Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Fatsa’nın suyu da, toprağı da tehdit altında

Fatsa’nın suyu da, toprağı da tehdit altında

Fatsa Doğa ve Çevre Derneği, Bahçeler mahallesinde siyanürle altın çıkaran madenin çevreye olan etkisin bu kez laboratuvar analiz sonuçlarıyla ortaya koydu. Kanada’dan gelen analiz sonuçlarına göre Fatsa’nın içme suyunun da karşılandığı Elekçi Irmağında ölümcül ağır metal zehirlenmeleri var.             

Kanada’dan gelen laboratuvar sonuçları korkunç!  

İngiliz Stratex firması ve Bahar Madencilik tarafından Fatsa’nın Bahçeler mahallesinde siyanürle altın çıkaran madenin çevreye olan korkutucu etkisi bu kez laboratuvar sonuçlarıyla ortaya kondu. Ordu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doçent Doktor Mehmet Aydın’ın başında olduğu ekip tarafından bölgeden alınan su toprak örnekleri alanız edilmesi için Kanada’ya gönderildi. Gelen sonuçlar ise Fatsa Doğa ve Çevre Derneği tarafından rapor haline getirildi.  Ordu Olay’ın ulaştığı raporda siyanür madenciliğinin kaçınılmaz bir sonucu olan ağır metal zehirlenmeleri ürperten rakamlarla ortaya konuyor. İşte o rapor 

ÖRNEKLER KANADA’DAKİ ANALİZ FİRMASINA GÖNDERİLDİ

Fatsa Doğa ve Çevre Derneği tarafından hazırlanan raporda, Fatsa’daki siyanürlü altın madeninin çevresinden, madenin çevresindeki derelerden, bu derelerin aktığı Elekçi ırmağından ağırlıklı olmak üzere uluslararası kriterlere ve kurallara uygun olarak farklı istasyonlarda 32 toprak (sediment) ve 11 adet su örnekleri alındığı belirtildi. Alınan bu örneklerin laboratuvar şartlarında tasnifinin yapıldığı bilgisinin verildiği raporda gerekli şartlarda paketlenmiş örneklerin bu alanda dünya çapında otorite olan Kanada da faaliyet gösteren Bureau Veritas Commodities Canada Ltd., Mineral Laboratories firmasına analizlerinin yaptırıldığı açıklandı.   

ÖLÜMCÜL DÜZEYDE AĞIR METALLER TESPİT EDİLDİ

Çalışma ile insan sağlığına ölümcül etkiler yapan ve “ağır metaller” olarak nitelendirilen kurşun, arsenik ve kadmiyum metallerinin bölgedeki topraktaki değerlerinin tespit edildiğinin belirtildiği raporda; yerin altında olduğu sürece insan sağlığına hiçbir zararı olmayan bu elementlerin Fatsa’da olduğu gibi vahşi madencilik uygulamalarıyla ve siyanürün etkisiyle yer üstüne çıkarıldıklarında ölümcül hale gelebildiği bilgisine vurgu yapıldı.    

NORMALDEN 7 KAT DAHA FAZLA ÖLÜMCÜL KURŞUN VAR

Analiz sonuçlarına yer verilen raporda şu bilgilere yer verildi: “Yer kabuğunda ortalama 20 ppm (milyonda bir) düzeyinde olması gereken kurşun değerleri, madenin çevresinde yaklaşık 5 ile 7 kat arasında daha fazla çıkmıştır. Yapılan çalışmalar ortamda 110 ppm’den (milyonda birden) daha fazla olan kurşun miktarının bu çevredeki canlı popülasyonunun yüzde 50’si için ölümcül olabilmektedir. Madenin yakın çevresinde bu düzeyin 110 ppm’den daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Madenden uzaklaştıkça da kurşun değerlerinin azaldığı tespit edilmiştir. Yani bu veriler öncelikle madenin çevresindeki köylerde ve mahallelerde (Bahçeler, Sarıhalil, Erenyurt civarı) ikamet eden vatandaşlar için ciddi hayati riskler söz konusudur.

