Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

HURDA ARAÇLARA CAN VERİYOR

HURDA ARAÇLARA CAN VERİYOR

Perşembe ilçesinde kaportacılık yapan Hilmi Günbey, “44 yıldır ölü, hurda diye hitap edilen Williys Jeeplere ve Dodge kamyonetlere can veriyorum” dedi.

Röportaj: ARİF KALAFAT

Bugünkü konuğumuz Perşembe ilçesi Dereiçi’nde Williys Jeeplerin ve Dodge kamyonetlerin kaporta işlerini yapan Hilmi Günbey… Kendisiyle çıraklık dönemi hariç 44 yıllık kaportacılık serüvenini konuştuk. Maharetleriyle nasıl da hurda araçlara can verdiğini anlatıyordu.

Hilmi Bey, öncelikle okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Hilmi Günbey. 67 yaşındayım. Eşim Ayşe ile 50 yıllık bir evliliğim var. Bu evlilik boyunca biri erkek üç çocuğum oldu. Dört tane de torunum var.

Ustam, kaportacılık maharet isteyen bir iş. Kaç yıldır bu işi sürdürüyorsunuz?

Ben bu mesleğe Ordulu meşhur kaportacı merhum Mehmet Çiçek’in yanında başladım. İlkokulu bitirdikten sonra beş yıl çıraklık yaptım. Daha sonra askere gittim. 1976 yılında döndüğümde Perşembe’de rahmetli gazozcu Kemal Çolak ağabeyin evinin altında kendi iş yerimi kurdum. Daha sonra FİSKOBİRLİK’in arkasına geldim. O gün bugündür burada işimi sürdürüyorum.

Burada sadece cipler ve kamyonetlerin onarımını yapıyorsunuz?

Cip ve kamyonet geniş bir kavram. Ben burada sadece Williys Jeep ve Dodge kamyonetlerin kaportacılığını yapıyorum. Bana gelen araçların çürümüş kaportalarının ve diğer parçalarının yerine orijinaline benzeterek uğraş vererek yerlerine yama yapıyorum. Bulursak yeni parçaları da monte ediyorum.

Sadece Perşembe ilçesine özgümü çalışıyorsunuz?

Hayır. Genelde müşterilerim ilçe dışından. Ordu’nun 19 ilçesinden gelen müşterilerimin yanı sıra Trabzon ve Rize’den gelen müşterilerim de var.

Bugüne kadar yaptığınız işlerde rakamsal veri verebilir misiniz?

Yaptığım işlerin çetelesini tutmadım. Bir sayı vermem mümkün değil ama o kadar çok insan tanıdım ki hepsinin araçları ellerimden geçti. O kadar çok ölmüş veya hurda denilen araçlara can verdim ki, bu yüzden beni tüm Karadeniz tanır.

Artık yoruldum, bu işi bırakacağım dediğiniz oldu mu?

(İç çekerek konuşmasına başlıyor.) Yorulduğum oldu, hatta isyan ettiğim de oldu ama hiç bu işi bırakacağımı düşünmedim. Çünkü ben işimi severek yapıyorum. Demin söylediğim gibi ölmüş araçlara can veriyorum. Bundan güzel bence yok. Fakat, iki veya üç yıl daha bu işi yaparım. Ben aslında kendimi şöyle ayarladım; Perşembe’ye Küçük Sanayi Sitesi yapılır, ben bu işi bırakırım.

Şu an birçok sektörde çırak bulma sorunu yaşanıyor. Ben bu işi bıraktıksan sonra birileri devam etsin diye çırak yetiştiriyor musunuz?

Bakın artık teknoloji geliştikçe, el sanatları veya başka bir sektörde olsun çırak bulunması artık neredeyse imkansız. Eskiden çıraklarım vardı. Hepsi işi öğrendi. Kimi Mercedes firmasına girdi, kimi Rusya’da, kimileri ise denizlerde… İlkokul 8 yıl olduktan sonra bizim iş için daha çırak gelmez oldu. Şu an Perşembe’de taksi üzerine kaportacılık yapanlar var ama benim işime özel bir iş yeri yok. Yani anlayacağınız bu iş benimle mezara gidecek.

Sizin maharetleriniz sadece kaportacılıkla sınırlı değilmiş. Öğrendiğimiz kadarıyla fiber teknelerin de onarımını yapıyormuşsunuz. Doğru mu?

