Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

DOĞU KARADENİZ KOMŞULARINA ÜRÜN YETİŞTİRMELİ

DOĞU KARADENİZ KOMŞULARINA ÜRÜN YETİŞTİRMELİ

Ordulu Profesör Dr. Oktay Güvemli, “Doğu Karadeniz’in klasik yapısı değiştirilmeli ve Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan gibi ülkelerin ihtiyaçlarına yönelik ürünlerin yetiştirilmesine yönlendirilmelidir” dedi.

Sevgili Ordu Olay okuyucuları… Bugünkü gazetemizin konuğu Muhasebe ve Finansman Öğretim Üyeleri Bilim ve Araştırma Derneği (MUFAD) kurucusu ile Muhasebe ve Finans Tarihi Araştırmacıları Derneği’nin (MUFTAV) kurucusu ve başkanı Profesör Dr. Oktay Güvemli… Kendisi de bir Orduludur. Branşı olan ekonomi üzerine yaptığı araştırmalarını yayınlamış ve defalarca konferanslar vermiş, Doğu Karadeniz kurultaylarında söz sahibi olmuş, sonrasında dünyaya açılmış birikimli, deneyimli bir büyüğümüzdür.

Kendisiyle Doğu Karadeniz’in kalkınması üzerine kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Birbirinden önemli tavsiyelerde bulunan Güvemli, Doğu Karadeniz’in fındık ve çayın yanında mutlaka alternatif ürünler üretmesi gerektiğini söyledi. Güvemli, tüm bunların yanı sıra ise Doğu Karadeniz’in Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan gibi ülkelerin ihtiyaçlarına yönelik ürünlerin yetiştirilmesine yönlendirmesi gerektiğini ifade etti. Güvemli ile gerçekleştirdiğimiz sohbetimizden satırbaşları…

Geçmişten günümüze Doğu Karadeniz’e genel bir bakışla bakarsak neler anlatabilirsiniz hocam?

Doğu Karadeniz 500 kilometre alandır. Bir ucu Samsun bir ucu Artvin’dir. Ordu ortasında yer alır. Doğu Karadeniz’de ne olmuşsa Ordu’da da olmuştur, Ordu merkezdir çünkü.  Biz 21.yüzyılın başındayız. Dönüp de bu coğrafyaya baktığımızda şunu görürüz; yüzyılın birinci yarısı çok berbattır, ekonomik kriz vardır,  iki tane dünya savaşı yaşanmıştır.  Doğu Karadeniz tam içinde olmuştur bu savaşın ve Samsun’a kadar etkilenmiştir. O bölgede Sinop rahattır,  fakat Çorum’la Samsun arası büyük olaylar yaşamıştır.  Ruslar gelmiştir…

Biraz açacak olursak, bu coğrafyada iki tane Osmanlı eyaleti vardır. Biri Canik’tir, Samsun’dan Boztepe’ye kadar gelir. Diğeri de Trabzon’dur Boztepe’den Artvin’e kadar yani Çoruh’a kadar gider. Bu iki eyaletten Trabzon eyaleti Rus işgali altında kalmıştır. Sonuç olarak, Trabzon eyaleti acılı olmuştur. Bu acı Canik eyaletine yansımıştır. Ordu ve Samsun… Fatsa, Ünye, Terme de dâhil birinci dünya harbindeki en büyük yükü çekmiştir. Göç yüküdür bu. Gelenlerin çoğu geri dönmemiştir. İkinci Dünya harbine Türkiye girmemiştir ama etkisini yaşamıştır. Sınırımızdadır çünkü. Almanlarla Ruslar savaşıyordu bu nedenle Rus’lar Kafkaslardan aşağı inmediler. Almanlarla uğraştılar.

Bu göçün getirisi olmuş mudur?

Trabzon eyaletinden gelenler… Mesela bunlar denizcidir. Samsun denizden ve karadan Doğu Karadeniz’i besleyen yer olmuştur. Bu motorların işi Samsun ve Trabzon merkezli kıyı ticaretini sağlamak olmuştur. Bu arada çok büyük deniz kazaları da olmuştur maalesef... Deniz motorlarıdır bunlar, haftalık sefer yaparlar. Yani bu 550 kilometreyi deniz yoluyla beslemiştir. İnsan da taşır ama önemli görevi esnafın ihtiyacına yöneliktir…

Bu zor süreç ne zaman biter?

50’li yıllara kadar bu böyle devam etmiştir. 1950 den sonra karayolu devreye girmiştir. Deniz yolu yerini kara yoluna bırakmıştır. Ellili, altmışlı yıllar da büyük gemiler devreye girmiştir ağır yükler için. Elli sonrası tren yolu yapılsaydı başka bir yönde gelişme olurdu elbette. Kara yoluna büyük görev düşmüştür. Her türlü taşımacılık kara yoluna bağlanmıştır.

