Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

DURUGÖL’ÜN HİKÂYESİ…

DURUGÖL’ÜN HİKÂYESİ…

2019 yılına girmeye şurasında sayılı günlerimiz var. Ordu’da son yıllarda birçok alanda devasa harcamalarla çok önemli yatırımlar yapılmaktadır. Kentin tüm alt yapısı cadde ve sokakları baştan aşağı değişmekte yenilenmektedir. Kentte yeni imar alanları açılmakta şehir her geçen gün büyümekte her köşede gökdelen tarzı binalar hızla yükselmektedir. Avrupa’da ise kentler merkezden banliyölere doğru yatay olarak yayılmaktadır. Biz ise dikey olarak sefer tası gibi üst üste onlarca kat konut vs çıkarak kent merkezinde yoğunlaşmaktayız. Kent merkezinde yoğunlaşmanın sonucu nefes alan parklar ve yeşil alanlar daralmakta, araç trafiği ve betonlaşma çoğalmaktadır. Birde tüm bunların yanında son zamanlarda tarihi ve kültürel dokularımızda doğal parklarımızda da işgaller ve tahribatlar gözlenmektedir. Tarihi geçmişi olan yeşil alanlar, eski mezarlıklar, bataklık olan göller rant ve gelir kapısı olarak imara açılmaktadır. Mesela;  Kirazlimanı’nda 16. asırdan kalan koca bir mezarlık alanına 70’li yıllardaki zihniyetin diktiği beton otel hatası üzerine bir vahim hata daha eklenmiştir. Bu tarihi mezarlığın üzerine şimdi üç tane 18’er katlı gökdelenler yapımına başlanmıştır.

“DURUGÖL” ASLINDA 1945’DE SITMA SAVAŞI ESNASINDA KURUTULMUŞ KOCA BİR GÖL’DÜR…

Bugünkü yazımızın konusu olan Durugöl mevkiinde ise durum daha berbattır. Durugöl’e stadyumdan sonra Ordu’nun en kıymetli son yeşil alanı da imara açılmış ve para için satılmıştır. Durugöl kentimize kalan tarihi bir mirastır. Durugöl kışın ördeklerin, kuğuların, kazların ve yüzlerce çeşit su kuşlarının göç yollarında bulunan bir doğal yaşam alanıdır. Durugöl’ün ne anlama geldiğini bilmek için konuyu araştırmak gerekir. Bunun için Durugöl bataklığının hikâyesini bugünkü kuşakların iyi bilmesi için biraz geçmişe doğru gidelim. 

1945 yılı öncesi Ordu’da yaşayan insanların en büyük şikâyetlerinden birisi Sıtma hastalığıdır. Sıtma’dan muzdarip olan on binlerce insanımız vardır. Bu hasta insanların ilaç bulamadığı için vefat ettiği yıllarda Durugöl’de de sıtma üreten 16 dönümlük zehir saçan bir bataklıktır. Su derinliğinin yer yer 2,5 metre olduğu Durugöl’de milyonlarca sıtmalı sivrisinek ürüyor, Akyazı ovasında tüm insanlığı tehdit ediyordu.

1945 yılında tüm ülke çapında sıtmalı sivrisineklerin bir daha ürememesi için çok büyük bir savaşa girişilmiştir. Bu sıtma savaşı için Ankara Hükümeti büyük bütçeler ayrılmış, teşkilatlar kurulmuştur. Tüm ülkede olduğu gibi Ordu ili de olağanüstü sıtma savaş bölgesi içine dahil edilmiştir. O günden sonra Ordu Sağlık teşkilatının ve Belediye Zabıta Memurlarının her yerde olağanüstü biçimde sıtma savaşı faaliyetlerine başladıkları görülmektedir. 1946 yılı sonu itibarıyla Ünye ilçesindeki Sıtma Mücadele teşkilatı, Fatsa ilçesinde Sağlık Bakanlığınca gönderilen seyyar bir sıtma teşkilatı ile savaşa devam edilmektedir. Mesudiye ilçesi Tabibi Cemal Erkmen, bu ilçedeki Sıtma mücadele görevini başarıyla bitirmiş ve Bakanlık emriyle Doktor Cemal Erkmen ve personelleri, Gölköy ilçesine nakil olmuştur. Mesudiye’den nakil olan yeni ekip, Gölköy ilçesinde sıtma savaşı vermeye başlamıştır.

