Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

VONA’NIN YÜZ AKI

VONA’NIN YÜZ AKI

Bugünkü söyleşimizde sizlere Ordu’nun, Vona’nın, Perşembe’nin yüz akı olmuş, kendini tiyatroya adamış, hoca-yönetmen-oyuncu ve dernek başkanı bir kişilik Nurgül Çoluk çocuk hanımla yaptığımız röportajımı aktaracağım. Ben zevk aldım umarım siz de zevk alırsınız. Hadi buyurun;

                Nurgül Hanım bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Perşembe doğumluyum, dört kardeşin en küçüğüyüm. Annemle birlikte yaşıyorum, babamın görevi dolayısıyla çeşitli yerlerde bulunmuşuz. Benim çocukluğum Sivas’ta geçti, sonrasında babam emekli olunca memleketimize Perşembe’ye geri döndük. Yani kesin dönüş yaptık, Kaleyaka Mahallesine yerleştik. Liseyi Perşembe lisesinde okudum diyor.

Ama “ilk aşkım” yani sanat aşkıma başladım diyebilirim. Resim yapma ressam olma aşkından bahsediyorum. Aslında benim gönlümde hep bu arzu vardı. Resim yapmak ressam olmak, bunun için on yıl İstanbul’da yaşadım. Bu süre Güzel Sanatlar Resim bölümünü özellikle çok istiyordum. Resim kabiliyetim çok iyiydi,  aslında sanatın diğer kolu ile uğraşmak için çaba sarf ediyordum. Tiyatro hayatımın içinde hep vardı, okuduğum yıllarda okulların tüm müsamerelerinde tiyatrolarında hep vardım. Taklitler, sanatçı taklitleri yapıyordum. Okul müdürleri beni hep sahnelerdeki programlara dahil ederlerdi.. Kendi mezuniyetimin dışında ben bütün mezuniyetlerde sahne almışımdır. İlkokulda Orta Okulda ve Lisede hep böyle oldu, muhakkak programlara çıkardım. Tiyatro ile yoğrulmama rağmen resim kabiliyetim gelişmesi için ben kendi kendime o yönde yönlendirdim.

           1985-1990 yılları arasında İstanbul’a Güzel Sanatlar sınavlarına girmeye gitmiştim, o konuda başarılı olmadım ama İstanbul’da en azından İstanbul’un hayatını tatmak ve tartmak adına bulundum kurslara katıldım. İş kollarına atıldım, o süre zarfında kendi ayaklarımın üstünde durmayı öğrendim ama 1991-92 yıllarıydı, İstanbul biraz beni boğdu.  O büyükşehrin beni bunalttığını boğduğunu hissettim ve tabiri caizse oradan kaçtım.  Buraya memleketime dönmeye karar verdim, o yıllarda Ordu’da yeni yerel televizyonlar açılıyordu. ORT Televizyonu eleman arıyordu, bende onlara katıldım. O televizyonda komedi programları hazırlamaya başladım, bir arkadaşım bana yardımcı oluyordu. Daha doğrusu biz birbirimize yardımcı oluyorduk ama bir ay kalmadan o arkadaş ayrıldı. Ben tek başıma kaldım ve programı tek başıma haftalık hazırlamaya başladım. Programın adı ise “Şamata” idi. Skeçleri akşam yazıyordum, ertesi gün çekimlerini yapıp yayına hazırlıyorduk. Rahmetli Levent Kırca’nın programı ‘Olacak O Kadar’ın kalıbından esinlenerek, buradaki halkın yaşantılarından kesitler alıp skeçler yazıyorduk. Bu çok tutuldu kanal çok güzel seyirci kitlesine ulaştığı söylendi. Benden programı çoğaltmamı istediler, ben de programı haftada ikiye çıkarıp, hem de çocuk programı hazırlamaya başladım. Çocuklara yönelik onların kabiliyetlerini ön plana çıkaran bir programdı. O işe girince çok fazla yorulduğumu hissettim ve o arada 1993-94 sezonunda Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu kurslarına katılmaya başladım. Trabzon Devlet Tiyatrosundan Jale Hanımın kursuna katıldım, şu an soy ismini hatırlayamadım kusuruma bakmasın, ben ilk etapta zaten tiyatro diye düşünmedim.  