Deniz yolu taşımacılığından vazgeçmek doğrumuydu?

Çare yoktu. Deniz yoluyla üç günde gideceğiniz yere, kara yoluyla bir günde giderdiniz. Liberal iktisat politikaların gereği budur. Zaman önemlidir artık. Doğu Karadeniz’i boydan boya kara yolu kaplamıştır.

İkinci yarıdan sonra başka ne gelişti?

İkinci yarının sonu üniversiteler yılı oluyor artık, özelliği budur.  Samsun ve Trabzon’da açılan üniversitelerle kalite değişiyor buralarda…

Ekonomi de değişim oldu mu?

20. yüzyılın ikinci yarısı Türkiye’de olduğu gibi Doğu Karadeniz’de de liberal iktisat politikaları, kalkınma süreci yaşanmasına neden olmuştur. Buralarda fazla sanayi yoktur. Fındık ve çay öne çıkmıştır. 1950 ile 2000 yılı arasında en önemli olay fındıktır. Bu iyi mi olmuştur!  O zaman için toprağı değerlendirmek adına iyi olmuştur ama Mısır portakal yoktur artık. Bunlar Sakarya’ya kaymıştır.

Bugüne baktığımızda çay ve fındık, üreticisi açısından sorunlu ürünler oldu artık, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?   

Bu yirmi birinci yüzyılı farklı görüyorum… Ayrı bakmak lazım.  Ben  yirminci  yüzyılı anlatıyorum. Birinci ve ikinci yarısına kısa bir değerlendirme yaptım. Üçüncü aşamaya gelince… Yirmi birinci asır da ne olur?  Bu Yüzyılda ekonomik globalizasyon var. Fakat Doğu Karadeniz globalizasyonun dışına düşüyor. Geriye doğru mesafe kaydediliyor maalesef. Tek iyi şey Türkiye’de olduğu gibi üniversiteleşme…1982’de yapılan üniversite reformundan yararlandı Doğu Karadeniz… Hem de  çok yararlandı. 36 senede üniversiteler çoğaldı yüksek tahsil merkezi haline dönüştü…

Globalizasyon AB’ nin dayatması mıydı?

Globalizasyon farklı bir olay… Globalizasyonlaşmak demek, ekonomik bütünleşme demek… Yirminci yüzyılın ikinci yarısında bir fırsat vardı Anadolu’yla entegre olmak… Olamadı maalesef. Doğu Karadeniz çaya-fındığa mahkum oldu. Trabzon’da ekonomik kalkınma kurultayında eski Büyükelçi Şükrü Elekdağ çok önemli bir şey söyledi.   “Buranın Anadolu’yla entegre olması lazım” dedi.  Buranın kaçan fırsatı Anadolu’yla entegre olunamamasıdır. Bunun için çok önemli iki yol gerekliydi. Bir; Mesudiye yolunun İç Anadolu’yla bağlanması… İki; Trabzon’un Erzurum üzerinden bağlanması… Erzurum biraz oldu ama Ordu olamadı, ağırlık halen Samsun’da… Önce tren yolu şimdi kara yoluyla.  Elekdağ şunu söyledi,  “kalkınmış yerle kalkınmayan yer entegre olacak.” 21. Yüzyılda kapılar açılıyor.

 Nasıl ?

Nasıl mı? Havayoluyla… Globalizasyonda Karadeniz hapsoldu fındık ve çaya… Oysa Aybastı’da beyaz patates (ağrus)  yetiştiriliyor ve Rusya’ya satılıyordu, mandalina da ihraç ediliyordu.  Artık Rusya’yla geniş bir alış veriş yapılamıyor, bu çok önemli.  Çünkü tarihimiz bu konuda zengin…

Globalleşmek demek bulunduğun geniş coğrafyada ihtiyaçlar içinde seninde etken olarak yer alman demek. Fındık ve çayla bunu yapamazsın. Ben tarım bakanı olsam, Doğu Karadeniz’in klasik yapısını değiştirmeye yönelirim.  İhracat yapılabilecek tarımsal ürünler yetiştirmeye yönelirim... Gümüşhane’nin bir yerinde zeytin yetişiyor, bu önemli… 500 kilometre alanı Rusya’nın ihtiyacına yöneltirim. Tarımı Rusya’nın ihtiyacına yönelik yeniden gözden geçiririm. Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan da bunun içinde…

Siz tarım politikasını geliştirip yakın komşularımıza ihraç etmekten yanasınız?

