Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Kurtuluş Savaşı’nın “Karabat”ı; Rüsumat no: 4

Kurtuluş Savaşı’nın “Karabat”ı; Rüsumat no:  4

“Modros Mütarekesi sopnucunda Karadeniz’de Yunan ve Birleşik Krallık savaş gemileri, devriye geziyor; Kurtuluş Savaşı için cepheye mühimmat ulaştıran gemileri, yakalamaya çalışıyordu.

Takvimler, Temmuz 19211 gösteriyordu. Kurtuluş Savaşı Batı (Garp) Cephesi'nde silah ve cephane sıkıntısı yaşanıyordu. Savaşa destek veren gemiler, Batum Limanından aldığı silahı İnebolu'ya getiriyor; buradan karaya çıkan mühimmat, hızla cepheye taşınıyordu. Şark Cephesi'nde ise Kazım Karabekir Paşa'nın komuta ettiği ordu, Ermenileri bozguna uğratmıştı. Oradan elde edilen önemli miktardaki harp malzemesini Garp Cephesi'ne nakletmek üzere gemiler, sıraya girdi. Sıraya girenlerden biri de Birleşik Krallık’ta inşa edilen 30 yıllık Rüsumat no: 4 teknesi idi. Pek çok kaynağa göre gemi, bir balıkçı teknesi idi. Oysa üzerinde taşıdığı vinç ve altındaki ambar nedeniyle balıktan daha çok yük taşıma için inşa edildiğini düşünen de var. Ömrünün ilk 18 yılını dolduran gemiyi Osmanlı Devleti, satın aldı ve ilk olarak Osmanlı Gümrük Dairesi'nde hizmet verdi. Gemi, sonradan 1914'te Osmanlı Donanmasına katıldı. Bir yıl mayın tarama görevi gören gemi, üç yıl boyunca da koruma gemisi oldu ve Birinci Dünya Savaşı'nın bitişiyle beraber Karadeniz Ereğlisi'nde limana bağlandı. Gemi, Haziran 1919'da limandan kaçırıldı ve Temmuz 1921'de Milli Deniz Kuvvetleri'ne katıldı. Gemi personelleri; "Paskal Mahmut" diye anılan Kaptan Yüzbaşı Mahmut Gökbora, ikinci kaptan Üsteğmen Reşat Talayer, Güverte Teğmen Fahrettin Akyollu, Mühendis Teğmen Cevat Talu ve Güverte Teğmen Kemalettin Bozkurt idi.

 

 

15 Ekim 1937 tarihli Tan gazetesinde Rüsumat no. 4 vapurunun kaptanlığını yapan Yüzbaşı Mahmut Gökbora ile yapılan bir söyleşi yayımlandı. "Kurtuluş Savaşında Deniz Kahramanları" başlıklı yazı dizisi kapsamında gerçekleşen söyleşi, olayları birinci ağızdan dinlememize de imkân sağlıyor: "Bizim Rüsumat 4'ün payına, cephaneleriyle beraber bir batarya 8,8lik yepyeni İngiliz topu düştü. Rüsumat 4, bu ağır yükün altında denizle bir seviyeye indi. Ben, o zaman Rüsumat'ın süvarisiydim. Düşmanın Batum'daki casus teşkilatına rağmen yakayı ele vermeden düşman karakol hattını geçmeye muvaffak olduk. Tek bir ışık göstermiyorduk. Trabzon'a vardığımız zaman işler, yolundaydı. Limanlara uğrayarak düşman hakkında mütemadiyen malumat almak, emir icabındandı."Yüzbaşı Mahmut Gökbora komutasındaki gemi, pek çok defa Batum'dan Anadolu'ya cephane kaçırdı. Geminin denizcilik tarihine geçmesine neden olan olaylar dizisi ise 16 Temmuz 1921'de Batum'dan başladı. Bordasında bir adet 8,8 mm top ve 354 sandık top mermisi bulunan Rüsumat no.4, buradan hareket etti. Gemi, Yunan gemilerine yakalanmamak için kıyıdan gidecek ve fırsat buldukça kıyıya çıkarak bilgi toplayacaktı.

 

 Yine böyle bir nedenle Ordu'ya yanaşan gemiyi yolundan edecek haberler vardı. Ordu Liman reisi Dursun Reis'in verdiği haber, bir Yunan muhribinin oraya doğru yaklaştığını bildiriyordu. Hem silahsız hem de sürati düşük bu gemi ile Yunan'ın elinden açık denizde kaçmak, mümkün değildi. Gemi komutanı ya taşıdığı silahı Yunan'a teslim edecek ya da bir çare bulacaktı. Kaptan, ikinci yolu seçti ve gemiyi batmış gibi göstermeye karar verdi. Gemiyi batırmak kolay ama eldeki az sayıda gemiden birini kaybetmeyi göze almak zor bir karardı; nitekim yaklaşık 83 tonluk geminin tekrar yüzdürülmesi, kolay değildi.

Üstelik bunu, iskelesi dahi olmayan bir kıyıda yapacaktı. Gökbora, olanları şöyle anlatıyor: "Gemi limana girer girmez liman reisi, pürtelâş geldi. Limanlar Komutanlığının resmî bir telgrafını gösterdi. Bu telgrafta, düşmanın Bababurnu'ndan şarka doğru seyretmekte olduğu bildiriliyordu. Sığ bir yere demirledik. Şafakla beraber gelen ikinci bir telgrafla topların, cephaneleriyle birlikte Ordu'ya çıkarılması emredildi."

