Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

ŞEVKET GÖREZ'DEN SPOR DOLU ANILAR: DÜŞMEZ KALKMAZ BİR ALLAH…

ŞEVKET GÖREZ'DEN SPOR DOLU ANILAR: DÜŞMEZ KALKMAZ BİR ALLAH…

Sürmene’nin Karadere köyünden Hacısalihoğullarından Ahmet Efendi, Acaralı Cordanoğullarından Huriye hanım ile evlenmişti.  Ahmet Efendi, Balkan Harbine katılmış, 13 yıl askerlik yapmış, Plevne savaşında esir düşüp, bir sene esaretten sonra eve dönmüş. Sürmene’de Gümrük kısım amiri imiş. Büyük baba Şevket Bey ise Samsun’da Reji Müdürü yani Tekel sigara Fabrikası Müdürüymüş.  Sürmene’deki Gümrükteki memuriyetini bırakan Ahmet Efendi Samsun’a dönmüş ve babası Şevket Bey ile birlikte yaşamını ve geçimini sürdürmüş. Büyük dede Tekel Reji Müdürü Şevket Bey, dadılarla büyüttüğü aynı adını taşıyan torunu Şevket’i çok severmiş, onun bir dediğini iki etmezmiş. Komiser Şevket Görez’in babası Ahmet Efendi, babasının Samsun’daki varlığından güç alarak su gibi para harcamaya başlamış, ama sonu gelmeyen bu alemin sonunun gelmeyeceğini anlayınca, polisliğe müracaat etmiş, bir müddet sonra polisliği de sürdürememiş, bırakmış.

(eski maçlar ve taraftarlar)

Samsun’da babasından kalan evleri, dükkânları bir aile meselesinden dolayı borçlu düşen Eniştesi Mustafa Kemal’in sağ kolu, Kuvvayi Milliyeci “Hımhım Ali” Bölükbaşı’na bağışlamış. Bu sefer Ahmet Bey ve ailesi maddi olarak oldukça dara düşmüş. Krallar gibi yaşayan baba Ahmet Efendi artık sıkıntı çekmeye başlamış. Ahmet Efendi eşi Huriye hanımla da bir parça araları bozulmuş. 1929 yılında Komiser Şevket Görez daha beş yaşında iken, Huriye hanım, Ordu’daki akrabası Avukat İsa Cordan’ın yanına sığınmış, kocası Ahmet Efendide peşinden Ordu’ya gelmişler.

Hiç kimse “Ne oldum” diye övünmemeli” , “ Ne olacağım” diye düşünmelidir. Samsun Reji Müdürü Şevket Beyin 13 yıl askerlik yapan oğlu Ahmet Efendi, her şeyini Samsun’da bırakarak, sudan çıkmış balık gibi eşi ve beş yaşındaki oğlu Şevket’le birlikte çift bacalı “Gülcemal” vapuruyla Samsun’dan Ordu’ya gelmişler. Avukat İsa Cordan Huriye hanımın akrabası olduğu için onlara el tutmuş, Ahmet efendiyi Avukat arkadaşı Tevfik İşbakan’ın yanına kâtip olarak vermiş. Rüştiye mezunu olan Ahmet Efendi, Gümrükçülük ve Polislikte yaptığı için Avukat Tevfik Beyin yanından ayrılıp, o yılların en gözde mesleklerinden olan “Arzuhalciliğe” başlamış. Samsun’da dadılarla büyüyen faytonlarla gezdirilen küçük Şevket, Elmalık mahallesinde bir buçuk odalı bir damda kıt kanaat geçinen bir ortamda yaşamaya başlamış.

Karadeniz 52 Gazetesinin “Unutulmayanlar” adlı yazı dizisinde Şevket Görez’in, Ordu’da yeni yetiştiği yıllar özetle şöyle anlatılmış:

“…Evde elektrik yoktu, gaz lambasıyla idare ediliyordu. Soba yoktu, mangalda kömür yakarak hem ısınıyorlar, hem yemek yapıyorlardı. Her şeye rağmen, Huriye hanım, küçük Şevket’i arkadaşlarından geri bırakmak istemiyor, tertemiz elbiselerle, boyalı ayakkabılarla “Güzelordu” ilkokuluna gönderiyordu. Hızla büyüyen ve boy atan Şevket’i annesi Huriye Hanım, tek çocuğu olduğu için, üstünde titriyor ve oldukça nazlanıyordu. Güzelordu Okulunda küçük Şevket’in öğretmeni Saime Hanım, Başöğretmeni de Muharrem Bey idi.

