Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

 Bu Topraklar Kolay Vatan Olmadı

 Bu Topraklar Kolay Vatan Olmadı

Türk milletinin şanlı tarihi bizlere her zaman övüneceğimiz eşsiz zaferler ve destanlarla doludur. Bu süreç içerisinde Türk ulusu tarih boyunca verdiği var olma mücadelesinden hep başarı ile çıkmıştır. İşte bu önemli başarılarından birisi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu ve Türk milletinin dünya konjektüründe var olma mücadelesi olan 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi diğer tanımıyla 30 Ağustos zaferidir. 96. yılını kutladığımız bu tarihsel olayı Ordulu hemşerimiz Gazi Albay Yusuf Ziya Çol ile konuşacağız.

ORDU OLAY: Efendim öncelikle hoş geldiniz. Girişte ifade ettiğimiz gibi ülkemiz için var olma mücadelesi olan 30 Ağustos Zafer Bayramı hakkında düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

ÇOL: Baş komutanlığını büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yapmış olduğu Türk ordusunun 26 Ağustos 1922 tarihinde İşgalci Yunan ordusuna karşı başlattığı ve 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in kurtuluşu ile son bulan ve güzel ülkemiz için var olma mücadelesi olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 96. yılını öncelikle tüm ulusumuza kutlu olsun. 30 Ağustos Zaferi ile yüce Türk milleti ülkemizi sorgusuz ve sualsiz işgal etmeye çalışan emperyalist güçlerin işgalci ordularını anavatan topraklarından atarak ebedi özgürlük ve bağımsızlığına kavuşturmuştur.

Her safhası tek tek düşünerek hazırlanan bu zafer yurduna ve bağımsızlığına kasteden işgal Kuvvetleri karşısında Türk milleti ve Türk ordusunun ortaya koyduğu eşsiz bir esedir.  Çok büyük yokluk ve zorluklar içinde icra edilen bu zafer Mustafa Kemal Atatürk’ün koordinesi ve komutasında Anadolu’da sağlanan milli birlik ve beraberliğin mutlak bir sonucu olarak kazanmıştır Anadolu halkı tek bir yumruk olarak iç ve dış odakların ihanetlere karşısında ve yokluklar içerisinde büyük fedakarlık ile verdiği Kurtuluş mücadelesinde en son Başkomutanlık Meydan Muhaberesi de kazanarak kesin zafere ulaşmıştır.

ORDU OLAY: Bilindiği üzere Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sırasında söylediği ve birliklere emir olarak ilettiği bir söz var. Bu emirin yerine getirilmesinin nasıl bir yararı olmuştur?

ÇOL: Evet hatırladığınız için size teşekkür ediyorum. Bu söz Mustafa Kemal Atatürk tarafından tüm askerlere emir olarak verilmiştir. Bu emir (hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır O satıh bütün vatandır Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez) emridir. Bu strateji ile hat şeklinde bir savunma yapılması yerine alan savunması yapılmıştır hat savunmasında savunma da bir kısım birlik geri çekildiğinde diğer yanda bulunan birlikler de geri çekildi. Atatürk’ün bu emriyle alan savunmasına geçilmesi sonucu bir kısım birlik geri çekilse de de diğer birlikler çekilmeyerek kendi bölgelerini savunmuştur. Böylece Yunanlıların taarruzunun ilerlemesi durmuş ve Sakarya Savaşı Türk ordusunun Zaferi ile sonuçlanmıştır. Bildiğiniz gibi Sakarya Meydan Muharebesi’nin geçtiği alan Ankara Polatlı’dır. Polatlı Ankara’ya sadece 79 kilometredir. Düşününüz lütfen İşgalci Yunan Ordusu Ankara’ya 79 kilometre kadar ilerlemiştir

ORDU OLAY: Efendim Kurtuluş Savaşı’nda görev alan her Türk askeri önemli görevler yapmış kahraman şahsiyetlerdir. Ancak tarihe altın harflerle yazılması gereken Albay Reşat Bey’in intihar olayı var. Bu konuyu sizin aracınızla okuyucularımıza aktarabilir miyiz?

