• dolar dolar 3.7967
  • euro euro 4.0390
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

ÇENE AĞRISI KALP KRİZİ OLABİLİR

ÇENE AĞRISI KALP KRİZİ OLABİLİR

Medical Park Ordu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Cemal Sağ, alt çene ağrılarının kalp krizinin tetikçisi olabileceğini açıkladı.

Türkiye’de ve dünyada ölüm nedenlerinin başında gelen kalp-damar hastalıklarından kalp krizi genç, yaşlı, kadın ve erkek tüm yaş ve cinsiyet gruplarını tehdit etmektedir. Günümüzde stres, sporsuz yaşam, beslenme alışkanlıkları ve sigara kalp krizinin ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden. Kalp krizlerinde yaşam tarzının çok etkili olduğunu belirten Medical Park Ordu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Cemal Sağ, kalp krizi hakkında Ordu Olay Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Doç. Dr. Ali Cemal Sağ’ın konuşmalarından satır başları

Kalp krizi nedir?

Kalp kasının bir bölümüne giden kan akımının aniden durması sonucu kalp krizi ortaya çıkar. Kalp krizi vakalarının büyük çoğunluğu aniden ve istirahat halindeyken oluşur. Bazen de kalp krizi, kalbin aşırı oksijene ihtiyaç duyduğu hallerde bu ihtiyacı kan damarlarının karşılayamaması sonucu oluşur. Bu durum ağır eforlarla örneğin kar kürürken, yokuş yukarı hızla koşarken oluşabilir. 

Kalp vücuttaki diğer kaslar gibi bir tür çizgili kastan oluşur. Normal fonksiyon görebilmesi için kanla gelen oksijene ve besin maddelerine (glukoz ve yağ asitleri) ihtiyaç duyar. Kalbe kanı getiren damarlara koroner damarlar adı verilir. Bu koroner damarların herhangi birinde oluşan bir kan pıhtısı kan akımını aniden durdurduğunda o bölgedeki kalp kası oksijensiz ve besinsiz kaldığı için normal fonksiyonunu göremez yani kasılması bozulur

Eğer kan akımının kesilmesi 20 dakikadan fazla sürerse o bölgedeki kalp kasında kalıcı bir hasar oluşur. Eğer bu süre 4-6 saati geçerse o koroner damar bölgesindeki kalp kası tamamen canlılığını yitirir. Bu nedenle kalp krizinde adeta zamanla yarışan bir çaba ile erken müdahale önemlidir.   

Bu gerçek anlaşıldığından beri gelişmiş kalp merkezlerinde kalp krizi geçirmekte olan hastaya acil koroner anjiyografi ve tıkalı damarı balon kateterle açma, ardından da tam açıklığı sağlıyacak bir stent yerleştirme işlemi yapılmaktadır. Bu işlemin yapılamadığı veya geciktiği durumlarda ise pıhtı eritici özel ilaçlar kullanılmaktadır. 

Kalp krizinin belirtileri nelerdir?

Kalp krizi çoğunlukla istirahatta başlayan daha nadir olarak da ağır bir eforla başlayan belirtiler verir. En tipik belirtisi olan göğüs ağrısı iki göğüsün ortasında baskı tarzında ve yavaş başlayan ama giderek şiddetlenen bir ağrıdır. Bu göğüs ağrısı omuzlara, kolların iç yüzüne, sırta, alt çeneye ve karna doğru yayılabilir. Ağrıya nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, halsizlik ve solukluk eşlik edebilir.

Bu belirtiler kişiden kişiye ve hasar gören kalp kası bölgesine göre değişken şekillerde ortaya çıkabilir. Belirtiler vakaların çoğunluğunda tipik göğüs ağrısı ve eşlik eden belirtiler şeklinde olsa da, bir bölüm hastada üst karın bölgesindeki ağrı mide şikayetleri ile karıştırılabilir. Hatta alt çeneye vuran ağrı nedeniyle diş hekimine başvuran hastalarımız bile vardır.  Ayrıca kalp krizi belirtileri özellikle şeker hastaları ve yaşlı hastalarda göğüs ağrısı olmadan da örneğin sadece bulantı, terleme, halsizlik ve nefes darlığı şeklinde ortaya çıkabilir.

Kalp krizini tetikleyen etkenler nelerdir?

Kalp damar hastalıkları (Koroner arter hastalığı) için tanımlanmış risk faktörleri aynı zamanda kalp krizi geçirme riski için de geçerlidir. Bunlar; sigara, ailede (birinci derece yakınlarda) 55 yaşından önce kalp krizi geçirme, şeker hastalığı, kilo fazlası, hipertansiyon, yüksek kolesterol, düşük hdl kolesterol (iyi kolesterol), stres ve fiziksel aktivitenin az olduğu hayat tarzı. Bu risk faktörlerinden bir veya daha azı bulunan kişiler düşük risklidir. 2 ile 3 risk faktörü varsa orta, üçten fazla risk faktörü varsa yüksek risklidir. Neyse ki aileden gelen genetik yatkınlık dışında olan risk faktörlerini ortadan kaldırmak elimizdedir.

Kalp krizi genetik midir?

Kalp krizi çok sayıda risk faktörünün ortak bir sonucudur. Kalp krizi sadece genetik faktörün etkisiyle oluşsaydı kaçınılmaz bir kader olarak değerlendirilirdi. Oysa tek yumurta ikizlerinde bile yani genetik özellikleri neredeyse %100 benzer olan kişilerin birinde olurken diğeri geçirmeyebilmektedir. Genetik bir alt yapı dış etkenlerle birleştiğinde kalp krizi riski artar.

