• dolar dolar 3.4500
  • euro euro 3.6607
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Kalkınma ajanslarında derin sessizlik

Kalkınma ajanslarında derin sessizlik

Yenişafak yazarı Ahmet Ulusoy, dünkü yazısında DOKA’yı hedef alarak, “Hükümetin  bölgesel kalkınmayı destekleyen projelere teşvik verme arayışında olduğu (bu dönemde, kalkınma ajanslarının derin sessizliği üzücü ve düşündürücü.” dedi.

Yenişafak yazarı Ahmet Ulusoy, dünkü yazısında Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nı (DOKA)  kaleme aldı. Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Gümüşhane illerini kapsayan DOKA’nın 2011 yılından itiraberen düşen bütçesini eleştiren Ulusoy, başta merkezi yönetim olmak üzere birçok belediye ve diğer paydaşlarının yükümlülüklerini yerine getirmediğini kaydetti.

Ulusoy, yazısında şu ifadelerde bulundu: “Ajansların bütçesi, merkezi yönetim, belediyeler, il özel idareleri, ticaret ve sanayi odalarının gelirlerinden tahsis edilen kaynaklardan oluşmaktadır. Bütçe için finans sağlayan kurumlar yükümlülüklerini yerine getirmeyince garip bütçeler ortaya çıkmaktadır. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansının (DOKA) 2011 tahmini gelir bütçesi 48.5 milyon lira iken, gerçekleşen bütçesi sadece 7.3 milyon lira olmuş (yani tahmini bütçenin yüzde 15.9'u gerçekleşmiş). Bütçe sapmaları sonraki yıllar da devam etmiş, 2015 yılında 54 milyon lira gelir hedeflenen bütçede sadece 22 milyon liralık gelir elde edilebilmiş. Başta merkezi yönetim olmak üzere birçok belediye ve diğer paydaşlar yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. DOKA örneği Kalkınma ajansların tamamına yakını için söylenebilir. Bu bütçe uygulaması (önemli bir kısmı da personele gidiyor) kalkınma ajansların destek verme, mali kaynak ayırma, hizmet sunma temel fonksiyonlarını asgariye indirmektedir.”


İdari yapılanmada sıkıntı var

Kalkınma Ajanslarında gerçekte çok kapasiteli uzmanların istihdam edildiğini de belirten Ulusoy,  “Ama çoğu ilk defa işe girmişler; bir ili, bir bölgeyi, KOBİ'leri, sivil toplumu, kamu kurumlarını birlikte hareket ettirecek, koordine edecek bir vizyona, tecrübeye, bilgi birikimine, sosyalliğe, iletişim nosyonuna sahip değiller (kısa sürede olmaları mümkün değil).
Ajansların en etkin kişisinin (Genel Sekreter) devlet memuriyetinden gelmesi en büyük handikap. Genel sekreterinin kaymakam, yönetim kurulu üyelerinin valilerden oluştuğu bir kurumdaki genel sekreterin etkinliğini düşünün. Böyle bir yapıda, ajansın yasal özerkliği, de facto olarak, hiyerarşik bir yönetime dönüşecektir. Yani idari yapılanmada da ciddi sıkıntılar söz konusu.” dedi.

Kalkınma Ajanslarının somut bir hedefinin bulunmadığını da kaydeden Ulusoy, şu ifadelere yer verdi: “Çok geniş teorik hedefler konulmuş kurumlar olduğunu,devletin taşra birimi gibi hantal bir görünüm arzettiklerini, projelere piyasa mantığıyla bakılamadığını, desteklerin etki değerini ölçmediklerini ve sürdürülebilirliklerini takip etmediklerini, bugüne kadar olan uygulamalarından 'yapıyor muş' gibi davrandıklarını net olarak söyleyebiliriz. Hükümetin büyümeyi ve istihdamı harekete geçiren, Ar-Ge ve teknoloji gelişimini (yeniliği) ve bölgesel kalkınmayı destekleyen projelere teşvik verme arayışında olduğu (ve büyük teşvikler sağladığı) bu dönemde, asıl devreye girmesi gereken kurumlar olarak düşündüğümüz kalkınma ajanslarının derin sessizliği üzücü ve düşündürücü.”  ORDU OLAY



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

En Alt Reklam