• dolar dolar 3.4500
  • euro euro 3.6607
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

FUTBOLA ADANMIŞ BİR ÖMÜR

FUTBOLA ADANMIŞ BİR ÖMÜR

Sevgili okurlar bu gün sizlere Vona’nın ve  Perşembespor’un uzun yıllar futbol tarihine damgasını vurmuş efsane futbolcularından, Küçük Dev Adam, bir futbol sevdalısı, bir memleket sevdalısı kişilikten; diş hekimi, kulüp başkanı, takım kaptanı, teknik direktör, meclis üyesi  ve nihayet bir babadan Ahmet Rıza Çoluk’tan bahsedeceğim. Hadi buyurun…

Ahmet Abi bize biraz kendinden bahseder misin?
Tabii bahsedeyim. 66 yaşında evli iki çocuk babasıyım, kızım Çiçek ve oğlum Sinan İnşaat Mühendisi, eşim Orduda eczacı.

Ahmet Abi senin üzerine bu Bıdık lâkabı nasıl yapıştı, önce buna bir açıklık getirimisin?

(gülerek başlıyor anlatmaya) Bu lâkab bana İlkokul birinci sınıfta iken yapıştı.  İlkokulda bilirsiniz o dönemlerde her sınıfta öğretmenler bir dergi verirlerdi öğrencilere. O derginin arkasında da çocuklar için bir çizgi roman vardı: “Bıdık Ahmet’le Akıllı Leylek” diye. Sınıfta Ahmet bir tek ben olunca o çizgi romandaki çocuk da tombiş ve sevimli bir çocuk olunca, Pakize Hocam (soyadını şimdi anımsayamadım) o koydu o ismi bana ama esas üzerime yapıştıran ve  yakıştıran Foto Nur yani Nurettin Ugey oldu. İstanbul’a tahsile gittim artık bana buralarda daha “bıdık” demezler dedim. Sağ olsun Nurettin Ugey ta İstanbul’da da beni buldu ve bizim Bıdıklığımızı orada da ilan etti hatta okulun yıllığına da Bıdık Ahmet diye geçtim.

