• dolar dolar 3.5042
  • euro euro 3.7349
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Detay Üst

FINDIĞIMIZ DA GÜREŞİMİZ GİBİ OLURSA!

FINDIĞIMIZ DA GÜREŞİMİZ GİBİ OLURSA!

Türkiye’nin dünyada fındıkta olan üstünlüğünden söz edip,  sanki piyasada tüm güç bizim elimizde imiş gibi davranırken, gelecek için gereken tedbirleri almayanlara tarihin sayfalarından bir gerçeği hatırlatmakta yarar var.

Güreş sporunda Dünya minderleri, bir zamanlar tamamen Türklerin hakimiyetinde idi.

Şimdi ise, dünya ve Avrupa şampiyonaları ile Olimpiyatlarda bir altın madalya kazandığımız zaman bayram ediyoruz.Onun için yakın bir gelecekte fındığımızda güreşimiz gibi olursa, kimse şaşırmasın.

 

FINDIKTA PAYIMIZ AZALIYOR

1980’de Anadolu Ajansı’nda göreve başladıktan sonra fındıkla ilgili yazdığımız haberlerin girişi genelde şöyle idi:

-“Dünya üretim ve ihracatının yüzde 75’e yakın kısmını elimizde bulundurduğumuz fındıkta….”

Bu giriş, AA’dan ayrıldıktan sonra da haber ve köşe yazılarımızda da devam etti.

Ama bugün artık aynı girişi yapmak mümkün değil!

Çünkü, özellikle üretim deki payımız artık aynı değil. Yakında buna paralel olarak ticaretteki de tarih olacak.

Uzun zamandır gerçek rakamlar üzerinden araştırmalar yapıyorum. Ortaya çıkan gerçek, payımızın giderek azaldığıdır.

Şimdi, ben çıkıp da; “Bir zamanlar yüzde 75 olan bu rakam, şimdi 70’lerin altına düşmüştür” dediğimde biliyorum ki itiraz edenler olacaktır.

Ama bu itirazcılar, bilsinler ki böyle, yani bu kafayla gidersek, yani “üretim az, fiyata yüksek olsun da ne olursa olsun” demeye devam edersek, çok değil 3-5 yıl sonra payın yüzde 50’lilere düşeceğini görmek için kahin olmaya gerek kalmayacaktır!

Bunlardan sadece bir tanesi ve en önemlisi şudur:

Biz 700 bin hektar alandan 600 bin ton fındığı bile (yani dekarda 100 kilonun altında) zorlanırken, elin oğlu (Şili, ABD, İtalya, Gürcistan, Azerbaycan) üretimini 2’ye 3’e katlamakla meşgul. Bizim ziraatçılar da fiyattan dem vurmakla!

Gerçek ortada, gidişat da iyi değildir. Sonucu anlamamak için akıl ve gerçek fukarası olmak yetip de artacaktır bile! Bizden söylemesi!

 

CİRAV’DAN 4 SATIRLA FINDIĞIN GİDİŞATI

Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Cirav’ın, gerçekleri satır arası yapmadan, uluorta söyleme gibi tercihi var. Hatta o yüzden “Ne evirip çeviriyorsun. Şunu ulu orta yazsana” diye sitem ettiği de olur!

Geçen gün, her zamanki gibi fındığı konuşurken, üretimden, tüketimden, almaktan satmaktan söz ettik durduk.

Mehmet Cirav, “Bak sana kısa bir özet yapayım” dedi ve 4 cümle ile ben diyeyim “fikrini beyan etti”, siz söyleyin “Gerçeği ortaya koydu.”

İşte o 4 satır:

 “Az üretip, pahalı satalım gibi sakat bir anlayışımız var. Doğrusu ise çok üretip, çok satarak kazanmaktır. Bunun için alana değil, üretime destek vermeliyiz. Fındıkta yanlış politikalar başka ülkelerdeki dikimi, dolayısıyla rakiplerimizi arttırıyor.”

 

FINDIĞIN SATICISI AZALIYOR, ALICISI ARTIYOR

Fatsa Ticaret Borsası Başkanı Ali Feyzi’nin, dünya fındık ticaretindeki satıcı ve alıcılarla ilgili beyanını okuyunca, “Allah Allah bunda bir terslik var” dedim. Ya da “Ali Bey tam tersini söylemiş de haberi yazan yanlış aksektirmiştir” diye düşündüm.

Çünkü, Ali Feyzi’nin “Fındık satıcısı çok, alıcısı az bir piyasaya sahiptir” ifadesi, benim bildiğim gerçeklerle ters orantılı… Rakamlarda ortada.

Dünya da fındık alıcısı olan ülke sayısı her geçen yıl artıyor. Bundan 20 yıl önce 80 olan alıcı yani alıcı ülke sayısı bugün 120’ye ulaşmıştır. “Satıcı” dediğimiz kesimin Türkiye cenahında ise ihracatçı sayısı aynı zaman diliminde neredeyse yüzde 50 oranında azalmıştır.

Sayın, Feyzi bu tabloyu ve gerçek rakamları her yerden, her zaman rahatlıkla öğrenebilir, alabilir.

 

FINDIK ÜRETİCİLERİNDEN; “ÜRÜNE DESTEK” ÇAĞRISI

“50 dönüm arazim var. İstanbul’dan geldim, topladım. 2 ton fındık aldım. Olsun. Devletten aldığım 50 dönüm destekleme parası bana yeter” diye hiç üzülmeden sıkıntı çekmeden konuşanı gördükten sonra “Dekara değil, ürüne” sloganının ne denli doğru olduğunu bir kere daha anlıyoruz.

