Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
  • HABERLER
  • YAŞAM
  • DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA GÖRE ‘RÜSUMAT NO: 4 GEMİSİ’

DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA GÖRE ‘RÜSUMAT NO: 4 GEMİSİ’

DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA GÖRE ‘RÜSUMAT NO: 4 GEMİSİ’

Gazi Rüsumat No:4 Gemisinin 20 Ağustos 1921 günü Ordu’da yaşadığı destanın "99. yıl" dönümü yine gelip çatmıştır. Gazi Rüsumat No:4 adlı küçük geminin Milli Mücadele sırasında yaptığı büyük kahramanlıkları günümüzde bilmeyen duymayan artık yoktur. Bu konuda en doğru ve gerçekçi kaynak Türkiye Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait resmi internet sitesidir. Bu sitede Gazi Rüsumat No: 4 Gemisi hakkında kaynaklara bağlı olarak gayet geniş bir bilgilendirme sayfası açılmış bulunmaktadır.

Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca hazırlanmış olan Gazi Rüsumat No: 4 Gemisinin kahramanlık hikâyesini noktasına virgülüne dokunmadan bugünkü tarih sever kuşaklara aktarmak istiyorum.

“…1891 yılında İngiltere’de inşa edilmiş bir balıkçı gemisi olan 4 Numaralı Rüsumat vapuru 1913 yılında Gümrük Dairesi tarafından satın alındı. Geminin tam boyu 98 kadem, genişliği 20 kadem, rüsûm (vergi) tonajı ise 310 tondu. Geminin draftı başta 7 kadem 5 pus, kıçta ise 12 kademdi. Gemi tüm levazımını alarak denize çıkmaya hazırlandığı zaman draftı başta 1916-1917 yıllarında 9 kadem, 1918 yılında 7 kadem; kıçta 1916-1917 yıllarında 13 kadem, 1918’de 9 kadem ve vasatta 1916-1917 yıllarında 10 kadem, 1918’de 11 kadem 5 pus oluyordu. Bir adet kampaunt (iki veya daha fazla silindirli ) kazanı, 245 HP gücünde türbin makinesi ve dört kanatlı maden pervanesi olan geminin, vasatta sancak iskele alabandalarda ve başta 70 ton kömür kapasiteli ambarları; makine dairesinde 150 kilo yağ kapasiteli sarnıcı bulunmaktaydı. 4 Numaralı Rüsûmât vapurunun pruva sarnıçları 1,5 ton, kıç sarnıçları 2 ton ve kazanlara ait ihtiyat sarnıçları da 8 ton tatlı su almaktaydı. 1916-1917 yıllarında 4 subay ve 16 erden oluşan mürettebatı olan gemide 1918 yılında 4 subay ve 16 er görev yapmaktaydı.

“Ahmet GÜLERYÜZ, Bernd LANGENSIEPEN; 1828- 1923 Osmanlı Donanması” adlı yazılı eser geminin deplasmanını 310 ton, boyunu 29,8 m., enini 8,6 m. ve draftını 3,2 m. olarak vermektedir. Aynı eserde vapurun çelik tekneli, buharlı bir gemi olduğu ve 1914 yılında 2 adet 37 mm.lik seri ateşli topu bulunduğu kaydedilmiştir.

4 Numaralı Rüsûmât vapuru Ağustos 1914’te Osmanlı Bahriyesi’ne devredildi. Mayın tarayıcı ve karakol gemisi olarak görev yapan 4 Numaralı Rüsûmât vapuru 14 Temmuz – 19 Aralık 1916 tarihleri arasında Tersane’de genel bir tamir görmüştür.

4 Numaralı Rüsûmât vapuru Birinci Dünya Savaşı’nda 1916- 1918 yılları arasında İstanbul, Karabiga, Şevketiye, Gelibolu, Çanakkale, Biga, Tekirdağ, Paşalimanı, Marmara Adası, Çardak, Lapseki, Erdek, Bandırma, Mürefte, Avşa vs. limanları arasında seyrüsefer yapmıştır. 4 Numaralı Rüsûmât vapuru bu limanlar arasında yedeğinde mavna, yelkenli, duba ve şat çekerek Alman ve Ereğli kömürü, yiyecek, asker, cephane, uçak topları, bunlara ait boş kovanlar ve mühimmat taşımıştır.