Okulda ve mahallede oldukça hareketli ve yaramaz bir çocuk olan küçük Şevket, buna rağmen normal düzende okuyarak, hiç sınıfta kalmadan ilkokulu bitirmişti. Sonra Ordu Orta Mektebine giden Şevket, o yılların meşhur eğitimcisi, şair ve yazar Sıtkı Can’dan her talebe gibi  “Ulan, sarsak” diye dayak yerlerdi. Ama o yılların eğitim anlayışında en önde gelen ilke, disiplindi. “Öğretmenin vurduğu yerde gül biter, Öğretmen hem sever, hem döver, öğretmene talebe teslim edilirken, eti senin kemiği benim” denilirdi. Sıtkı Can hoca, sporu pek sevmez, eğitime engel olarak görürdü. Ama ne garip tecelli ki, yıllar sonra Sıtkı Can, “Ordu Gençlik Yurdu Kulübü” Başkanı olacaktı. Ama aksine  küçük Şevket’in spora merakı ve sevgisi vardı. Teneffüslerde yamalıktan yaptıkları uyduruk bir topla çift kale maç yapıyorlar, arda da okulun camlarını kırıyorlardı. İşte o zaman Rahmetli Hocaların hocası Sıtkı Can’ın aslanpençesi gibi olan elleri çocukların kulaklarına yapışıyor, yanaklarını okşuyordu. Bu top oynama merakı uğruna, Sıtkı Can Hoca, küçük Şevket’te hayatı boyunca unutamayacağı çok güller açtırmıştı.

Ama Vatanı, Milleti, Cumhuriyeti, Atatürk’ü, Bayrak sevgisini, İstiklal Marşını, Milletin birliğini, beraberliğini, ilmi, fenni alfabeyi, bizlere her şeyimizi öğreten, Orduda bir zamanlar görev yapmış, çok değerli öğretmenlerden Saime hanımı, Muharrem Beyi, Mustafa Ergen Beyi, Sıtkı Can Hocayı, Besim Böke’yi, Adnan Kocabay’ı, Huriye hanımı, Mebrure hanımı rahmet ve minnetle anıyoruz. Mekânları cennet olsun. Bu özverili öğretmenler olmasa, evinde gaz lambası yanan, günlük maişetini zor çıkartan aileler, küçük çocuklarına gerekli eğitimi, terbiyeyi verebilirler miydi? Zaman zaman o çocukların yanaklarında güller açsa da, o et ve kemik yığını ham insanlardan birer vatansever yaratıyorlardı…”

“…Ortaokula geçen Şevket Görez ilkokuldaki başarısını gösteremiyordu. Derslerden çok sporla ilgilenmeye başlamıştı. Elmalık mahallesinde Salih Erdoğan’ın harmanı gençlerin futbol sahasıydı. O yıllarda top bulmak meseleydi. Daha doğrusu iyi bir topa zengin aile çocukları sahip olduğundan onları da aralarına alıp maç yaparlardı. İçinde Şevket’in de olduğu Elmalık mahallesinin takımında Yusuf Yürür, Ameliyat Kemal, Niyazi, Selahattin, Kalafat Dursun, Üzümcü Mehmet olurdu. Topu çoğu kez Yusuf Yürür getirirdi. Okuldan sonra harmanda hemen top koşturmaya başlar, Pazar günleri de mahalle maçları yaparlardı.

Şevket Görez futbolun yanında iyi bir atlet de olmuştu. Başarısını o yıllarda ortaokulda jimnastik yani beden öğretmenleri olan Besim Böke ve sonra Ruhi Sel’e borçluydu. Bu iki değerli hoca futbolu pek sevmezlerdi. Talebeleri atletizme sevdirmek için çabalarlardı. “Atletizm bütün sporların anasıdır” derlerdi… Şevket Görez atletizmde hem sürat hem de mukavemet dallarında koşardı. Sürat kısa mesafe, mukavemet ise uzun mesafe koşularıydı. Koşularda Şevket ya birinci ya da ikinci geliyordu. Evlerini artık madalyalar süslüyordu. Ama bu madalyalar evlerine bir lokma ekmek getirmiyordu. Şevket Görez atletizmdeki başarılarıyla birlikte okul dışında Ordu’da da tanınmaya başlamıştı.  Şevket’in spor tutkusu içinde elbet futbolun yeri bambaşkaydı. Şevket gençler yurdu futbol takımını tutuyordu. Şevket Görez’in tuttuğu vişneçürüğü beyaz formalı gençler yurdunda o dönemde kimler yoktu ki… Gençleryurdu öncelikle kardeşler takımıydı.