ÇOL: Evet çok anlamlı ve duygu yüklü bir olaydır. Çiğiltepe de gerçekleşen bu duygulu tarihi olay 27 Ağustos 1922’de gerçekleşmiştir. Sincanlı ovasına uzanan kıvrımların ortasında bir kilit taşı gibi duran bu tepenin o ana kadar alınması ve verilen emre göre 57. Alayın bu kritik tepeyi saat 10 sularında ele geçirmesi gerekiyordu. İlk saldırının şokunu atan Yunan Başkomutanı Trikopis, tepenin önemini kavradığı için o bölgeye taze kuvvetler göndermişti. Alay Komutanı Albay Reşat Bey de kendisine bağlı kuvvetlerle Çiğiltepeyi sarmıştı. Mehmetçik yoğun ateş gücü ile tepeye saldırıyor elinde tüfek hücuma kalkıyor ancak yoğun ateşi karşısında bir türlü direnişi kıramıyor. 26 Ağustos yerini 27 ağustosa bıraktı Çiğiltepe de hala direniyordu. Ancak Mustafa Kemal Atatürk sabırsızdır geçen dakikalar uygulamaya konulmuş taarruz planın öteki boyutlarını etkileyecek diye kaygılanıyordu. Albay Reşat Bey telefonla aradı ve Çiğiltepe’nin bir an önce alınması gerektiğini, gecikmenin engellendiğini net olarak ifade etti.

Reşat Bey Gazi’nin telefonu karşısında kendisi yüzünden Çiğiltepe’nin ele geçirilmesi yüzünden bir ulusun bütün bir kaderini bağladığı büyük taarruzun olumsuz etkileneceği düşüncesiyle çok büyük üzüntü duydu ve heyecanla karşılık verdi: Paşam tepe yarım saat sonra elimizde olacak. Albay Reşat Bey askerler arasında namus dürüstlük korkusuzluğu ve bir parçada heyecanı ile tanınan saygı duyulan bir komutandı. Onun için sorumluluk ölümden bile ağır bir yüktü. Ancak bütün çabalara rağmen söz vermesine rağmen Çiğiltepe o sürede ele geçirilemedi. Bütün o sorumluluğun yerine getirilemeyişle Albay Reşat Bey bir not bırakarak intihar eder.

Notta şu yazmaktadır; Paşam size verdiğim sözü yerine getiremedim tepeyi ele geçiremedim. Askerlik şerefim lekelenmiştir. Bu lekeyle yaşayamam.

İntihardan sonra Çiğiltepe düşman elinden alınmış, Çiğiltepe düşman askerler temizlenmiştir. Ne kadar onurlu bir davranış. Yarım saat sonra yerine getirilmezse gerçekleşen bir intihar.

ORDU OLAY : Sizi dinlerken duygulanmamak mümkün değil. İnanıyorum ki tarihimiz bu tip kahramanlık öyküleri ile dolu. Bu toprakların kolay kazanılmadığının bir göstergesi Albay Reşat Bey ve Çiğiltepe olayıdır. Yine tarihi gerçekler ışığında Çanakkale’de, Sakarya Savaşı’nda kısacası kuruluş ve kurtuluş tarihimizde önemli bir ruh ve kahramanlık öyküleri mevcut.

ÇOL: Sözlerinize katılmamak mümkün değil. Evet doğrudur bu topraklar kolay vatan yapılmadı. Bu tarihimizin her döneminde mevcut. Örneğin Çanakkale Savaşı sırasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ruhunu ifade etmek için kullandığı sözcükler var. Bakınız kendisini nasıl ifade ediyor; Karşılıklı mesafeler arasındaki mesafe 8 metre. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmam acısına tamamen düşüyor. İkinci mevkidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir durum soğukkanlı ve tevekkülle biliyor musunuz. Şehit düşen arkadaşını görüyor 3 dakikaya kadar kendisinin öleceğini biliyor en ufak bir duraksama bile göstermiyor. Sarsılmak yok okuma yazma bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet getirerek yürüyorlar. İşte bu Türk askerlerin de ki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrik eder bir örnektir. Emin olun ki savaşı kazandıran bu ruhtur.