 

FATSA’NIN İÇME SUYU KAYNAĞINDA 10 KAT DAHA FAZLA ÖLÜMCÜL KURŞUN VAR!

Bahçeler ve Erenyurt vadisinin Elekçi Irmağı’na Kızılcasu deresi ve Erenyurt deresi ile kavuşmuş olduğu bölgedeki yapılan istasyonda kurşun değerinin 10 kat kadar daha fazla çıktığı bilgisinin verildiği rapor şu ifadelerle sürdü: “Bu durum, Bahçeler ve Erenyurt bölgelerindeki metal kirliliğinin dereler vasıtasıyla Elekçi ırmağına transfer edildiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıca çok çarpıcı bir detay karot örneklerinin yüzey kısmındaki yani günümüzdeki kurşun değerleri ile daha derin kısımlarındaki yani 20 yıl öncesi kurşun değerleri arasında 2 kat fark olduğu tespit edilmiştir. Yani siyanürle, açık liç yöntemiyle üretim yapılan bu madenle birlikte Fatsa ve çevresinin her geçen gün daha fazla zehirlendiği ortadadır.”

MADENİN ÇEVRESİNDE 7 KAT FAZLA ARSENİK VAR!

Saha çalışmalarının ardından yapılan laboratuvar analizlerinde arsenik değerleriyle ilgili de çok çarpıcı sonuçlara ulaşıldığının ifade edildiği raporda, yer kabuğunda ortalama 13 ppm (milyonda bir) olan arsenik değerleri ise, madenin yakın çevrelerinde 6-7 kat daha fazla olduğu tespit edildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Madenin çevresinde 73-93 ppm olan değer, Bahçeler ve Erenyurt vadisinin Elekçi ırmağına kavuşmuş olduğu bölgede ise 4 kattan daha fazladır. Yani bir kez daha görülmüştür ki maden çevreye zehir saçıyor. Kadmiyum değerlerine baktığımızda ise yer kabuğunda 0.3 ppm olan normal değerlerin, maden çevresinde geçildiği belirlenmiştir. Yine 13 nolu istasyonda bu değerin 5 kattan daha fazla olduğu belirlenmiştir.”

SUDAKİ ALİMİNYUM 9 BİN KAT DAHA FAZLA

Madencilikte en çok kullanılan üretim girdilerinden birisi de çevredeki su kaynaklarının olduğunun bilgisinin verildiği rapor şöyle sürdü: “Siyanürlü altın madeninin yakın çevrelerinde alüminyum değerleri, madenden daha uzak yerlere oranla 9000 kat daha fazla, kadmiyum değerleri 100 kat daha fazla, bakır değeri 80 kat, demir ve kurşun değerleri ise 100 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda maden çevresindeki su kaynaklarında ciddi oranda ağır metal kirliliğinin olduğunu söylemek mümkündür.”

