evden eve nakliyat eşya depolama Nakliyat nakliye uluslararası evden eve nakliyat gebze nakliyat
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

KARADENİZ’DE BAŞTANBAŞA ANIT YAPILMALI

KARADENİZ’DE BAŞTANBAŞA ANIT YAPILMALI

Prof. Dr. Rahmi Çiçek, “Karadeniz Bölgesi’nin tamamında kahraman gemilerimiz var. Birçok denizci var. Bu denizciler için aslında Karadeniz Bölgesi’nin sahil kısmının anıtlarla donatılması gerekiyor” dedi.

 

‘98. Yılında Rüsumat No: 4 Anma ve Şenliği’ programı kapsamında Ordu’ya gelen Prof. Dr. Rahmi Çiçek, “Kurtuluş Savaşı’nın Kahraman Gemisi Rüsumat No: 4” panelinde konuştu. Panelde Karadeniz Bölgesi’nin tamamında kahraman gemilerin ve denizcilerin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çiçek, bölgenin sahil kısımlarının bu gemi ve denizcilerin anıtlarıyla donatılması gerektiğini söyledi. Çiçek’in konuşmasından satır başları şöyle;

MİLLİ MÜCADELE’NİN BİR DE İNSAN TARAFI VARDI

Şunu ifade ederek başlamak istiyorum.  Bingür Sönmez Hocam, Nazım Hikmet’ten bahsetti. Nazım Hikmet bir deniz subayı ya da öğrencisi öyle söyleyelim ve İnebolu’ya gelenlerden birisidir. Vala Nurettin ile birlikte. Bu yolun bir kısmını kullanarak gelmiş bir insan. Amiralim Cem Gürdeniz, Milli Mücadele’nin önemli ölçüde demir tarafını vurguladı. Bahsettikleri önemli ölçüde silah ve cephaneydi. Milli Mücadele’nin bir de insan tarafı vardı. İnsan tarafının arasında gelenlerin arasında Nazım Hikmet’i de görüyoruz.

MİLLİ MÜCADELE SADECE SAVAŞ DEĞİLDİ

Bir milli mücadelenin mantığı içerisinde bir şey daha var. Bunu Nazım Hikmet üzerinden yorumlayacağım. O da şu: Nazım, Vala Nurettin ile İnebolu’ya çıktıktan sonra Ankara her gelenle ilgili mutlaka istihbarati bir takım bilgiler alırdı. Ankara bunların özelliklerini öğrenir ve sonra bunları göndereceği yerleri tespit eder. Vala Nurettin ile Nazım Hikmet Bolu’ya öğretmen olarak gönderilecektir. Yani Milli Mücadele hareketi yönetilirken sadece cephe düşünülmemiştir. Bir taraftan da eğitim düşünülmüştür.

Karadeniz ve Rüsumat konusunu Bingür Hocam uzun uzun anlattı. Ben buraya çok değinmeyeceğim. Ancak Karadeniz Bölgesi’nde ne oldu? Neden bir takım olaylar, gelişmeler bu şekilde bir sonuç doğurdu? Bunun üzerinde durmak istiyorum.

TEK ÇIKIŞ NOKTASI KARADENİZ

Sevr haritasını bilirsiniz. Ortada işgal haritası var. İşgal haritasını göz önünde bulundurduğunuzda Milli Mücadele önderlerinin dünyaya açılan tek bir noktası var Karadeniz. Başka herhangi bir nokta yok. Bir de bizim genç nesillere çok anlatamadığımız bir şey var. Karadeniz dediğiniz de bugünkü Karadeniz akıllarına geliyor. Mesela liman kavramını biz de kullanıyoruz. Kullanmaya da devam edeceğiz. Bugün anladığımız anlamda o dönemde Karadeniz’de hiç liman yok.

Trabzon Limanı 1950’lerde yapıldı. Zonguldak Limanı biraz daha evvel yapıldı. Bugün liman diye bahsettiğiniz şeyler aslında küçük iskeleler. Bunları da göz önünde bulundurmamız gerekiyor. O yokluk içerisinden aslında bir varlığın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni var ettiğini anlamamız gerekiyor.

LENİN ANADOLU’YA BOLŞEVİK İHRAÇ ETMEK İSTİYORDU

Bu noktaları vurgulayarak biraz devam etmek istiyorum. Cem Gürdeniz bahsetti. Lenin ile Moskova Antlaşması’yla anlaştık. ‘Moskova Antlaşması’nı imzaladık her şey yolunda gitti’ gibi geliyor bize. Böyle şeyler olmadı aslında. Lenin ile 1921 Mart’ında anlaştığımız doğru ama bir de karşı tarafın bir takım faaliyetleri vardı. Bunlardan bir tanesi de mümkün olduğunca Bolşevik ithal etmek. Daha doğrusu ihraç etmek. Bunları da kontrol altına almanız gerekiyordu.

