• dolar dolar 3.4500
  • euro euro 3.6607
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Detay Üst

BEŞİKTAŞLI OLDU HAYATI DEĞİŞTİ

BEŞİKTAŞLI OLDU HAYATI DEĞİŞTİ

6 yaşında Beşiktaşlı oldu, ardından futbol aşkı başladı. 64 yıldır yüreğindeki futbol ateşi ile yaşayan Perşembeli Vahap Çarkçıoğlu, futbol hayatını böyle anlatıyor.

Perşembe ilçesinde uzun süre futbol oynayan ve ilerleyen yaşına rağmen yüreğindeki futbol ateşi hiç sönmeyen Vahap Çarkçıoğlu (Vahap Usta), Ordu Olay Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Perşembe futboluna bir dönem damga vurmuş, Perşembe Gençlikspor’un şimdilerde Perşembespor’un unutulmaz santrhaflarından, defansın bel kemiği Vahap Çarkçıoğlu, futbol oynamaya ilk olarak 6 yaşında başlamış. Kendini Perşembe sporuna adamış kişiliği ile ön plana çıkan Çarkçıoğlu, hem geçmiş dönemdeki futbolu hem de günümüzdeki futbolun arasındaki farkı anlattı.

Ben sözü uzatmadan, Vahap ağabeyimizle yaptığımız güzel söyleşiye geçelim.

Vahap ağabey eskiler seni tanır da yeniler de tanıma sıkıntısı olabilir. Öncelikle değerli okuyucularımıza kendini tanıtır mısın?

Öncelikle buralara kadar zahmet ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Ben 15.03.1946 yılında Perşembe ilçesinde dünyaya geldim. Merhume annemin ise Harbiye, merhum babamın adı ise Sabri. Babam Sabri Çrkçıoğlu, Kozağzı Mahallesi’nde 37 yıl muhtarlık yaptı. Biz sekiz kardeşiz ve en büyükleri benim. Şu anda hayatta bir ben iki de kız kardeşim var. Evliyim ve Samet adında bir oğlum var. Şu anda bal sektörü ile uğraşıyorum. Bal alıp, bal satıyorum ama gözümün ve gönlümün gördüğü tek mesleğim futbol.

Vahap ağabey, seni futbolla yatıp, futbolla kalkan birisi olarak tanıdık. Bu nedenle futbolu çok sevdiğini biliyoruz. Futbol oynamaya nasıl başladın?

O zamanlar 6 yaşındaydım. Yaşadığım mahalleden çarşıya inerken bizim dükkanın olduğu sokaktaki esnaflar Ali Yorulmaz, Osman Çolak, Bilal Yorulmaz, gibi abiler aralarında Beşiktaş-Fenerbahçe maçı yapacaklar. Bunlar Beşiktaşlı kaleci bulamamışlar. Bunlar geldi bana Beşiktaşlıyım de Beşiktaşlıyım de dediler. Ben de Beşiktaşlıyım dedim ve onların kalesine geçtim. Arka sokakta eski kömür pazarında maç yaptık. Öylece içimde futbol aşkı başladı. Bir de o gün bugün ben ve ailemdeki herkes Beşiktaşlı…

Ortaokul yıllarında da içimdeki futbol aşkı devam etti. Perşembe’deki ortaokul eğitim tamamlandıktan sonra Ordu’da lise eğitimi almaya başladık. Dedem rahmetli Hüseyin Çarkçıoğlu ilçede fındık tüccarlığı yapıyordu. Aynı zaman Perşembe’de on bir buçuk sene Belediye Başkanlığı da yaptı. Dedem o zamanlar tam yetiştiğim dönemde bir iflas olayı geçirdi. Minibüste  liseye gidenlerin içinde en kötüsü bendim. Diğer arkadaşlarım hepsi kolalı gömlek, ütülü pantolon giyerlerdi. O zaman dedem iflas etmiş fakirlik yaşıyoruz. Ben o ezikliğimi son surat futbola vererek yenmeye ve kapatmaya çalışıyordum. İşte o arada lise takımı falan derken muhit ve arkadaş edindim. Dolayısıyla ilk aşkımız Perşembe Gençlik hayatımıza girdi ve yıl 1962 ilk futbola amatör olarak Perşembe Gençlik’te başladım.

Bir de senin hava toplarına çok iyi yükselme özelliğin olduğu söyleniyor. Bu doğru mudur?

Doğrudur. 1962 yılındaki futbol serüvenime sol bek oynayarak başladım. Daha sonra iyi kafaya çıkan bir futbolcu grafiği çizdiğim fark edilince ben artık libero oynamaya başladım. Eskiden iki stoper bir libero oynanırdı. Ben serbest, adam pozisyonunda oynardım. Yani takımda ceza sahasını toparlayan süpüren oyuncuydum.

Askere gittiğin de ne yaptın peki?

Askere gittiğim de de futboldan hiç vazgeçmedim. 1967 yılında Havagücü’nde oynadım. O yıl iyi bir takımımız vardı. İstanbul’da amatör kümede İstanbul ikincisi olduk. Askerden sonra bir yıl kadar onların da renkleri yeşil beyaz olduğundan Üsküdarspor’da futbol oynadım. Daha sonra Perşembe’ye döndüm.