 

Mahmut Gökbora, bu emir üzerine kararını verdi ve gemiyi karaya oturttu. Bu sırada Ordu halkına haber salındı. Şehirdeki herkes, limana koştu. Önce Ordu'nun bütün kayıkları yan yana dizildi ve iskele gibi kullanılacak bir köprü kuruldu. Gökbora o anı şöyle aktarıyor: "Kayıklar yan yana getirildi, üstlerine kalaslar döşendi. Göz açıp kapanıncaya kadar kurulan bu iğreti iskelenin üzerinden topları geçirdik. Cephaneleri taşıdık. Akşamın alacakaranlığı bastırırken gemideki bütün malzeme-i harbiye, karaya çıkartılmış bulunuyordu."

Tüm silah ve cephanenin nereye taşındığı konusunda üç ayrı görüş var. Bunlar; Askerlik Şubesi yanındaki taş bina, Saray Hamamı olarak anılan binanın odun deposu ve Ordu halkının evleri. Yunan'ın gelmesine yakın, geminin baş tarafında çalı çırpı, gaz yağı yığıldı ve gemi terk edildi. Gökbora'nın ifadesiyle, "Çarkçıbaşı Arif, aşağıya koşarak valfı açtı, sular bütün şiddetiyle makine dairesine hücum etmeye başladı."

Doğudan ve batıdan gelen iki Yunan savaş gemisi, Ordu limanı açığında buluştu. Yunan Panter muhribi ile Dafni yardımcı kruvazörünün Ordu açıklarında belirmesi üzerine Rüsumat no.4'ün üzerine dökülen gaz, ateşlendi. Vapurdan yükselen dumanları gören Yunan gemileri, vapurun battığını ve yandığını düşünerek batığı incelemeye bir tekne (işkampavya) görevlendirdi. "Fakat bu sırada yangın, baş ambara da sirayet ettiği için burada döküm hâlinde bulunan piyade cephaneleri, ateş aldı. Patlamalar başlayınca işkampavya durdu. Onu geri çağırdılar." Böylece Yunan komutan, Rüsumat no.4'ün gerçekten battığına kanaat getirerek oradan ayrıldı.

 

Yunan gemisi bölgeden ayrılınca sıra, Rüsumat'ı tekrar yüzdürmeye geldi. Gökbora'nın sözleriyle: "Duracak zaman değildi. Gümrüğün yangın tulumbasını bir takaya yerleştirerek Rüsumat'a yaklaştık. Askerin ve ahalinin kahramanca yardımıyla yangın söndü. Şimdi gemiyi yeniden yüzdürme sırası geldi. Geminin içindeki suları boşaltmak kolaydı. Fakat ilk iş olarak, makine dairesini dolduran yağlı sulara dalarak valfi yerine koymak ve kapatmak lazımdı. Bunu yapacak kahraman nerede? O da var. Ordulu bir genç; 'Ben yaparım' dedi. Ona deliğin yerini tarif ettik. Cömert ruhlu delikanlı birkaç dalışta valfi kapattı. El birliği ile suları boşalttık. Gemiyi yeniden yüzdürdük." Gökbora'nın adını zikretmediği Ordulu gencin adı, Hamdi idi. Soyadı kanunundan sonra "Karadeniz" soyadını aldı.

 

Vapurdaki suyun boşaltma işlemi bir gün ve bir gece boyunca devam etti. Ertesi gün Ordu'ya gelen İtalyan bandıralı Romeo adındaki yolcu gemisinin devir daim pompasından yararlanılarak Rüsumat'ın suları, tamamen boşaltıldı. Geminin yüzdürülmesi işlemi de kolay olmadı. Yaz ortasında yakacak bulmak, kolay değildi. Belediye Başkanı Furtunzade Yusuf Sırrı Bey'den alınan fındık kabuğu kömürü ve fındık yağı ile geminin kazanları, yakıldı; yine fındık yağı ile makineleri, yağlandı ve elden geçirildi. Geminin yüzmesiyle sorunlar bitmiyordu. Yangında hasar gören vapur, yoluna devam edemedi. Bazı kaynaklara göre onarım için Zonguldak'a bazılarına göre Batum'a gönderildi. Gökbora, Doğu'ya işaret ediyordu:

"'Yaşa!'sesleri arasında kırık direk, kopuk burunla Trabzon'a yollandık." Ancak Rüsumat'ın, Ordu'dan ayrılmasıyla işler nihayetlenmiyordu: "Biz gittikten sonra yeniden oraya gelmiş olan düşman filosu, yerimizde yeller estiğini görünce şaşırmış. Halk sahilde toplanarak                                      kahkahalarla gülmüşler."

 

Tamir olduktan sonra cephane taşıma görevini sürdüren Rüsumat, 1921 Eylül'de Samsun'dan dönerken Giresun Eynesil açıklarında Görele Burnu'nda karaya oturdu. Bu arada Ordu'dayken yanılttığı düşman muhribiyle yine karşılaştı. İki Yunan savaş gemisinin saldırısında beş top isabet eden ve ağır hasar gören Rüsumat no.4, batık gemiler listesindeki yerini aldı. Rüsumat'ın Batum ile Samsun arasında 11 sefer yaptığı, bu seferlerde toplam bin 70 tüfek, 7 bin 459 sandık mermi, 993 kasatura, sekiz top, 2 bin 244 sandık top mermisini Batı Cephesi Komutanlığı emrine ulaştırdığı, kayıtlıdır. Ordu'da Rüsumat no. 4'ün adını, bir futbol takımı yaşatır. Ordu sahilinde Boztepe'ye çıkan teleferik vagonları altında kalan anıt, bu olayın anısına dikilmiştir. Bu anıtta Rüsumat no:4, bir gemiden çok tabuta benzer ve çoğu kişiye bir şey ifade etmez. Bu anıyı taze tutacak, Ordu halkına teşekkür edecek bir anıt için 100'üncü yıl dönümü beklenecekse, projeye başlamak için daha üç yıl var demektir.



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?