• dolar dolar 3.5042
  • euro euro 3.7349
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Detay Üst

OBEZİTEYE “DUR” DE!

OBEZİTEYE “DUR” DE!

Bu hafta sizlere ufak tefek farklılıklar dışında bir noktasında mutlaka karakteri olduğumuz bir hikâye anlatacağım. Şimdi yapın kahvenizi, yaslanın arkanıza ve hikâyenizi okumaya başlayın. Ben nereden mi biliyorum bu hikâyeyi? Onu da hikâyenin sonunda açıklayacağım.

“Sabahları uyanıp kahvaltımızı yapıyoruz. Tabi bu iyi ihtimal çoğu zaman atlıyoruz, sonrasında aracımıza atlayıp işin yolunu tutuyoruz, geldik mi işyerine? Kapıdan girince karşımıza iki alternatif çıkıyor: Sağda asansör solda merdiven. Şimdi o kadar merdiveni kim çıkacak? Asansör sırası kalabalıkmış değilmiş hiç ilgilenmiyoruz, illaki binilecek o asonsöre. Odamıza ulaşıyoruz, sonrasında masamızda yerimizi alıyoruz ve başlıyoruz tüm gün sandalyemizden kalkmadan çalışmaya. Vakit öğleye yaklaşıyor bir açlık bastırmış ki sormayın, hemen yapıyoruz çayımızı kahvemizi, tabi yalnız gitmez öyle çay kahve dediğin, yanında mutlaka abur cubur bir şeyler olmalı. Akabinde öğle vakti gelip çatıyor. Zaman dar. Ne yapmalı? Tabi ki pratik, kısa zamanda hazırlanıp servisimize sunulacak “fast-food” yiyecekler yetişiyor imdadımıza. Söyleyiveriyoruz hemen 1 porsiyon ya da iyisi mi çok güzel koktu sen onu 1,5 yap.”Sos da ister misiniz?” diye soruyor servis elamanı.”Hiç sossuz olur mu?” diyoruz içinizden. Dışımızdan ise ”Bol olsun.” E damak tadı alışmış yanında mutlaka asitli bir içecek istiyor canımız. Battı balık yan gider nasılsa onu da söyleyiveriyoruz. Yemeğin bitmesi ile mesai saatimizin bitmesi aynı saate denk geliyor. Yine masa başı yani, koltuk bizi özlemiş işler gözümüzün içine bakıyor. Günün ilerleyen saatlerinde yorgunluk bastırıyor bu defa, dikkat toplamak lazım. Hazırlıyoruz yine çay-kahve-abur cubur üçlüsünü. İş çıkış saati gelip çattığında yukarı çıkarken kullandığımız asansörü aşağı inerken yeniden kullanıyoruz. Her katta duruyor belki asansör ama ne gam, zaten tüm gün çalıştık yorulduk bir de merdiven inmeyi gözümüz hiç mi hiç almıyor. Sonrasında atlıyoruz aracımıza evin yolunu tutuyoruz, hemen pratik, genellikle hazır, bir yemek hazırlayıp yemeye başlıyoruz. Çamaşırlar mı birikmiş atıyoruz makineye, bulaşıklar mı yıkanacak atıyoruz makineye, e artık dizimizin de saati geldi çattı? Hemen bir tabak atıştırmalık alıp yanımıza televizyonun karşısındaki yerimizi alıyoruz. Dizimiz bitince doğru yatak odamızın yolunu tutuyoruz, yarın yoğun bir gün bizi bekliyor ne de olsa. Aynı rutine devam.”

Beslenmesine ve günlük fiziksel aktivitesine dikkat eden okuyucularımı şöyle bir kenara alayım öncelikle. Kalan okuyucularım, her noktasında olmasa bile, birçok yerinde kendinden bir şeyler bulmuş,”Evet aynen de öyle” diyerek okumuştur hikâyemizin birçok cümlesini eminim ki.

