Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Cüzzam nadir bulaşır

Cüzzam nadir bulaşır

Dermatoloji Doktoru Uzman Dr. Kemal Tekeş, “Cüzzam, bilinenin aksine nadir olarak bulaşan, salgınlar halinde görülmeyen bir hastalıktır. Erken tanı konulduğunda tedavisi kesin olarak yapılabilen bir hastalıktır.” dedi.

Medical Park Ordu Hastanesi Dermatoloji Doktoru Uzman Dr. Kemal Tekeş, “25-31 Ocak Cüzzam Haftası” ile ilgili açıklamalarda bulundu. Uzman Dr. Kemal Tekeş, cüzzam hastalığının erken tanı konulduğunda tedavisi kesin olarak yapılabilen bir hastalık olduğunu ve erken tanı ve tedaviden sonra hiçbir kalıcı sakatlık oluşmadan tedavisinin mümkün olduğunu bildirdi.  Cüzzam hastalığının ilk kez ne zaman ortaya çıktığını kesin olarak belirlemenin halen mümkün olmadığını dile getiren Uzm. Dr. Kemal Tekeş, hastalığın tanısı ile ilgili ilk yazılı kayıtların M.Ö. 600'lü yıllara ait olduğunu dile getirdi.

 

Uzm. Dr. Kemal Tekeş, cüzzamın tarihte ayrıcalıklı bir hastalık olduğunu belirterek, “Hint, Mısır ve Çin uygarlıklarının bu tarihten daha önceleri M.Ö. 16-13. yüzyıllarda hastalığı tanıdıkları var sayılmaktadır. Bu zaman dilimine ait Mısır'da bulunan bazı kalıntılar varsayımı desteklemektedir. Eski Yunanlılar ve Araplar'ın da hastalığı tanıdıkları düşünülmektedir. Cüzzam Haçlı seferleri sırasında oldukça yaygın bir hal almıştır. Hastalık yaygınlaşmaya başladıkça cüzzamlılar adeta lanetlenmiş kimseler olarak kabul edilip, toplumdan dışlanmışlardır. Tedavisinin bilinmediği dönemlerde cüzzamlılar yerleşim birimlerinden uzak yerlere hatta özel adalara sürülerek, buralarda kendi hallerine bırakılmaktaydılar” diye konuştu.

 

Türkiye’de 2 bin 605 hasta bulunmakta

 

Hastalığın Türkiye’deki boyutu ile ilgili de bilgiler veren Tekeş, “Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılmaktadır. Bir zamanlar toplum dışına itilen hastalar günümüzde artık tedavi edilebilmektedir. Hastalık yakın geçmişe kadar bütün ülkelerde görülebilmekteydi. Günümüzde ise nemli, tropikal ve yarı tropikal bölgelerde, genellikle çok çocuklu tek odada yaşayan, yeterli ve dengeli beslenemeyen insanlarda görülmektedir. 1983 yılından 2002 yılı sonuna kadar ülkemizde toplam 561 yeni hasta kayda alınmıştır. 2002 yılı sonu verilerine göre Türkiye’de 2 bin 605 hasta bulunmakta ve bunlarda kontrol altında tutulmaktadır. Cüzzam, bilinenin aksine nadir olarak bulaşan, salgınlar halinde görülmeyen bir hastalıktır” şeklinde konuştu.

 

Cüzzamın nedeni

 

Uzm. Dr. Kemal Tekeş cüzzamın nedeninin “mycobacterium leprae” adlı bakteri olduğunu söyleyerek, “Ağız ve burundan yakın temas sonucu damlacık enfeksiyonu ile bulaşır, bakteri çok yavaş çoğalır, kuluçka süresi  5 yıl kadardır. Semptomların görülmesi bazen 25 yılı bulabilmektedir” şeklinde konuştu.

 

Hastalığın iki klinik tipi var

 

Bakterinin deri ve sinirleri etkilediğini dile getiren Tekeş, ağır vakalarda şekil bozukluğuna yol açtığını ve hastalığın iki klinik tipi olduğunu kaydederek şöyle konuştu: “1. Tüberküloit Cüzzam: “Hastalığın bu tipi vücut direnci sağlıklı kişilerde ortaya çıkar. Belirtiler nispeten lokaldir. Kol ve bacaklarda bulunan çevresel sinirlerin bir veya iki tanesine yerleşir, bu bölgelerde bulunan  sinirlerde küçük iltihap odakları oluşturur. Sinir fonksiyonunu bozar ve duyu kayıpları  oluşmasına neden olur. Bazen de deriden kabarık keskin kenarlı ve duyu kaybı olan deri lezyonları (tüberküloid plak) gelişir. Tüberküloid Lepralı hastalarda basil sayısı az olduğu için hastalığı çevrelerine bulaştırmazlar. 2. Lepromatöz Cüzzam: “Hastalığın bu tipi ise vücut direnci zayıf veya hiç olmayan kişilerde görülür. İlk belirtisi burun tıkanıklığı, burun kanaması, saç dökülmesi, burun tabanında çökme, diz ve dirsekte lezyonlardır. Bu dönemde tedaviye başlanılmazsa basiller hızla yayılabilir, sinirleri tutarak ellerde ve bacaklarda eldiven şeklinde duyu kayıpları ve motor fonksiyon kayıpları görülebilir, felç hali gelişebilir. Bunlara bağlı olarak vücutta yaygın şekil bozuklukları ve sakatlıklar görülür.”

 

Uzman Dr. Tekeş, cüzzam hastalığına nasıl tanı konulacağı konusunda da şunları paylaştı: “Klinik verilerle ve ailesinde lepra hikayesi olan kişilerde kolaylıkla konulabilir. Dışarıya basil çıkaran aktif durumda bir hastaya yakın temas halinde olan kişiler mutlaka hastalık yönünden araştırılmalıdır. Basil çıkaran tipte burun ve deriden yapılacak yaymalar, kuşkulu deri lezyonlarından alınan biyopsilerin patolojik incelemesiyle tanı konulur.”

 

Dr. Tekeş, erken tanı konulduğunda tedavisi kesin olarak yapılabilen bir hastalık olduğunu ve erken tanı ve tedaviden sonra hiçbir kalıcı sakatlık oluşmadan tedavinin mümkün olduğunu ifade ederek sözlerini sonlandırdı. ORDU OLAY



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?