Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
  • HABERLER
  • GÜNDEM
  • KARADENİZ’İN NASREDDİN’İ  “İSMAİL HANİKAZ HOCA (Naim Güney)

KARADENİZ’İN NASREDDİN’İ  “İSMAİL HANİKAZ HOCA (Naim Güney)

KARADENİZ’İN NASREDDİN’İ  “İSMAİL HANİKAZ HOCA  (Naim Güney)

İsmail Hanikaz’a “Karadeniz’in Nasreddin’i” demek daha doğru olur. Nitekim Karadeniz ile ilgili araştırma yapan yazarların çoğu İsmail Hanikaz Hoca için, “Karadeniz’in Nasreddin Hocası” başlığını kullanmışlardır. Kıvrak zekâsı, hazır cevaplılığı ile tanınan İsmail Hanikaz Hoca abartısız bir mizah ustasıdır. Nüktedan bir kişiliğe sahip olan İsmail Hanikaz Hocanın fıkraları her zaman öğretici, düşündürücü ve sosyal yapıyı olumlu yöne itecek biçimde eleştiricidir. Yaşadığı çağın hareketliliği ve bir çok meslek değiştirmiş olması fıkralarının zenginlik kaynağını oluşturmaktadır. Çok değil, 10-15 sene sonra o da Bilal Köyden gibi unutulup gidecektir. Birkaç asırda bir gelen hazır cevap ve nüktedan kişiliğin yok olup gitmemesi için fıkralarını derleyen emekli öğretmen Hasan Tahsin Saygılı’ya  teşekkür ediyoruz.

İsmail Hanikaz, Batum kökenli bir ailedendir. Gürcistan’daki soyadları “Hanikadze”dir. Aile 1934 Soyadı Kanunu ile “Hanikaz” soyadını almıştır. 93 Harbi sonrası (1878) Batum’un Çürüksu (Kobuleti) kasabasından Anayurt’a göç edenler arasında Hanikadzeler de vardır. İsmail’in dedesi Hanikadze Hasan Efendi ailesiyle birlikte Fatsa’nın Kabakdağı Köyü’ne gelip yerleşmiştir. İsmail’in her iki dedesinin adı da Hasan’dır.  Babası Hanikadze Hasan Efendi’nin oğlu Mehmet Bey, annesi ise Menşure-Hasan çiftinin kızları Asiye Hanım’dır.

Kendisinden başka; Süleyman, Mahmut, Cevat, Ali Rıza, Hilmi, Cemalettin beyler olmak üzere 6 erkek kardeşi ile Dürdane adında 1 de kız kardeşi daha vardır.
İsmail Hanikaz, 1914-1974 yılları arasında 60 yaşına kadar yaşamıştır. Zamanın Rüştiye mezunlarından olan İsmail Hanikaz Hoca, Kabakdağı Köyü’nde ziraatla meşgul olmuş, askerlik dönüşü , Bolaman dolaylarındaki camilerde hocalardan dini eğitim almıştır. İsmail Hoca, önce müezzin, sonra Ordu Boztepe, Fatsa Kurtuluş ve en son Kabakdağı köyünde imamlık yapıp, talebe okuttuğu gibi,  bir dönem muhtarlık da yapmıştır. Futbol oynayıp, er meydanlarında güreş de tutan İsmail Hoca, aktif politika ile de yakından ilgilenmiştir. Ünye’de ise 1,5 yıl  posta dağıtıcılığı yapan Hoca, Ünye’de tanıştığı Süriye Hanımla evlenmişti. Uzun yıllar arzuhalcilik yapıp, mahalli gazetelere çeşitli konularda yazılar yazdığı gibi, Sabiha Yenigün ile birlikte gazete çıkartıp, bir süre  yayınladıkları bilinmektedir.