Benim düşüncem budur. Doğu Karadeniz buraya yönelik tarım politikaları yapmalı, sanayi olmuyor, tarıma yönelmesi lazım. Çünkü bu iklim hiçbir yerde yok.  Karadeniz’i global tarım ihtiyaçlarının entegrasyonuna sokmak lazım. Artık uçak var. Kargo uçaklarıyla taşıma yapacaksın.  Çağımız bu…

Karadeniz’in iklimi her tarıma uygun mu?

Karadeniz’in makûs bir tarihi var kırılgan bir tarih.  Yirmi birinci yüzyıla rahat girmedi. Doğu Karadeniz’in iklimi hiç bir yerde yok.  Bu iklimi Canik Dağları yaratıyor.

Siz, Karadeniz’in kurtuluşunu havayollarına mı bağlamak istiyorsunuz?

Doğu Karadeniz’in kurtuluşu havayollarına bağlı, ancak alan genişletilecek. Globalleşmek demek; havaalanı, yeni insan ve taze tarım… İhtiyacı bu.  Çilek, patates gibi ürünler olabilir... Turizm ve tarım çeşitliliği kurtarabilir Doğu Karadeniz’i…

Bu nasıl olacak?

Samsun’dan başlayıp Bafra’yı da içine alacak şekilde Doğu Karadeniz il ve ilçeleri toplanıp strateji üretmeliler. Hava yollarını iyi kullanmak gerek, iç ulaşım göçe zorluyor, insanlar, göçmenler İstanbul’a yerleşiyor. Bunun önüne geçmek gerekiyor. Yabancı turist getireceksin, neye ihtiyaç varsa onu yetiştireceksin. Komşularının ihtiyacına göre yetiştirecek, ihracat yapacaksın. Doğu Karadeniz illeri arasına Gümüşhane ve Bayburt’u da alacaksın entegre edeceksin. Fındığa alternatif ürünü yetiştireceksin. Bu beyinler toplanıp sorunu çözecek.

İş yine gelip iklime dayanmıyor mu?

Yetiştirdiğin ürün iklime uygun olmalı… Karşılıklı etkileşim içinde bulunmalı. Karadeniz’in yağmuru bol, deresi çok ama HES’ler problem oluyor. Hes’lere Karadeniz insanı karşı.

HES’lerin Doğu Karadeniz’e yapılmasını doğru bulmuyorsunuz siz de, bunu mu anlamalıyız?

HES’ler doğanın dengesini bozuyor, balıklar ölüyor, doğada ki hayvanların hareket alanı daralıyor. O alanlarda yaşayan insanların yaşam alanlarını olumsuz etkiliyor, düzenini bozuyor. Orada yaşayan insanlar bu anlamda haklı.

 

 

Oktay Güvemli kimdir?

Prof. Dr. Oktay Güvemli, 21.07.1935 tarihinde Fatsa’da doğdu. 1972 yılında Ege Üniversitesi’nde İşletme doktoru olan Güvemli, 1974 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde Doçent ünvanını almış, 1982 yılında da Profesörlüğe yükseltilmiştir. Prof. Güvemli, Marmara Üniversitesi İİBF’deki öğretim üyeliği görevini 2002 yılında emekli olana kadar sürdürmüştür.


Prof. Güvemli, 1967, 1987, 1997, 2002, 2006 yıllarında yapılan Dünya Muhasebeciler Kongreleri’ne, 1997 ve 2006 yıllarında yapılan Dünya Muhasebe Eğitimcileri Kongreleri’ne katılmıştır. Ayrıca 2000, 2002, 2004 ve 2006 yıllarında yapılan Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongreleri’ne bildiri vererek katılmıştır. 2007 yılında Edirne’de yapılan 1. Balkan Ülkeleri Muhasebe ve Denetim Konferansı’nın, 2008 yılında İstanbul’da yapılan 12. Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresi’nin ve 2010 yılında İstanbul’da yapılan 2. Balkan Ülkeleri Muhasebe ve Denetim Konferansı’nın başkanlığını yapmıştır. 

Prof. Dr. Güvemli halen İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası’nın üyesi olup Yeminli Mali Müşavirlik yapmaktadır. Aynı zamanda MUFAD’ın kurucusu ve Muhasebe ve Finans Tarihi Araştırmacıları Derneği (MUFTAV)’ın kurucusu ve başkanıdır. Prof. Güvemli aynı zamanda  Muhasebe ve Finans Tarihi Araştırmaları Dergisi’nin genel yayın yönetmenidir. RÖPORTAJ: GÜLÇİN ÜSTÜNTAŞ-ORDU OLAY/İSTANBUL



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?