Onun için biz deniz de ne yaptık sorusunun cevabı sadece cephane taşımadık. Birçok şeyi yaptık aslında Karadeniz Bölgesi’nde ve Karadeniz insanıyla. Bu nedenle ben Orduluları kutluyorum. Rüsumat gemisini yeniden oluşturmayı hayata geçirdikleri için. Gerçekten kutlamaya değer.

KARADENİZ’DE BAŞTANBAŞA ANIT YAPILMALI

Karadeniz Bölgesi’nin tamamında bu şekilde kahraman gemilerimiz var. Komutanım Gürdeniz sayılarını verdi. Bunların içerisinde ilginç olanları da var. Mesela Yunanlılardan aldığımız gemiler var. Yani bir nevi eşkıyalıkla aldığımız, korsanlıkla aldığımız gemiler. Cephanesiyle ele geçirdiğimiz gemiler ve bunları yapanlar siviller yani askerler değil. Yine baktığımız da Pontus çetelerine silah götüren gemiler var. Bunlar yakalanıyor ve bunlar cephaneleri ile birlikte ele geçiriliyor. Onun için burada çok hikaye var.

Karadeniz Bölgesi’nde sadece Rüsumat hikâyesi yok. Birçok hikâye var. Birçok denizci var. Bu denizciler için aslında Karadeniz Bölgesi’nin sahil kısmının anıtlarla donatılması gerekiyor. Sadece Ordu’nun değil. Hopa’dan İstanbul’a kadar olan bütün şehirlerin donatılması gerekiyor aslında. Çünkü bizim kahramanlıklarımız bu bölgede çok fazlasıyla nüfuz etmiş durumda. O tarihte ve bu Cumhuriyet’in hangi şartlar içerisinde kurulduğunu da bu gemiler önemli ölçüde göstermektedir.

KARADENİZ ÜÇ BÖLGEYE AYRILDI

Şunu ifade etmekle başlayayım. Bir defa Karadeniz Bölgesi nakliyat açsında 3 temel bölgeye ayrıldı. 1920 Haziran’ından itibaren birinci bölge Trabzon’du. Trabzon Naklihatı Bahriyesi’ydi. Bunun sınırları Batum’dan başlayıp Tirebolu’ya kadar uzandı. İkinci bölgemiz Samsun bölgesi idi. Samsun bölgesi olarak ifade edilirdi. Samsun Bölgesi de Tirebolu’dan başlayıp Sinop’a kadar geçiyor. Bu askeri bir düzenlemedir. Yine 3’ncü bölge merkezi Ereğli idi. Sinop’tan başlıyor İstanbul’a kadar uzanan, Boğaz’a kadar uzanan bir çizgi üzerinde devam ediyor.

Burada biz sadece cephane nakli meselesi ile uğraşmadık. Diğer faktörlerle de uğraştık ve bunu gerçekleştirmek için de bazı tedbirler alındı. İnebolu benim doktora tezim oldu, Kastamonu bölgesi. Tarihsel sürecini çok iyi bildiğim yerlerden bir tanesi. Cephanenin ve insan kaynağının yüzde 60’ı bu bölgeden Batı Cephesi’ne aktarıldı.

Bu 3 komutanlık bölgesinde şöyle rota izlenildi. Bir her komutanlık bölgesinde 15’er kilometre aralarla özellikle 1921’den itibaren karakollar kuruldu. Gözetleme kuleleri yetersiz kaldı, bu yüzden buralara karakollar kuruldu. Bu karakollara yetecek askeri gücünüz yoktu. Jandarmanız yoktu. Bu yüzden Batı Karadeniz Bölgesi daha tehlike arz ettiği için zaman zaman askeri birlikler kullanıldı ama doğuya doğru geldikçe asker sayısının azaldığını görürüz. Bunun için bölgedeki muhtarlar görevlendirildi. Köy vekilleri görevlendirildi. Her türlü bilgi taşımı sürekli olarak Ankara’ya ulaştı ve kimler geldi, kimler gitti hangi gemi nereden geçti buna biz vakıfız. Olayın bir tarafı budur. Bunun tabi daha teferruatlı bir yanı da var ve üzerinde durulmaya değer.