İsmail Hanikaz, serbest kaldığı 1946-1950 arası dönemde Demokrat Parti kampanyalarına katılıp, politika ile uğraşıyordu. Bundan sonraki meslek seçimlerini de büyük ölçüde politikaya yardım etsin diye seçmişti. Nitekim, 1950 yılında Fatsa’ya inip, “Haklı Dava Takipçiliği” adı ile açtığı büroda arzuhalciliğe başlıyor.1950-1974 yılları arasında, yani ölene kadar İsmail Hanikaz önce Demokrat Parti, sonra Osman Bölükbaşı’nın Millet Partisi, sonra bağımsız biçimde, ama sık sık parti değiştirerek, politik uğraşını devam ettirmişti. Para kazanmayı “ Cüzdan ile vicdan arasında olmaz.” Diye bir yana bırakıp, politik uğraşı hiçbir zaman bırakmamıştı. İsmail Hanikaz, arzuhalciliği Kumru ilçesinde de bir süre sürdürmüştü. Arzuhalciliğin politikaya çok yakın olmadığını ve yeterli desteği bu meslekten elde edemediğini anlaması üzerine,1954 yılında gazeteciliğe başlamıştı. Ama İsmail Hanikaz, gazeteciliğin para kazandırmaması üzerine fırsat buldukça 1970’lere kadar arzuhalciliğe de devam etmişti.

Üç dönem Ordu’dan bağımsız milletvekili adayı olan İsmail Hanikaz’ın; “ Demokrat Parti Destanı” adlı dörtlükler halindeki on kıtalık şiiri oldukça ünlüydü. İsmail Hoca,  politikada muhtarlığın haricinde seçilip bir yerlere gelememişti  ama bölge politikasın da iz bırakanlar arasındaydı.

İsmail  Hanikaz, seçim meydanlarında  kürsüye çıkıp elinde mikrofon konuşurken,  seyirciler gürültüyü kesmeyince  “Ne delleniyorsunuz uyuzlar, beni dinleyin” diye vatandaşa  çıkışıp, iyice bir söylenirdi.  İsmail Hocanın kızdığını anlayan Fatsa’lılar ona tepki göstermek yerine hocaya  hep bir ağızdan “Yaşa, Varol” diye bağırırlardı. Hatta onun karakterini yakinen bilen Fatsa’lılar, İsmail Hanikaz  siyasi rakipleri karşısında şöyle okkalı bir küfür savursun, diye onu iyice dolduruşa getirirlerdi… İsmail Hoca  ondan sonra kimse tutamazdı, açar ağzını, yumar gözünü , gerisi malum, millet gülmekten kırılırdı…

1954 tarihinde İsmail Hanikaz Hoca, Dava vekilliğinden kazandığı para ile Fatsa’da “Doğruluk” adında haftalık bir gazete çıkarmaya başlamıştı. Gazete, önceleri değişik matbaalarda dizilip , basılırdı. Hanikaz Hoca, nihayet pedallı bir baskı makinesi alıp, Fatsa’ya getirmişti. Matbaayı kurup, Fatsa’da  günlük  olarak “Doğruluk” gazetesini yayımlamıştı. Günlük gazetenin çıkış “maliyeti”  Hoca’nın mal varlığını tehdit  etmeye başlayınca, gazete tekrar haftalığa dönmüşü.

İsmail Hanikaz Hoca “Doğruluk” gazetesinin sahibi, yazı işleri müdürü ve başyazarı idi. Her haber ve yazı  yaşama dair öğütler, siyasi nükteler içerdiği için alıcısı çoktu. Gazetenin ilk nüshasında “Gayemiz” adlı sütunda; Fatsa’nın merkez nüfusunun 15 bini ,ilçe nüfusunun ise 100 bini aştığını bu nedenle amacının Fatsa’ya ait havadisleri yazmak olduğunu belirtmekteydi. Gerçekten de Gazetesinde Fatsa’nın haberleri ve sorunları ile uğraşmıştı.  Gazete adının altına önceleri “Doğruluk-Demokrasi yolunda” yazmış, sonra Demokrat Partiden ayrılıp, Bölükbaşının Millet Partisine katılınca, alt başlığı “Demokrasi ve Millet Yolunda” olarak değiştirmişti.  İsmail Hanikaz, gazetesinde hiç fıkra üretmemiş, halk dilinde konuşulan fıkralarını da yazmamıştır. Ancak gazete, zamanla, nüktedanlığının meyveleri ile dolu olarak yayınlanmıştı.