Bu hizmetleri yanında posta görevi de yapan gemi şamandıra değiştirilmesi ve gemi kurtarma çalışmalarına da katılmıştır. Bu görevleri sırasında birçok defa düşman uçaklarının saldırısından kurtulabilen 4 Numaralı Rüsûmât vapuru Birinci Dünya Savaşı’nın 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile sona ermesiyle 6 Kasım 1918’de Rüsûmât Müdüriyeti’ne devredilmiştir.

Mondros Mütarekesi’nin 6 ve 9’ncu maddeleri hükümleri gereğince, Türk Donanmasına mensup bütün harp gemileri Haliç’e çekilmiş ve aşağı yukarı bütün personeli gemilerden çıkarılmış ve müttefiklerin Kontrol Komisyonu’nun emirlerine terk edilmişti.

İstiklal Savaşı’nda Türk denizciliğinin ve deniz gücünün yeniden canlandırılması, Millî Kuvvetlerin Anadolu’daki askerî hedeflerini elde etmesinde hayatî önem taşıyan silah, teçhizat, cephane ve personelin deniz nakliyatı ile istenilen bölgelere sevk edilmesi ve kıyıların korunmasında Türk denizcilerinin büyük hizmetleri olmuştur. Ülke içindeki kaynakların harp potansiyeline dönüştürülmesi, imkan ve kabiliyetler sınırlı olsa da Millî Kuvvetlerin denizlerde desteklenmesi ve tarihî lojistik nakliyatı gerçekleştirmesi görevini Türk denizcileri başarıyla yerine getirmişlerdi.

İstanbul ve çevresindeki ambarlardan Anadolu’ya sevk edilen malzeme yanında özellikle Rusya’dan ve Almanya’dan silah ve askerî malzeme tedariki için teşebbüse geçilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın uluslararası ilişkileri, Müttefik donanmalarının Anadolu kıyılarını abluka altına almasını, kontrol sahalarını ve ana ulaştırma hatlarını da göz önüne aldığı durum muhakemesi neticesi Karadeniz’i stratejik deniz nakliyatı için daha uygun bir konuma getirmekteydi.

Kafkas Seddi olarak adlandırılan bu durum muhakemesinin öngördüğü şekilde Karadeniz’de lojistik nakliyatın gerçekleşmesi için Kafkaslar Bölgesinin açık tutulması gerekiyordu. Nakliyatın planlı ve düzenli yürütülmesi için 10 Temmuz 1920 tarihinde Umûr-ı Bahriye Müdürlüğü kuruldu. Rus Bolşevik Hükümeti ile yapılan görüşmeler neticesinde 24 Ağustos 1920 tarihinde Sovyet Yardım Antlaşması imzalandı. Almanya’dan gizli ve özel yollarla getirilen ve Rusya’dan sağlanan silah ve cephaneler Eylül 1920’den itibaren Anadolu Donanması’yla Karadeniz kıyılarına nakledilmeye başladı.

Karadeniz’de yapılacak nakliyat için gerekli olan gemilerin çeşitli şekilde sağlanmasına ise 1920 yılında başladı. Kaçakçılığa engel olmak üzere İstanbul Hükümeti tarafından Karadeniz’e gönderilen 4 Numaralı Rüsûmât vapuru, 10 Haziran 1920’de Karadeniz-Ereğli’de Milli Hükümet emrine girdi.

4 Numaralı Rüsûmât vapurunun İstiklal Savaşı’na katılması Nakliyat-ı Bahriye Komutanlığı’nın kurulması sırasında tesadüfen o sularda bulunması ve bu suretle Anadolu Bahriyesinin emrine geçmesi ile başladı. Ancak bir balıkçı gemisi bozması olan 85 tonluk, 6 mil sürat yapabilen bu gemi, yaşattığı ve yarattığı olaylarla cesur ve vatansever bir komutan elinde böyle bir gemi ile bile neler yapılabileceğini göstermiştir.

