seyrek saçlarını yana tarayan, güleç yüzlü, irice ve göbeklice, bıyıklı bu adamın adı hiçbir pisliğe karışmadı mesela. Yıllarca sahnelerde oldu, göz önünde durdu, hiç bir magazin programına malzeme olmadı mesela. Hiç kimseyle kanlı hesaplaşmaları olmadı, kimseye yumruk atıp da kurşun sıkmadı! Ya da kimseden yumruk ya da kurşun yemedi mesela! Naif ve mülayim yaşadı! Bu ülke cadı kazanı misali kaynadı durdu yıllarca, kimin eli kimin gırtlağında belli değilken bile, hiçbir ayrı gayrılıkta geçmedi adı. O, hep sanatının dili oldu, hep türkü söyledi. Sanatın “evrensel kardeşlik” vizyonuna hayatını adamış, koca yürekli bir adamdı hemşerimiz Kamil Sönmez. Ayrıştıran, farklılaştıran, ötekileştiren tarafların hiç birinde adı geçmedi. O, bildiği şekliyle ve alışmış olduğumuz o tavrıyla bizim buraların türkülerini söyledi hep. Bir dönem sağcılıktan solculuktan kırılırken memleket, hem sağcısı hem solcusu aynı zevkle ve tereddütsüz dinledi Kamil Sönmez’i.
”Ordu’nun Dereleri”ndeki hazin hikâyeyi “Hekimoğlu” ndaki kahramanlığa bağlarken hiç yadırgamadık bu sesi. ”Çayeli’nden O Yana…” kıpır kıpır türkülerle horona davranılırken Rize’de, Giresun’da “Karşılama” nın tadına da yine onun sesiyle varılıyordu. Buram buram memleketti Kamil Sönmez adı “Boztepe’ye Çıkmalı/Şu Ordu’ya Bakmalı” derken de “Akşam Oldu Yanıyor da Vona’nın Işıkları” derken de ve “Düz Mahalle İçinde Gezerim Deli Deli” derken de, sadece gurbette olanlara değil, bu kentte yaşayanlara da özletiyordu Ordu’yu.
Kamil Sönmez adı, sanatçı asaletinin ve faziletinin en somut hali olsa gerek. Kamil Sönmez adı doğduğun topraklara vefanın da adıydı bir yerde! Bu kenti sevmeyi biraz da Kamil Sönmez’den öğrendik desem tam da yerinde bir laf etmiş olurum…
Öyle bir dönemdi ki, halk müziği dediğimizde aklımıza hemen; Kamil Sönmez, Ali Rıza Binboğa, Tuğrul Şan, İzzet Altınmeşe, Süreyya Davulcuoğlu, Belkıs Akkale, Ümit Tokcan, Bedia Akartürk isimleri gelirdi. İzzet Altınmeşe ve Belkıs Akkale’nin “Dağlar Seni Delik Deşik Delerim/Kalbur Alır Toprağını Elerim” türküsündeki düeti ve Kamil Sönmez’le Süreyya Davulcuoğlu’ nun, yöresel kostümler eşliğinde “Ula Ula Niyazi Yiyecek misun Beni?” düetinin yarattığı o hayranlık algısı hiçbir zaman değişmedi ve yeri de başka bir şeyle dolmadı.
Sahi Süreyya Davulcuoğlu’ yla Kamil Sönmez ve Belkıs Akkale’yle İzzet Altınmeşe ne çok yakışırdı birbirlerine. Sesleri başta olmak üzere sahnedeki duruşları, tavırları ne kadar uyumluydu! O uyumu yıllarca zevkle izledik ve dinledik, sonrasında yenik düştüler popüler kültürün hopbidi zıpbidi önceliklerine. Türkülerini yaptıkları toprakların genç nesilleri pek itibar etmedi bu güleç yüzlü, temiz huylu, naif ve mülayim sanatçıların ürettiklerine…
Kamil Sönmez’in Ordulu olması bizde daha farklı ve güçlü bir histi… Onun beğenilmesiyle, övülmesiyle, itibar görmesiyle güçlü bir empati kurar o biçim kabarırdı göğsümüz. O, hep, bildiğimiz o türküleri söylüyordu. Bildiğimiz o türküleri, bizden bir ses rengiyle söylüyordu. Ve biz ne zaman o türküleri söylesek ya da bir başka sesten dinlesek aklımıza ilk gelen isimdi Kamil Sönmez. Doğduğu köyünün, büyüdüğü kentinin türkülerini söylerken hiç yabancılık çekmediği ve hep hayranlık uyandırdığı, sevgi gördüğü halkının gönlünde kurduğu tahttan da anlaşılıyor. Devlet Sanatçısı nişanı taşısa da o önce ve hep halkın sanatçısıydı. Kamil Sönmez’i tanıyanların hepsinin de ortak kanısı onun ne isterse halkı için istediği yaşam şeklidir. Hastalığı sırasında ilk ve son defa kendisi için bir şey istemiş ve annesinin yanına gömülmesini vasiyet etmişti… O, yakalandığı bu hastalıktan kurtuluş olmadığının bilincinde olarak, ebedi istirahatinin de anasının dibinde sürmesini vasiyet etmişti. Altmış beş yıl ömür sürdüğü şu dünyadan tek talebi de bu oldu… Hastalığı sırasında memleketinin özlemini çektiği söylenir. Dünya gözüyle, son bir kere daha görmek istemiştir Ordu’yu Vona’yı… Bir de oğlunun mezuniyetini…
Sanatçılığı sadece türkücülükten ibaret değildi. Tiyatro ve sinema oyuncusuydu da. Birçok dizi ve filmde hatırı sayılır rolleri başarıyla canlandırmıştı Kamil Sönmez. Daha çok da “Balıkçı” rolünde izledik onu. Bir takanın üzerinde, sırtında sarı bir yağmurluk, kafasında örme bir kavuk, balıkçı yaka, koyu renk bir kazak ve diz kapaklarına kadar gelen sarı bir çizme! Bu haliyle gülümseyen bir Karadeniz insanıydı beyaz perdede Kamil Sönmez!
Rol aldığı sinema filmleri;
(1979) Düşman
(1980) Eşek Şakası
(1981) Deli Kan
(1981) Bizim Sokak
(1984) Sev Ölesiye
(1985) Cilalı İbo Beni Anneme Götür
(1987) Islak Sokak
(1991) Bir Kadın Düşmanı
(2006) Amerikalılar Karadeniz'de 2
(2009) Güneşi Gördüm