İsmail Hanikaz, nüktedan kişiliğin izlerini taşıyan gazetesinden  işte birkaç örnek başlık şöyleydi “ …*Kanun yapın, ama adam dövmeyin.*Seçimlerde iki yerde oy kullanmayın.*Vaaz verirken politika yapmayın.*Bir oturuşta iki tıraş yapan berberlerle tıraş olmayın.*Parayı Fatsa’da kazanıp İstanbul’da yemeyin. *Çok konuşacağınıza çok çalışın.*Sonradan gelecek aklı önceden başınıza almaya çalışın.*Gazetecilikte particilik yapmayın.* Şehir içinde palto omuzda gezmeyin. *Vaaz verirken politika yapmayın.*Bu arada Doğruluk gazetemize abone olmayı da unutmayın.*Öğütlerimiz mizahi ve samimidir, gücenmeyin. “

Ünye’nin Çatalpınar Köyü’nden Becioğulları’ndan Zekiye-İlyas çiftinin kızları Asiye Hanım ile hayatını birleştirmiş olan İsmail Hanikaz’ın çocuğu olmamıştır. Hoca’nın eşi Asiye Hanım, eski Ordu Milletvekillerinden Hasan Öz’ün halasıdır… Kabakdağı Köyü mezarlığında meftun olan İsmail Hanikaz’ın mezar taşına Tahsin Saygılı tarafından felsefesini aksettiren şu beyit yazılmıştır:
“Çok fıkra söyledi, hiç servet edinemedi. Alemi güldürdü de, kendisi gülemedi…”

İsmail Hanikaz Hoca’nın yüzün üstünde fıkrası ile neşriyatta yer alan çeşitli konularda şiir ve yazıları bulunmaktadır. Fatsa’nın 29. Belediye Başkanı Mustafa Kemal Çamaş döneminde Hoca’nın adı Fatsa Dumlupınar Mahallesi’nde bir caddeye verilmişti…

 

İSMAİL HANİKAZ HOCADAN FIKRALAR…

SENİ DİNLEYECEĞİME (İSMAİL HANİGAZ HOCA)

                  İsmail  Hanigaz Hoca Kumru’da arzuhalcilik yapmaktadır. Adamın biri yanına gelir mahkeme için dilekçe yazdırmak istemektedir. Hocaya beni dinler misin? der. Hanikaz hoca adama bakar, paran var mı der. Adam yok deyince Hanikaz Hoca adama, “Oğlum seni dinleyeceğime radyoyu açar Muzaffer Akgün’den türküler dinlerim” demiş.

İSMAİL HANİKAZ HOCA İLE  NAİL DERVİŞOĞLU

                  İsmail Hanikaz Hoca bir gün Nail Dervişoğlu Beyin seçim bürosunda oturmaktadır. Adamın biri seçim bürosuna dalar. Hocaya hakaret etmeye başlar. Hoca hiç istifini bozmaz. Vakur bir duruş sergiler. Nail Bey yerinden fırlar. Adama müdahale eder ve odadan dışarı çıkarır. Sonra hocaya dönüp, hocam “Aferin sana” ağırlığını gösterdin, karşılık vermedin der.

                  Aradan bir kaç gün geçer  yine aynı yerde adamın biri Hanikaz hocaya sitem yollu laf atar. Bu sefer hoca bir celallenir bir celallenir adamın üstüne yürür. Oradakiler hocayı zapt edemez. Bu sefer Nail Bey, hocayı zor durdurur. Nail bey şaşırmıştır. Hocaya,” ne oldu sana hoca iki gün önce adamın biri sana hakaret etti  ses çıkarmadın !!! “ deyince Hanikaz hoca “Bırak beni Nail, buna gücüm yeter” der.

