• dolar dolar 3.5042
  • euro euro 3.7349
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Detay Üst

KALKINMA YERELDEN BAŞLAR!

KALKINMA YERELDEN BAŞLAR!

Türkiye Demokrasi Forumu (2. TDF), sonuç bildirgesi açıklandı. Kurultaydan çıkan sonucun ilk sırasında kalkınma yer aldı.

2. Türkiye Demokrasi Forumu'nda, Demokrasinin "Dünyayı ileri götürme" çabası olarak tanımlandığını ve demokrasinin derinleşmesi ve kalkınmanın yaygınlaşması farklı açılardan tartışıldığını ifade eden Prof. Dr. Ekşi, dile getirilen başlıca görüşlerin ve önerilerin kamuoyu ile paylaşılmasına karar verildiğini söyledi.

Forumda tartışılan, öne çıkan görüş ve önerilerden bazıları şu şekilde sıralandı:

" - Demokrasinin güçlenmesi kalkınma düzeyi ile de ilişkilidir. Kalkınmanın yerelden başlaması ve yerel kaynaklara dayanması gereklidir. İnsanların kararlara katıldığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, mağduriyetlere duyarlığın arttığı bir anlayışın ve ekolojik yaşamı korumayı önceleyen bir vatandaşlık kültürünün de bu yaklaşıma eşlik etmesi zorunlu görülmektedir.

Türkiye'de, olumsuz koşullara karşın çok başarılı kırsal kalkınma projelerinin uygulandığı, kadınların katıldığı veya öncülük ettiği projelerin daha başarılı ve kalıcı olduğu anlaşılmaktadır. Kars'ın Boğatepe köyünden Solmaz Koçulu ile Emine Ömür'ün, Kilis'in Ravanda yöresinden Hatice Fellahoğlu ve Hayriye Öztürk'ün, Çanakkale'nin Nusratlı köyünden Süheyla Doğan Ünal'ın ve foruma katılamayan Bitlis'in Kavar vadisinden Hatice Kutlu ve Leyla Akbaş'ın anlattığı başarı öyküleri forumun duygusal ve en etkileyici bölümünü oluşturmuştur. Kadınlarımız diyor ki; "Biz artık erkeğimizin arkasında değiliz, önüne de geçmeyeceğiz ama yanında olacağız!.."

Yerel yönetimler yalnız politik katılım açısından değil yerel kalkınma açısından da önemlidir. Türkiye'de yerel yönetimlerin öncülük ettiği ve katılımcı bir yaklaşımla hayata geçirdiği başarılı yerel kalkınma örnekleri de vardır. Erzurum'dan Uzundere Belediye Başkanı M. Halis Özsoy'un kırsal turizme, Isparta'dan Güneykent Belediye Başkanı Fahrettin Gözgün'ün ise güle dayalı kalkınma modeli herkese örnek olacak niteliktedir.

Kırsal ve yerel kalkınmanın gerçekleşmesi kamu kaynaklarına ve bunlara erişim kolaylığına da bağlıdır. Foruma, Toprak Reformu Genel Müdürlüğü'nün çok sayıda elemanının katılarak kalkınma fonları hakkında bilgi vermeleri ve deneyimlerini paylaşmaları oldukça olumlu bir gelişmedir. Buna karşılık çiftçilerin gerek merkezi gerek bölgesel kalkınma fonlarına ulaşması o kadar kolay değildir. Bunun başlıca nedeni, gerçekçi olmayan mevzuat ve bürokratik sınırlamalardır. Kamu yönetiminin yerel toplumla olan bağlarını güçlendirmesi gereklidir.

Kamu kaynaklarından yerel hayata yapılan katkıların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Mevzuatın zorlukları yanında fonların cılızlığı da kaynaklara erişimi zorlaştırmakta ve hevesi düşürmektedir. Yerel girişimciler ve kuruluşlar kaynaklara erişim mevzuatının kolaylaştırılmasını ve fonların cazip hale getirilmesini talep etmektedir.