Rol aldığı dizi filmler;
(1993) Bizim Mahalle (Kamil rolünde)
(2000) Tirvana
(2002) Kumsaldaki İzler(Hüseyin rolünde)
(2002) Kınalı Kar (Kamil rolünde)
(2003) Ölümsüz Aşk (Naci rolünde)
(2005) Sensiz Olmuyor (Osman Reis rolünde)
(2006) Karagümrük Yanıyor (Kurban rolünde)
(2006) Sev Kardeşim (Ahmet Kalabık rolünde)
(2007) Komedi HYPERLINK "http://tr.wikipedia.org/wiki/Komedi_D%C3%BCkkan%C4%B1"Dükkânı, (konuk oyuncu)
(2008 )Aşkım HYPERLINK "http://tr.wikipedia.org/wiki/A%C5%9Fk%C4%B1m_A%C5%9Fk%C4%B1m"Aşkım (Osman rolünde)
(2008 )Küçük Kadınlar
(2009) Hırçın Kız Kadife, (konuk oyuncu)

Bin dokuz yüz kırk yedi senesinde Perşembe’de doğan Kamil Sönmez, altmış beş yıllık ömrüne çok şey sığdırdı muhakkak. O, şimdi, doğduğu köyünde, türkülerini söylediği o coğrafyanın doyumsuz manzarası kucağında sonsuzlukta. Soğuk bir kış günü sımsıcak hislerle uğurladı onu sevenleri ve şu yeryüzü var oldukça da aynı sıcaklıkla yaşayacak anılarda, yüreklerde…
Ölmek için doğmuş olmamız yeterli sebeptir. Bir gün hepimiz, sırf bu sebepten dolayı ölüp gideceğiz… Sen de gideceksin, o da gidecek, bu da gidecek… Baki kalan şu kubbede hoş bir seda olacak… İyi ki Kamil Sönmez de o hoş sedaları edenlerdendi. Onunla aynı çağda yaşamış olmak, onun sesinden türküler dinlememiş olmak, onu tanımış olmak büyük bir ayrıcalıktır…
-Derler ki; menekşenin moru azmi, cesareti ve direnci sembolize edermiş, beyazıysa saflığı, asaleti ve erdemi. Kamil Sönmez’in tabutunun üzerinde renklerini mor menekşeden alan Orduspor forması vardı. Bu yönüyle ne de yakışmıştı ona mor menekşe ironisi. Toprağın bol olsun ,ışıklar içinde yat Kamil Sönmez

Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:49

ORDU İÇİN KRİTER

Ordu şehri geleceğe aydınlık bakma adına Ordu ekonomisine yönverecek Ordu ilimizin yerelde ve Ankara nezninde ülke nezninde hakkını arayacak siyasilerimizden sonuçta Ordu ilimizin yarınlarına etki edecek tüm seçimlerde Ordu nasıl kazanırı konuşmak ve gereğini yapmak gerekiyor.
Ordu ilimiz de 17 Şubatta Ordu Ticaret Borsası seçimleri var.Seçimlere Fındık sektörünün köklü firmalarından  Çebi Fındık sanayinin  3 kuşak temsilcisi sayın Ali  Çebi aday adaylığını resmen yönetim kurulu ile beraber yaptığı basın toplantısyla kamoyu ile paylaştı. Seçimlerde ki rakibi geçen döndem de Borsa seçimlerine aday olan Fındık Tüccarı sayın Ziver kahraman  Ordu Ticaret Borsası Fındığın en fazla tesciledildiği lider bir borsa dileriz,seçimlerde  kim seçilirse seçilsin Fındık sektörünün tüm aktörleri Üreticiden, manavdan, Fındık fabrikacısına,İhracatcısına kadar, Fındık komisyoncularıda dahil aynı gemide olduklarını hatırlayarak birlik ve beraberlik mesajları vermeleri fındık sektörü adına yararlı olacak.Diğer tarafda OTSO Seçimleri yapılacak. OTSO Başkanı sayın Servet Şahin tekrar aday olduğunu açıkladı.
OTSO seçimlerine işadamı sayın Burhan Çamak da aday olduğunu açıkladı. Şimdi  ilk iki seçimlere bu isimlerle giderken önümüzde ki süreç Ordu Belediye Seçimlerine  ve devamında genelseçimlere kadar gidecek.
Ordu şehri  daha  fazla kaliteli hizmeti nasıl alacaksa nasıl hızlı kalkınacaksa bu yönde  seçimlerde oy kullanmalı ve sonuçta kazanan Ordu olmalıdır.Kişilerin menfaatlerinin Ordu ilinin önüne geçmesine müsaade etmeden Ordu adına yapılan güzel işleri alkılayan yeri geldiğinde Ordu’nun menfaatlerini yüksek sesle ortaya koyacak tarafsız tüm kesimleri kucaklayan insanlardanoluşmasını Ordu adına tescil etmeliyiz. Ordu kazanacaksa birileri biz kayıp etmeye Ordu adına hazırız diyebilmelidir. Siz eğer Ünüversiteyi bitiren bir gençi Ordu ya davet edebilirsanız iş aş sağlıyabiliyorsanız işte o zaman Ordu ili gelişmişlikde ve kalkınmışlıkdan büyük adım atmış olacak. Ordu adına büyük şans olan sayın İçişleri Bakanımız İdris NaimŞahin ordu ilimizin devasa projelerinin resmiyet kazanmasını sağlıyarak Ordu ilinin geleceğe aydınlık bakmasını sağlamıştır. Ordu adına alkışlıyor ve takdir ediyoruz.
Her şey daha güzel bir Ordu için.

Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:45

“UNUTTURULAN GÜNDEMLER”

Her gün gündem değişiyor…
Her gün gündem değiştiriliyor…
Zaten Başbakan Erdoğan “gündemi ben belirlerim” demişti…
Aynen de dediği gibi oluyor;
Düşürmek istediği gündemi anında değiştirebiliyor…
Bazı gündemler “in” yapılınca, önemli gündemler “out” oluyor…
 Gündemde tutulanlar;
Ergenekon davası
Balyoz davası

28 Şubat süreci
Şike davası
Özal öldürüldü mü?
Kürt sorunu
Terör sorunu
İmralı ile görüşmeler
Terör örgütü liderine “ev hapsi”
Suriye konusu
Patriotların yerleştirilmesi ve füze kalkanı sistemi
Yeni Anayasa
Vs…
Gündemden çıkarılanlar;
Dokunulmazlıkların kaldırılması
Sivas katliamının zaman aşımına uğratılması
Deniz Feneri davasının düşmesi
Uludere katliamı
Suriye tarafından düşürüldüğü söylenen uçağımızda şehit olan iki pilotumuzun otopsi sonuçlarının hala açıklanmaması
Suriye ve Irak tarafından kaçırılan askerlerimiz ve gazetecilerimizin durumu
Siyasi partiler kanunun değiştirilmesi
1999 Marmara ve Van depremi
Olası büyük depremlere karşı önlem alınması
Cumhuriyet bayramlarının kutlanması
100’e yakın gazetecinin tutuklanması
Üniversite öğrencilerinin 3 yıl’ı aşkın süre hapiste tutulması
Avrupa Birliği Müzakereleri
Memur ve emekli maaşlarına zam yapılması
Vs…
Bu iki listeye dilediğiniz gibi ekleme yapabilirsiniz…
Gündemi değiştirme konusunda dünya’nın en başarılı ülkesiyiz…
Bana unutturduğun gündemini söyle, sana siyasi iktidarın kim olduğunu söyleyeyim…
Hangi listenin daha önemli olduğuna siz karar verin…
Bence; gündemden çıkarılanlar, gündemde tutulanları döver!
Aslında “gündem” stratejisinin gerçeğini en iyi Goebbels’ın Hitler’e söylediği şu söz özetliyor "Bana vicdansız bir medya temin et, sana bilinçsiz bir halk sunayım..."
 
Dipnot:Bu satırları yazarken, haberlerde “Son Dakika” olarak Ege merkezli 6.2 büyüklüğünde deprem olduğu belirtiliyor. Hep birlikte öngörümüzün analizini yapalım; bu gece haber kanallarında deprem ile ilgili yayınlar yapılacak, deprem uzmanları televizyonlara görsel ya da telefon ile bağlanacaklar, 6.2 mi yoksa 5.5 mi diyecekler, öncü mü yoksa artçı mı yorumları yapacaklar, birbirlerinin analizlerini yalanlayacak şekilde “benim analizim doğru” imajı vermeye kalkacaklar, gelecek ile ilgili “İstanbul’da deprem olur mu, olmaz mı” diye tartışmalar yaşanacak, Başbakan da dâhil herkes “geçmiş olsun” dileklerini sunacaklar ve sonuçta deprem ile ilgili herhangi bir somut sonuca varılamayacak, somut adım atılmayacak. Sonuçta tüm konuşulanlar “sözde” kalacak ve iş, işten geçmiş olacak. Ve böyle giderse hepimize şimdiden “gerçekten büyük geçmiş olsun!”
 
 

Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:40

ORDU’NUN KAYIP TRİLYONLARI…!