Deniz birlikleri teşkilatlanmaya başladığı, liman reislikleri ve diğer hizmetler henüz kuruluş safhasında iken 20 Eylül 1920’de Karadeniz’de deniz nakliyatı başlamıştı. Gazal Römorkörü ve yedeğindeki Dana Yelkenlisi ve 4 Numaralı Rüsûmât vapuru Rusya’nın Tuapse limanından Trabzon’a ilk deniz nakliyatını yapan gemilerdi. 20 Ekim’de 1920’de Gazal’ın Trabzon’a gelmesinden sonra 4 Numaralı Rüsûmât vapuru; 4 Kasım 1920’de ilk seferinden dönmüş ve Trabzon’a 632 tüfek, 615 kasatura, 1180 sandık cephane getirmişti.

Anadolu donanmasının ilk deniz nakliyatını yapmak şerefini kazanan iki gemiden 4 Numaralı Rüsûmât vapuru 12 Kasım 1920’de Tuapse’ye ikinci seferini yapmıştır. Bu seferden 1 Aralık 1920’de Trabzon’a döndüğünde 438 tüfekle 412 sandık cephane ve 378 kasatura getirmişti. 25 Şubat 1921’de ise III. Kafkas Tümeni 7. Alay 3. Taburu silahlarıyla Trabzon’dan Hopa’ya Gazal ve 4 Numaralı Rüsûmât vapuru ile taşınmışlardı.

4 Numaralı Rüsûmât vapuru bu tarihten sonra Rusya’dan Trabzon’a silah ve cephane sevkiyatına devam ederek Mayıs1921 başlarında 1671 sandık fişek; 19 Mayıs günü 500 sandık fişek ve 1 Haziran 1921’de ise 2115 sandık fişek getirdi.

Rusya’dan Trabzon’a getirilen ve askerî ambarlarda istiflenen bu malzemenin bir an önce batıya sevki gerekmekteydi. Sivil şahıslara ait küçük motorlarla Trabzon’dan İnebolu’ya yapılan ilk deneme seferlerinden sonra batıya ilk seferi yapan yine Gazal ve 4 Numaralı Rüsûmât vapuru oldu. 4 Numaralı Rüsûmât vapuru üçüncü seferinde getirdiği yükünü Trabzon’a boşaltmadı, İnebolu’ya götürdü.

4 Numaralı Rüsûmât vapuru 30 Haziran’da Gazal ve yedekteki vasıta ile Samsun’a 4 top, 1144 sandık top cephanesi, 10 Eylül’de ise 2081 sandık fişek nakletti. Doğu Cephesi’nde Ermenilere karşı kazanılan başarılardan sonra düşmandan müsadere edilen silah, cephane ve aynı zamanda Doğu Cephesi’nden Batı Cephesi’ne birlik intikallerinde Aydın Reis ve Preveze ganbotları, Şahin ve Gazal vapurları yanında 4 Numaralı Rüsûmât vapuru da görev yaptı.

Bu görevlerin birisinde 4 Numaralı Rüsûmât vapuru, 16 Ağustos 1921 günü Yüzbaşı Galatalı İsmail Mahmud (GÖKBORA) bin Ahmet Efendi komutasında iki adet 8,8 cm.lik İngiliz topu ve 354 sandık cephaneyi Batumlu Türklerinde yardımıyla Batum limanında yüklemeyi başardı. Aşırı yükten dolayı geminin güvertesi deniz yüzeyi ile neredeyse aynı seviyeye gelmişti.

4 Numaralı Rüsûmât vapuru, Yunan gemilerinin bölgedeki yoğun keşif, gözetleme ve karakol faaliyetleri nedeniyle göreve başlamak için havanın kararmasını bekledi. Geceleyin tam karartma yapan ve hiçbir ışık sızdırmayan 4 Numaralı Rüsûmât vapuru sessizce limandan ayrıldı.

