Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

PERŞEMBELİ SEVİLEN TERZİ TOPAL ALİ OTUR (1)

PERŞEMBELİ SEVİLEN TERZİ TOPAL ALİ OTUR (1)

Terzilikte geçen bir hayat… Tam 66 yıl… Hayat onu terziliğe sürükledi. Çıraklıktan başlayıp kendi işinin patronu oldu. Birçok kumaşa can verdi. Sanatıyla ruhları süsledi. Perşembe’nin sevilen terzilerinden Ali Otur, namı değer Topal Ali, meslekteki serüvenini anlattı.

Geçtiğimiz günlerde yüzüncü yaşında yaşamını yitiren Vona’nın en eski terzilerinden İbrahim Daylan’ın çocuklarından izin almama rağmen bir türlü röportaja razı edememiştim. Terzi amca ölünce röportaj işi içimde ukde kaldı. Ben de rotamı cenazede merhum İbrahim Daylan’ın çırağı olduğunu öğrendiğim terzi Ali Otur’a çevirdim. Ben Perşembe’de gençlik yıllarımda Ali Otur ağabeyimi terziliğinin ötesinde motosiklet tutkusundan dolayı tanırım. Son bir yıldır hep bana serzenişte bulunurdu; beni ne zaman yazacaksın, benim sıram gelmedi mi diye…

Ustası da ölünce Allah sağlıklı uzun ömür versin acaba diyerek içimi bir korku kapladı ve onu yaşarken yazmam gerektiğini bana yüreğim söyledi. Sonunda Cumhuriyet Caddesi’nde takıldığı İbrahim Avcı’nın kahvehanesinde usulca masasına yaklaşarak Ali amca röportaj sırası şimdi senin dedim. O an çok sevindiğini hissettim. 

Başlayacağız ama şunu da belirmeliyim, kendisine ‘Topal Ali’ diye hitap etmemi istedi. Nedenini de hep birlikte şimdi okuyabiliriz…

Öncelikle sizi tanımayan okuyucularımız için kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Ali Otur, namı değer Topal Ali. 81 yaşındayım. Babam Mehmet Otur, babama da Çarıkçı Kara Mehmet derlerdi. Annemin adı Emriye. Beş kardeşim var. En büyük ağabeyim Haşim Otur, Fatsa Akarsu, Esma Yaldız vefat ettiler. Şu an Almanya’da yaşayan kardeşim Şaban Otur hayatta. 1961 yılında İlknur hanımla evlendim. 49 yıl evli kaldım. Eşim 2008 yılında vefat etti. Üçü erkek, ikisi kız 5 çocuğum var. Kızlarımdan Nurgül de vefat etti. Allah uzun ömür versin hayatta Keramet, İsa, Musa ve Nurşen adında çocuklarım var.

Peki eşinizin vefatının ardından hiç evlenmeyi düşündünüz mü?

Allah göstermesin. Ben eşimi çok sevdiğim için yaşadığı sürece onu yanımdan hiç ayırmadım. Her an beraber olmaya çalıştım. Şu an onun yerini dolduracak kimse yok. Yurt dışından yeğenlerim geldi. Çok çaba sarf ettiler, sen beğen biz bütün masraflarını çekeceğiz dediler ama ben asla şakasını dahi kabul etmem dedim. 

Söze girerken kendinize Topal Ali diye hitap etmemizi söylediniz. Size neden bu lakabı taktılar?

1950 yıllarında ben 11 yaşındayken Ordu’ya Demokrat Parti’den Kemal Zeytinoğlu ile Refik Koraltan geliyorlardı. Onlara Akçaova Köprüsü’nde karşılama töreni yapılacaktı. Benim o zaman bisikletim vardı. Babam bisikletimi kiraya vermemi istiyordu ama ben babama direttim. Ben oraya bisikletimle gidecektim dedim ve yola çıktım Kacalı’da Aktaş’ın arkasında eski yolda tahta köprü vardı. Üzerinde kalaslar vardı. Otobüsler o kalasların üzerinden geçiyordu. Bende bisikletimle oradan hızla gelip karşı yokuşu çıkacaktım ki bisikletin sol pedalı kalaslardan birine takıldı. Beni bisikletle beraber fırlattı. Orada benim kalçam çıktı. Yani ben 1950 yılından bu yana topalım. Topallığım buradan kaynaklanıyor.

Peki ilk ne zamanlar çalışmaya başladınız?

Ben ilkokul mezunuyum. Terzi olmadan önce Perşembe Cumhuriyet Caddesi’nde Tiryakioğulları’nın binasının olduğu yerde rok rok Ahmetlerin dükkânının sırasında babamın büfesi vardı. Ben orada ağabeyimle birlikte çalıştırıyordum. Babam çarşıya o günlerde iki gün geliyordu. O zamanlar yedi yaşındayım ve sağlamdım. Büfemizde ne istersen vardı. Daha sonra da yaz tatillerinde Yumrutaşlı tenekeci Sami ustanın yanında sobacılık çırağıydım. Sekiz ay zarfında sobacılığı borusundan tutun da kuzineciliğe kadar işin her türlüsünü öğrenmiştim. Benim hiç boş zamanım yoktu. Hep bir şeyler öğrenme telaşındayım. Senin anlayacağın çok çalışkanım, hiç boş durmuyorum.

Bu arada büfenin ne olduğunu sorduğumda Ali amca bastı kahkahayı; “Ne olacak? Şaban ağabeyim iflas ettirdi. Babam 800 lira borçla eve geldi” dedi.

Terzilik nereden geliyor?

1951 yılında rahmetli Günaylo Kerim’in yanında bir yıl marangozluk çıraklığı yaptım ama kalça sakat olduğundan marangoz çıraklığı bana ağır geldi. Ben o işi beceremedim. Kerim’de zaten babama söyledi; sen bunu al hafif bir sanata ver dedi. 1952 yılında ben rahmetli İbrahim Daylan’ın yanına terzi çırağı oldum ve bazı sebeplerden dolayı bir yıl sonra ayrıldım. Ben terzi İbrahim ustanın yanında çalışırken babam o zamanda gazoz fabrikası olan merhum Kemal Çolak’tan bir kasa gazoz alıp İbrahim ustanın dükkanının önünde bana sattırıyordu. Hem bisiklet kiraya veriyorum, hem terzilik öğreniyorum, hem de gazoz satıyorum. Benim ticaret hayatım çok geniş.

İbrahim Daylan nasıldı?

İbrahim usta ahlaki bakımdan, insanlık bakımından çok temiz bir insandı. Dört dörtlük bir adamdı. Mesela müşteriye iş yapardı, müşteriden para istemeye utanırdı. Öyle bir esnaftı. Ondan öğrendiğim insanlık yönünden çok şey vardır. Mekânı cennet olsun. Sonuçta bir yıl sonra kalçamdan dolayı oradan ayrıldım.

Kalçanızdan tedavi olmayı düşünmediniz mi?

1954 yılında 15 yaşımda babam beni İstanbul’a Haseki Hastanesine götürdü. Orada bir operasyon geçirdim. Kalçamı alçıya aldılar. 6 ay alçıda kaldım. 1955’te memlekete geldim. Vaziyetim iyi idi. Ferhat Avcı askerden gelmişti. Terzi dükkânı açmıştı. Annesinden dolayı akrabamız da oluyordu. Bana, ‘ben dükkan açtım, gel birlikte çalışalım’ dedi. 1955 yılında ben yeniden terziliğe döndüm. Bir buçuk yıl orada çalıştım ve bir şeye üzülüp oradan da ayrıldım.

(Devam edecek)



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?