Bir zamanlar, siyasi tarihimizde geniş yankılar uyandıran bir “kayıp trilyon” davasına tanık olmuştuk. Bazı siyasetçiler yargı önüne çıkarılmış, kayıp paranın da ödenmesine karar verilmişti.
Bugün itibariyle, paranın ödenip-ödenmediğini bilemiyorum. Ancak kaybolduğu söylenen trilyonun, bir sorumlusu bulunmuştu hiç olmazsa…
 Söz konusu para, o günkü para birimi ile 1 trilyon olmasına rağmen, bunun kamuoyunda büyük bir yankısı olmuştu o dönemde…
Şimdi hemen aklınıza şu gelecek: Bir siyasi partinin kayıp trilyonu ile Ordu’nun ne alakası var?
Belki çoğumuzun gözünden kaçtı ama, Ordu ili olarak, bizim de kaybolan trilyonlarımız var…! Nasıl mı?
Ordu ilinin 2011 yılındaki fındık rekoltesi, 138 bin ton olarak gerçekleşmiş. 2011 yıl sonu itibariyle, fındık fiyatları 6.50 TL civarında seyrediyordu. Hatta fiyat bir ara, 7 lirayı bile geçti. 138 bin ton (yüz otuz sekiz milyon kg.) fındığın, ortalama 6.5 liradan satıldığını düşünürsek, Ordulu üreticilerin eline toplam olarak 897 trilyon (897 milyar) geçmiş olmalı.
2012 yılına geldiğimizde, Ordu’nun fındık rekoltesi %17’lik bir artışla 162 bin ton olmuş. Asıl felaket de burada başlamış. Fındık alım sezonunun başında, fiyatlar, bir yıl öncesinin yarısı olarak gerçekleşti ve önemli sayıda  üretici, fındığını 3.75 – 3.80 TL arasında satmak zorunda kaldı.
Bu günlerde ise, fındığın borsadaki fiyatı 4.30 TL. Bu fiyat ortalama fiyat bile değil. Ortalama fiyat alırsak, herhalde ortaya 4.15 TL. gibi bir fiyat çıkar.
Biz yine de iyimser hareket edelim ve rekolte rakamı olan 162 milyon kilo  fındığı 4.30 liradan sattığımızı düşünelim. Bu durumda bütün Ordulu üreticilerin  eline geçecek para 696 trilyon (696 milyar tl.) oluyor.
2011 yılında gerçekleştiğini düşündüğümüz 897 trilyonluk hasılattan,  2012 yılında gerçekleşeceğini tahmin ettiğimiz 696 trilyonu düşersek, ortaya 201 trilyon gibi bir rakam çıkar.
İşte bu 201 trilyon, sadece Ordulu fındık üreticisinin bir yıllık gelir kaybı. Bir başka ifade ile, bir yıl öncesine göre, %22.5 oranında daha az bir para…
Oysa geçen bir yıl içerisinde, fındık üretim ve hasadı ile ilgili giderler, ortalama %20 oranında artmış. Hal böyle olunca da, borçlar artmış, sıkıntılar çoğalmış, kırsal alanda göçler hızlanmış.
Meseleye toplu rakamlarla değil de, bireysel üretici ölçeğinde bakalım. Bir yıl evvel 1000 kg. fındık satan bir üretecinin eline 6.500 TL. geçerken, bir yıl sonra aynı fındığı satan üretici ancak 4.300 TL alabiliyor. Bir yıl içerisindeki gelir kaybı, bir ton fındıkta 1.700 TL.
Şimdi gelelim hayatın gerçeklerine…
Bir yıl içerisinde, 201 trilyon para kaybeden Ordulu üretici, bu kaybını nereden karşılayacak? Kimin kapısını çalacak? Bunun sonu nereye varacak?
Gördüklerimize dikkat edersek, işin sonunun nereye varacağı belli gibi.. Artık köyler tenhalaşıyor, üretici vasfı taşıyan insan sayısı giderek azalıyor. İnsanlar geçimlerini sağlamak için, bağını bahçesini terk ediyor. Eğer böyle giderse, fındık hasadı bekli de yapılamayacak, belki de bahçelerde kalacak.
Tabii ki bu sorun, sadece fındıkta yaşanmıyor. Tarım sektörü giderek, kısır bir döngüye giriyor.
Üretim yapmak için, üretici olması gerekiyor. Yeter sayıda üretici olması için de, üreticinin para kazanması gerekiyor. Zaten asıl sıkıntı da burada başlıyor. Para kazanamayan, sürekli geçim sıkıntısı çeken ve maalesef sürekli borçlanan üretici de, toprağını terk ediyor.
Giderek gelişen ekonomilerde, tarıma bağlı nüfusun azaltılması, bunun belli bir orana düşürülmesi, ideal olan bir politikadır. Ancak bu iş, ülkemizde planlı değil, plansız bir şekilde gerçekleşmektedir.
Tarım sektöründeki fazla nüfus, planlı bir şekilde sanayi, turizm, hizmet sektörlerine aktarılmamakta, olay “toprağını terk şeklinde, kaçış şeklinde” gerçekleşmektedir.
Bunun sonucunda da, plansız büyüyen şehirler ve bunların banliyölerini işgal eden, vasıfsız bir nüfus ortaya çıkmaktadır.
İşte, kaybolan trilyonların yarattığı tablo bu…
Aynı problem, fındıkla ekonomisini yönlendirmeye çalışan diğer illerde de var. Ancak biz, önce kendi derdimize yanalım.
Gerçekten soruyorum: Ordu’nun, Ordulunun kayıp trilyonları nerede?
           
           
 
Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:38

ORDU ZİRAAT ODASI KAPATILDI!