FINDIK TİCARETİ RİSKE GİREBİLİR 

Madenin çalışmaya başlayalı daha 5 yıl olmadan çevreye yaydığı zehirlerin tahribatının artık gözle görülür seviyeye ulaştığının belirtildiği rapor da şu görüşlere yer verildi: “Bölgedeki bir çok vatandaş suların içilemediğinden yakınırken, yüz yıllardır kullandıkları dede yadigarı su kaynakları da bir bir ellerinden alınmaktadır. Bugün için ağır metal dediğimiz canlıların sağlığına büyük tehdit oluşturan metaller maden alanı ve çevresinde yoğun olarak bulunmaktadır. Bir başka deyişle maden çevresinde bulunan mahalleler ve köyler ciddi risk altındadır. Ancak Karadeniz gibi yoğun yağış alan bir bölgemizde bu kirletici zehirlenmenin, yağmur ve yüzey sularıyla, dereler ve nehirler yardımıyla denizlere ve tüm çevreye yayılması kaçınılmazdır. Bu ölümcül tehlikeden en fazla etkilenecek canlılardan biri de besin piramidinin en üstünde yer alan insanlar olacaktır. Bu kaçınılmazdır. Şu noktaya da dikkat edilmesi gerekir ki, bu belirtilen zehirlenme değerleri, madenin bugünkü hacmiyle ilgilidir. Yani madenin iki kat daha fazla büyütülmesi ve 15 yıl daha üretim yapmayı planlaması durumunda tehlike çok daha büyüyecektir. Ayrıca Fatsa’nın başka bir bölgesinde ikinci bir madenin açılacak olması tehlikeyi ve zehirlenmeyi çok daha büyütecektir. Alanın büyümesi kirletici etkisinin de büyümesi demek olacaktır. Dolayısıyla yarın, bölge için hayatı önemdeki tarım ürünleri; fındık, pancar, melocan, mısır, fasulye, bal ve tereyağında ağır metaller çıkabilecek ve insanlarımızı zehirleyecektir. Bu durum söz konusu ürünlerin satışlarını da olumsuz etkileyecek ve büyük ekonomik kayıplar söz konusu olabilecektir.”

10 MİLYON DOLAR İÇİN 3,5 MİLYAR DOLARLIK FINDIK ATEŞE ATILIYOR

“Peki ne pahasına ve neden Fatsa, Ünye ve Ordulu vatandaşlarımızın hayatları tehlikeye atılıyor? Neden Türkiye’nin gözbebeği olan bu coğrafyamızdaki doğal ortam zehirleniyor?” sorusunun sorulduğu rapor şu ifadelerle tamamlandı: “Dünyada her yıl üretilen bir milyon ton fındığın 700 bin tonu Türkiye’de üretilmektedir. Bu 700 bin ton fındığın 214 bin tonu da her yıl Ordu-Fatsa-Ünye havzasında üretilmektedir. Fatsa-Ünye havzasında yıllık üretim miktarı 107 bin ton. Fındığın ortalama olarak her yıl Türkiye’ye ihracat getirisi 2 milyar dolar civarında. Yani Ordu ilimiz her yıl 700 milyon dolarlık bir fındık gelirine sahip. Beş yılda bu 3 milyar 500 bin dolar eder. Bu siyanürlü zehir madeninin beş yılda devlete sağladığı katma değer sadece yaklaşık 10 milyon dolar. Tüm işletme boyunca 180 milyon dolar. Yani özetle fındık Türkiye’ye beş yılda 3,5 milyar dolar gelir getirirken, siyanürlü zehir madeninin beş yılda devlete sağladığı gelir en fazla 10 milyon dolar. İnanılması çok güç bir durum ama Karadeniz ve Ordulular bugün bu tabloyla karşı karşıya. Kestane balı, çeşitli meyveler, tarım ve hayvansal ürünlerle balıkçılıktan elde edilen gelirler de eklendiğinde aradaki uçurum daha da büyümektedir. Bugün özellikle büyükşehirlerimiz insan yoğunluğu ve aşırı nüfusları nedeniyle büyük sıkıntılarla karşı karşıyadır. Devletin ve sorumlu yöneticilerin acilen yapmaları gereken, kırsal bölgeleri cazip hale getirerek, üretimi teşvik ederek büyükşehirlerdeki nüfus yoğunluğun azaltmak olmalıdır. Bugün Karadeniz’de tarımsal üretimde yaşanan bütün zorluklara ve girdilerdeki fiyat artışlarına rağmen vatandaşlarımız, köylülerimiz, çiftçilerimiz üretimlerine devam etmekte, hayata tutunmaya çalışmaktadır. Ancak ormanları katledilen, toprakları zehirlenen, suları ve tarım alanları yok edilen insanların bu bölgede tutunabilmeleri imkansız hale gelecektir. Son olarak bütün bu bilgilerin, analizlerin, belgelerin sonucunda bölgemizde ve Türkiye’de aklı selimin galip geleceğine dair inancımızı koruyoruz.”  YASİN ÇANAKÇI



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?