Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

TOPRAK REFORMU ŞART

TOPRAK REFORMU ŞART

CHP Perşembe İlçe Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi Adem Kütük, “Çok hisseli yerler için devlet bir an önce Türkiye genelinde toprak reformunu getirmesi gerekiyor” dedi.

CHP Perşembe İlçe Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi Adem Kütük, Ordu Olay Gazetesi Perşembe Temsilcisi Arif Kalafat’ın sorularını yanıtladı. Tarımla ilgili soruları yanıtlayan Adem Kütük, yanlış tarım uygulamaları ile ilgili hem öneri sundu hem de yol gösterdi. Adem Kütük’ün sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle;

Merhaba Adem Bey, öncelikle okuyucularımıza kendinizi tanıtabilir misiniz?

Ben Adem Kütük. 67 yaşındayım. Efirli Mahallesi’nde yaşamımı sürdürmekteyim. 40 yıldır aktif olarak siyasetin içerisindeyim. Perşembe DSP İlçe Teşkilatının kurucu üyelerindenim. Ayrıca eski DSP İl Genel Meclisi üyeliği görevinde de bulundum. Şu anda CHP Perşembe İlçe Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almaktayım. Evliyim ve 5 erkek çocuk sahibiyim. En küçük oğlum 35, en büyük oğlum 50 yaşında. Halen babamın 20 dönümlük arazisinde rıza payı olarak bana düşen arazide tarımla uğraşıyorum. 

Teşekkür ederim. Karadeniz’in, ilimizin vazgeçilmez ürünü olan fındık ile konuşmamıza başlamak istiyorum. Fındığın bugünkü hale gelmesindeki en büyük nedenler nedir?

Fındığın bugünkü hale gelmesinde en büyük etken vatandaşın hükümet tarafından destekleme adı altında tembelliğe alıştırıldığıdır. En önemli sorun budur. Çünkü esas fındıkçı elinde 5-10 dönüm fındık arazisi olan çiftçidir. 50-100 dönüm yeri olanlar ise toprak ağasıdır. Onlar ürettiği fındıktan fazla destek alanlardır. Zaten desteği aldıktan sonra fındığı yarıya ya da üçte bire başkalarına veriyorlar.  Benim bu konuda isteğim şu; desteklemede çiftçiye öncelik tanınması, ufak esnaf ve ufak çiftçinin desteklenmesidir. Zaten yetkililer iyi hesap yaptıklarında bu işin karşılığının ufak esnafa düştüğünü görecektir.

Müşterek yerler için toprak reformu yapılmalı

Yerler hep müşterek. Ya babasının üzerine ya da kardeşlerinin üzerine, o yüzden küçük çiftçilerin çoğu yerler müşterek diye destek için başvuramıyor ve destek parası alamıyor. Alsa da babası ya da anası alabiliyor. Yerlerin çoğu rıza payı olduğundan çocuklar yani kardeşler, bacılar alamıyorlar. O yüzden Türkiye’de toptan bir toprak reformuna ihtiyaç var. Bu fındık bahçesi olur, buğday olur, şeker pancarı olur. Bu sorun ne Perşembe’nin ne Ordu’nun bu sorun tüm ülkenin sorunudur. Bu çok hisseli yerler için devlet bir an önce Türkiye genelinde toprak reformunu getirmesi gerekiyor.

Tarım komisyonu kurulmalıdır

Bugün çiftçi öyle zor durumdaki, öyle araziler var ki adam tarımı bırakmış arpa, yulaf, çavdar, nohut, fasulye, mercimek ekmiyor. Niçin ekmiyor; kurtaramadığı için ekmiyor. Gübre pahalı, mazot pahalı benim naçizane önerim öncelikle tez elden bu tarımla ilgili yörelere göre bir komisyon kurulmasıdır. Her bölgenin tarım il müdürlükleri kurdukları komisyonla ve yanlarına da çiftçileri alarak sahaya inmeliler. Ne gelir, ne gider arazi üzerine kimin hangi tarımı yapacağı, ne ekeceği, rekoltenin artması için nasıl bir çalışma nasıl bir yol izleneceği, çiftçinin ne kazanacağı, ne kaybedeceği hesap edilmelidir. 

Hasattan önce fiyat açıklanmalıdır

Tarımda bence en kötü durum şu: Üretilen her neyse bu fındık,   fıstık, ay çekirdeği olur. Devletin yani Tarım Bakanlığı’nın hasattan önce taban fiyat açıklaması yapması gerekir. Üç aşağı beş yukarı bu olmazsa olmaz. Niye biliyor musunuz? Çiftçi imar, tımar, gübreleme gibi işlerden sonra eline ne geçeceğini bilmeli… En azından eline bu masrafları çıktıktan sonra 3-5 bin lira kalırsa seneye tekrar bu işi yapacak. Yoksa zarar ediyorum diye yapamaz, yapamayacaktır. Halen zarar eden üreticilerimiz var. Adam rahatsız bahçesine giremiyor, işlerini parayla yaptırıyor. İşin başında olamadığı için istenilen bakım da yapılamıyor. Verim de düşük oluyor. Ben bundan önce yedi buçuk ton mahsul aldığım yerden şimdi beş tonu geçiremiyorum.  Hâlbuki ben bahçesine iyi bakan yani iyi baktığıma inanan bir üreticiyimdir.