ORDU OLAY: Savaşı sürecinde Türk askerimizin ruh yapısı ve kahramanlığı ile ilgili olarak yabancı devlet yöneticileri ve askerlerinin kullandığı ifadeler var. Bu ifadeleri okuyucularımızla paylaşır mısınız?

ÇOL : Tabi ki Örneğin Liman Von Sanders Çanakkale’de 5. Ordumuzun Komutanlığı’na getirilen bir Alman asker. Bu savaşta Türk askerini Emir komuta ediyor ve savaş sırasında emir komuta ettiği ve cephede tanıdığı Türk askeri için bakınız hangi ifadeleri kullanıyor: Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa Türkler ile omuz omuza savaşmaktır. Fakir insanlardı. Buğday kırığından yapılmış çorba en önemli yemekleri idi. Sağlıksız su içerlerdi. Fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına aslanlar gibi savaşırlardı. Bu insanların gözlerinde kalplerinde sadece ve sadece burayı bir vatan millet sevgisi vardı.

 

ORDU OLAY: Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı incelendiğinde cephelerde diğer bir tabirle savaşta geçmiş esasında barış yanlısı bir kişiliği var. bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

ÇOL: Size katılıyorum. Kesinlikle barışı ve seven bir lider. Ancak ülkenin topraklarının ve vatanını sorgusuz sualsiz emperyalist güçler tarafından işgal edilirse böyle bir çözümünüz yoksa topraklarımızı işgal edenlere buyurun alın sizin olsun mu diyeceksiniz? Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi canı pahasına vatanımız için tabii ki savaşacaksınız. Ancak sorduğun soru çerçevesinde Mustafa Kemal normal yaşantısında barış yanlısı olduğu net olarak gerçekler ortaya çıkıyor. Ve bu sözlerini icraatlarına yansıyor. Bakın ne diyor; Savaş acısını ne olduğunu hepinizden daha iyi bilirim. Zaruri olmadıkça savaş cinayettir. Yüzlerce yıllık yaralarımızı ancak barış içinde sarabiliriz. Bu amaçlarla medeni dünyadan tek bir şey istedik yurdumuzda özgür ve bağımsız yaşamak.

ORDU OLAY : Efendim Ordulu atalarımızla Kurtuluş Savaşı sırasında birçok cephede görev alarak bu toprakların vatan yapılmasını canlarıyla katkıda bulunduklarını biliyoruz. Bu konudaki düşüncelerinizi okuyucularımızla paylaşır mısınız?

ÇOL : Hassasiyetinizi Teşekkür ederim. Ordulu olmakla gurur duyan bir gazi subay olarak Ordulu atalarımızdan da gurur duyuyorum. Ordulu dedelerimiz bu toprakların vatan yapılması ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasına nazik bir katkıda bulunmuştur düşüncesinden hareketle daha önceki yıllarda Genelkurmay Ateşe Askeri Tarih Strateji Enstitüsü Başkanlığında özel izinle tarihi belgeler üzerinde çalışma yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda Ordulu dedelerimizin ve atalarımızın sadece Kurtuluş Savaşı’nda değil tarihten günümüze Birinci Dünya Savaşı’nda, Şark cephesinde, Irak cephesinde, Çanakkale cephesinde, Filistin cephesinde, Makedonya cephesinde, Galiçya cephesinde, İstiklal Savaşı Garp cephesinde, Sakarya Meydan Savaşında, Trablusgarp Savaşı’nda, iç isyanlarda, Balkan Savaşında, Kore Savaşında, Kıbrıs Barış Harekatı’nda ve terörle mücadelede bizzat görev yaparak bizlere güzel ve yaşanacak bir ülke bırakma anlamında şehit olduklarını tarihi kayıtlardan anlıyoruz. Yine resmi kayıtlara göre şehit Ordulu polislerimiz ve öğretmenlerimiz dahil şehit sayımız 1537’dir. Allah’tan rahmet diliyoruz ve kendilerine minnet ve Şükran’la anıyoruz.