(Bir kahkaha ile başlıyor.) Doğrudur. Fiber konusunda eskiden Ford kamyonlardan, Anadol taksilerden tecrübem var. Fiber tekne sahipleri beni biliyorlar. Aslında bu işi kendi kendime ihtiyaçtan öğrendim. Zaman zaman bu işlerle de meşgul oluyorum. Buraya getirdiklerinde, ya da limana çağırdıklarında gidip onarımlarını sağlıyorum.

Bir can dostunuz varmış. Hatta sizinle röportaj yapabilmek için ben de ondan izin aldım. Bu dostluk nereden kaynaklanıyor?

Ben Mecido Fevzi’yi onların mahallesine, sinemanın sokağına geldiğimde tanıdım. Perşembe Belediyesi’nin efsane şoförlerindendi. Belediyeden emekli olduktan sonra burada bana yardımcı oldu. Akıl verdi, yol gösterdi. Artık benim ahretliğim durumuna geldi. İşinde çok tez canlıdır. Zaman zaman beni ve yaptığım işi tenkit eder. Benim doğruyu bulmama yardımcı olur. 1976 yılından bu yana dostluğumuz devam ediyor. Son 10 seneden bu yana aşağı yukarı her gün yanımda. Onun için bana çırağın mı diyorlar ama ben onlara o benim asistanım diyorum.

Hilmi Bey, artık röportajımızın sonuna geldik. Yaşadığınız en ilginç bir anı var mı?

Hangisini anlatayım ki, çok var. İlçemizin eski kamyoncu esnaflarından –isim vermek istemiyorum- birisi tüp dağıtıyordu. Ölümlü bir kaza yapmıştı. Kamyonu bir araca çarparak devrilmişti. Bana geldi, ‘Yeğenim benim arabayı yapar mısın?’ dedi.  Bende yaparım, ama ben malzeme alamam. Sen malzemeyi al, ben yaparım dedim. Kendisi de; ‘Tabi… Ben ne lazımsa alırım’ dedi.  Zaman sonra biz arabayı yaptık. Bayağı bir işçiliği vardı. İyi de iş çıkardık ama bana o kamyoncu arkadaş için gelen giden laf sokuyor, kafamı karıştırıyordu. Sen bu adamdan para alamazsın, boşuna kürek çekiyorsun, emeğin boşa gidecek  diye adamı bana borcuna sadık değil diye  kötülüyorlardı. Fakat Mecido Fevzi; ‘Sen onlara bakma, o adam gibi adamdır. Sen onun  işini yap, kamyonunu tamir et, o senin paranı verir.’ diyordu. Biz işi yaptık. Arabayı verdik. Aradan iki veya üç ay geçti ne gelen var, ne de giden. Bir zaman sonra geldi yanıma. Beni yemeğe götürdü. Otururken; ‘Şu an benim param yok ama sen bana borcumu söyle, ben borcumu bileyim’ dedi. 1980’li yılların başında iş yaptığım için tam borcu hatırlayamadım ve 800 lira veya bin lira arasında olabilir dedim. Daha sonra cebinden bir demet parayı çıkarttı ve benim alacağım parayı bana uzattı. Sohbetimize devam ettiğimiz de bana yaşadıklarını, yaptıklarını anlattı. Meğer adam iyilik meleğimiymiş. Sırf alkol aldığı için insanlar yanlış tanıyormuş.

Bir anımı daha anlatayım. Komşumuz Dursun Alkan var. Yanıma geldi varilden iki kurna deliği açmamı istedi. Tamam dedim. Bana bir varil getirdi ama varilin şaftı kaymış. Dursun amcaya varilin işine yaramayacağını anlattım. Ona kendi varilimi vereceğimi söyledim. Kendi varilimi onun istediği şekilde yaptım. Daha sonra onun varilinin içinin dolu olduğunu fark ettim. Varili bir açtım içinde mazot var. Tam üç teneke mazot çıktı içinden. Tabi ben güle oynaya mazotu kendi işimde kullanmaya başladım. Daha sonra Dursun amcaya varilin içinde ne olduğunu sordum. O da bilmediğini söyledi. Bana varil gibi geldi dediğimde; ‘Su dur o su. Sen nasıl ustasın mazot ile suyu karıştırıyorsun’ diye kızdı. Ben bastım kahkahayı. Böyle bir anımız da var. Bunu zaman zaman Ramazan Geceleri’nde teravih namazlarından sonra çay muhabbetlerinde anlatıp, gülüyoruz.

Hilmi Bey, bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Çok güzel bir konuşma oldu. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmiş değilim. İşleriniz de başarılar diliyorum.



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?