Bunu; geçen hafta basın toplantısı düzenleyen Trabzon Fındık Üreticileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Albayrak’ın açıklamasında da görünce üretimin artması adına biraz biraz umutlanmaya başlamadım değil:

-“Defalarca açıkladığımız üzere, desteğin alana değil ürüne, fındıkta randımana göre belirlenerek verilmesinin, verim ve kaliteyi arttıracağını, alan bazlı desteğin dünyada örneğinin bulunmadığını, üretime hiçbir yararı olmadığını gördük. Ürüne verilmesinin çok daha yararlı sonuç getireceğine inanıyoruz.”

 

FİSKOBİRLİK NEDEN FINDIK ALAMIYOR?

Fiskobirlik’in Ünye Şube Başkanı Necdet Yılmaz’ın piyasadaki fiyattan şikayetini konu edip, “Birlik olarak fındığı piyasanın 50 kuruş daha fazlasına alıyoruz”  diyerek, adeta “Fındığınızı bize verin” dedi.

Hatta bununla da yetinmedi; “hiçbir ücret talep etmeden üreticinin fındığını emanete alıp sakladıklarını” da hatırlattı.

Sayın Yılmaz, hatırlattı hatırlatmasına da, üretici geçmişte Fiskobirlik’in kendilerine yaşattığı mağduriyeti hiç unutamıyor ki!

İsterse, “Piyasa fiyatının 50 kuruş değil, yüzde 50 fazlasına alıyoruz” desin!

Onun için, sadece ticarette değil, her konuda itibar ve güveni kaybetme de ne olursa olsun! Çünkü onun telafisi olmuyor!

 

FINDIĞA “AGANİGİ NAGANİ”DEN BAKARSANIZ, AYIP EDERSİNİZ!

İşinin ehli, yaşamı bir klinik olarak gören Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ile hafta başında İstanbul’da birlikteydik.

Hastalıklara karşı  değil, insan gibi yaşamak için gıdalardan hareketlere kadar neler yapılması, nelere dikkat edilmesi gerektiğini en iyi ve halkın anlayacağı ifadelerle ortaya koyan Prof. Dr. Müftüoğlu’na, “Ceviz mi, fındık mı?” diye soracak olduk; “Ceviz, fındık, badem fark etmez. Makul miktarlarda olmak şartıyla yağlı tohumlardan mutlaka öneriyorum” dediği vakit, kimilerinin bunu bir avuç olarak sanıp, iki elini birleştirmeye ölçü saymasın. Günde azami 30 gram, fındığa vurduğunuzda 40-45 tane…

Osman Hoca’nın, bir zamanlar çok dikkati çeken, “Aganigi nagani” reklamı deniyle adeta sadece enerji ve cinsellik ile hafızalarda yer eden fındık için 3 net cümlesi var:

-“Fındıkta olmayan hiç bir şey yok. Yani fındığa tek pencereden bakarsanız ayıp edersiniz. Fındık atıştırmalık bir ürün değil, yiyecektir.”

-Fındık ihracatı tepe taklak…

-2016-2017 sezonunun ilk ayında son 25 yılın miktar ve döviz bazında en düşük ihracatı yapıldı

-İhracattan sağlanan döviz geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 57 oranında azalarak 140 milyon dolara kadar düştü

Dünya fındık üretim ve ihracatının büyük kısmını elinde bulunduran Türkiye’nin, 1 Eylül’de başlayan 2016-2017 sezonunun ilk ayındaki ihracatı miktar ve döviz bazında son 25 yılın en düşük düzeyine indi.

Karadeniz Fındık ve Mamulleri Birliği’nden (KFMİB) alınan bilgiye göre, sezonun ilk ayı olan Eylül’de ülkemizden 15 bin 20 ton iç fındık ihraç edilerek karşılığında 140 milyon 298 bin dolar döviz girdisi elde edildi. İhraç edilen fındıkların 8 bin 769 tonluk bölümünü 2015, geri kalan 6 bin 250 tonunu ise 2016 ürünü fındıklar teşkil etti.

Geçen sezonun aynı döneminde ise 31 bin 300 ton iç fındık ihraç edilerek karşılığında 322 milyon 860 bin dolar döviz sağlanmıştı.

Edinilen bilgiye göre, fındıkta ihraç fiyatları hemen hemen aynı  oldu. Geçtiğimiz sezonun Eylül ayında kentali (100 kg) ortalama olarak 969 dolardan işlem gören standart fındıklar, bu sezonun aynı döneminde 967 dolardan alıcı buldu.

Yetkililer, ihracatta fiyatların aynı seviyede olmasına rağmen, fındığa olan dış talepte yüzde 50’inin üzerinde azalma yaşandığına dikkat çekerek, bunun baş nedeninin Türk fındığının fiyatının diğer üretici ülkelere göre daha yüksekliği olduğunu bildirdiler.

İthalatçı ülkelerin, ihtiyaçları olan fındıkları öncelikle fiyatın daha düşük olduğu Gürcistan, Azerbaycan, İtalya ve Amerika’dan temin etme yoluna gitmelerinin Türk fındığına olan talebin azalmasında önemli bir etken oldu. Ayrıca fındığa alternatif olan bademde fiyatın fındıktan daha düşük olmasına sanayicileri bu ürüne yönelttiği de bildiriliyor.

 



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

En Alt Reklam