FATSA’DA ADAM SAYISI ARTTI MI?..
Hoca bir dönem milletvekili adayı olur, 4 oy alır. Gelecek seçim tekrar aday olan Hocaya komşuları; “Geçen seçim 4 rey aldın. Yine katılıp neden masraf yaparsın?” diye çıkışırlar. Hoca’nın cevabı; “Geçen seçim Fatsa’da 4 adam varmış. Bu seçim Fatsa’da adam sayısı arttı mı ona bakacağım” şeklinde olur.

ÜNYE’DE HALİL TEKKAYA İLE İSMAİL HANİGAZ HOCA KARŞILAŞINCA OLAN OLUYOR..

Bu kez Ünye’de, ardı ardına iki bağımsız adayın konuşması vardı.   Önce gazeteci İsmail Hanikaz hoca konuşacak, ardından Halil Tekkaya konuşacaktı. İkisi de birbirinden üstün karizma sahibiydiler.  İsmail Hanikaz konuşmaya başladıktan bir süre sonra, tıpkı Ordu’daki gibi Halil Tekkaya davul zurnayla meydana girer. Halil Tekkaya başka birisi meydanda miting  yaparken onun  konuşması yasak olmasına rağmen o  yasağı hiç gaile almaz. Meydandaki kalabalıkları yaran Halil Tekkaya  daha önceden  kavak dibine hazırlattığı kürsüye çıkıp “Sayın seçmenlerim” diyerek konuşmasına açış yapar. Herkes, kavak dibine doğru Hurraaaa!  Diye gidince, İsmail  Hanikaz’ın çevresi birdenbire boşalır.  İsmail Hanikaz, konuşmasını keserek,  birkaç kez : Ula nereye!… Ula nereye! der. Halil Tekkaya’ya doğru akın akın giden kalabalıklar İsmail Hanikaz’ın çağrılarını duymamazlığa gelip, hiç tınmaz. İsmail Hanikaz bakar ki  hiç kimse kendisini dinlemeyecek,  hoparlörden bangır bangır :  Ula ananizin a….na gadar yoluğuz var. De ha!.. Defolun gidin, diye bağrınca meydanın yarısını doldurmuş olan kadınlar dâhil, kimse bu sövgü üstüne alınmaz. Yalnız, Halil Tekkaya dâhil herkes İsmail Hanikaz’ın bu küfürlü anonsu üzerine dakikalarca kasıklarını tuta tuta gülmeye devam eder….

***


Sokakta karşılaştığı her siyasi figür, İsmail Hanigaz  Hoca’nın ‘nükte’ dağarcığından bir şeyler alırdı.
1965 seçimlerinde  kontenjan adaylığı bekleyen İsmail Hanikaz, listeye alınmadığını öğrenince dertleşmek için yakın bir arkadaşının  dükkanına gider. Arkadaşı durumu bildiğinden, yanında çalışan çocuğa “Koş oğlum Hanikaz’a bir kahve söyle” diye seslenir. Hanikaz, itiraz eder ve ısrarla su ister. Sonra nedenini açıklar: “Dinimizde gelenektir. Ölmekte olan insana su içirilir, su.”
***
“Tiyatro sanatçısı Kemal Dirimli, turne sırasında Fatsa’ya geldikçe, tanıdığı kişileri de taklit etmektedir. Yine böyle bir gün İsmail Hanikaz’ı taklit eder ve “..  Allah’ım, hepimize ver, bana da ver, ille de Hanikaz’a ver…” diyerek rolünü bitirir. İzleyiciler arasındaki Hanikaz birden ayağa fırlar ve: “Kemal Bey, Kemal Bey, ben elli beş senedir, yılda iki defa Kur’an hatmeden ağzımla istiyorum, alamıyorum da sen bu beynamaz ağzınla mı söz geçireceksin…”

Kaynak:

 Tahsin Kaygılı,” İsmail Hanikaz’dan Yaşanmış Fıkralar” Orsev Yayınları, 1994-Ordu

 



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?