Kaleci Nevzat ile bek Rahim, Adil ile Fahri Mustafaoğlu, Nazım ile Avni Kurtuluş, Galip ile Osman Oğuzlu kardeştiler. Hepsi bir maçta yer almasalar bile zaman zaman ikili üçlü kardeşler top koştururlardı. Gençleryurdu sosyetik bir takım değildi. Bu takımda daha çok orta tabakanın çocukları oynardı. Onun için taraftarı çoktu ve ateşliydi. Rakibi sarı siyahlı Spor Yıldızı futbol takımı daha üst tabakaya hitap ederdi. Sözün kısası Gençleryurdu Ordu’nun Fenerbahçe’si, Spor yıldızı ise Galatasaray’ıydı. Gençleryurdu’nun sembolü takım kaptanı Aga Sabahattin Akyol’du. Sebahattin çok otoriter ve efendi bir futbolcuydu. Forvet oynar ve kik vuruşları meşhurdu. Hatta bu vuruşuyla Türkiye şampiyonu Eskişehir Demirspor’a bir gol atmıştı. Gençelr yurdunda yine bir Hacı ve Haris vardı, bu müthiş ikiliyi tutabilene aşk olsun. Birisi sağ açıktan ötekisi ise sol açıktan Spor Yıldızını bombalarlardı… Onlardan az mı çekti Sporyıldızı’nın kalecisi Bebek Ali… Nitekim Haris Beşiktaş ve Galatasaray’da, Hacı’da Demirspor’da oynadılar…

Gençleryurdu takımında daha kimler mi vardı? Enver Furtun vardı. Öyle bir sağ bekti ki görülmeye değerdi. Çok akıllı ve hırslıydı… Tıpkı Sporyıldızı takımının Kara Mehmet (Çebi) gibi… İkisi de gençliklerinin ve oyun stillerinin kıymetini bilemediler… Uzun Yusuf Rize’li idi. Orman idaresinde memur olan Yusuf uzun boylu bir santrhaftı ve takımın yükünü çekerdi… Kaleci ayı Nevzat uzun boyu ve sağlam fiziğiyle rakip forvetleri korkuturdu. Ama zaafı yerden gol yemesiydi. Kardeşi olan bek rahim’den top geçer adam geçmezdi. İsterseniz onu Spor yıldızından Sıtkı Ataoğlu’na sorabilirsiniz… Fahri Mustafaoğlu da forvetti ve şiir gibi futbol oynardı. Mevkisi haf olan Opsi Cemal ise çok çalımcı ve hakeme çaktırmadan faullü oynar, rakiplerini bıktırır, korkuturdu. Tekaüt Hasan’ın ciğeri çok genişti ve 90 dakika durmadan koşar ve haf mevkiinde oynardı. Tekaüt Hasan, Ordu’da kendi kalesine ilk defa gol atan futbolcu olarak tanınırdı… Kaleci Zodik Ziya Özcanlı ise Ayı Nevzat’tan sonra Gençleryurdu’nun kalesini korudu ve takımın maskotu oldu. Gol yese bile tebessümü hiç bırakmaz ve arkadaşlarına moral verirdi… Çok hızlı ve sert bir futbolcu olan Nedim Tokcan ise bek oynardı. Top’a bir girerdi gerisini siz düşünün. Mustafa Karayel’de oldukça süratli bir oyuncuydu. Forvet oynar ve Spor Yıldızının kale ağlarını dalgalandırırdı… İşte Şevket Görez böylesine bir takıma gönül vermişti… Ve Şevket Gençler yurdunun sadece maçlarını izlemez Millet düzündeki antrenmanlarını dahi kaçırmazdı…”

(devam edecek)



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?