Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
ALANLAR HABER İÇİ

Ekoturizm Nedir? Ne Değildir?

Ekoturizm Nedir? Ne Değildir?

                  9. Milletlerarası Halk Kongresi’nde Ordu’yla ilgili başlıklar içerisinde Ordu Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Dağlı’nın “Ordu Mutfak Kültürü ve Ekoturizm” adlı bildirisine (21.11.2017) katılma fırsatım olmuştu. Kongreyle ilgili mini değerlendirme yazımda (25.11.2017) ekoturizm meselesine sonra eğileceğimi yazmıştım. Nitekim gazetemizde bu bildiriden hareketle 23.11.2017’de “Ekoturizmde Fark Yaratalım” başlığıyla konu manşete taşınmıştı. Peki nedir bu ekoturizm meselesi?

                  İnternette kavramsal açıklamalara baktığımızda Kastamonu İl Kültür Turizm Müdürlüğü sitesinde şöyle yazıyor: “Eko turizm çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı bir seyahattir. Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin tanımına göre ekoturizm, doğayı ve kültürel kaynakları anlayarak korumayı destekleyen, düşük ziyaretçi etkisi olan ve yerel halka sosyo-ekonomik fayda sağlayan, bozulmamış doğal alanlara çevresel açıdan sorumlu seyahat ve ziyarettir. Ekoturizm, genellikle küçük gruplar halinde, ailelerin işlettiği küçük tesislerde, geleneksel mimarinin ve yerel kaynakların kullanımını hedef almaktadır.”

                  Yine internette yazıları okumaya devam ediyorum ve çeşitli açıklamalar, bakış açıları var. Bunların hiçbirinde ekoturizmin bölge ekonomisine büyük bir canlılık katacağı yazmıyor. Oldukça mütevazi yazılar ve ekoturizmden de beklentiler bu yönde.  Oysa bizdeki “beklenti” etkisi oldukça yüksek. Ekoturizm ekosisteme yönelik bir bilinç yerleştirme çabasıdır. Bizim turizm anlayışımız tüketime dayalıdır. Tüketilsin ki ekonomik girdi sağlansın ve şehrin ekonomisine katkı sağlasın. Oysa ekoturizm, tüketmekten ziyade düşük ziyaretçi etkisiyle koruma yönü ön planda olan bir turizm çeşididir.

Ekoturizm Ordu ve Karadeniz için “alternatif” bir turizm seçeneği olamaz. Çünkü ekoturizm bizim üzerinde yoğunlaştığımız yayla turizmi, yeşil turizm temelinde bir projedir. Yani ekoturizm kavram olarak ortaya çıkmadan da bu toprakların doğasında var olan bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. Ancak bizim, yayla turizminden ekonomik beklentilerimiz var. Ekoturizmin ekonomik girdisi oldukça düşük. Dolayısıyla burada bir çakışma söz konusu. Ordu’nun yeşili, dağları, yaylaları bölgenin diğer şehirlerine göre oldukça bakir. Tesisleşme, ulaşım ve sürdürülebilirlik açısından hamleler gerçekleşmeye başladı. Çambaşı ve Perşembe yaylalarında bu hamlelerin izlerini görmeye başladık. Ekoturizmin burada bize en büyük katkısı doğalın yok edilmesine karşı bilinç uyandırmakta olabilir.

                  Ekoturizmin şehirlerde betonarme bir yaşamın içerisinde sıkışan insanların doğaya karışması, doğaya dönmesi açısından önem taşıdığı söylenmektedir. Bu açıdan ekoturizmin dünyada 900 milyonluk bir potansiyelinin olduğu bilimsel olarak ortaya konmuş. Uluslararası eksende baktığımızda bu doğru olabilir ancak ulusal bazda biz bu ortalamaları yakalayamayız. Çünkü sanayileşmiş ülkeler bu potansiyelin özünü oluşturmaktadır. Türkiye, sanayileşmekte olan bir ülke ve bir ayağı hâlâ tarımda. Dolayısıyla toprakla olan bağımız henüz şehirlerden bunalacak kadar kopmadı.

                  Bir de buna şehrimiz özelinden örnekle bakalım. Türkiye’deki nüfusun büyük bir bölümü İstanbul, Ankara ve İzmir gibi anakentlerde yaşamaktadır. Bu illerin nüfus istatistiklerine bakıldığında Anadolu’dan göçün etkileri rahatlıkla görülebilmektedir. Bu göçler insanların esas memleketleriyle bağını koparamamıştır. Tatillerde, bayramlarda, mevsimlik işlerde insanlar büyükşehirlerden aile bağlarının bulunduğu şehirlere gidiyor. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ın zaman zaman yakındığı konulardan biri de budur: “730 binlik Ordu’da, yaz döneminde 3 milyona yaklaşan bir nüfusa hizmet veriyoruz.” Dolayısıyla insanlar topraktan, üretimden henüz kopmuş değil.

                  Konuyu bir de Ordu mutfak kültürü açısından ele alalım. Anadolu insanı coğrafyanın verdiği nimetlerle mutfak kültürünü oluşturmuştur. Yeşil coğrafyamızda da bolca yeşillik bulunmaktadır. Galdirik, melocan, sakarca, pancar, hoşgıran… İyi, güzel, hoş ama cezbedici değil. Anadolu insanının etçil yapısına hitap eden bir yanı yok. Bir öğün yedik, iki öğün yedik, üçüncü öğün etli bir yemeği masada kesinlikle ararız. Bu demek değil ki mutfak kültürümüzde et yok. Var ama yöresel olarak diğer bölgelerden bizi ayıran, ön planda olan bir etli yemek çeşidimiz yok. Keşke yeşilliğin etle buluştuğu güzel yemeklerimiz olabilse sofralarımızda!

                  Özetle, ekoturizm konusunu önceliğimiz olmaktan çıkaralım. Şu hâliyle ekoturizm bir “alternatif” değildir ve bir “çeşitlilik” olmaktan öteye geçemez! Olmasın demiyoruz, belirli noktalarda alternatif olarak bulunsun. Örneğin Kabakdağı’nda var. Bu alandaki uygulama mimari, coğrafi ve kültürel özellikleriyle başarılı görünüyor. Buna benzer örnekler çoğaltılabilir ancak biz enerjimizin çoğunu ulaşımda, tesisleşmede olan eksiklerimize harcamalıyız. Bunu yaparken de doğal olanı korumaya özen göstermeliyiz. Doğru yerde, doğru projelerle turizmden payımıza düşeni almalıyız.



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?