1945’den itibaren Ordu Sağlık teşkilatı ve Belediye Zabıta Memurları marifetiyle şehir dahilindeki ufak su birikintileri, gayri sıhhi hela ve hela çukurları ve musluk, sarnıçlar tespit edilerek bunlar tamamen ıslah ettirilmiştir. Şehir dahilinde ve gerek köylerde sürekli mazotaj işi yapılmış ve tespit edilen sıtmalılar tedavi edilmiş ve köylerdeki gayri sıhhi helalar ve açık bulunan çukurlar sıhhi bir hale getirilmiştir. Öteden beri Ordu şehir halkını tehdit etmekte olan 8600 metrelik Bülbül deresi küçük say mükellefiyeti usulü ile mecrası hark açılmak suretiyle temizlettirilmiştir. 1945 yılı sonunda Ulubey bucağının Çatallı köyünde bulunan Esenbey gölü derin bir kanalla suları akıtılmış ve gölün membaında bulunan az bir suyun izalesine çalışılmaktadır. Uzunisa Bucağı çevresinde bulunan göller de küçük say mükellefiyeti usulü ile kurutulmuştur. Gerek şehir ve gerek civarında meskûn halkın sıhhatini öteden beri tehdit eden Melet ve Civil ırmakları arasında bulunan ve mülkiyeti muhtelif şahıslara ait olan Durugöl ve çevre teferruatının doldurulması ve kurutulması için çabalar hızlandırılmıştır. Durugöl’ün kurutulması için Sağlık Bakanlığı merkezinden gönderilen 50bin lira ödenekle gerekli malzeme temin edilmiştir.  Durugöl bataklığı için görevlendirilen heyetin kontrolü altında günde yüzlerce işçi ve atlı amele bataklık ve sazlık olan bu sahada yoğun bir biçimde çalıştırılmaya başlanmıştır.

ARİF HİKMET ONAT ANLATIYOR “VİLAYETİMİZDE SITMA SAVAŞININ BİLANÇOSU”

Ordu’da Sıtma Savaşı verildiği 1940’lı yıllarda Belediye Reisi Arif Hikmet Onat’dır. Ordu Belediye Başkanı olarak çok önemli ve unutulmaz hizmetler veren Arif Hikmet Onat daha sonra Ordu Milletvekili olarak TBMM’nde görev yapmıştır. 1960 yılından sonra Bayındırlık Bakanlığı da yapan Arif Hikmet Onat Ordu Belediye Başkanı iken 1945 yılında Güzelordu Gazetesinde; Ordu’da verilen sıtma mücadelesi hakkında  “Vilayetimizde Sıtma Savaşının Bilançosu” başlıklı önemli bir makale yayınlanmıştır. O yıllarda Ordu ilinde sıtma için neler yapıldığını Belediye Reisi Arif Hikmet Bey, şu şekilde ifade etmiştir:

”… 1945 yılında geçen yedi aylık sıtma ile savaştan aldığımız sonuçları halkımızın bilgisine arz etmeği, bu hususta önümüzdeki yıl (1946) da gene memleketçe devam ettireceğimiz çalışmamızın daha verimli ve azimli olması bakımından faydalı bulduk. Bizim memleketimiz Ordu’da sıtma ile savaş yeni değildir. Zaman zaman bataklıkları, gölleri kurutmak için harekete geçildiği, sıtmalı bölgelerde çalışan amelelere sabah, akşam kinin verildiğini, amelelerin fındık bahçelerinde yatırılmasının yasaklandığını hatırlarız. Fakat bu çalışmalar devamlı ve metotlu olmadığından ve halkımızca da benimsenmediğinden verimli olamamıştır. Bizce sıtma ile savaşta başarılı olmanın birinci sırrı, sıtmanın sivrisinek tarafından aşılandığının, binaenaleyh sıtma ile savaşın sivrisinek ile savaş demek olduğunu halka iyice anlatmaktır. Bunu bilmeyen var mı, demeyelim. İtiraf edelim ki; düne kadar halkımızın yüzde sekseni bunu bilmiyordu. Sağlık Bakanlığı geniş ve sistemli propaganda ile az zamanda halkımıza bu hakikati duyurdu. Bunun sonucudur ki, halk sivrisinek savaşımıza bilerek ve anlayarak katıldı. Hükümetle halkımızın müşterek çalışmasından ümit ve tahminimizin üstünde başarılar elde ettik.