TEŞKİLATINIZ OLMAZ İSE BAŞARAMAZSINIZ

Biz bir de cephaneyi nereden alıyoruz. Ordu’nun karşısında Tuapse’den alıyoruz. Nereden alıyoruz Novorossisk’den alıyoruz. Nereden alıyoruz Batum’dan alıyoruz. Bu cephane nereden geliyor. Baktığımız da bu cephane sadece Rusya’dan gelmiyor. Mesela benim araştırmam değil ama Almanya’dan 30 tane alınmış uçak var ve bu uçakların o kıyı şeridini dolaşarak yani teknelerle dolaştırılarak Samsun’a çıkartıldığını görmekteyiz. Trabzon’a indirilen uçak vardır. Dolayısıyla bu şekilde bir organizasyonun bir varlığını görüyoruz. 

Bu bölgelerin tamamında bir kıdemli deniz subaylıklarını kuruyoruz. Yani kendi sınırlarımız dışında. Tuapse’de deniz subaylıkları kuruyoruz ve bulunduruyoruz. Novorossisk’de aynı şekilde kıdemli deniz subayı bulunduruyoruz. Yine Batum’da aynı şekilde deniz subaylığı kuruyoruz.

İkincisi bir de istihbarat birimleri oluşturuyoruz ve bu istihbaratların çoğunu Trabzon’a bağlı olarak oluşturulmuş durumdadır. Burada söylediğimiz gibi sadece cephane meselesi ya da gemilerin organizasyonu meselesi değil insanların geçişleri var. İnsanların geçişlerinde de şu esasları geçmek istiyorum.

30 BİN PONTUS’ÇU RUM VARDI

Bir istenmeyen insanlar var. İstenmeyen insanlar derken Pontus’çu Rumlar var. 1918 sonrası Pontus’çu Rumlar yaklaşık 30 bin civarındadır. Bu çeteci Rumlar Karadeniz kıyılarına çıkartılmıştır. Bu da aynı yöntemle çıkartılmıştır yani korsan gemiler ya da itilaf devletlerinin yardımıyla çıkartılmaya başlanmıştır. Bunların hepsini engellememiz gerekiyor ve içeriden onları bertaraf etmeniz gerekiyor. Özellikle Samsun ve civarında Ordu’nun batısında buradan önemli ölçüde mücadelenin karada sürdüğünü biliyoruz. Buraya gelenlerin büyük çoğunluğu aslında yerli insanlardan çok militan olarak yetiştirilmiş ya da yunan subayları tarafından iyi eğitilmiş kitlelerdi. Ve büyük bir kısmı da Batum-Tiflis hattı üzerinde yetiştirilerek bu bölgelere gönderilen insanlardan oluşuyordu. Bunların bölgeye gelişini engellemeniz gerekiyor. Tehlikelerden bir tanesi buydu.

ANADOLU HAREKETİ BOLŞEVİK HAREKETE DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENİYORDU

İkincisi yine baktığımızda Bolşeviklerle tamam bir takım anlaşmamız vardı ama Bolşevikler Anadolu’daki hareketi bir Bolşevik harekete dönüştürmek istiyorlardı ve gelen her kişinin niyetini bilmek zorundaydınız. Dolayısıyla bunun için bir istihbarat ağı kurdunuz. Bu istihbarat ağını hem sınırlarda kurdunuz hem de sınırlarınız içinde kurdunuz. Hem kıyı bölgesine kurdunuz hem de bazı merkezlere kurdunuz. Buralarda oluşturdunuz. Bu şekliyle kötü niyetli kişilerin ülkeye girmesinin önüne geçildi. Olayın bir tarafı budur.

KARADENİZ İNGİLİZLERİN KONTROLÜNDEYDİ

Bir başka noktada şurasıdır. Biz zannediyoruz ki bugün baktığımızda Ordu’nun karşısında Tuapse’den, gemi kalkar Ordu’ya çok rahatlıkla gelir ama o zaman öyle gelme şansınız yok. Ne yapıyorsunuz gece geliyorsunuz. Zorluklar orada zaten kıyıya yakın hareket ediyorsunuz ve tümüyle Karadeniz itilaf devletlerinin kontrolündedir. O gemilerden kaçarak geliyorsunuz ve bugün anladığımız anlamda radar bağlantıları yok dolayısıyla radar bağlantıları komutanımızın söylediği gibi bir taraftan şansımız öbür taraftan siz kullanmadığınız da sizin şansızlıklarının ortaya çıkmış oluyor. Ama şansımız olmuş. Dolayısıyla kıyıdaki organizasyonu kullanarak hangi geminin nereden geçtiğini zaten bildiriyorsunuz ilgili birimlere. Bunlar ne yapıyor bu şekilde geliyor.

