Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

CHP’li Adıgüzel, Ordu Olay Gazetesi’ne konuştu:

CHP’li Adıgüzel, Ordu Olay Gazetesi’ne konuştu:

CHP Korona Virüsü Salgını Komisyon Üyesi ve Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel, “En az ikinci derecede yoğun bakım ünitesi olan Altınordu, Fatsa ve Ünye ilçelerindeki kamu ve özel hastaneler salgın hastanesi olarak ilan edildi” dedi.

ORDU’DAKİ TÜM HASTANELER SALGIN HASTANESİ OLARAK İLAN EDİLDİ

CHP Korona Virüsü Salgını Komisyon Üyesi ve Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel, korona virüsü salgınıyla ilgili Ordu Olay Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu. Tedbirlerin üst düzeye çıkarılmasından yaşanacak olan olası sorunlara, bilgi akışının sağlanamamasından Ordu’daki hastanelerin yatak kapasitesine kadar birçok konuda soruları cevaplandıran CHP’li Adıgüzel, Ordu’nun yoğun bakım yatak sayısında ciddi sorun yaşayacağını söyledi. Adıgüzel’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle;

“YOĞUN BAKIM YATAK SAYISINDA SORUN YAŞAYACAĞIZ”

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de görülen korona virüs salgınına Ordu’daki hastaneler hazır mı?

Ordu’daki hastane yatak sayılarında AK Parti iktidarı boyunca tek bir yatak sayısı artışı yapılmamasını defalarca dile getirdim. Biz Ordu’da hastane konusunun ne kadar acil olduğunu geçmiş dönemlerde dile getirdik. Birçok ilde bu korona virüsü salgınını üçüncü basamak hastaneler yükleniyor yani üçüncü derece yoğun bakım ünitesi olan hastaneler yükleniyor. Şimdi bizim Ordu’da Eğitim Araştırma Hastanesi üçüncü basamak ama bu konumdan daha geri durumda. Orayı bu salgınla ilgili değerlendiremeyiz. Ordu Devlet Hastanesi bu işin yükünü taşıyacak gibi gözüküyor fakat mevcut binasıyla ve fiziki şartlarıyla bu işin altından kalkamayacağını gösteriyor. O yüzden teçhizat, bina, yatak ve yoğun bakım kapasitesi olarak Ordu, Türkiye’deki en sıkıntılı il olabilir. Ordu, il dışına sevklerin yapıldığı en çok iller arasındaydı. Buradan Denizli’ye, Kayseri’ye giden hasta biliyorum. Dolayısıyla bina yetersizliği ve özellikle bu salgında önemli olan yoğun bakım yatak sayısı konusunda ikinci bir ciddi sorunlar yaşayacağız.

“YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİNDEN YER AÇMAMIZ LAZIM”

Bizim Ordu’daki hastanelerin yoğun bakım ünitelerinden yer açmamız lazım. Bu yeri açarken normal tedavi gören hastaları evinde tedavi şekline çevirmeye ve hastanede kalış sürelerini kısaltmaya çalışıyoruz. Bu diğer hastaların da mağduriyetine yol açmaya başladı. Mesela kronik hastalığı olan, çocuk olup hastanede tedaviye devam etmesi gereken bazı hastalarımızın bize ulaşarak, yer bulmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken çok dikkatli olmak gerekiyor. Şu anda Ordu’da görevlendirilen hastaneler belli servislerini boşaltarak salgına hazır hale gelmeye çalışıyorlar.

“BU KADAR KATI KURALLARI KEŞKE HASTALIK AÇISINDAN KOYSALARDI”

Salgınla ilgili gerek vaka sayıları olsun, gerekse pozitif veya negatif çıkan test sonuçları olsun bunlarla ilgili bilgi verilmiyor. Bu da bilgi kirliliğine neden oluyor. Bunun topluma zararı olur mu?

Önümüzdeki iki potansiyel hata var. Bunlardan birincisi solunum cihazlarının üretilmesiyle ilgili bir çaba görmüyoruz. İkincisi de sağlıklı bilgi akışının sağlanmaması. Gelen bu vakaların nereden geldiği ve vakaların illere göre dağılımının bilinmesi lazım. Her ülkede bunlar söyleniyor. Çünkü insanların önlem alması lazım. Belki o bölgedeki insanların kendisine daha fazla dikkat etmesi lazım. Bilgi akışının sağlanmamasının en büyük nedeni, özellikle umre ve İran’daki yaptıkları hatayı açık etmek istemiyorlar. Bizdeki vaka sayılarındaki artışın en büyük nedeni kesinlikle umre. Hastaların belli bir kısmının umreden gelen olduğunu biliyoruz. Ordu’da kliniklerden dışarıya bilgi akışı sağlanmaması için çok yoğun baskı kuruldu. Hatta bazı personellerin bu alandan bilgi sızmasıyla ilgili değiştiğini, düzenleme yapıldığını biliyoruz. Bu kadar katı kuralları keşke hastalık açısından koysalardı. Bu konudaki bilgilendirme hakkını engellememek gerekir.