Ulubey’in Esenbey gölünü hatırlarsınız, hani şu civarındaki 28 köyün hayatını yıllardır cehennem çeviren bataklıktı… Bizim bildiğimiz en az 20 sene Hükümet ve halk burasını kurutmak için çok uğraşmıştır. Ordu’ya her yeni gelen Vali, evvela Esenbey gölüne götürülürdü. Ertesi günü de civar köylülerin davul zurna sesleri ile karışık çalışmaları başlardı. Fakat bir türlü sonuca varılamazdı. Sıra, Valimiz Saip Okay’a sıra gelmişti. İş derhal fen adamlarına havale edildi. Nafıa Müdürümüzün bilgi ve tecrübeye dayanan kurutma planı kabul edildi ve gürültüsüz patırtısız işe başlandı. Bugün meşhur ve menfur Esenbey gölünün yerinde yeller esmektedir.

Bülbül deresi burnumuzun dibinden geçen, baştanbaşa pislik ve çirkef yatağıydı. İşe başladığımız zaman hayal ile uğraştığımızı zannedenler, bunu yüzümüze karşı söyleyenler bile oldu. Fakat halkımızın yüzde doksanı kazma küreğe neşe ile sarıldı. Memleketin birçok münevver çocukları amelelik yaptılar. 15 gün içinde 15 metre genişliğinde ve 1500 metre uzunluğunda olmak üzere bülbül deresinin yatağı temizlendi; bugünkü temiz ve iç açıcı halini aldı. Bülbül deresi hesabından elimizde 5bin lira kadar da para vardır. Gelecek baharda bu para ile derenin etrafını da onaracağız.

Civil ile Turnasuyu arasında muhtelif bataklık ve göller vardır ki bunlar, hem şehrimiz, hem de bu iki ırmak arasına düşen köylerden sahile 6-7 kilometre civarında bulunanlar için devamlı surette sivrisinek meydana getirirler. Civil ile Melet ırmağı arasındaki birinci kısımda Durugöl ile birlikte toplam 5 bataklık vardır. Sağlık Bakanlığının verdiği 62bin lira ile bu kısımlardaki göller ve bataklıklar kurutulmuştur. Yalnız Durugöl’ün sahası 16bin metrekare idi. Durugölün orta kısmında kalan suyun derinliği 2,60 cm. idi. Doldurulan gölde, kurutulan bataklıkların yüz ölçüsü toplamı 69,800 metrekaredir.

Bu sahada 595 metre uzunluğunda yeni bir kanal açılmış, 4500 metre uzunluğunda hendek onarılmış ve temizlenmiştir. Civil deresinin yatağı da sahilden Giresun şosesi karayoluna kadar (260m) temizlenmiştir. Dün müthiş birer sivrisinek yatağı olan bu bataklıklar şimdi zararsız ve bir tenis sahası kadar temiz bir hal almıştır. Bundan başka Hükümet Doktorluğundan aldığımız kayıtlara göre merkeze bağlı 48 köyde 2608 metre uzunluğunda yeniden kanal, 2938 metre uzunluğunda ark açılmış, 5615 metre uzunluğunda kanal ve 11917 metre uzunluğunda da ark temizlettirilmiştir. Halen ellerimizde Melet ile Turnasuyu arasındaki bataklıklar kalmıştır. Gelecek yıl (1946) aynı azim ve inançla bunları da ele alacağız. Milletin para ve emeğinin heder olmaması için daima görerek ve bilerek çalışmayı meslekinin başlıca şiarı sayan Vali Saip Okay, Özel İdareden verdiği 5bin lira ile Civil’den Turnasuyu’na kadar uzanan sahanın haritasını yaptırmaktadır. Bu topoğrafik harita yakında bitmiş ve elimize geçmiş olacaktır. Bütün bu sahayı harita üzerinde görüp tetkik etmek imkânı, bize işimizi ve çalışmamızı daha iyi organize etmek fırsatı verecektir.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığımızın bize verdiği 62bin lirayla iki türlü iş gördük. Bataklıkları kurutmak suretiyle sağlık, bu seneki kuraklık dolayısıyla işsiz kalan vatandaşlara iş vermek suretiyle de sosyal vazifemizi yapmış olduk. Yazımıza son vermeden evvel önemli bir noktayı da belirtmek isteriz. Gerek doldurulan gölleri, gerek kurutulan bataklıkları, gerekse yatakları temizlenen dereleri, kendi hallerine bırakmamalıyız. Buralarda her sene baharda lüzumlu ufak tefek onarımları ve bakımları yapmazsak, zamanla eski hallerini alacaklarını ve sarf edilen para ve emeklerin boşa gideceğini hatırdan çıkartmamalıyız. Hükümetin, Muhtarlıkların, Belediyelerin ve kurutulan bataklıklar kendi arazisi içinde bulunan vatandaşların her baharda esirgemeyecekleri küçük çalışmalar geçmişte yapılan tüm emek ve gayretimizin meyvelerini devamlı kılacaktır. 