               Televizyonda diksiyon çok önemliydi, onun için tercih etmiştim. Ben zaten o sıralar televizyona skeçler hazırlıyordum onun için katılmak istiyordum. Gün içinde hem diksiyon hem de tiyatro kursu alıyordum, sağ olsun bir süre müsaade ettiler, hani hep bu çalışmalarda keşifler vardır ya, işte burada o sırada beni rahmetli Uğur Gürsoy keşfetti.  Demiş ki; “Bu kızımız tiyatroda verimli olur” diye beni ön plana çıkarmış; “Bunu oyunlara alın” demiş.

             Nurgül Hanım ‘Allah nur içinde yatırsın’ diyor ve bütün bunları bir duygu seli ile anlatıyor. Adeta o günler gözünde canlanıyor gibi, o günlere gidiyor ve iç çekerek anlatıyor. Ve devam ediyor:  Uğur bey beni keşfediyor ve bu çocuğu Ordu Belediyesi Tiyatrosuna kazandıralım demiş. Amatör tiyatrolarda olaylar hep böyle gelişiyor.. Uğur Gürsoy böyle deyince o dönemlerde Ferdi ağabey vardı, o da beni oyuna yazıyor, 1993-94 sezonunun ikinci döneminde Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosuna başladım ve “Çıkmaz Sokak “ isimli üç kişilik oyunda ben başrol oynadım. Ve tiyatro serüvenim başlamış oldu, provalar oyunlar derken, televizyonu bırakmak zorunda kaldım ve tiyatroya adım attım ve kesintisiz 24 yıl tiyatro hayatım devam ediyor. Şu anda 2008 yılında kurulan kendi özel Oksijen Tiyatromuzun Genel Sanat Yönetmeniyim. Aynı zamanda kurumsal adımız olan OKSAD (Oksijen Kültür Sanat Atölyesi Derneği)nin de kurucu başkanıyım sanat kurulundayım daha ne olsun.

          Geride bıraktığımız 2015-2016 sezonunu bize biraz anlatır mısınız, neler yaptınız neler yaşadınız?

           OKSAD olarak çok enteresan bir sezon başlangıcı yaptık. 15 Temmuz kalkışmasında sezonu başlatmaya çalıştık. Çok kötü günlerdi, her şey allak bulak oldu, hayat biraz değişti ve bize de yansıdı.. İlk çalışmalarımızı biz yazın başlatıyoruz, zaten sezon Eylül-Ekim gibi açılıyor. Biz çalışmalarımızı yaparken kaynak arayışına girdik, sezonun ilk adımlarında neredeyse ‘eyvah biz bu sezon tiyatro yapamayacağız’ dedik ve çok sıkıntı çektik.  Ama çabuk toparlandık ve aramızda çokça toplantılar yaptık. Büyük firmalara da gidelim dedik ve bakanlığa başvurularımız vardı, bu darbe girişiminin sonunda ortam durulunca belki bir yanıt gelir diye bayağı umutla bekledik. Kaynaklar olmayınca hakikaten tiyatro çok zor, bunu anladık.. Maddi manevi destek olmayınca kaynakları bulamayınca tiyatroyu götürmek yürütmek çok zordur. Her sezon bizim için sürpriz, o sürprizlerle başlıyoruz, adım atıyoruz ama gelişmeler olduğunda da mutlu oluyoruz. Üç sezondur birlikte hareket ettiğimiz Altınordu belediyesi var. Bize her konuda inanılmaz büyük destekler verdiler, iki projemizi de onayladı . Onların bu onayı ile biz de silkelendik ve büyük bir harekete geçtik “Altınordu Belediyesi üç sezondur bize can suyu oldu.”

                  Nurgül hanım ve o güzel gülüşü yüzündeki nuru çoğaltıyor, gözleri parlayarak bu vesile ile buradan Sayın Altınordu Belediye başkanımız Engin Tekintaş’a  şükranlarını sunuyor. Ve şöyle devam ediyor:

              Ortalık biraz durulunca bakanlıktan da destekler, çok uzun süre sonra geldi ve Altınordu Belediye Başkanımızın o çok güzel adımlarıyla destekleriyle güzel bir sezona adım attık. İki oyun, iki proje ise şuydu: Birincisi çocuk oyunumuzdu. “ Çınar Tatilde Çöpten Kale” ikincisi ise ve “Kadınlar Bizim Kadınlarımız.” Altınordu Belediyemizle birlikte çalışmaya başladık, onlarda gurur duyduk, onur duyduk. Proje yönünden çokta verimli bir sezon geçirdik ve Kadınlar Bizi Kadınlarımız’ı onbeş defa oynadık, 2846 seyirciye ulaşmışız. ‘Çınar Tatilde Çöpten Kale’yi Altınordu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğüyle birlikte 35 defa sergilemişiz. Beş bin öğrenciye ulaşmışız. Yani bu iki büyük projeyle Ordu’da büyük bir ses getirdiğimize inanıyorum. Bir de bilindiği üzere bizim bir de Cep Sahnemiz var, üç sezondur devam ettirdiğimiz doğaçlama oyunları sergilediğimiz “Muhabbet-i Ala” tiyatromuz.. Her cumartesi akşamı seyirciyle buluşturduğumuz doğaçlama tiyatro oyunu gayet güzel bir şekilde devam etti.