Türkiye'nin En Büyük Ziraat Odası unvanına sahip Ordu Ziraat Odası Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) tarafından kapatılarak Perşembe Ziraat Odası'na bağlandı. 24 bin kayıtlı üyesi ile 190 bin çiftçiye hizmet veren odada çiftçilerin mağdur olmaması için oda ile ilgili işlemlerin Perşembe Ziraat Odası'nda yapılabileceği bildirildi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu, Ordu Ziraat Odası’nın, özellikle çiftçilerin daha fazla mağdur edilmemesi için kapatılmasına karar verdi.
TZOB Yönetim Kurulu, Ocak ayı Olağan Toplantısı’nda, “zimmet” ve “görevi kötüye kullanma” gibi fiiller sonucu başlatılan kanuni ve idari soruşturmaların ardından görevden alınan eski yönetiminin, Birlik talimat ve kararlarına uymamakta ısrar etmesiyle çalışamaz hale gelen Ordu Ziraat Odası ile ilgili raporları görüşerek sonuca bağladı. Yönetim Kurulu’nun toplantısının ardından TZOB’dan yapılan açıklamada, kapatma sürecine gelinceye kadarki gelişmeler ile kapatma kararının alınmasının gerekçeleri kamuoyuyla paylaşıldı.
Müfettişlerce Ordu Ziraat Odası’nda yapılan denetim sonucunda, kanuni ve idari soruşturma raporu düzenlendiği, söz konusu müfettiş raporlarının Birlik Yönetim Kurulu’nun 4 Ekim 2012 tarihli toplantısında görüşüldüğü belirtilen açıklamada, şöyle denildi:
“Bu toplantıda; zimmet ve görevi kötüye kullanma fiilleri ile Oda zararına sebebiyet verenler hakkında yasal işlemlerin yapılması için Kanuni Soruşturma Raporunun Ordu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine; İdari Soruşturma Raporu'nda öngörülen idari tedbirlerle ilgili yasal işlemlerin tesis edilmesi için Ordu Ziraat Odası’na gerekli talimatların yazılmasına karar verilmiş, karar gereği Ordu Ziraat Odası Meclisi’ne 13 Aralık 2012’de talimat yazılmıştır. Söz konusu Birlik talimatı, 5 Kasım ve 26 Kasım 2012’deki Birlik yazılarıyla tekit edilmesine rağmen, Ordu Ziraat Odası Meclisi’nce, yasal süresi içinde Birlik kararları doğrultusunda işlem tesis edilmeyerek Birlik kararlarına uymamakta ısrar edilmiştir.”
Bu hukuki durum karşısında, Birlik Yönetim Kurulu’nun 12 Aralık 2012 tarihli toplantısında Ordu Ziraat Odası Meclisinin görevden alındığı, ayrıca, yeni oda meclisi seçilinceye kadar kanunda ve tüzükte gösterilen görevlerin yürütülmesi için isim belirlendiği kaydedilen açıklamada, bu durumun, Ordu Ziraat Odası’nın yanı sıra ilgili banka şubelerine de iletildiği belirtildi.
Açıklamaya göre, "Birlik Yönetim Kurulu kararıyla görevden alınan ve hiçbir yasal yetkileri bulunmayan Ordu Ziraat Odası eski organlarınca yürütülen bu seçime, Ordu Merkez İlçe Seçim Kurulu nezdinde yaptığımız itirazımız reddedilmiştir. Ordu Merkez İlçe Seçim Kurulunun bu ret kararına karşı, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) nezdinde yaptığımız itiraz üzerine ise, YSK, 22 Aralık 2012’de, Ordu Ziraat Odası Olağanüstü Genel Kurulu Organ Seçimlerinin iptaline karar vermiştir. Yüksek Seçim Kurulu bu kararıyla, Birlik Yönetim Kurulunun, Ordu Ziraat Odası Meclisi’nin görevden alınmasına ilişkin kararının yasal; görevden alınan organlarca yürütülen işlemlerin ‘yok hükmünde’ olduğunu, bu nedenle ‘tam kanunsuzluk hali’ oluşturduğunu, hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya koymuştur.”

 “HUKUKİ DURUMA RAĞMEN FİİLİ İŞGAL DEVAM ETTİ”
Tüm bu hukuki durumlar karşısında, yasal hiçbir görev ve yetkisi bulunmayan Ordu Ziraat Odası eski yöneticilerinin, Ordu Ziraat Odası’nı fiilen işgal eylemlerini sürdürdüğüne, Birlik Yönetimince görevlendirilen yasal yetkili heyeti Oda binasına sokmayarak, bu hususta tehdit ve zor kullanarak görev yapmalarını engellendiğine işaret edilen açıklamada, şöyle denildi; “Birlikçe, yönetime görevlendirilen heyet ve devir teslim için görevli Müfettişler, 2 Ocak 2013 tarihinde bir kez daha görev yapmak üzere Oda binasına gitmişler, ancak eski yöneticilerin fiili müdahaleleriyle karşılaştıkları için durumu Emniyet görevlilerinin de iştirak ettiği üçüncü bir tutanakla tespit ederek Cumhuriyet Savcılığı’na ikinci kez suç duyurusunda bulunmuşlardır. Ordu Ziraat Odası’nın görevden alınan eski yöneticilerinin tüm bu haksız, hukuksuz ve yetkisiz fiili işgalleri nedeniyle, Ordu Ziraat Odası 14 Aralık 2012 tarihinden beri fiilen faaliyetini sürdürememekte, hukuki iş ve işlemlerini yapamamakta, Kanunda gösterilen hizmetleri yerine getirememektedir. Bu hususta, herhangi bir şekilde yürütülen işlemler ise yetkisiz kişiler marifetiyle yapıldığı için yok hükmünde olmaktadır."
 Açıklamada, Birlik Yönetim Kurulunca görevlendirilen heyet üyeleri, konakladıkları otelin salonunda toplanarak seçim ve disiplinle ilgili acil kararları almak zorunda kalmışlar, ancak yeni üye kayıtları, sona eren üyeliklerin düşürülmesi, yasal sürelere tabi SGK ve mali bildirimler, yönetim kurulu kararını gerektiren harcamalar gibi yönetim kurulu kararı gerektiren iş ve işlemler gerçekleştirilemediği gibi, Ordu ilinde bulunan tüm banka şubelerine ve Mülki İdare birimlerine yaptığımız bildirimler nedeniyle, odayı fiilen elinde bulunduran yetkisiz kişilerce de hiçbir işlem yapılamamaktadır" denildi. Açıklamada ayrıca şu görüşler dile getirildi: "Varsa da zaten yaptıkları işlemler yok hükmündedir. Yukarıda izah ettiğimiz fiili işgal, gerek oda tüzel kişiliğinin, gerekse de çiftçilerimizin fevkalade ağır zararlara uğramasına neden olmuştur. Ordu Ziraat Odası’nın 12 Aralık 2012 tarihinden Birliğimizce kapatma kararının alındığı tarihe kadar geçen sürede Oda Meclisi yoktur, Oda Yönetim Kurulu yoktur. Birlik Yönetim Kurulunca odayı yönetmekle görevli kayyım heyeti oda binasına girememektedir. Birlik tarafından Oda'nın banka hesapları dondurulmuş, Yüksek Seçim Kurulu, Oda’nın İlçe Seçim Kurulu gözetiminde yapmış olduğu olağanüstü organ seçimlerini iptal etmiş, iç sürtüşmeler, sahipsizlik, başıboşluk odayı işlemez hale getirmiş, nihayet tüm bunlar odanın uzun süredir faal olmadığını ortaya koymuştur. Bunların yanı sıra, Oda eski başkanı ve eski yöneticilerinin çeşitli televizyon kanallarında ve yerel basında Oda tüzel kişiliğini, Birliğimizi ve nihayet temsil ettiğimiz kitleyi rahatsız ve rencide edici beyanlar vermesinin engellenmesi ve böylece Teşkilatımızın daha fazla yıpranmasının önüne geçilmesi icap etmiştir.”