Bir de şunlar yapılıyor. Bir de yakalanma ihtimali Rusumat’ta olduğu gibi ortaya çıktığında Genelkurmay’ın talimatları vardır. Hangi koylar kullanılacak. Yani rastgele koya giremiyorsunuz zaten. Çünkü bu cephanenin içeriye taşınması, saklanması ve kontrol altına alınması gerekiyor. Bunun için koylar tespit edilmiş ve bu koylara bir motor gidiyordur aslında gemi falan demiyoruz. Motordan oluşmakta büyük bir çoğunluğu. Bu motorlar düşman takibine uğradıklarından o koylara yaklaşıyorlar ve cephaneyi indiriyorlar. Araziye indiriyorlar çünkü karayla bağlantıları var. Karadakilerde onlara yardımcı oluyorlar sonrasında boş olarak yollarına devam ediyorlar.

İtilaf Devletlerinin kontrolleri bittiğinde tekrardan dönüp o malzemeyi alıp bir sonraki istasyona taşımaya başlıyorlar. Yani taşıma zannettiğiniz gibi Tuapse’den başlayıp İnebolu’ya kadar tek bir motorla gerçekleşmiyor. Adım adım gerçekleşiyor. Burada zaman zaman genelkurmay bazı üstler belirlemiş. Örneğin: Trabzon bunlardan bir tanesidir. Samsun, Sinop yine aynı şekilde Amasra bunlardan bir tanesidir. Dolayısıyla burada toplanmalar bir araya gelmiş ama söylediğimiz gibi çoğu zaman motorlar koylara malzemelerini bırakmak zorunda kalıyorlar.

DENİZDE DÜŞMAN VAR KARADA ‘YOL’SUZLUK

Olayın öbür tarafı da şu: Koylara bıraktığınız da malzemeyi iç bölgeye taşıyacağınız yollarınız yok. Yollar bozuk.  Yani yaş ortalaması 50 yaşın üzerinde olanlar bilirler. Trabzon ile Ordu arasında ulaşım sadece gemi ile sağlanıyordu. Trabzon ile karayoluyla Ankara’ya gitmeniz imkânsızdı. Birçok bölge Batı Karadeniz Bölgesi de aynı şekildeydi. Onun için yollar tespit edilmiş. Bu yollardan bir tanesi Samsun-Ankara istikametidir. Samsun-Ankara istikameti özellikle Pontuslu çeteler vasıtasıyla sürekli kesintiye uğradığı için problemlidir. O nedenle güvenli bölge olarak İnebolu-Ankara hattının çizildiğini görürüz ve bu bölgede karada da bir komutanlık kurulacaktır. Kastamonu Havadis Komutanlığı adı altında kurulur. Nurettin Paşa buraya getirilecektir.

Bu bölge diğer unsurlardan temizlenip, güvenli bir yola haline dönüştürülecek ve o yol üzerinden gidişi sağlanacaktır. Onun için mesela Sinop’tan Ankara’ya ulaşan ya da Sinop’tan Kastamonu’ya ulaşan yol hattımız yok bugünkü gibi. Buralarda ulaşan malzemeler çoğu zaman katır ve at sırtında taşınıyor.

GEÇMİŞİN ŞARTLARI ANLATILMALI

Onun için biz geçmişi anlatırken bunları önemli ölçüde kullanmak zorundayız. Bunları da yeni nesillerin kafasında canlandırmak zorundayız.  Yani bugün biz yeni nesillere bir şeylerden bahsederken Tuapse’den kalktı gemi İnebolu’ya geldi ama nasıl geldi yani bunu somutlaştırmamız gerekiyor. Nasıl gemi ile geldi? Tüm bunları somutlaştırmamız gerekiyor. Ben daha fazla konuşmayı uzatmadan burada konuşmamı bitiriyorum.

KUTLUYORUM…

Bir kez daha belirtmek istiyorum. Ordu’yu Ordu’daki yöneticileri kutluyorum Rüsumat No: 4 gemisini yeniden yapmak için adım attıkları için. Onları kutluyorum ve saygılarımı sunuyorum…       

RAHMİ ÇİÇEK KİMDİR?  

Ordu’da doğdu. İlköğretimini İzmir, ortaöğretimini Denizli’de tamamladı. Üniversite eğitimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nde bitirdi. Aynı üniversitede Araştırma Görevlisi olarak, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladıktan sonra 1992 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Halen Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesinde Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Söz konusu bölümün başkanlığı ile Trabzon Üniversitesi Karadeniz Kültür ve Tarihi Uygulama Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Karadeniz Bölgesi yerel tarih çalışmaları konusunda çok sayıda makale ve kitapları bulunmaktadır. Ayrıca Gayri Müslim Azınlıklar hakkında çalışmalar yapmıştır. Çalışma alanı Son Dönem Osmanlı Tarihi ve Cumhuriyet Tarihi’dir.



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?