          Bu sezon 2016-2017 sezonunda kırk iki defa oynamışız ve 1637 seyirciye ulaşmışız. Geçen sezon bir de sosyal sorumluluk projemiz vardı, üçüncüsünü gerçekleştirdik, bu üç rakamı bizim uğurlu rakamımız herhalde..

           Nurgül Hanım bunları anlatırken yüzünde yine güller açıyor. O mutlu ve umutlu gülen yüz,  engelli çocuklardan bahsederken biraz hüzünleniyor ve şunları söylüyor:

        Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün de desteğiyle Adil Karlıbel Okulu öğrencileri ile birlikte yaptığımız Çocuk Korosu “Engelleri Aşıyoruz” projesi,  birlikte yaptığımız bir proje..   Yönetim kurulumuzda Melda Öz hocamızın önderliğinde şefliğinde  gerçekleştirilen koroda, çocuklarımıza  sanki hayat veriyoruz gibi geliyor bize.. Onlarla birlikte biz de mutlu oluyoruz.. Onların da beklentileri var, öğretmenlerine diyorlarmış  “Oksijen gelecek mi, Nurgül hocamız gelecek mi, çalışmamız olacak mı, sahneye çıkacak mıyız?” diye soruyorlarmış. Özgüven duygusudur sahne, verdiğimiz eğitimlerde hep bunu aşılamaya çalışıyoruz.  Sahnede bir adım yukarıda olmak insanı farklı kılar. O farklılığı o çocuklarımız da hissediyor, o alkışı aldıkça yürekleri coşuyor, hatta bu sezon mezun olan bir kız çocuğumuz vardı, ben yine geleceğim dedi. Sen seneye gel, istediğin zaman da gel, dedik. Biz o koroyu bu sene  de düşünüyoruz..

            Geçen sezon yine bizim yetişkinlere yönelik yaratıcı drama kursumuz oldu. Kısa bir program olarak uyguladık ama  yine  önümüzdeki sezon yani 2017-2018 sezonunda  devam etmek istiyoruz.. Onun dışında Ordu bir gazetenin ve bir derginin Ordu’da  ilk defa defa verdiği bir ödüle Oksijen Tiyatro Nurgül Çoluk olarak layık görüldüm.  Bizim için çok onur ve gurur verici oldu. 

          Sevgili Hocam yeni sezonda 2017-2018 sezonunda neler var beklentileriniz nelerdir? 

           Biz bu sezonu yani 2016-2017 sezonu biterken yeni sezonu yani 2017-2018 sezonunu da tasarlıyoruz ki, tiyatrolar genelde bunu yapmak durumundadır.  Önümüzdeki sezona girerken, haydi şimdi ne yapıyoruz olayı olmuyor.. Biz tiyatromuzun sanat kurulunda toplantımızı yaptık yine hedefimiz bir yetişkin oyunumuz, bir çocuk oyunumuz, doğaçlama tiyatromuz Muhabbeti Ala devam edecek. İlk sezon açılışı 7 Ekimde olacak. Yine bu sezon sosyal sorumluluk projemiz arasında yer alan çocuk korosuyla engelleri aşıyoruz bunun dördüncüsünü yapma planımız var. Projelerimizin içinde,  bunlar net olan projeler, tabi ki dönem içinde geliştirebileceğimiz projelerde olabilir. Henüz sığ olduğu için onları çok açıklamaya gerek duymuyorum. Bunlara ilaveten iki üç proje daha var gerçekleştirdiğimiz. Zamanı gelince bunları sizlerle paylaşmak isteriz. Şu noktada elimizde dört net projemiz var.

             Hocam yeni sezonda beklentileriniz var mı, varsa nelerdir?