ODA, FAALİYETLERİNİ YÜRÜTEMEZ HALE GELMİŞTİR
 Uğranılan zararların telafisi imkânsız boyutlara ulaşmaması için, yetkisiz kişilerin hukuk dışı müdahaleleri nedeniyle faaliyetleri tamamen durmuş bulunan, Kanunda gösterilen faaliyetlerini yürütemez hale gelen Ordu Ziraat Odası’nın, ilgili kanun kapsamında; özellikle çiftçilerin daha fazla mağdur edilmemesi için kapatılmasının kararlaştırıldığı bildirilen açıklamada, alınan karalara ilişkin şöyle denildi; “TZOB Yönetim Kurulumuz, kapatma kararının Mülki Amirliğe bildirilerek Ordu Ziraat Odası’nın tüzel kişiliğinin sona erdirilmesine, odası kapatılan Ordu İli Merkez İlçesinin, Perşembe Ziraat Odası’nın faaliyet alanı içine alınarak bu odaya bağlı temsilcilik olarak faaliyetini sürdürmesine, kapatılan Ordu Ziraat Odası’nın bütün borç, alacak, demirbaş, taşıt araçları, menkul ve gayrimenkulleri, iştirakleri, para ve para hükmündeki kıymetleri ve diğer tüm varlıklarının yanı sıra üye kayıtlarının yediemin sıfatıyla faaliyet alanı içine alınan odaya devredilmesine, tüzel kişiliği sona eren Ordu Ziraat Odası’nın, kayyım heyetince görevden alınmış olan Genel Sekreter Vekili İsmail Bacınoğlu dışındaki mevcut kadrolu personeli ile sözleşmeli tarım danışmanlarının kadrolarının korunmak suretiyle bağlanan odaya aktarılmasına; diğer sözleşmeli ve yevmiyeli personelin, odanın kapatıldığı tarih itibarıyla SGK’ya bildirilerek sözleşmelerinin sona erdirilmesine, odaya ait borç ve alacakların devir ve takibinde hassasiyet gösterilerek; işlemlerin tamamlanmasına, müfettişlikçe tespit edilen oda zararlarının ilgililerden rızaen, bu mümkün olmadığı takdirde yasal yollardan takibinin yapılmasına, ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar edilen hususların akıbetinin özenle takip edilmesine karar vermiştir.” İHA
Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:36

BU ADAM TOZ İLACI NEREDEN BULDU?

Giresun Ziraat Odası Başkanı Özer Akbaşlı, “Giresun’da 101 bin, Ordu’da 113 bin fındık üreticisi var. Toplasanız 10 tane toz ilaç kullanan üretici bulamazsınız. Belgeselde, bu ilacı kullanan adama o ilacı nereden bulduğunu sormak lazım” dedi.
Almanya’da yayın yapan ZDF televizyonunun Ordu’da fındık bahçeleri ve çeşitli mekânlarda yaptığı 29 dakikalık belgesel çekiminde toz ilaç kullanımını ön plana çıkartmasına tepkiler sürüyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Özer Akbaşlı, Ordu ve Giresun’da toz ilaç satışının ve kullanımının yasak olduğunu belirterek, “Bu belgeseldeki çiftçiyi bulup bu olayları açığa kavuşturmak lazım. Artık ilaçlar zirai reçetelerle veriliyor” diye konuştu.
 
Fındıkta zehirli kalıntı olmaz
Fındıkta zehirli kalıntıların olamayacağını belirten Akbaşlı, “Dünyaya ihraç edilen fındığın tamamı akredite edilmiş laboratuarlarda teste tabi tutuluyor. Onların belgeselde söylediği gibi fındıkta zehirli bir kalıntı olması mümkün değil. Böyle olsa dünya bizim fındığımızı yemez. En ufak bir şey olmuş olsa Avrupa Birliği ülkeleri bunu kabul etmez. Bugün Türk fındığının tamamı Avrupa Birliği Gıda kodeksine uygun. Birde toz ilacı satışı yıllardır yasak. Bu ilacı kullanan adama o ilacı nereden bulduğunu sormak lazım. Bu belgeseldeki çiftçiyi bulup bu olayları açığa kavuşturmak lazım. Artık ilaçlar zirai reçetelerle veriliyor” şeklinde konuştu. 
 
Ordu’da arıcılık var toz ilaç kullanılamaz
O belgeselde yayınlanan görüntülerin fındık tarımı için örnek olmayacağını dile getiren Akbaşlı, “Avrupalı bu belgeselin seyredildiğinde Türkiye’de fındık tarımda kullanılan ilaçlama net bir intiba bırakır mı bilemem. Ben şunu söyleyebilirim  ben o belgeseldeki çiftçinin diğer çiftçiler için örnek olacağına inanmıyorum. Ordu’da arıcılığın çok yoğun bir şekilde yapıldığı ilimizde toz ilaç zaten arılar tarafından şikayet ediyor. Ordu artık bal üretiminde Türkiye’de ilk sırada ve her köyde arı var. Toz ilacın kullanılması yasak. Köylü yasak bulup ta yapıyorsa Giresun’da 101 bin, Ordu’da 113 bin fındık üreticisinin içerisinde 10 tane olmaz. Bu Ordu’da da böyledir. Olmayan bir konu hakkında bir belgesel çekimi yapılıp, hala Türkiye’de zararlılarla böyle mücadele ediliyor denilmesi doğru değil”
 