Yunan karakol gemileri tarafından tespit edilmeden, sabah güneşin doğuşundan hemen sonra salimen Trabzon’a ulaştı. Trabzon’da muhtelif ikmal maddeleri gemiye yüklendi. Düşman hakkında istihbarat bilgileri alındıktan sonra Ordu Limanı’na doğru harekete geçildi. Gemi 17 Ağustos 1921 akşamı Ordu’ya intikal etti. Bu sırada Liman Reisi gemiye gelerek gemi komutanı Yüzbaşı Mahmud Efendi’ye düşman gemilerinin Ereğli’de Baba Burnu açıklarında doğu istikametinde seyir hâlinde olduğu ve bu nedenle 4 Numaralı Rüsûmât vapurunun verilecek emirler doğrultunda hareketlerini tanzim etmesi hakkındaki telgrafı iletti.

Bu gelişme üzerine gemi sahilin çok yakınında sığ suya demirledi. 18 Ağustos 1921 günü alınan ikinci bir telgrafta gemi içindeki tüm harp malzemelerinin süratle sahile çıkarılarak emniyete alınması emredilmekteydi. Ordu’daki küçük deniz vasıtaları yan yana getirilerek üzerlerine büyük kalaslar konuldu. Büyük zorluklarla toplar ve cephane sahile çıkarıldı. Bundan sonra gemi hemen hemen karaya oturacak şekilde daha sığ suya demirledi.

Gelişmelere bağlı olarak gerekirse gemiyi batırmak üzere sekiz adet kinistin valfından (denize doğru irtibatlı valf) altısı derhal açılmaya hazır hâle getirildi. Ayrıca, gemiyi yakmak üzere baş üstünde gazyağı ve yanıcı maddeler depolandı.

19 Ağustos 1921 sabahı Yunan donanmasından Panter sınıfı bir muhrip ile Dafni torpidobotunun Ordu Limanı’na doğru yaklaşmakta olduğu sahildeki gözcüler tarafından rapor edildi. Bunun üzerine Başçarkçı Yüzbaşı Amasyalı Arif bin Mehmet Efendi kinistin valflarını açtı ve makine dairesine su girmeye başladı. Geminin baş tarafına gaz dökülerek yangın çıkarıldı. Önce erler, daha sonra subaylar ve son olarak gemi komutanı denize atlayarak gemiyi terk etti ve sahile doğru yüzmeye başladı.

Düşman gemileri Vona Burnu’ndan döndükleri zaman 4 Numaralı Rüsûmât vapurunu yarı yarıya batmış ve alevler içinde buldular. Bu sırada Dafni torpidobotu büyük bir filika indirdi. İçinde silahlı askerler olan bu filika açıkta demirli olan küçük Rize motoruna yanaştı. Bu sırada 4 Numaralı Rüsûmât vapurunun baş tarafında çıkarılan yangın ambara doğru ilerlemiş, nakliyat sırasında ambara saçılmış olan bir takım fişekler sıcaktan patlamaya başlamıştı.

Düşman askerleri cephane taşıdıklarını bildikleri ve şimdi baş tarafından alevler yükselen bu geminin içindeki cephane ile havaya uçarak serpintilerinin kendileri için de bir felaket olabileceğinden ürkmüş olmalılar ki filika geri döndü. Dafni baş topuyla bir kuru sıkı atışı yaptı ve gün doğuşuna doğru yol verdi.

Gemi küpeştelerine kadar batmış, makine dairesine su dolmuştu. Fakat geminin hayatî kısımlarında hasar yoktu. Makine dairesinde sular silindir kaverlerine kadar yükselmişti. Rüzgar sahile doğru estiğinden baş üstündeki yangın geminin tamamına yayılmıştı. Başüstü güverte, pruva direği, ambarın ahşap bir kısmı ve erlere ait yaşam mahalleri yanmıştı.