Vahap ağabey, Kırşehirspor’dan döndükten sonra Orduspor sana profesyonellik teklif etmiş ancak sen bunu kabul etmemişsin. Nedeni nedir?

Üsküdarspor’dan sonra Perşembe’de futbol oynamaya devam ettim. O zamanlarda ağabeyim diye hitap ettiğim Hakim Alaattin Selçuk vardı. Tam bir gençlik hastasıydı. Bizde çok emeği var. Benim futbolumu çok beğendiği için memleketi Kırşehirspor’a götürdü. Götürdü ama nedense ben oraya iklim olarak alışmadım, adapte olamadım. Sonra döndük gerisi geriye memleketimize. O yıllarda Türkiye Şampiyonalarında Amatör Kulüplerden topçu alınarak Ordu Karması oluşturuluyordu. Ben o Ordu Karmasının değişmez stoperi olmuştum. Perşembe Gençlik’ten beş kez o karmaya seçildim. Ordu futboluna çok büyük emeği geçen Ali Ataoğlu, Orhan Şeref Apak’ı Orduspor’a fahri başkan yapan büyük insan, bir gün yanıma geldi ve beni çağırdı. Gittim; “şuraya bir imza at” dedi. Baktım 4 yıllık profesyonellik  mukavelesi.  Dışarıdan gelen oyunculara 30-40 bin TL veriyorlar, bana dört yıl için 4 bin lira teklif ediyorlar. Ben bunu geri çevirdim. Memleketim takımıydı ama dışarıdan gelenlere verilen parayı bildiğim için reddettim. Ben o 40 bin lira alan topçuyla oynayamam, ben formamı onlardan çok ıslatırım. Takımım için kendimi parçalarım, o zaman dengeler ve moraller bozulur.” dedim  Aslına bakarsan o bir talihsizlik. O şartlarda o parayı beğenmedik, profesyonelliği elimin tersiyle ittim. Ben zaten ideolojik olarak da profesyonelliği karşıyım. Ben bağımlılığı sevmiyorum. Ben futbolu amatör ruhla oynamayı tercih ediyorum.

Vahap ağabey, eskiden beraber futbol oynadığın, şimdi şöhret olan kimlerle oynadın?

Orduspor’dan Üstün-Güven Türközer kardeşler, Salih, Kaleci Öner, zamanın iyi topçularından Arap Ayhan, Fatsalı Arap Zeki bunlar ilk etapta aklıma gelenler.

Vahap Ağabey sen futbolcusun sana neden Vahap Usta diyorlar?

Ben Perşembespor’un zamanında hem antrenörlüğünü, hem kaptanlığını hem de futbolculunu yaptığım için orada bana paye vermek için kıymet vermek için onurlandırmak için söylenmiş lakaptı. Öylece üstüme yerleşti. O gün bu gün yine beni Vahap Usta olarak çağırıyorlar.

Peki kaç yıl futbol oynadın?

Ben yirmi yıl hiç ara vermeden futbol oynadım. Öyle zor dönemlerde öyle zor maçlar oynadık ki; ayakkabımın içinden çivili kramponların yüzünden avuç içi kan dolduğunu ama yine de mücadele ettiğimizi bilirim. Keza tüm takım olarak kadroda kalayım, oynayayım diye canla başla mücadele ediyorduk. Şükrü’ydü, Tayfun’du, Bilkut’tu, Akif’ti, Güven’di hepsi birer savaşçı gibi oynardı.

Bir de antrenman yapmaya yer bulamadığınız da Ordu’daki sahalara gidermişsiniz. Ben öyle bir duyum aldım.

Doğru… Biz antrenman yapmak için yer bulamazdık. Güven cebinden para verirdi, Ordu’ya giderdi, stadın telinden atlıyordu ve kapıyı bize açıyordu. Gecenin karanlığında çaktırmadan Ordu sahasında bir buçuk saat sessiz idman yapardık. Bu yıllarca sürdü, ben o günleri yaşadığım için 25 yaşında olayım öyle futbol oynayayım, trilyona imza atmam. O hırs bende hala var.

Altyapıya önem verdiğini de biliyoruz. Perşembespor’u değerlendirdiğiniz de bu altyapı neden oluşmuyor?

İlgisizlikten. Birisi gelecek bana bunu izah edecek. Biz ilgileniyoruz da bu olmuyor desin, benle karşı karşıya konuşsun. Ben kimseyi karalamak, üzmek, kötülemek istemiyorum. Mesela ben Remzi Sönmez’i kutluyorum. Ben olsam o borcun altına giremezdim ama öte yandan sarhoşu ayyaşı yanına almayacak. Remzi Sönmez bir sefer bana gelmiş sormuş mu; “ağabey seni aramızda görmek istiyoruz, spordan sorumlu ağabeyimiz ol” diye. Ben bunu beş yıl önce söylemiştir.