Ben olsam belgeselcileri ikna ederdim
Yayınlanan belgeseli önemsiz ve gereksiz olarak nitelendiren Akbaşlı sözlerini şöyle sürdürdü; “O gazeteci arkadaşımızın oradaki görevini bilmiyorum ama benim böyle bir konuda haberim olsaydı kendileriyle konuşup ikna ederdim. Bir tane yapan üreticiyi bulup tamamı böyle yapılıyor denilmesi çok yanlış bir şey. Ben bu belgeseli tamamen önemsiz bir belgesel olarak düşündüm. İki tane adam gelmiş bir yayın yapıyor” Ordu OLAY
 

Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:34

KAR GEÇİT VERMİYOR

Yoğun kar yağışı nedeniyle Ordu’da 383 köy yolu ulaşıma kapandı.
Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, merkezde 30, Akkuş'ta 32, Aybastı'da 8, Çamaş'ta 6, Çatalpınar'da 11, Çaybaşı'nda 6, Fatsa'da 18, Gölköy'de 17, Gülyalı'da 2, Gürgentepe'de 8, İkizce'de 7, Kabadüz'de 11, Kabataş'ta 2, Korgan'da 16, Kumru 28, Mesudiye'de 57, Perşembe ile Ulubey'de 35'er ve Ünye'de 54 köy yolunun ulaşıma kapandı.
Açıklamada, İl Özel İdaresi ekiplerince kar temizleme çalışmalarının aralıksız olarak sürdürüldüğü kaydedildi. AA
Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:32

TİCARET BORSASINA İLK RESMİ ADAY

Fındık tüccarı Ali Çebi Ordu Ticaret Borsası Başkanlığı’na aday olduğunu açıkladı. 19 Eylül Ordu Gazeteciler Derneği’nde bir basın açıklaması yapan Çebi, Şubat ayı içerisinde yapılması planlanan seçimlerde aday olduğunu bildirdi.
Fındık ihracatçısı Ali Çebi Ordu Ticaret Borsası Başkanlığı’na ilk resmi aday oldu. 19 Eylül Ordu Gazeteciler Derneği’nde bir basın açıklaması yapan Çebi, Şubat ayı içerisinde yapılması planlanan seçimlerde aday olduğunu bildirdi.
Çebi açıklamasında, “Hepinizin bildiği gibi 17 Şubat 2013 tarihinde Ordu Ticaret Borsamızın yeni dönem ile ilgili başkanlık ve meclis üyesi seçimi gerçekleştirilecektir. Biz bu seçimlere Türkiye'nin en fazla fındığının tescil edildiği lider borsamız olan Ordu Ticaret Borsası'nın 15 ilçemizdeki ve merkezdeki delegelerimizin desteğini alarak ben, çalışma arkadaşlarım ile birlikte aday olduğumuzu resmen açıklıyoruz. Öncelikle 1936 yılından bugüne Ordu Ticaret Borsası'nın bugünlere gelmesini sağlayan tüm eski başkan, yönetim kurulu, meclis üyeleri, delegeleri ve çalışanlarına sonsuz teşekkür ederim. Meclisimizle birlikte fındık sektöründe üreticisinden manavına, fabrikacısından sanayici ve ihracatçısına zincirin değişmez ve birbirinden ayrılmaz birer halka olduğunu belirterek aynı geminin içinde olduğumuzu üstüne basarak belirtmek istiyoruz. Biz bu bağlamda sektör içi ayrım yapılmasına kesinlikle karşıyız. Biz bir aileyiz. Bu aile birbirine ne rakip olabilir ne de düşman olabilir. Bu aile birbirinin kardeşi, birbirinin ortağıdır. Hedefimiz yeni dönemde meclisimiz ile beraber tüm delegelerin desteğini alarak Ordu Ticaret Borsası'nı her alanda lider borsa haline getirmektir. Bu yolda yürümeye de tüm kesimleri kucaklayarak ve sevgi bağını kuvvetlendirerek başlayacağız. 15 ilçe ve merkez tüm üyelerimiz ile sık sık bir araya gelerek üyelerimizin, üreticilerimizin ve sektörümüzün sorunlarına büyük hassasiyet gösterip çözümü için aynı hassasiyetle çaba harcayacağız. Projelerimizi üyelerimiz ile paylaşarak ülke geneli ve Ankara nezdinde daha fazla söz sahibi olacağız. Bu vesile ile 17 Şubat 2013 tarihinde Ordu Ticaret Borsası seçimlerine meclisimiz ile beraber adaylığımızı yineler, hayırlara vesile olmasını dilerim" Ordu OLAY Murat GÜRSOY

 

Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:31

KOBİ’LERE 10 MİLYON TL DESTEK VAR

Doğu Karadeniz Bölgesi Kalkınma Ajansının (DOKA) imalatçı bölge KOBİ’lerine yönelik olarak 2013 yılında vereceği imalat sanayi ile kültür ve turizm alanlarındaki projelerine yönelik destekleri hakkında eğitim verilecek. Bilgilendirme 9 tarihinde Gölköy’de başlayacak.  
Doğu Karadeniz'de bölgesel gelişmeyi hızlandırmayı, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmayı amaçlayan Kalkınma Bakanlığına bağlı Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) tarafından Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) desteklenmesi amacıyla ''İmalat Sanayi Mali Destek Programı” ile "Kültür ve Turizme Yönelik Altyapı Mali Destek Programı" teklif çağrısı başladı.
 
“Bütçe 10.000.000 TL”
“İmalat Sanayi alanındaki destekler, KOBİ niteliğindeki kâr amacı güden ve imalat sanayi alanında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilere yöneliktir” olduğun söyleyen Ordu Valisi Orhan Düzgün, bu programın amacı, bölgede imalat sanayii alanında faaliyet gösteren işletmelerin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, üretim kapasitelerinin, ürün çeşitliliğinin, ar-ge, reklam, tanıtım, pazarlama yeteneklerinin geliştirilmesi ve bu sayede sağladıkları katma değer ile birlikte rekabet edebilirlik düzeylerinin yükseltilmesi olup, programın bütçesi ise 10.000.000 TL’dir” dedi.
 
