Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

“BENİM SIRRIM YOK İNSANLAR BENİ SEVİYOR”

“BENİM SIRRIM YOK İNSANLAR BENİ SEVİYOR”

50 YILDIR ÇAY OCAĞI İŞLETEN İSMAİL DELİCE’NİN ÇAYININ FARKI NE?

“BENİM SIRRIM YOK İNSANLAR BENİ SEVİYOR”

İsmail’e soruyorum: Senin çayının bir sırrı var mı? Önce şaşırıyor sonra, sanki suç işlemiş de kendini savunuyormuş gibi “Yooo.. Herkes nasıl demliyorsa ben de öyle demliyorum, bir farkımız yok yani” diyor.

“Esnaf” el sanatları veya küçük ticaretle geçinen kimselere verilen genel bir isimdir. Eskiden “esnaf” denilince çok az bir sermaye ile, daha çok beden faaliyetlerine dayanan işleri yapan kimseler akıllara gelirdi..

Bizim İsmail Delice de öyle sayılır.. Gün boyu hep ayakta ve hareketlidir. İsmail 1950 doğumlu, yani 65 yaşında ama hâlâ dinç ve çalışkan.. Evli ve 3 çocuk babası.. 50 yıldır kahvecilik yapıyor. “Kahvecilik” derken biraz abartı olacak çünkü O,  masa oyunları da oynanan geniş salonlarda değil de daha ziyade küçük çay ocaklarında iş kurmuş.. Yani daha sevimli, sade ve sempatik yerlerde hizmet etmeyi tercih etmiş.. Kumar oynanan yerlerden uzak durmuş, o işlere vesile ve aracı olmamış bir insan..

Yaptığı iş hiç de kolay değil; tek bir çay taşımak, gidip o çayın boş bardağını geri getirmek.. Beşinci kata 1 çay götürmek, tekrar gidip boşu alıp dönmenin bedeli sadece 75 kuruş ise, bu işi yapacak günümüzde kaç kişiyi bulabilirsiniz ki..

Aslında İsmail Delice, önceleri hayata sokaklarda gazete satarak başlamış. 19 Eylül Meydanı Yıldız Sokakta rahmetli Halil Balcı’nın gazete bayiinden aldığı gazeteleri satarak başlamış para kazanmaya.. Yerel gazeteleri de satmış bir süre. Günde kazandığı 80-90 kuruşun o zamanlar için çok iyi para olduğunu söylüyor.

ismail delice (3)

“HİÇBİR SIRRIM YOK!”

“…Çay gibi çay içeceksen Yalı Caminin altındaki İsmail’in yerinden içeceksin..!”  diyenlerin sözlerini yabana atmamak gerek.. Çünkü orada korunaklı yerde, küçük masaların etrafındaki sevimli sekmenlerde oturmak ayrı bir zevk.. Hele de 3-4 kişi iseniz, samimi ortamı kendiliğinden oluşturuyorsunuz demektir.

İsmail’e soruyorum “Senin çayının bir sırrı mı var?” Önce şaşırıyor sonra, sanki suç işlemiş de kendini savunuyormuş gibi “Yooo.. Herkes nasıl demliyorsa ben de öyle demliyorum, bir farkımız yok yani” diyor. Madem yok da neden herkesin dilindesin dediğimde, cevabı şöyle oluyor: “İnsanlar beni seviyor olmalı. Ben de insanları bir müşteriden öte duygularla seviyorum. Onlara hizmette kusur etmemeye çalışıyorum. Yıllardır da ben böyleyim. O yüzden yanıma geliyor olmalılar…”

SİYASİLERİN MEKÂNI

Az zamanın adamı değil İsmail.. Bu mesleğe yine bu caminin altında başlamış. 1980 ihtilâlının Ordu Belediye Başkanı Halit Kahraman, caminin etrafındaki yapılaşmayı yıkınca çay ocağı da bu kargaşada güme gitmiş. İsmail de, Meşhur Pidecinin bitişiğine yeni bir çay ocağı açmış.. Halit Kahraman döneminden sonra cami derneğinin yöneticileri İsmail’i tekrar eski yerine, buraya çağırmışlar…

Süre içersinde bu cami avlusuna çok sayıda ünlü gelip çay içmiş. Özellikle kalabalığı peşine takıp gelenler Deniz Baykal, Muhsin Yazıcıoğlu, Necmettin Erbakan, bakanlar, milletvekilleri gibi kalabalık partili gruplar, çay içmek için hep burayı tercih etmişler... Siyasiler her defasında fiziken de müsait olan bu geniş alanı değerlendirmesini çok iyi bilmişler.. Yan tarafta Belediye Meydanının olması da İsmail için fırsat yaratmış. Çünkü burada yapılan mitingler öncesi insanlar, gelecek parti liderlerini bu avluda çay içerek bekliyorlarmış.. 

İSMAİL’İ ÖZEL KILAN

Bugün de bakıyorum ki, İsmail’in yerine olan ilgi aynen devam ediyor. Çoğunluğu da, namaz vaktini bekleyen insanlar oluşturuyor. Çayın zevkini çıkarırken bir sigara tellendirmek ya da gazetesini okumak isteyenler de buranın müdavimleri arasında dikkatimi çekiyor. Duyduğuma göre, akşamları  bir araya gelen bizim genç gazeteci arkadaşlarımız, o günün haber ve yorumlarını  hoş sohbetler halinde burada yapıyorlarmış..

Röportajın sonunda kendi kendime şöyle düşündüm: Acaba İsmail’in çayı bu nedenlerden dolayı mı O’nu “özel” yapıyor?

ÇAY EN İYİ ŞEKİLDE NASIL DEMLENİR?

Çaydanlığımızın tertemiz olduğuna emin olarak başlıyoruz. İçinde kireç olan çaydanlıkta çok da iyi bir çay yapmamız mümkün olmayacaktır. Çeşme suyu değil, içme suyu kullanmamız da önemli. Çaydanlığın altını 2/3 oranında içme suyuyla dolduruyoruz ve ocağa yerleştiriyoruz.

ismail delice (1)

Su kaynadığında çaydanlığın üstüne eğer karışım çay koyuyorsak (seylan çayı ve yerli çay) yaklaşık 7-8 tatlı kaşığı çay ekliyoruz. Eğer yalnızca seylan yani kaçak çay denilen çaydan kullanacaksak 5 çay kaşığı yeterli olacaktır. Yalnızca yerli yani bildiğimiz halis mulis mis gibi Türk çayı kullanacaksak da yaklaşık 10 tatlı kaşığı çay koyuyoruz.

Burada küçük bir önerimiz var: 1 tatlı kaşığı şekeri çaydanlığın üstüne ekliyoruz. Karıştırmadan bırakacağımız şeker çayın acılığını almamıza yardımcı olacaktır.

Kaynayan ve kaynadıktan sonra en az 2 dakika boyunca kaynamada bırakılan suyu çaydanlığın üstüne 1 parmak kalacak şekilde boşaltıyoruz ve çaydanlığın altını tekrar içme suyuyla dolduruyoruz. Şimdiye kadar kaynama hızıyla ilgilenmediğimiz suyun kaynama hızına dikkat etmemiz gerekiyor. Orta ateşte su kaynayana kadar çayı ocakta tutuyoruz. Su kaynadıktan sonra çay servise hazır diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.  Çayın demlenme ve güzelleşme evresi burada başlıyor. Altını kıstığımız ocakta çayı yavaş yavaş demlenmeye bırakıyoruz.

Haber Videosu

0


Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON DAKİKA HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?