Gümrük İdaresi’ne ait tulumbalar kullanılarak mahalli halkın da büyük yardımları ile kurtarma çalışmaları başladı. Yangın kısa sürede kontrol altına alındı. 20 Ağustos 1921 günü 4 Numaralı Rüsûmât vapuru kurtarma çalışmalarına devam edildi. Gemi içindeki sular tahliye edildi, kinistin valfları yeniden monte edildi.

Bundan sonra makine dairesindeki sular da boşaltıldı. Bu arada 4 Numaralı Rüsûmât vapurunun yüzdürüldüğünü gören İtalyan bandıralı Remo yolcu vapuru kaptanı, gemisindeki devridaim tulumbasını vererek yardım etmiş işlerini çabuklaştırmıştı. Başçarkçı Yüzbaşı Amasyalı Arif bin Mehmet Efendi, Ordu Belediyesi’nden temin ettiği fındık kabukları ile ocaklarını fayrap edip istim basıncını yükseltti; fındık yağı ile makinelerini yağlayarak manevraya hazırladı. Gemi komutanı hem makineleri tam yol tornistan çalıştırarak hem de kıçtan attığı tonoz demirini vira ederek karaya oturan gemisini kendi imkanları ile kurtarmayı başardı. Gemi aldığı emir üzerine Ordu'luların sevinç ve destek gösterileri arasında Trabzon’a doğru harekete geçti.

Sahile yakın rota izleyerek yol alan 4 Numaralı Rüsûmât vapuru, Tirebolu açıklarında düşman karakol gemilerini tespit etti ve sahile iyice yaklaştı. Karakol gemilerine yakalanma tehlikesi geçtikten sonra Trabzon istikametinde seyre devam edildi. Trabzon’a ulaşan 4 Numaralı Rüsûmât vapurunun adının başına Bahriyelilerce "Gazi" sıfatı takılmıştı. Bu olay üzerine başta gemi komutanı olmak üzere mürettebat mükâfatlandırıldı.

Trabzon’da bir gün kalan 4 Numaralı Rüsûmât vapuru, bakım ve onarım için Batum’a gönderildi. 4 Numaralı Rüsûmât vapuru, Batum limanını mendireğine girince büyük bir yaygara koptu. Sanki zafer şenlikleri varmış gibi limandaki gemiler uzun uzun düdükler çalarak, Anadolu donanmasının bu küçük gemisini selamlıyordu.

Geminin şöhreti Rüsûmât 4 Numara olarak yayıldı. Selamlayan gemilerin başında İtalyan bandıralı Remo yolcu vapuru da geliyordu. Ayrıca Aydın Reis ve Preveze gambotları da hem düdükleri hem de bayraklarıyla bu selamlama törenine katılmışlardı. Halk sahile üşüşmüş bu heyecanlı manzarayı hayretle seyrediyordu. Yunan donanması tarafından Ordu limanında batırıldığı ve yakıldığı bildirilen 4 Numaralı Rüsûmât vapuru mendireği dönmüş, limana demir atıyordu.

Batum’da 4 Numaralı Rüsûmât vapurunun tamiri için Ruslar çok yüksek miktarda para istemişlerdi. Denizcilerimiz millî hükümetin dar bütçesinden bu kadar paranın çıkmasına razı olamadılar; gerekli kereste vs. malzemeyi hariçten alınarak gemiyi kendileri tamir ettiler. Ancak zaten gerekli olmayan yanmış pruva direği büsbütün kesildi, gemi tek direkli kaldı.

Bu işler bir ay içinde yapıldıktan sonra Batum’da top, tüfek, makineli tüfek, cephane ve telefon cihazları alan 4 Numaralı Rüsûmât vapuru, 26 Eylül 1921’de limandan hareket ederek Trabzon’a intikal etti. Trabzon’da harp malzemesinin Samsun’a nakledilmesi yönünde talimat verildi. İleri harekete geçen gemi 28 Eylül 1921’de Samsun’a ulaştı. Samsun’da istasyoner olarak bulunan 224 Numaralı Amerikan muhribi mürettebatı ağzına kadar dolu, bu garip gemiyi ondaki manevî varlığı şapkalarıyla selamlıyordu.

