Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Kirmit’ turizmi de yapalım

Kirmit’ turizmi de yapalım

Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Ahmet Dağlı, mantar (kirmit), galdirik, pezik, nivik, melocan, sakarca gibi bitki çeşitleri açısından çok zengin olan Ordu’da bu bitkilerin en çok yetiştiği yerlerde eko-turizm yapılabileceğini söyledi.  

Her 5 yılda bir yapılan Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi’nin 9.’su Ordu’da yapılıyor. Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.  Doç. Dr. Ahmet Dağlı, ‘Ordu Mutfak Kültürü ve Ekoturizm’ başlıklı bir tebliğ sundu. Ekoturizm'in dünyada büyüyen bir turizm alanı olduğunu; dünyada bu alandaki turist kapasitesinin 900 milyona çıktığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Dağlı, Türklerin tarih boyunca atlı-göçebe, yerleşik tarım ve şehir hayatı olmak üzere 3 farklı yaşam biçimini sürdüğünü belirtti.                

Klasik turizm eski çekiciliğini kaybediyor

Tüm dünyada sanayileşme ile birlikte insanların da hayat biçimlerinin değiştiğini, örneğin bir cıvatayı sıkmakla, bir ürünü paketlemekle geçen bir ömür tipinin oluştuğunu, bunun da insanın yaratılışına ve potansiyeline uygun olmadığını söyleyen Dağlı, “Yılın 11 ayını makineyle geçiren insanlar, özellikle ruhen aşırı yorgundurlar ve kısa süreliğine işinden, şehirden tamamen uzakta dinlenmeye ihtiyaç duymaktadırlar. Bu doğal ihtiyaç da “turizm” denen büyük bir sektörü doğurmuştur. 1950’lerden itibaren insanlara dinlenmeleri için sunulan alternatifler çok yıldızlı otellerde yani yine betonların içinde, kalabalık, aşırı lüks tüketim, doğal olmayan yemek yeme, israf etme ve bireye aşırı hizmet verme içerikli organizasyon olmuştur. “Paket tur”larla otel tatilleri, şehrin modern makineleri olan insanların bedenen dinlenmelerini sağlasa da ruhuna hitap etmediği ve “bir insan olduklarını” hatırlama ihtiyacını karşılayamadığı için artık eski rağbeti görmemeye başlamıştır. Bu da sektörü farklı arayışlara itmiştir ki günümüzde “ekolojik turizm”, çok büyük potansiyeli ile gelecek vaat eden, hızla büyüyen bir sektör durumundadır.” dedi.

Eko-turizmin odağında doğa var.

Ekolojik turizmin doğa turizmi, yumuşak turizm, doğal yaşam turizmi, yeşil turizm, çevreye dost turizm, sorumlu turizm, kırsal turizm, sürdürülebilir turizm” gibi adlarla anıldığını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Dağlı, “Ekolojik turizm, son yıllarda klasik tatil anlayışından sıkılmış olan insanların doğrudan doğruya ve tamamen doğayla, bitkilerle, hayvanlarla baş başa kalabilecekleri ve olabildiğince doğal yaşamı tadacakları tatil çeşididir. Ekolojik turizmin odağında bütün canlılığıyla “doğa” ve “hobi” vardır. Doğa turisti kıymet bilir, katılımcı ve duyarlılık ruhu içinde, doğal özelliklerini koruyan alanları ziyaret eder. Yaban hayatını ve doğal kaynakları kullanırken tüketici bir anlayışta değildirler. Amaçları keşfetmek, macera, rekabet, dostluk, doğa bilinci ile iç dünyalarını geliştirmektir. Gittikleri yerlerde lüks tüketim, pahalı otellerde aşırı hizmet gibi beklentileri yoktur. Başından sonuna kendilerini neyin beklediğini bildikleri klasik turizm yerine, içerisinde sürprizleri olan, bilmedikleri yerleri, lezzetleri, yaşam biçimlerini ve kültürleri keşfetmenin heyecanını duyan insanlardır.” diye konuştu.

Ordu eko-turizm için uygun

“Ekolojik turizmin tanımı kara ve su avcılığı, safari, kamp, mağara, kayak, kızak, kano, rafting, yürüyüş ve tırmanma, dağ bisikleti, kar motosikleti, binicilik, kuş ve kelebek gözlemciliği, yaban hayatı izleme, bitki gözlemciliği, fotoğrafçılık, arkeoloji gibi çok sayıda etkinliği bünyesine alır.” diyen Yrd. Doç. Dr. Dağlı, “Ordu’da bunların birçoğunu sağlama kapasitesi bulunuyor. Sıfır metreden başlayıp 2 bin metre yüksekliğe ulaşan bir coğrafyaya yayılmış olan Ordu, gerek bu yükselti farkının gerekse coğrafyasında hem deniz hem karasal iklimin varlığının etkisiyle zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Dolayısıyla Ordu mutfağında bu iklimin getirdiği zengin bitki örtüsünün etkisini görmekteyiz. Bu anlamda Ordu mutfağında pancar, pezik, mısır, nivik, melocan, sakarca, galdirik, ısırgan, baldıran, hoşkuran, taflan, bezelye, mendek, perzi, höngül, çökülce gibi, bu coğrafyada yetişen ve çoğu da doğal olan bitkilerden bolca yararlanılmaktadır. Toprak ana bu bitkileri zamanı geldikçe Ordululara bonkörce ve karşılık beklemeden sunmakta, Ordu halkı da hiç ilaçlamadığı, sulayıp çapalamadığı bu bitkileri doğadan toplamanın lüksünü ve güzelliğini yaşamaktadır.” şeklinde konuştu.

Eko-turizm bitkinin en çok bulunduğu yerde olmalı

“Burada yapılması gereken şey, Ordu’nun kırsal yerleşim yerlerinde, sözünü ettiğimiz yabani bitkilere bolca rastlanan bölgeleri tespit etmek ve oranın köylülerini bilgilendirip, birlikte eko-turizm faaliyetini yürütme konusunda onları ikna etmektir.” diye konuşan Dağlı, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Yöntem, bu bitkilerin yetiştiği zaman dilimlerinde turizm firmalarının organizasyonuyla turistlerin köye getirilmesi, turist ağırlama konusunda eğitim almış insanların pansiyon tarzına dönüştürülmüş evlerinde ağırlanması ve bu turistlere kaldıkları süre içinde köy hayatını tadacakları ortamı oluşturmaktır. Bu kapsamda turistlere kümesten yumurta alma, inekten süt sağma, kuzulara dokunma gibi etkinlikleri yapabilme fırsatı sunulmalıdır. Yine doğaya götürülerek bahsi geçen mantar, galdirik, pezik, nivik, melocan, sakarca, hoşkuran gibi bitkileri ve yabani meyveleri yerinde kendi elleriyle toplamalarına rehberlik edilmelidir.”

Diğer etkinlikler de unutulmamalı

Yrd. Doç. Dr. Dağlı sözlerini şöyle tamamladı: “Ordu’nun bahse konu alanlarında eko-turizm etkinlikleri dâhilinde yer alan yürüyüş ve tırmanma, kamp, bisiklet, kara ve su avcılığı, kuş ve kelebek gözlemciliği, yaban hayatı izleme, fotoğrafçılık gibi çok sayıda etkinliğin yapılması mümkündür. Bunlara ilave olarak yabani bitkiler toplama ve bunlarda yapılan yemekleri tatma konusu, yörede yapılacak turistik faaliyetleri destekleyecek alternatif olarak düşünülmelidir.”  HASAN CEM ÖZEL-ÖZEL HABER

 



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?