“TOPLU ÇALIŞMANIN OLDUĞU İŞ YERLERİNDE ENDİŞE VAR”

Salgına yönelik birçok önlem alınmaya çalışılıyor ama insanlar işe de gitmek zorunda. Özellikle toplu çalışmaların olduğu iş kollarında endişeler ve şikayetler geliyor. Bunlarla ilgili ne yapılabilir?

Ordu’da çağrı merkezlerinde ve tekstillerde çalışan birçok arkadaşımız birbirine çok yakın mesafelerde ve kalabalık ortamlarda işlerini devam ettirmeye çalışıyorlar. Buraların 1,5 metre kuralına uyarak, çalışanların arasına mesafe koyulmayı. Ayrıca daha az sayıda bulunacak şekilde dizayn edilmesi, vardiya usulü çalışmaların yapılması, herkesin aynı cihazda çalışmasının sağlanması ve de cihazların titizlikle temizlenmesi gerekir. Benzer toplu iş yerlerinde de acil düzenlemeler alınmalı.

“‘EVDE KAL’ DEMEK YETMEZ, YARDIM EDİLMELİ”

Devlet sadece evde kal diyor. Evde kalması gerektiği söylenen vatandaşların birçoğu günü birlik idam ettirdiğini, gündelik ücretle evine ekmek götürebildiğini hesaba katarsak, bu insanlara destek olunması gerekir. Keza iş yerleri kapatılan ve evlerinde bekleyen insanların da geçimini devam ettirmek lazım. Sadece evde kal demek yerine evde kalan insanların hayatını devam ettirecek çözümler üretmesi lazım. Bu devletin asli görevidir.

“KAMU VE ÖZEL HASTANELER SALGIN HASTANESİ OLARAK İLAN EDİLDİ”

Ordu’da salgınla ilgili kamu ve özel hastaneler, yaptığınız girişim sonucu salgın hastanesi olarak ilan edildi. Bunun salgının önüne geçebilmek için önemli bir hamle olduğunu düşünüyoruz. Ya siz?

Ordu’da sadece salgınla ilgili mücadeleyi Devlet Hastanesi yürütüyordu. Bu konudaki eleştirilerimizin ardından önerimiz üzerine hem test yapılması konusunda, hem de salgında tedavi merkezi olarak artık bir hastane değil, kentte bütün özel ve kamu hastaneleri salgın hastanesi olarak ilan edildi. En az ikinci derecede yoğun bakım ünitesi olan Altınordu, Fatsa ve Ünye ilçelerindeki kamu ve özel hastaneleri salgınla ilgili yetkilidir. Salgın durumlarında devletin alacağı önlemlerden bir tanesi insanlara bu hizmeti ücretsiz olarak vermesidir. Sosyal güvencesi olmayanlar da endişe etmesin. Bu tedaviler devlet tarafından karşılanması mecburidir. Önemli olan sağlımızdır.

“HEMŞİRE VE DOKTAR SAYISINDA ÇOK GERİDEYİZ”

Son olarak bu salgınla mücadele edecek hekim ve hemşire sayısına Türkiye sahip mi?

Sağlık çalışanlarının bu dönemde ne kadar önemli olduğunun farkına varıldığını düşünüyorum. Alkışlama yetmez. Şu anda ekonomik ve istihdam anlamda çok geri tutulan bir meslek grubuydu. Bugüne kadar bununla ilgili çok talepte bulunduk ama sonuç alınmadı. Dünyada karşılaştırabileceğimiz ülkelere göre bin nüfusu aşağı yukarı bizde 1,5-2 hekim düşüyor. Fakat Yunanistan’da bin nüfusa 6 hekim düşüyor. Yani nüfus başına hekim sayısında birçok ülkeye göre çok gerideyiz. Hemşire olarak da bütün Avrupa ülkelerinin gerisindeyiz. O yüzden bu hemşire ve doktorlarımızın bu yükün altından kalkmaya çalışıyorlar. Hem daha fazla istihdama, hem de daha iyi ekonomik koşullara ihtiyacı var. Bir alkıştan daha fazlasını hak ediyorlar. O kadar ekonomik paket içerisinde her şeyi açıkladılar, bir tek açıklanmayan sektör sağlık ve sağlık çalışanları…

RÖPORTAJ: HASAN CEM ÖZEL-ÖZEL HABER



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?