Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Bir kitapla sporda tarih yazdılar

Bir kitapla sporda tarih yazdılar

Ordu’ya ilk judo ve tekvando sporunu getiren ilk tekvando antrenörü ve hakemi Rıfat Öztürk, Ordu Olay’a konuştu. Öztürk, “1964’lü yıllarda judo sporu daha Türkiye’de yokken, Japonya’dan elimize geçen kitap üzerinden çalışmaya başladık” dedi.

Bundan tam 53 yıl önce Japonya’dan elline geçen bir kitapla yola koyulan Ordulu Rıfat Öztürk, Ordu sporunda tarih yazdı. Öztürk, 1964 yılında Japonya’dan ellerine geçen bir kitap sayesinde henüz Türkiye’de olmayan judo sporunu Ordu’da başlattı. Ordu Olay Gazetesi’ne o yılları anlatan Öztürk, şöyle konuştu: “1964’lü yıllarda judo sporu daha Türkiye’de yokken kendi kendimize, Japonya’dan elimize geçen kitap üzerinden çalışmaya başlamıştık. Tabi bu zamanla gelişti. Seminerler, kurslar derken ilerledik. 1966’da Japonya’dan gelen 2 tane niyet elçisi hoca, İstanbul Tarabya’da seminer için gelmişlerdi, onlardan da eğitim aldık. Dolayısıyla zaman içerisinde gelişmeler, hocalardan aldığımız eğitimler derken bir şeyler öğrendik. Sonra Ordu’ya geldim. Çünkü burayı çok seviyorum hep hayalimdi. Rahmetle anıyorum il müdürümüz Karaali lakaplı Ali Ataoğlu abimiz vardı. Geldiğimde bu sporu ona anlattım ve direnç göstermeden spor salonunu bize açtı. Sorasında bir şekilde çevremize duyurduk ve antrenmanlar çalışmalar başladı. Benim yakınım olan bir çocuk vardı o zamanlar Cavit diye, o benimle beraberdi. Arkasından yine Ordu’nun bir çocuğu İbrahim Yanık, benim yanıma geldi ikinci kişi olarak. Cavit sonradan devam etmedi. Öğrencim İbrahim’le beraber onun çevresi ve bizim çevremiz toplandık ve 1974’e kadar çalışmalara devam ettik.”

Tekvandonun da ilk isimlerinden

Ordu’da judo sporunun ardından tekvandoyu da yaygınlaştırmak için çalışma yaptıklarını belirten Öztürk, “Bu dönem içerisinde Ordu’da çeşitli başarılar oldu. Tekvandoda da çok üst noktalara geldik. Yurt dışından, Kore’den ve Japonya’dan hocalarımız gelip, eğitim veriyorlardı. Milli kamplarda, tekvando sporunun kurucusu olan General Hong Hi Choi tecrübelerini bize aktarıyordu ve bizde öğrencilerimize aktarıyorduk. Antrenman yaptırırken ben ön sıralarda yer alıyordum ve benim öğrencilerimde benim arkamdan izleyerek hep beraber çalışıyorduk. Dolayısıyla benim arkamdaki olan bütün çocuklar, bütün sporcularım birinci kaynaktan bilgileri alıyorlardı. Bizim kamplarımız oluyordu, Ordu’nun şansı buradaydı. Ordu o dönemlerde hem judo sporunun hem de tekvando sporunun geleneksel davranış biçimlerini ve geleneksel kültürlerini almayı başardı. Ordu o zamanlar çok küçüktü ve buna rağmen ciddi anlamda başarılı oldu. Biz bölgeler arası tekvando şampiyonasında Türkiye şampiyonu olduk. 1972 Şubat ayının 28’inde Ankara birinci, Ordu ikinci, İstanbul üçüncü, İzmir dördüncü oldu” diye konuştu.

Mantalite olarak farklılaşma var

Eskiye göre Ordu’da sporun mantalite olarak farklılaştığını ifada eden Öztürk, “Bir defa mantalite olarak çok farklılaşmış. Benim biraz daha şansım vardı. Ben o günkü iyi şartlarda tekvando ve judo sporunun gelişmesi noktasında burada çok fazla alın teri dökmedim. Belki ortam daha iyiydi. Fakat benden sonra Ordu’da müthiş kötü şeyler oldu ve bunun da en büyük sıkıntısını benden sonraki bayrağı devrettiğim İbrahim hoca yaşıyor. Bugünkü gelinen noktada değişiklikle beraber tüm sivil örgütlerin hele ki belediyemizin bu spora el atması ve bu spora destek vermesi güzel gelişmeler. Sadece judo ve tekvandoda değil diğer alanlarda sporcuların kendilerini geliştirebilecekleri tesisler açılıyor. Bu şu demek; gençliğimizin enerjisini doğru şekilde doğru yerlerde harcayıp hem bedensel hem zihinsel gelişimini bu şekilde temin etmesidir. Bu insanların verdiği destek inanılmaz güzel, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ayrıca bana Türk sporuna katkılarımdan dolayı verdikleri bir plaket var. Ben bu plaketi alırken inşallah bundan sonraki diğer kardeşlerimizle ve bugünkü başkanımızın, bu sporu devrettiğimiz bugün aktif olan Halil hoca ve onun ekibinin bu başarıyı devam ettireceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Zoraki başarıya ulaşmaya çalışıyorduk

Rıfat Öztürk’ün ardından bayrağı devralan İbrahim Yanık ise yaptığı konuşmada, şu ifadelerde bulundu: “Rıfat hocanın 1974 yılında Ordu’dan ayrılmasından sonra zor şartlarda mücadele ettik. Rıfat hoca okumak için Trabzon Üniversitesine gitmişti. Ben de daha önceden tekvandonun yayılması için 72’li yıllarda Trabzon’a gitmiştim. Orada ve Giresun’da bu sporunun yayılması için çalışmalar yapmıştım. O günün şartlarında motorla gidip geliyordum. Arabaların nadir olduğu dönemdi. Daha sonra Ünye ve Fatsa’da da faaliyet gösterdik. Ordu’da tekvando sporunu yaymaya çalıştık. Burada bizim bir şanssızlığımız söz konusuydu. Çünkü hepinizin bildiği gibi 12 Eylül döneminin problemleri 72-73 yıllarında başlamış ve bizim dönemde de hat safhaya ulaşmıştı. Çocukları antrenmana getirmek, antrenmandan sonra evlerine götürmek zor oluyordu. Aileler vermiyordu. Zoraki başarıya ulaşmaya çalışıyorduk. Allaha şükürlersin olsun o günkü şartlarda bile başarılar geldi. Sporumuz yayıldı ve tutuldu. Onun karşılığında bugünkü judo ve tekvando sporu bizden sonra gelen kuşaklara aktarılmış oldu. Halil hoca gibi. Onlar da aldıkları bayrağı daha bir üst seviyelere çıkardılar. Benim dönemimde hem salon olsun hem maddi anlamda olsun imkânsızlıklar çoktu.” CAHİT TÜRCAN



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?