Peki bu yıl rekoltenin düşük olmasını neye bağlıyorsunuz?

Rekolteyi başlangıçta mahsus yüksek tutuyorlar. Yanlış zamanlarda, yanlış arazilerde yabancı tüccarların isteğine uygun veya kendi planlarına göre bir rekolte açıklıyorlar. Bu, üretici erkenden mahsulünü satsın diye yapılmaktadır. Bunun adı oyundur. Belli başlı firmaları ayakta tutmak için oynanan bir oyundur. Bu sene fındık olmamasına rağmen halen pahalanmadı. Yani oyun devam ediyor, hükümette seyrediyor.

Bir başka önemli konu ise fındıktaki hastalıklar. Bu hastalıkların önlenmesi için ne yapılması gerekir?

Bu yıl dal kıran çok oldu ve zarar büyük. Bence Tarım ve Orman Bakanlığı’nın İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri’ni derhal harekete geçirip “Sıkı Yönetim” ilan etmeli ve topluca köy köy, mahalle mahalle mücadeleye girişilmeli… Aksi halde bu dal kıran hastalığı bahçelerimizi yok edecektir. O yüzden bir an önce önlem almalıyız.

Domuz korkusu bahçeye sokmuyor

Bunun yanı sıra bir de domuz sorunu var. Domuzlar yüzünden mısır ekemez olduk. 2000’li yıllarda ben il genel meclisi üyesi iken biz meclisten bir karar çıkarttık. Avcılar derneğini de devreye sokarak sürek avlarında domuz vurmalarını teşvik ettik. O sorunu böyle çözmeye çalıştık ama şimdi domuzlar aldı başını gidiyor. Bazı yerlerde insanlar domuz yüzünden evlerine giremiyor, bahçelerine de mısır ekemiyorlar. Çünkü domuz bunlarla besleniyor, mısır bahçelerini talan ediyor.

(Bu sırada araya girerek çözüm sordum.)

Domuz bizim için çok faydalı bir hayvan değil. Çok fazla üreyen bir hayvandır. Bunun etini yabancılar yemektedir. Madem devlet bizim tarımımızı destekleyecekse izin versinler domuzlar avlansın, avcıya da bir bedel ödensin, dışarıya ihraç edilsin. Organik yaban domuzu eti bunu yiyenler var. Hem ülkeye gelir de getirir.

Bahçelerimizin daha verimli olması için devletin ne yapması gerekir?

Devlet bize para vermesin, destek vermesin. Beni teşvik etsin. Çiftçiye, üreticiye gübreyi, yemi, mazotu ucuza versin. Ürünümü satacağım malımı garantiye alsın. Bugün üçe sattığımı yarın beşe vereceğimi bileyim. Üreticiyi emanete fındık vermeye zorlamasın, lisanslı depoculuğu bir an önce hayata geçirsin, bize para verip de bizi Arap ülkeleri gibi tembelliğe alıştırmasın bana balık yemeği değil, balık tutmayı öğretsin. Ben şunu bilir şunu söylerim:  Üreteceksin ağabey üreteceksin bu kadar.

Hep hükümetin yanlış tarım politikalarını eleştiriyorsun. Peki senin fikrin ne, sen olsan ne yaparsın? 

Hükümete çok şey söylemek isteriz. Hükümetin tarımla ilgili yetkilisi kimse bu tarım bakanı olur, müsteşarı olur, müşaviri olur, genel müdürü olur her kimse sorunu mahallinde yani alanında çözecek. Kim ne üretiyorsa fındıksa fındık, buğdaysa buğday, mercimekse mercimek ürettiği ile ilgili hangi sorunu yaşıyorsa toprağında görerek, bıkmadan usanmadan vatandaşla oturup kaça mal olur, kaç lira kazanırımın hesabı yapılmalıdır. İnsanlar ürettikleri ile nasıl geçinirler diye üretici böyle teşvik edilmeli sorunlar böyle çözülmeli.