Hayatımızda en kıymetli varlığımız sıhhatimizdir. Doktorlarımız ve eczacılarımıza sorduk. Bu sene(1945) sıtma vakalarında geçen seneye nazaran en az yüzde seksen azalma olduğunu söylediler. Bu hususta bizlere büyük kazançlar sağlayan Sağlık Bakanımıza ve muhterem Valimize Ordu memleketi adına minnet ve teşekkürlerimiz arz ederken, kamuoyunun duygularına tercüman olduğumu zannediyorum. Arif Hikmet Onat…”

1945 YILI SONUNDA DURUGÖL BATAKLIĞI KURUTMA İŞİ  NİHAYET TAMAMLANMIŞTIR.

1945 yılı sonu yaklaşmıştır. Ordu Valisi Saip Okay bataklık ve göllerdeki yapılan bu çalışmaların olduğu yerlere sık sık giderek incelemelerde bulunuyor ve çalışma tarzı hakkında direktifler de veriyordu. 1945 yılının Eylül ayı olmuş ve iki haftadır Durugöl’ün kurutulması işinde sistemli bir çalışma devam ediyordu. Çalışma işi ile Vali, Belediye Reisi ve Nafıa Müdürü bizzat yakından alakadar oldukları gibi, işçilerin başında birde mühendis bulunmakta ve çalışanlardan hasta olanları tedavi için doktorda bulundurulmaktaydı. Ordu Merkez ilçede bulunan tüm köylerden gelen yüzlerce at ve katır sahipleri de Durugöl’e çağrılmış, belli bir yevmiye karşılığında deniz kıyısından kum ve toprak dolgu taşma işlerinde çalıştırılmaya başlanmıştır.

Durugölün etrafındaki ufak tefek su birikintileri kurutulmakta, doldurma ameliyesi de sürmekteydi. Vali Saip Okay, beraberinde Belediye Reisi ve olduğu halde Durugöl’e yine giderek mühendisten izahat alıp ve incelemeler yapmaktadır. Vali Bey daha  sonra işin sıkı tutulması işçi sayısının 400’e çıkarılması hakkında yeni direktif vermiştir. 1945 yılının Ekim ayı sonu gelmiş ve halen Durugöl ve civarındaki bataklıkların kurutulmasına hararetle devam olunmaktadır. Bataklığı kurutmak için 400’e yakın amele  Durugöl bölgesinde hummalı bir şekilde çalıştırılmaktaydı. Ayrıca, Civil deresinin yatağı da, Giresun karayolu geçidine kadar el gücü ile temizlenmekteydi. Bu işlerle de Vali Saip Okay’ın emir ve ricasıyla, Ordu Belediye Reisi Arif Hikmet Onat bizzat meşgul olmaktaydı.

1945 yılı sonu gelmişti. Artık Akyazı’da bulunan Durugöl bataklığı kum ve toprak dolgu işi nihayet bitmiş ve koca göl sonunda yok olmuş, kurutulmuştu. Ancak yörede bir sıkıntı vardı. Durugöl’ün suyunu boşaltmak için açılan kanalların ağızları deniz dalgasıyla tekrar doluyordu. Hendeklerden su tahliye olamadığı için Durugölün bazı çukur kısımlarında tekrar su birikintileri oluşuyordu. O yüzden Durugöl’ün denize tahliye olan kanallarının sürekli olarak açık kalması ve temizlenmesi de gerekiyordu. Durugöl bataklığının kurutulması şehirde sıtma savaşına karşı olan inancı ve mücadele azmini artırmıştı. Herkes çok sevinçliydi.