              Tiyatro desteklenmeden gitmiyor, yürümüyor. Özellikle de özel tiyatrolar muhakkak ki destek almak durumundayız. İşte o açıdan biz bu projeleri baştan planlamamızın sebebi bu bakanlık projelerine yönlendiriyoruz. O bakanlık adımı birinci adım oluyor haliyle, biz bu projelerimizi yine dediğimiz üzere üç sezondur çalıştığımız Ordu Altınordu Belediye Başkanlığımıza da öncesinden açıklamalarımızı olmuştu. Net kararlarımızı onlara tekrar bildireceğiz, umudumuz onlarla birlikte devam etmek ve Ordu’nun önemli şahsiyetlerinden de tiyatrolarımızı desteklemelerini ve bizlerin yanında olmalarını bekliyoruz. Seyirci kitlesi olarak da Ordu’da güzel bir tiyatro seyirci kitlemiz var.  Bizi takip eden bir seyirci kitlemiz var, sosyal medyadan bizleri çok sıkı takip edenler var. Üyelerimiz çok fazla şunu sabitlemeye çalışıyoruz. Biz neredeyiz, Oksijen Tiyatrosu nerede, biz oraya da geliriz, durumunu sabitlemeye çalışıyoruz. Bununla ilgili alt yapı çalışmalarımız da mevcuttur.

           Her şeyde olduğu gibi tiyatroda da hedefsiz olmuyor,  geçen sezon Samsun Canik Belediyesinin isteği üzerine turne oluşturduk. Özel tiyatrolarda biraz zor ama bizim hedefimiz dış mecralara açılmak, ama bu turneler bizim için artı masraf demek. Bu masrafları karşılayabilirsek, bu yeni sezon da o konuda hedeflerimiz içinde.. İllere ilçelere gitmek lazım, gitmek istiyoruz oralarında dokularını övgü ve eleştirilerini de almak lazım. Ordu seyircisinin tavrını biliyoruz ama başka seyircilerinin de tavırlarını tatmak lazım. Destekler iyi olursa, durumlarımızı düzeltebilirsek turnelerimiz yoğunlaştırmak isteriz, neden olmasın.

            Nurgül Hocam bu güne kadar kaç oyun oynadınız, kaç projeleriniz oldu?  

               2008 yılından bu yana oynuyoruz. Bizim destan oyunumuz 2012-2013 sezonunda Ordu’dan Avrupa’ya (Hollanda’ya) giden ilk oyun, bu bizim için Ordu’muz için çok büyük ve anlamlı bir olaydır. Bu güne kadar 29 proje,17 yetişkin sezon oyunu, 3 Çocuk oyunu, 3 Sosyal Sorumluluk projesi, 2 Reklam filmi, 2 Dizi, 2 sinema filmi, OKSAD olarak bu zamana kadar toplamda elli beş bin yedi yüz elli altı seyirciye ulaşmışız. Daha ne olsun yeni sezonda hedeflerimiz arasında daha fazla seyirciye ulaşmak zaten kurulma amacımızdır. Tiyatroyu sevdirmek ve bunu yaygınlaştırmak; çünkü Ordu’nun temelinde tiyatro kültürü çok yaygındır. Bin yılı aşkın şu an Ordu’nun tek özel tiyatrosu diyemeyiz ama bizim peşimizden çoğaldı. Biz devamlılığı olan çok iyi çalışan bir özel tiyatroyuz. Her şey tiyatro için, yaşasın tiyatro.

              Sevgili Hocam en çok tutulan oyununuz hangisi, bu yıl da o oyunu oynayacak mısınız?

              Hepsi Bizim Göz Bebeğimiz.

               Yavaş Yavaş söyleşimizin sonuna yaklaşıyoruz söylemeden bahsetmeden geçmemem gerekiyor;  Bu röportaj için gürültüden uzak olmak adına (malum evleri asfalt kenarında)  Nurgül Çoluk Hocamın sevgili annesinden izin alıp bir alt kata, yani kendi malikânesine geçtik.  Kendi zevkine göre yeni restore ettirmiş, her köşesi müthiş bir zevkle döşenmiş, ömür uzatacak bir mekân olmuş. Kendisini buradan kutlamak istedim, izzet ikram iyiydi yine gelmek sohbet etmek isterim. Sevgili hocam ağzına nefesine sağlık, bence güzel bir söyleşi oldu. Beni güzel ağırladınız sevgili annene, ablana ve sana sağlıklı mutlu bir ömür diliyorum esen kalın.

Rica ederim ben de size ve gazetenize teşekkür ederim, kaleminize sağlık, bir daha buluşmak, görüşmek üzere diyorum.

 



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?