“Destekler geri ödemesiz”
Bir başvuru sahibi için asgari ve azami destek tutarlarının 40.000 TL ile 400.000 TL arasında olduğunu belirten Vali DÜZGÜN, ”Destekler tamamen geri ödemesiz hibe şeklinde sağlanacaktır. Ajans tarafından verilen toplam destek, projenin toplam uygun maliyetinin % 25’i ile % 50’si arasında değişebilecektir” diye konuştu.
 
“Son tarih 25 Mart 2013”
''İmalat Sanayi Mali Destek Programı” kapsamında projelerine destek almak isteyen işletmelerin, 25 Mart 2013'e kadar başvuruda bulunması gerektiğini vurgulayan Vali Orhan DÜZGÜN, başvuruların ardından yapılacak değerlendirme ile desteklenecek projelerin belirleneceğini söyledi.
 
“Kültür ve turizm projelerine 5 Milyon TL hibe”
Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA)’nın, tarihi ve doğal güzellikleri ile öne çıkan Doğu Karadeniz'deki turizm potansiyelini geliştirmeyi ve yöreyi cazibe merkezi yapmayı amaçlayan ''Kültür ve Turizme Yönelik Altyapı Mali Destek Programı'' kapsamında yöredeki kültür ve turizm projelerini desteklemek için 5 milyon liralık hibe vereceğini anlatan Vali DÜZGÜN, "Kültür ve Turizme Yönelik Altyapı Mali Destek Programı’nın amacı, bölgenin Kültür ve Turizm potansiyelini harekete geçirerek, bölgedeki ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sağlamak, Bölgenin doğal yapısının ve kaynaklarının korunması, tarihi, doğal ve kültürel potansiyelin harekete geçirilmesi, sürdürülebilir turizm altyapısının ortaya çıkarılması, mekan ve yaşam kalitesinin artırılması, etkin tanıtım politikalarıyla bölgenin ve bölgedeki illerin markalaştırılması, kültürün korunması ve geliştirilmesi, bölgeye gelen turist sayısını ve ortalama kalış süresini artırarak turizm sezonunun genişletilmesi ve bu suretle bölgenin turistik cazibe merkezi haline getirilmesidir” dedi.
 
“Program başına 400 bin TL hibe”
"Kültür ve Turizme Yönelik Altyapı Mali Destek Programı" kapsamında proje üreten kaymakamlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının bölge, il ve ilçe müdürlükleri, bakanlıklara bağlı kurum, kuruluş ve enstitüler, yerel Yönetimler, 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu doğrultusunda kurulmuş birlikler, üniversiteler, sanayi ve ticaret odaları, kâr amacı gütmeyen kooperatifler, sivil toplum kuruluşlarına (STK) proje başına 40 bin ile 400 bin liralık hibe verileceğini belirten Vali Orhan DÜZGÜN, kültür ve turizme yönelik projeleri desteklemek için projesi uygun görülen yerel yönetimler, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, STK'lar, ticaret ve sanayi odaları ile kar amacı gütmeyen kooperatiflere toplam 5 milyon lira tutarında mali destek sağlanacağını ve desteğin hibe şeklinde olacağını ifade etti. Desteklenecek projelerin gerekli değerlendirmenin ardından belirleneceğini kaydeden Vali DÜZGÜN, destekten yararlanmak isteyenlerin 25 Mart 2013'e kadar DOKA'ya başvurmasını istedi.
 
“Eğitim toplantıları 9 Ocak’ta başlıyor”
DOKA’nın ''İmalat Sanayi Mali Destek Programı” ile "Kültür ve Turizme Yönelik Altyapı Mali Destek Programı" proje teklif çağrısına ilişkin ‘Bilgilendirme Toplantıları’ ise, 9 Ocak 2013 tarihinde saat 13.30’da Gölköy İlçe Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda, 10 Ocak günü saat 13.30’da Fatsa İlçesinde Belediye Kültür Sarayı’nda, 11 Ocak 2013 tarihinde saat 13.30’da İl Merkezinde Valilik Toplantı Salonu’nda yapılacak. ‘Proje Başvuru, Hazırlama ve Eğitim Toplantısı’ ise, 21-22 Ocak 2013 tarihinde, 10.30-17.00 saatleri arasında Ordu Kültür Sanat Merkezi (OKSM) Büyük Salonu’nda gerçekleştirilecek.

 
Çarşamba, 09 Ocak 2013 12:27

KAR BİLE AYIRAMADI

Ordu'nun 'Altın Kızları' diye tabir edilen 82 yaşındaki üçüz ninelerden Hayriye Sarı, köyde mahsur kalınca İl Özel İdaresi ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekiplerince kurtarılarak, kardeşlerinin yanına götürüldü. Köydeki ev ve eşyalarının kaymakamlık tarafından yenileme çalışmasının sürmesi ve OrduValisi Orhan Düzgün'ün de yakından ilgilendiği üçüz ninelerden ikisi geçici süre için huzurevine yerleştirilmişti. Perşembe ilçesinin Yazlık köyündeki Hayriye Sarı ise yoğun karda mahsur kaldı. Orduİl Özel İdare ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'ne (AFAD) bağlı ekiplerin yoğun çalışması sonrası evinden alınan 82'lik Hayriye Sarı, Ordu'ya kardeşlerinin yanına getirildi. Kardeşleri Hacer ve Emriye Sarı'nın kapıda karşıladığı üçüz nineler, sarılarak birbirlerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.-CHA-
Sayfa 85 / 218