Gazeteci Temel Uzlu Durugöl bataklığının doldurulması üzerine 1945 sonunda vaziyet hakkında bir yazı yayınlamıştı. Temel Uzlu yazdığı makalede “…Ordu’da sıtma hastalığına neden olan bataklık ve gölleri devlet kuruturken köyde veya kentte yaşayan vatandaşların üstüne düşen vazifelerini yapması…” hususunu kaleme almıştı. Temel Uzlu yazısında özetle şunları ifade etmiştir:”… Durugöl bataklığını kurutmak için ilgili resmi makamların nasıl bir şekilde çalıştıklarını gördük. Bu işler için ne miktarda para sarf edildiğini ve bu paraların nerelerden tedarik edildiğini de hepimiz biliyoruz. Devlet bu gibi büyük işlerle uğraşırken, bize düşen küçücük vazifelerimizi ihmal ederek, yapılan bu büyük işlere yardımcı olmaktan uzak durduk ve duruyoruz da…

Biz her gün mahallede kapı kapı gezen memurlarımızı güzelce atlattık, hela çukurlarımızı, musluk ayak ve kanallarımızı doğru dürüst kapatmadık… Evlerimizdeki süprüntüleri kavun, karpuz, hıyar kabuklarını pencereden bahçemize atmakta bir mahsur görmedik. Gübresinin pis kokusu sıhhatimizi her an tehdit ettiği halde, sığırlarımızı evlerimizin altından yandaki ahıra almağa razı olmadık. Velhasıl sivrisinekleri imha değil kolayca üremesine her hususta yardımcı olduk. Veyahut bunları yaptıksa da müteaddit defalar ilan, ısrar, tembihat veya cezaen yaptık. Sıhhatimizi her şeyden evvel düşünmemiz lazım gelirken, biz bunu başkalarının düşünmesine bile razı olmadık. Ben vazifemi yapmazsam, benim komşum vazifesini yapmazsa, komşunun komşusu vazifesini yapmazsa, hep beraber vazifemizi yapmıyoruz, demektir. Şu halde kime, ne demeye hakkımız olabilir? Bize ayrı, ayrı düşen vazifelerimizi, yapana kadar, hükümete ve devlete ait büyük kısımlar kalırsa, tenkide belki hakkımız olabilir. Ne yazık ki, biz insanlar sivrisinekler kadar çalışamıyoruz… ”

Sonuç olarak; Ordu’nun son yeşil alanlarından birisi olan Durugöl’de binalar dikilerek betonlaşması demek doğal bir yaşam alanının daha kapanması demektir. Son doğal göllerimizden biri olan Durugöl’ün bir gelir kapısı olarak betonlaşması gelecek kuşaklara vurulan en büyük darbedir. Buralar artık sıtmalı sivrisinek üretmiyor.  Sıtma hastalığı alınan önlemlerle yarım asırdır tehlike olmaktan çıkmıştır. Bu Durugöl eskisi gibi yeşil ve doğal bir gölalanı olarak kalmalıdır. Kirazlimanında yapılan çok katlı konutlardan sonra Durugöl bataklığının üzerine de yüksek binalar yapmak, zemin güvenliği açısından da oldukça vahim bir hatadır.  

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’da İstanbul’da yüksek binalar dikerek hata yaptıklarını sık sık ifade etmektedir. Günümüze kadar milyonlarca balığa, ördeğe, kuşa ve her tür hayvanata ev sahipliği yapan Durugöl’ü beton binalar için feda etmeyelim, eski doğal halini titizlikle muhafaza edelim, çevresini daha da genişletip, modern bir şekilde düzenleyip, güzelleştirelim. Durugölü muhakkak gelecek kuşaklara kültürel bir miras olarak aktaralım. Böyle doğal göllerden yoksun betonlaşmış bir kenti ileride çocuklarımıza nasıl izah edeceğiz? Yoksa onlara çok kötülük yapmış olmayacak mıyız, diye düşünüyorum…

(Araştırma: Naim Güney)



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?