Türkiye'de kırsalın ve tarımın kalkınması üreticilerin demokratik örgütlenmesinden geçmektedir. Bu amaca en uygun örgütün kooperatif olduğu bir dünya gerçeğidir. Üretimin planlanması ve artırılması, katma değer oluşturulması, katma değerin dengeli paylaşılması ve yatırıma dönüştürülmesi ile insanca yaşamanın asgari koşulu ancak kooperatifleşme ile sağlanabilir. Kırsal halkın baskı grubu oluşturabilmesi, itirazda bulunabilmesi ve sesini duyurabilmesi, karar süreçlerinde etkili olabilmesi de buna bağlıdır.

Türkiye'de, Burdur gibi her köyünde kooperatif olana iller olduğu gibi çok başarılı kooperatifler de vardır. Ancak genel olarak örgütlenme düzeyi düşüktür. Kooperatif sayısı fazla fakat ortak sayısı azdır. Kooperatiflerin giderek bürokratik kuruluşlara dönüştüğü izlenmektedir. Farklı yapılardaki üretici örgütlerinin varlığı da karmaşaya yol açmakta ve üreticiyi zayıf düşürmektedir.

Kooperatifleşme yalnız kırsal kalkınma için değil kırsalın demokrasiye katılması ve demokrasinin güçlenmesi için de gereklidir.

Forumun ortaya koyduğu gerçeklerden biri de yerel kalkınma uygulamaları arasında yeterli bir iletişim bulunmadığıdır. Etkili bir iletişim ağı ile oluşan bilgi akışı ve dayanışma, bu çabaların katlanarak artmasını sağlayacaktır.

Doğal kaynakların hızlı ve geri dönüşsüz tüketilmesi, buna bağlı iklim değişikliği ile ekolojik çöküntülerin yaşanması ve ekonomik kararsızlık; "geçiş kasabaları" ve "ekoköy" gibi dünya çapında yenilikçi modeller geliştirilmesine yol açtı. F. Schumacher'in 1973 yılında yazdığı "küçük güzeldir" kitabı ilham kaynağı oldu. Bu modeller esas olarak; kadın, erkek, genç, yaşlı herkesin katılımı ve yerel üretim ile kasabalarda yeniden diriliş sağlama arayışıdır. Fazla miktarda üretim yerine, yerelde çok sayıda insana iş yaratan nitelikli üretimle gidilmekte, yerel ürünlere katma değer yaratacak tasarımlar yapılmakta ve bunun için uzmanlar eğitim vermektedir. Göç nedeni ile köyleri boşalan ve tarım arazileri üretim dışı kalan Türkiye'de de bu yaklaşımların ve uygulamaların tartışılması gereklidir.

Kent konseyleri yerel katılımı artırmanın en etkili araçlarından biridir. Çünkü kentteki paydaşların tümünü biraraya getirerek yerel yönetim kararlarına katılmayı sağlayan bir oluşumdur. Bu oluşumun belediye başkanı nezaretinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Seçime girerken "birlikte yönetme" vaadinde bulunmayan belediye başkanı yoktur. Ancak, Türkiye’deki 1397 belediyenin pek azında kent konseyi vardır. Dolayısı ile seçim öncesi bu vaadler havada kalmaktadır.

Sivil toplum kuruluşları(STK), demokrasinin başlıca bileşenlerinden biridir. Başlıca işlevleri; kendi alanlarındaki sorunları keşfetmek, ortaya koymak, topluma yansıtmak ve karar süreçlerini etkilemektir. Ancak Türkiye'de STK'lar yurttaşların kanaatlerini ve yönetimin kararlarını beklenen düzeyde etkileyememektedir. STK'ların ilgili oldukları alanda aranan, merak edilen ve sözüne güvenilen kuruluşlara dönüşmesi Türkiye'de demokrasinin gelişmesi için kritik bir önem taşımaktadır".

Haber Videosu

0


Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

En Alt Reklam