Hangi yaşlar en yüksek risklidir?

Kalp krizine yol açan ve koroner damarların duvarlarında biriken kolesterol plakları daha çocukluk döneminden başlayarak oluşmaya başlar. Bu plaklar yaş ilerledikçe büyüyerek belli bir hacme ulaştığında komplike olma eğilimi gösterir. Yani koroner damar duvarındaki bu kolesterol yüklü plak yırtılma ya da ülsere olma eğilimine girer. Yirmili yaşlarda bile koroner damar duvarında tespit edilmiş olan kolesterol plakları genellikle 40 lı yaşlarda çatlama, ülsere olma ve aniden damar duvarını bozarak kan pıhtısı ile kan akımının kesilmesine yol açabilir.

 

Erkeklerde 40 lı yaşlar, kadınlarda ise menopoz sonrası 50 li yaşlar kalp krizi riskinin ciddi olarak artmış olduğu ilk yaşlardır. Yaş ilerledikçe bu risk daha da artar.  Bununla birlikte kolesterolden, yüksek fast food beslenme tarzı ve sigara alışkanlığında artış, daha stresli ve düzenli spor yapmayan bir hayat tarzının gençler arasında yaygınlaşması kalp krizi yaşını 30 lu yaşlara kadar indirmektedir. 30 – 40 yaş arası erkeklerde düzensiz olarak yapılan aşırı zorlayıcı spor (örneğin haftada bir ya da ayada bir iki halı saha futbol maçı) riski 5-6 kat artırmaktadır. Buna karşın haftanı en az 4 günü yapılan düzenli egzersi (hızlı tempolu 45 dakika 1 saat dolayında bir yürüyüş) riski azaltır.   

Risk azaltıcı önlemler nelerdir?

Genetik yatkınlık dışındaki hemen hemen tüm risk faktörleri modifiye edilebilir yani hayat tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla belli sınırlar içerisinde kontrol edilebilir faktörlerdir. Bunun için; Sigaranın bırakılması, Kilo fazlasnın verilmesi, Kolesterol seviyelerinin normal sınırlarda tutulması, Kan basıncının normal seviyelerde tutulması, Tuz ve yağdan fakir bir beslenme alışkanlığına geçilmesi, Haftanın çoğu günü yapılan düzenli spor aktivitesi alınacak önlemlerdir.

Kalp krizi anında ne yapmak gerekir?

Kalp krizi nedeniyle kaybedilen hastaların yarısından çoğu daha hastaneye ulaşamadan kaybedilmektedir. Bu nedenle kalp krizi belirtileri ortaya çıktığında, kalp hastalıkları uzmanının bulunduğu ve koroner yoğun bakım ünitesi bulunan bir sağlık kuruluşuna en kısa sürede ulaşması gerekir. Koroner damar tıkanıklığı 20 dakikayı geçtiğinde kalp kası hasar görmeye başlar ve ne kadar geç müdahale edilirse bu hasar o kadar geri dönüşümsüz ve büyük olur. Bu nedenle tedaviye bir an önce başlamak gerekir. Hastaneye ulaşana kadar geçen sürede kalp krizi şüphesi taşıyan hastaya hemen bir aspirin çiğnetilmesi, hastanın oksijensiz kalmasını ve kalbinin yorulmasını olabildiğince engellemek için 45 dercede yatar pozisyonda dinlenmeye alınarak etrafının boşaltıması gerekir.

Hastaneye ulaşıldığında kalp elektrosu ve yapılan kan tetkikleri neticesinde bir kalp krizi olduğu kesinleştirilirse hasta hemen koroner yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınacaktır.

Uygun ve zamanında yapılan tedaviler kalp krizlerinden kaybı %30 daha azaltmaktadır.

Kalp krizi geçiren bir kişi daha sonrası için nelere dikkat etmelidir?

Kalp krizi geçiren bir hasta erken dönemi tamamladıktan sonra kalp kasında oluşan hasarı ciddiyetine göre hastaneden çıkmadan hastanın riski belirlenir ve buna göre bir tedavi planı çizilir. Acil anjioplasti ile müdahale edilmiş ve kalp kasında fazla hasar kalmayan bir hasta 2 gün sonra taburcu edilip bir hafta sonra da işine geri dönebilecek duruma gelebilir. Buna karşın kalp kasında fazla miktarda hasar oluşan hastalarda bu hasarın iyileşmesi bir aya kadar uzayabilir ve bir kısmında kaybedilen kalp kası nedeniyle kalbin pompalama gücü azalarak kalp yetersizliğine yol açabilir.

Uzun dönemde alınması gereken önlemler ise tekrar bir kalp krizi geçirme riskini azaltmak için hayat tarzı değişiklikleri ve kalp koruyucu ilaç tedavilerini içerir.

Bunun için;  doktorunuz vermiş olduğu tedavi planına uyulmalı, düşük yağ ve tuz içeren diete uyulmalı, ideal kiloya inilmeli, kolesterol ve tansiyon normal sınırlarda tutulmalı, doktorunuzun önerdiği sıklık ve düzeyde egzersize başlanmalı, sigara içilmemeli, ilaçlarınızı yanınızda taşımalı ve hangisinden ne dozda aldığınızı öğrenmeli, düzenli kontrolleri yaptırmalı, hangi durumlarda hastaneye tekrar başvurmanız gerektiğini doktorunuzdan öğrenmelisiniz.  HASAN CEM ÖZEL-ÖZEL HABER



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?