Yükünü boşaltan 4 Numaralı Rüsûmât vapuru, boş olarak Trabzon’a geri dönerken 29 Eylül 1921 sabahı Tirebolu açıklarında seyretmekteyken denizler artmaya Yıldız’dan esen rüzgar sertleşmeye başladı. Bu sırada düşman karakol gemileri de bölgede bulunmaktaydı. Yağmurun ve havanın yaptığı sis tabakası görüş mesafesini pek kısaltmıştı. Gemi Görele Burnu batısındaki Eynesil önlerinde Panter sınıfı bir Yunan muhribi ve Dafni torpidobotu ile karşılaştı ve baştan kara etti.

Deniz valflarının açılmasıyla kısmen batmaya başlayan gemiye, iki düşman gemisi tarafından ateş açıldı. Bu sırada 4 Numaralı Rüsûmât vapuru, tam olarak karaya oturdu. Personel gemiyi boşalttı. Olay sonrasında gemi komutanı Kıdemli Yüzbaşı Mahmud Bey, Trabzon Nakliyat-ı Bahriye Kumandanlığına çektiği aşağıdaki telgrafla durumu bildirdi:

“Önemli ve acildir… Trabzon Nakliyat-ı Bahriye Kumandanlığına…29 Eylül 1921 saat dokuz yirmide düşmanın bir nakliyesi ile beş bacalı bir torpidosu ansızın Eynesil açıklarında üzerimize hücum etmesi ile derhal gemi Eynesil önünde karaya vurularak kinistin açtırılmış ve gemi terk edilmiştir. Düşman derhal bombardımana başlayarak kırkı aşkın mermi attığı hâlde gemiye ancak beş mermi isabet etmiştir. Önemli aksamdan ırgadı parçalamıştır ve sancak baş omuzlukta su kesiminde ufak bir rahne açmıştır.

Düşman bir saat bombardımandan sonra kuzeybatı istikametine açılmıştır. Subaylar ve erler şükür olsun bir ziyana uğramayarak, Eynesil mahalli hükümeti ve mahalli ahalisinin fevkalade yardımları ile şimdilik iskan edildiğini ve gemiden denizin fevkalade dalgalı olması münasebeti ile hiçbir eşya kurtarılamadığı gibi şimdilik gemiye girmek de kabil olmadığından sahilde bulunduğumuz cihetle acele yardıma ihtiyacımız bulunduğu arz edilir efendim. “Rüsûmât Süvarisi Mahmud 29 Eylül 1921”

Trabzon Nakliyat-ı Bahriye Kumandanlığı birkaç gün sonra kurtarma çalışması için Tecrübe romorkörü ile Eynesil’e yardım malzemeleri gönderdi. Mahalli halkın da katkısıyla ağır deniz ve hava koşullarına rağmen geminin kurtarılması yönünde oldukça mesafe alındı. Ancak 14 Ekim 1921’de kurtarma çalışmaları devam ederken karakol yapmakta olan Panter sınıfı bir muhrip ve Dafni torpidobotu attıkları mermilerle hem kurtarma tesislerini bozdular hem de gemiye isabet ettirdikleri üç merminin tahribatı yüzünden gemiyi kurtarılması imkansız hâle soktular. Rüsûmât 4 Numara’nın kurtarılması ümidi kalmadı ve gemi içindeki tüm kullanılabilecek cihazlar sökülerek Trabzon’a nakledildi. Mürettebat yirmi gün sonra bir kotra ile Trabzon’a geri döndüler.

Batırılıncaya kadar yaptığı on seferde 1070 tüfek, 7459 sandık fişek, 993 kasatura, 8 top ve 2244 sandık top mermisi taşıyan Gazi Rüsûmât 4 Numara batmıştı fakat onun hatıraları İnkılâp tarihimizle beraber yaşayacaktır…”

 



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?