Peki, ben nereden mi biliyorum bu rutini? Tabi ki çevremi çok dikkatli gözlemleyerek ve istatiksel verilerden yararlanarak biliyorum. Şimdi sizinle bu araştırma sonuçlarını paylaşacağım:

Öncelikle 287 ülkede toplamda 650 milyon kişi baz alınarak gerçekleştirilen çok geniş çaplı bir araştırmanın sonuçlarını paylaşmak istiyorum

Bill Gates’in finanse ettiği 5 yıl süren “2010-Küresel Hastalıkların Yükü “ başlıklı bir araştırmanın, Lancet Tıp dergisinde yayımlanan sonuçlarına göre 2010 yılında 3 milyonu aşkın kişi aşırı kilonun yol açtığı hastalıklardan dolayı hayata veda etmiş. Bu verilerle aynı yılın açlıktan ölen insan nüfusu verileri kıyaslandığında obeziteden ölen kişi sayısının açlıktan ölen kişi sayısının 3 katı kadar olduğu görülmüştür. Bu rakamlar korkunçtur. Çünkü obezitenin insanlık için açlıktan daha büyük bir sağlık riski oluşturduğunu gözler önüne sermektedir.

 

Şimdi durumu biraz daha özelleştirip ülkemiz adına yapılan araştırmalara bir göz atalım. Obezitenin ve obeziteye bağlı olarak gelişen hastalıkların günden güne daha kötüye gittiğini göstermek adına, araştırma verilerini eski yıllardan başlayarak günümüze doğru paylaşacağım:

Yıl 1997-98-TURDEP-I Çalışması: Araştırma sonuçlarına göre; kadınlarımızda yüzde 30, erkeklerimizde yüzde 13, genelde ise yüzde 22.3 düzeylerinde obezite prevalansı saptanmıştır. Yaş dağılımı incelendiğinde obezite sıklığının 30’lu yaşlarda arttığı, 45-65 yaşları arasında pik yaptığı görülmüştür. Ayriyeten kentsel alanda obezitenin kırsal alandakinden daha fazla olduğu da araştırma sonuçları arasındadır. Yine ülke geneli değerlendirildiğinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde daha az obeziteye rastlandığı görülmüştür.

Yıl 1990-2000 TEKHARF Çalışması: Kadınlarımızda obezite sıklığı yüzde 43, erkeklerimizde ise yüzde 21.1 bulunmuştur.

Yıl 2010-TURDEP2 Çalışması: Kadınlarımızda obezite sıklığı yüzde 44, erkeklerimizde yüzde27 ve genel toplumda ise yüzde 35 bulunmuştur.
Peki, obezitenin bu denli artmasının sebepleri nelerdir?

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin “Obezite Tanı ve Tedavi Kılavuzu”nun Mayıs-2014 baskısında obezitenin bu denli artmasının sebebi hikâyemizle paralel olarak bakın nasıl anlatılmış:

-Artan teknoloji ile beraber özellikle ulaşım, üretim ve tarım alanlarında kolaylaşan yaşam biçimine bağlı fiziksel aktivitede azalma,

-Modern yaşamdaki beslenme alışkanlıklarındaki değişim,

-Ayaküstü (fast-food), hızlı yenen sağlıksız besinlerle karbonhidrattan ve rafine şekerden zengin, bitkisel liflerden fakir, aşırı yağlı beslenme şekli,

-Boş zamanlarımızı kolaylıkla dolduran ileri teknolojik araçların (cep telefonu, televizyon, bilgisayar, ev sineması vb.) kullanımının yaygınlaşması

Tedavi için neler yapılmalıdır?

- Alışverişe çıkarken tok olmaya özen gösterilmeli, öncesinde bir ihtiyaç listesi hazırlanmalı ve böylece gereksinme dışı besinler alınmamalıdır.

- Göz önünde yiyecek bulundurulmamalı, mutfakta fazla zaman harcanmamalı, yemekte küçük, salatada büyük tabak kullanılmalı, besinler mümkün olduğunca iyi çiğnenerek yavaş yenmeli ve akşam yemeğinden sonra bitki çayı gibi hafif içecekler dışında bir şey yenilip içilmemesine özen gösterilmelidir.

- Serviste küçük boy kepçe kullanılmalı, servis yapıldıktan sonra servis kabı sofradan kaldırılmalıdır.

- Aktiviteye yönelik öneriler: Egzersiz için zaman belirlenmeli ve uygulanmalı, daha az taşıt kullanılmalı, hızlı tempoda yürünmeli ve asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmak tercih edilmelidir.

Hareket berekettir sevgili okur, beslenmemizi uzman ellere teslim edip hayatımızı daha aktif bir şekilde yaşamaya özen göstermek bizi hem obeziteden hem de obezitenin komorbiditeleri olan diyabet, dislipidemi, hipertansiyon gibi kronik hastalıklardan korur.

Sağlıklı günler dilerim.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

En Alt Reklam