Ben şuna inanıyorum: toprakla uğraşan, çalışan, üreten insan aç kalmaz.  Bir ev halkı iki tane serayla hayatını geçindirebilir. Bu otuz bin liraya mal olur ama burada günlük beş veya altı saat çalışacaksın öyle benim seram var diye yan gelip yatmayacaksın. Ben seracılıkta yaptım bu işi iyi bildiğimi zannediyorum. Ürettim ve her hafta ürünümü aracısız vatandaşa sattım. Örneğin bu sene beş liradan aşağı taze fasulye satmadım. Patlıcanı, biberi üç dört liradan aşağı satmadım ama ne yazık ki üretmiyoruz çalışmıyoruz neden? Çünkü hazıra alıştık. Devlet nasıl olsa destek veriyor ya yiyecek yakacak veriyor. Zaten kimlere verdiği de malum ben daha devletten bir şey almadım o yandaşlarına veriyor. Peki sen devletten destek neden alamıyorsun?  Bizim yerlerimiz hisseli olduğundan dolayı desteği babam alıyor onu da daha önce bahsetmiştik. O zaten ülkenin sorunu.

(Biraz ara verip, çayımızı yudumlarken, hep fındığı konuştuk, biraz da hayvancılığı konuşalım mı diye sordu Adem Bey… Tereddütsüz bir şekilde konuşalım dedim. Elimizdeki bardakları bıraktığımızda, soru sormama fırsat vermeden başlattı anlatmaya;)

Tarım Orman Bakanlığı İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri’ne gönderdiği genelge ile biz çiftçilere üreticilere ‘Buzağı Yardımı’ adı altında yardımda bulunacak diye tebliğ de bulundu. Benim şu buzağı yardımı iki tane müracaatım var. Paraları yatırıldı, işlemleri yapıldı. Küpeleri var. Şu an bir tanesi bir senelik oldu, bir tanesi de dört beş aylık oldu. Halen ben buzağı yardımı alacağım. Buzağı Yardımı yani destekleme parası buzağılara ilk aydan itibaren ödenmeye başlar. Çünkü buzağı o zaman bakıma muhtaçtır. Ben ona küçükken yardım edeceğim, bakımını ona göre yapacağım. Benim Buzağım dört beş aylık olmuş diğeri neredeyse bir yaşına gelmiş ben hala buzağı desteğimi alamamışım. Neye yarar hayvan zaten bu saatten sonra yaylıma gider. Bana o destek buzağı küçükken yapılmalıdır. İşte şu an ki sorun esas yanlışlıklar burada. Tamam devlet veriyor ama uygulama takip ediliyor mu?

Türkiye genelinde durum böyle mi?

Ülke genelini bilmiyorum ama Perşembe’de şu an durum böyle…

Neden bu destekler ihtiyacımız olduğunda bize verilmez. Biz üzerimize düşen görevi yapıyoruz. Onlar neden üzerlerine düşeni yapmıyorlar da bu işler gecikiyor anlayamıyorum. Bu iş niye tıkanıyor biliyor musunuz? O arkadaşlar görevlerini tam yapmıyorlar, takibini yapmıyorlar o yüzden. Bizler mağduriyet yaşıyoruz kanımca. Bunlar buzağıyı çok kayıt yapmak istiyorlar. Adedini çok göstermek istiyorlar o yüzden süreyi uzun tutuyorlar ama bilmiyorlar ki hayvancılık köylerde bitti. Şu an bizim çevremizde en çok hayvan biz de var. Benim dört ineğim var toplasan bizim mahalle de yüz hayvan yoktur. Eskiden her yer hayvan doluydu buralarda. Camış bile vardı. Hani neredeler tarımı öldürdükleri gibi hayvancılığı da öldürdüler.

Benim devletim “Bizden olsun da kim olursa olsun” isteğinden vazgeçmeli. Liyakat sahibi bu işi bilenlerle masaya oturup arazi üzerinde çalışmalara katılıp acil önlem planları yapmaları gerekiyor. Aksi takdirde dışa bağımlılığımız her geçen gün çığ gibi büyüyor. Bizim ülke olarak düze çıkmamızın tek yolu var. Herkes el birliği ile üzerine düşen görevi yerine getirecek. Bu tembelliği, bu yan gelip yatmayı bir an önce üzerimizden atacağız ve üreteceğiz… Başka yolu yok.

Adem Bey gerçekten çok güzel bir sohbet ettik. Güzel konulara değindik. Umarım buradaki söyledikleriniz birilerinin dikkatini çeker. Artık söyleşimizin de sonuna geldik. Son olarak eklemek istediğiniz veya benim sormayı unuttuğum bir şey var mıdır?

Öncelikle beni burada ağırladığınız için size teşekkür ederim. Umarım sizin de söylediğiniz gibi bu konuşma birilerinin dikkatini çeker ve üreticilerimizin sorunları çözülmüş olur. Tüm çalışma arkadaşlarınıza da teşekkürlerimi sunuyor, yayın hayatınızda başarılar diliyorum.



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?