Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

 “AMERİKAN RÜYASI”

 “AMERİKAN RÜYASI”

Ordulu Cengiz Baş, Amerika rüyasını gerçekleştirmek için Hollywood filmlerini aratmayan maceraya atlayışını ordu olaya anlattı.

             O’nunki sanki bir film senaryosu gibi.. Konusu da Ordu’dan giderek Amerika’ya kaçak giren bir adamın akıl almaz olaylarını içeriyordu. New York açıklarında gemiden denize atlayarak yüzüp sahile çıkan bir insanın inanılmaz cesaretidir bu hikâye… Ve de bu, bir ‘Amerikan Rüyası’nın gerçek olması için atılan ilk adımlardır... Her ülkenin edebiyatında mutlaka  ‘Amerikan Rüyası’nın bir açılımı ve bir de yorumu vardır. Bizim edebiyatımızda da şöyle bir açılımı görüyoruz:  Amerikan Rüyası; çok çalışma ile başarı, refah ve şöhretin yakalanabileceği fikrini savunan bir düşünce biçimi ve geleneğidir. Ancak 19. yüzyılın başından itibaren çabuk zengin olma fikri geliştikçe bu fikir de zayıflamaya başlamıştır.

   …….

“Gece yarısı gemiden

atlayarak New York

sahiline kadar yüzdüm”

                 Adı Cengiz Baş. 47 yaşında. Gemide çalışıyor. Ve kafasında hep, gemiden kaçarak Amerika’ya girmek, orada çalışıp para kazanmak, zengin olmak geçiyor. Daha önce işçi olarak 4 defa gemiyle Amerika’ya gidip geldi. Bu gidip-gelmeler O’nun amacına ulaşmak için bir keşif niteliği taşıyordu. Nihayet 5’inci seferinde gemisi New York’a gelince kararını verdi. Gemi demir atmıştı. Gece saat 03.00 sıralarında, tüm giysilerini ve değerli eşyalarını naylon poşete koydu ve birkaç kez sarıp sarmaladıktan sonra sıkıca bağladı. İçine su girmemesi için iyice sıkıştırdı. Pek de ağır değildi. Yükünü arkasına bağladı ve geminin demir attığı yerden gece yarısından sonra denize atladı ve yüzmeye başladı. Bu yüzme bir-buçuk saat kadar sürdü. Tenha bir yerde karaya çıktı, bir süre yere uzanarak dinlendi. Sonra da kalkıp üzerindeki ıslakları atıp, sırtında taşıdığı naylon torbayı açarak içindeki kuru giysileri ortaya çıkardı, ıslakları orada bıraktı. Ayakkabı, gömlek ve ceketini giydi. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi yavaş yavaş yürümeye başladı. Biraz ötedeki New York kentinin kenar semtlerinden biri vardı oraya ulaştı. Az-buçuk İngilizcesiyle tren istasyonunu sordu ve binerek New York’un merkezi olan Mantattan’a gitti.. Orda bir arkadaşı vardı, onu telefonla aradı buluştular ve bu sayede Cengiz Bey biraz rahatlamış oldu.

“5 kez çalıştığım benzin

istasyonunda soygun verdim.

 Son soygunda adamı yakaladım”

 

          Daha sonrasını Cengiz Bey şöyle anlatıyor:

        “Manhattan’da bu arkadaş sayesinde bir Türk lokantasında işe başladım. Orada bir süre çalıştıktan sonra ayrılarak bir inşaat firmasında iş buldum. Bu firma doğal taşlarla duvar süslemeciliği yapıyordu. Orada bir süre çalıştıktan sonra daha fazla kazanmak uğruna iş değiştirdim. Bir benzin istasyonunda işe başladım. Geceleri pompacılık yapıyordum. Ama burada 5 defa soygun verdim. Beni soyup tüm akaryakıt paralarını aldılar. Artık soygunlara alışmıştım. Beşinci kez bu defa daha dikkatliydim. Bu defa soyguncu ile mücadele ettim ve elindeki silahı etkisiz hale getirdikten sonra yer yatırdım, başındaki kar maskesini çıkararak yüzüne baktım. Adamı tanımıştım. Bu genç, bir saat kadar önce yanıma gelmiş benzinlikteki büfeden alış-veriş yapmıştı. Benzinliğe gelen kişilerin de yardımlarıyla adamı etkisiz hale getirip, polise haber verdik, geldiler adamı alıp götürdüler…”

 

“Dondurmacılıktan

çok para kazandım”

 

          Cengiz Bey en son yaptığı işini de şöyle anlattı:

         “Benzincilik işinden ayrıldıktan sonra dondurma işine başladım. Bir de dondurma arabası satın aldım. Ve bu iş, benim Amerika’da esas mesleğim oldu. Orada dondurma, buradaki gibi önceden hazırlanmıyor. Makine dondurmayı anında kendi yapıyor ve ben de alıp müşterilere ikram ediyorum. 10 yılda bu işten çok para kazandığımı söyleyebilirim.

           O yıllarda, bir Türk kızı ile tanıştım, fazla uzatmak istemiyorum; o kızla evlendim. Şu anda 3 çocuğumuz var. Üçü de Amerikan vatandaşı. Çünkü orada doğdular. Ben Amerikan vatandaşı değilim; çünkü Amerika’ya kaçak yollardan girmiştim. Ama çoğu sosyal haklardan yararlanabiliyordum. Bütün bunlara rağmen Amerika’da kalmadım. Yeterli parayı kazandım ve 14 yıl sonra Türkiye’ye ve memleketim Ordu’ya kesin dönüş yaptım.”

“Şimdi Amerika’ya gitmeden

 önceki durumumdan

 çok daha iyiyim…”

         Başından geçen ilginç bir olay oldu mu, unutamadığın bir an’ın var mı, diye sorduğumda bana yukarıda yazdığım bir kış günü benzinlik soygununda söz etti.

         Kendisine ‘birikimin oldu mu?’ diye sorduğumda şöyle dedi: “Birikimim tabi ki oldu. Şimdi Amerika’ya gitmeden önceki durumumdan çok daha iyi durumdayım.. Şu anda benim Ordu’da iki binam var. Bir de Altınordu Cumhuriyet Mahallesi Sağra karşısındaki caminin yanında bir işyerim var. Yörem Çiğköfte satıyorum. Kafe tipi olduğu için dondurma ve meşrubat gibi yiyecek ve içecekler de satıyorum. Benim prensiplerim var ki, bunun çok da faydasını gördüm; ben çalışmasını bilen, gezmesini bilen, hesabını da bilen biriyim. Ve ben eğlenirken devamlı ailemle olurum. Onlarla gezmekten büyük bir zevk alırım..”

          Cengiz Bey ‘İnsan kendi işini yapıyorsa, işini sevmeli ki, kazanabilsin.. Ben öyle yaptım ve devamlı kazandım. New York’ta 10 yılda dondurma işinden çok para kazandım. Şunu demek istiyorum; insan severek çalışıyorsa ve de sebat ediyorsa, başarılı olur ve mutlaka kazanır..”

 



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?