Yine Ordulu Ecdadımızın kahramanlarından birisi de 1921 yılında Rusya Batum’dan gelen silah yardımını savaşının devam ettiği cephedeki askerlerimize iletilmesi ile ilgili Orduların fedakarlık ve kahramanlığını gösterilen Rüsumat No: 4 vapuru olayıdır ki duygusal bir olaydır. Bu tarihi olay gerçek hem ulusal hem de yerel tarihçilerimiz tarafından belgelerle anlatılmaktadır. Orduluların fedakarlığı ve vatan sevgisinin tezahürü anlamında mutlaka okullarda okutulması ve gündemde tutulması gerekmektedir.

ORDU OLAY : Kurtuluş Savaşı’nın belirleyici en önemli unsurlarından biri de Mustafa Kemal Atatürk’ün lider kişiliğidir. Tarihi bir gerçektir bu. Önemli lider kişiliği nasıl tanımlamak gerekir?

ÇOL : Sorunuz  için teşekkür ediyorum. Kuşkusuz bugün üzerinde yaşadığımız vatan toprağı ve bu karmaşık coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti var olmuşsa Çanakkale, Sakarya bir de Kurtuluş Savaşı sayesinde olmuştur. Fatih Rıfkı Atay eserinde aynen şunu ifade etmiştir; Neyimiz varsa bağımsız bir devlet kurmuşsak özgür vatandaş olmuşsak şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak yurdumuz batının vicdanımızı ve kafamızı doğunun pençesinden kurtarmışsak şu denizler bizim diye bakıyor bu toprakların sıcağını duyuyorsak hepsini 30 Ağustos Zaferine borçluyuz.

Kurtuluş Savaşı ile Anadolu’da son verilmek istenen Türk varlığı kurtarılmıştır. Bugün her vatandaşımızın hangi konumda hangi zenginlikte olursa olsun bu güzel vatanda yaşamasını tarihteki kahramanlık dolu mücadelemize borçludur. Bu tarihi mücadeleler olmasaydı şu anki vatan toprakları ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmazdı. Anlamı ve rengi çok önemli olan bu şanlı bayrak olmaz ezan sesleri bu semalarda duyulmazdı.

Sorunuz çerçevesinde Atatürk’ün lider kişiliği konusunda bakınız İngiliz başbakanı Winston Churchill ne diyor; Bu eşsiz Kahraman Türklüğün mukadderatını ele alacak olan bir dehadır. Zira Çanakkale Boğazı Harbi’nde malzeme olarak üstünlük bizde idi fakat iradece üstünlük onda olduğu için yenildik.

Unutmayalım ki tarihini ecdadını ve kahramanlarını unutan toplumlar önce istikballerini sonrada istiklalini kaybederler. Bu duygularla bu güzel vatan topraklarında özgürce yaşamamızı sağlayan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, kahraman gazilerimizi saygıyla selamlıyorum.

 

 

 

Yusuf Ziya Çol kimdir?

 

1962 yılında doğmuştur. İlkokul, ortaokul, lise öğrenimini ordu ilinde tamamlanmıştır. 1979 yılında girmiş olduğu kara harp okulundan 1983 yılda  jandarma teğmen olarak mezun olmuştur. Türk silahlı kuvvetleri bünyesinde milletinin emrinde ülkemizin birçok yerinde görev yapan Çol, terörle mücadele görevi sırasında meydana gelen çatışmada sağ gözünden yaralandı ameliyat ve iyileşmesine müteakiben gönüllü olarak gittiği güneydoğu Anadolu bölgesinde teröristlerle meydana gelen başka bir çatışmada ikinci kez sol kolu ve iki bacağından tekrar yaralandı. Çok sayıda ameliyat geçiren Gazi Albay Yusuf Ziya Çol üstün hizmet ve görevlerinden dolayı cumhurbaşkanlığı makamınca “Devlet Övünç Madalyası” ile Genelkurmay Başkanlığı makamınca “Üstün Cesaret ve Feragat” madalyası ile ödüllendirildi.  Yusuf Ziya Çol çok sayıda başarı belgesine sahip olup evli ve üç çocuk sahibidir.



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?