Ayrıca, Muharrem Ciğerim takım yapmış. Sıkıştığı zaman beni arıyor; “ağabey bana yardımcı ol” diyor. Eşofmanlarımı giyiyorum, koşa koşa kırk kişi o çocuklara bir şeyler vermeye çalışıyorum. Muharrem benim öğrencim. Bana böyle bir ricada bulunuyor ben şeref duyuyorum ve zevkle şevkle ona yardıma koşuyorum. İşin içinde çocuklar ve futbol varsa işimi bırakır giderim.

Bu bir davet olabilir mi?

tekrar Perşembe spora dönüyoruz Vahap Ağabey bu Perşembe spora bir davet olabilir mi

ben bu memleketin çocuğuyum ben yeşil beyaz renklere hastayım benim elbiselerim de yeşil beyaz ben bu kadar hastayım. Evdekilere vasiyeti var; öldüğüm zaman beni yeşil beyaz forma ve bayraklarla gömün dedim. Bana beş yıl süre versinler, bu memleketin çocuklarıyla bu liglerin tozunu atarız. Ben merkezli yönetimlerle bir yere varamayız. Uzun lafın kısası bana görev düşerse seve seve ben hazırım.

Vahap Ağabey, sence Perşembe üç takımı kaldırıyor mu?

Bu konuya diyeceğim çok şey var.  İstanbul Boğazı Vonaspor ve Perşembespor acilen birleşmelidir.  Bu birleşme Perşembespor önderliğinde olmalı ve acilen görev taksimine gidilmeli. Herkese eşit paye verilecek. Bakın görün o zaman çark takır takır nasıl işliyor. Perşembe büyük aşama kaydeder. Birleşme şart, sorsunlar danışsınlar anlatayım. 

Perşembede futbol oynayan gençlerimize neler söylemek istersin?

Gençlere özellikle söyleyeceğim; spor disiplin demektir. Önce disiplinli olmayı bilecekler. Anne ve baba yani aile desteği sporda çok önemli. Çocukların hocaları ailelerle devamlı diyalog halinde olmalı. Birde sporcu gençlerimiz yaptıkları işe saygı duyacaklar. Özverili olacaklar bıkmadan usanmadan çalışacaklar hocalarına inanacaklar kendi arkadaşlarına ve hocalarına saygılı olacaklar.

Vahap Ağabey söyleşimizin sonuna geliyoruz. Acaba unutamadığınız bir anınızı anlatabilir misiniz?

Tabi ki… Samsun Demirspor’la deniz kenarındaki eski sahada gurup maçları oynayacağız. Rahmetli Necip Cemal Gökalp ve ağabeyi  Telat,  Çetin Arol ile üç antrenör ve 16 oyuncu ile gittik oraya. Ordu’dan bizi Türkiye Şampiyonu olarak uğurladılar. Öyle bir takımımız var ki;  Kalede rahmetli Öner, ben yine libero oynuyorum, önümde Arap Ayhan var, sol bekte İmamo Atila, sağ bekte şimdi ismini hatırlayamıyorum diğer arkadaşım Bacıno Edip, Güven, Arif, Turgay var. O maçta Samsunsporlu Çolak Sebahattin, Türkiye’de üç topçu tanırım bir Ahmet Suat Özyazıcı, iki Giresunlu Kepçe Ahmet ve üç  Samsun Demirsporlu Çolak Sebahattin. Bben onunla top oynarken o 40 yaşındaydı ben 22 yaşındaydım. Necip ağabey dedi ki; “Bunu başka türlü durduramayız. Havadan gelen top yere düşmeyecek. Şayet top yere düşerse ona gelmeden vuracaksın. Bugün senden futbol beklemiyorum.” diye bana taktik verdi. O maçta Çolak Sebahattin’i deli ettim. Maç bitmek üzere bir frikik oldu on sekizin üstü ve öner kalede bu arada maç 0-0 bitmek üzere. O adam topa bir vurdu, dışarı giden top birden falso aldı kaleye yöneldi ben eyvah gol oluyor diye arkamı döndüm, bir baktım rahmetli Öner sol köşeden  üst direğe paralel olmuş topu çıkarıyor. O maçta bir olay daha oldu. Yılmaz Özkaraduman yan hakem Amasyalı bir orta hakem var. Ben altı pasın üzerinde çok serbestim fakat yer kaygan topu göğsümde yumuşatacağım indireceğim vuracağım ve maç bitecek. Bir anda ayağım kaydı düştüm. Top göğsümden sekti elimle falan ilgisi yok orta hakem korneri gösterdi. Yılmaz Özkaraduman bayrağı indirmiyor orta hakem yanına gitti fırrt penaltı. Kıyamet koptu ve sonuçta 1-0 yenildik. Talihsizlikten öte futbol adına ahlaksızlıktı bize yapılan. Daha çok var ama onları da başka zaman anlatırım.

Vahap ağabey, öncelikle bize ayırdığın vakit için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğin bir konu var mı?

Ben sizlere teşekkür ederim. Daha eklenecek bir şey yok. Yayın hayatınızda başarılar diliyorum.

RÖPORTAJ: ARİF KALAFAT



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

En Alt Reklam