Ahmet Abi, futbola nasıl başladın?
Perşembe’de, 1964 yılında 14 yaşında başladım. O zamanlarda Osman Çolak başkandı, Ziyanur Aksu Hocam, Ayton Çelebi, Ayton Dalak hocam; yönetimdeler beni takıma aldılar takımımız vasat bir takımdı ama sürprizlerde yapabilen bir takımdı. İlk maçımda Ordu İdman Yurdu ile o zamanki adı Perşembe Gençlik idi karşı karşıya geldiler ben de ilk formamı o maçta giydim ve 4-1 yenildik. O günlerde İdman Yurdu’nda Rado Dursun, Hasan Bacınoğlu, Ahmet Karlıbel, Çanka, rahmetli Nizamettin Çimentepe, Pepen Hüseyin, Rahmi Aktaş, Muzaffer, Pele Erol vardı. Ordu’nun en popüler takımlarından o zamanlar İdman Yurdu, artık o günlerde Ordu Lisesi futbol takımında da oynamaya başladım. Rahmetli babam beni Ordu Lisesi’ne yatılı verdi. Pansiyonda kalıyorum ama ilk zamanlar her akşam okul dağılınca perşembeden servisle Sarı Osman’ın Omu ile gelen arkadaşların peşinden içime hüzün çöküyordu peşlerinden boynu bükük bakıyordum. En sonunda dayanamadım 15 gün pansiyondan kaçtım. Her akşam onların servisine bindim, Perşembe’ye kaçtım. Daha sonra babam durumu okula bildirmiş. Şef Salih diye bir hocamız var ki sorma girsin beni biraz hırpaladı. “Sen pansiyondan eve kaşıyormuşsun bundan böyle gözüm üzerinde” dedi ve ben o günden sonra bir daha kaçamadım. Daha sonra alıştım iyi de oldu hatta o zamanlar beden eğitimi öğretmenimiz Erdoğan Cineldi. Bana spor salonunun anahtarını verdi. Ben de orada idman yapmaya başladım hatta çok kar yağmıştı 4 gün falan Perşembe’yle irtibatımız kesilmişti ben de 4 gün boyunca orada salonda bol bol idman yapmıştım. Perşembe’de o günlerde biz çocukların başka yaşam tarzı yoktu. Deniz ve futbol vardı. Benim dönemimde Perşembe’de takımda benden büyükler vardı. O günlerde en iyi topçulardan olağanüstü bir oyuncu Fazıl Yiğitbaş vardı ama o bu işi çok sevemedi. Çok yetenekliydi. (bak şimdi bir anım canlandı bunu anlatmam lazım diyor Ahmet Hoca  ve başlıyor anlatmaya)
O günlerde takımın başında ,Ordusporlu Üstün ve Güven’in ağabeyi Uçman Türközer abi vardı. O da futbolu çok iyi bilen birisiydi, diğer takımın Kirazlimanı’nın başında da Berber Yavuz var. Birileri ile iddialaşmışlar ama iyi bir iddia imiş. Kirazlimanı’nda o zamanlar çok iyi oyuncular var. Mesela Şevketler, Racon Kemal, Bay Hamdiler vardı. O maça beni İstanbul’dan özel çağırdılar, geldim ama Uçman ağbi “bana illa bir santrafor bul” diyor. Takımın diğer mevkilerine adam var ama santrafor yok. “Abi bizde bir deve Cemal var  boylu poslu ama adam basketçi bir gör istersen” dedim. O zamanlar bir lisansla her türlü sporu yapabiliyordun. Cemal’i getirdik maç günü geldi çok enteresan bir maç oldu. Onlar iyi takım ya bizi çantada keklik görüyorlar. Olacak bu ya bizim kalecimiz Orhan Çolak’la  santraforumuz Vahap Çarkçıoğlu bir pozisyonda çarpıştılar. Orhan’ın burnu darbe aldı Vahap ustanın kulağı yırtıldı ama Vahap usta dayanıklı adam iki bantla maça devam etti. Orhan ise hastaneye, yedek kalecimiz yok kaleye Gomidin Osman geçti. Osman gözlüklü gözü uzağı göremiyor topa ancak yakına gelince müdahale edebiliyor. Onun da çok ilginç kurtarışları oldu. Nihayet maçın 89. dakikasında bir top geldi ayağıma Cemal’in koşu yoluna bıraktım o da iyi koşuyordu vurdu ve gol oldu. Maç da öylece bitti. İddiayı Berber Yavuz kazandı. Sonradan duyduğumuza göre iyi de kazancı olmuş bu olaydan. Sonra Deve Cemal basketbolu bıraktı futbolcu oldu hatta Ordusporda da oynadı biliyorsunuz. İşte ben o günlerde 17 yaşımda Ordu Gençler Karması’na rahmetli Ali Ataoğlu tarafından seçildim. İlçelerden üç futbolcu istemişler birisi benim. Çok mutlu olmuştum ama takımın en küçüğü de bendim çok da utangaçtım. Rahmetli Ataoğlu elimden tuttu beni soyunma odasına götürdü ve diğer takım arkadaşlarımla tanıştırdı. Daha sonra 1968 yılında lise bitince dişçilik okumaya İstanbul’a gittim ama üç sene yine Perşembe Gençlik’te top oynadım. İstanbul’a  gidince orada da boş durmadık Feriköy’de Yıldızspor diye  takım kurduk. İyi oyuncularımız vardı öğrenim için İstanbul’a gelen Güven, ben, Ordu İdman Yurdu’ndan Rahmi Aktaş, Orhan Çolak, Mihran, Haşmet Ocak, Haluk Köksal vardı. İki kere İstanbul’da şampiyon olduk ve iki defa ben gol kralı oldum. Turnuva karmasına bizim takımdan üç kişi seçtiler ben, Güven ve Rahmi. Baruthane’den de eski Beşiktaşlı Necdet vardı, onu almışlardı. Ali Sami Yen’de Galatasaray’a karşı oynadık ve 6-0 yenilmiştik. Öyle de bir anım var. Bir de bizim Ahmet Çolak abimiz vardı 1970 li yıllarda İstanbul’da bizim Mehmet Çolak’ın amca oğlu banka müdürü.  Güven’le beni Türk Ticaret Bankası’nın takımında oynattı ve biz orada da harikalar yarattık. Ahmet abi bize bir teklif yaptı sizi Taçspora götüreyim dedi. Taçspor da amatör takım ama o zamanların kalite takımı. İran Şahı Rıza Pehlevi’nin takımı. Amatör takımda o zamanlarda böyle bir tesis hayatta göremezsiniz, seyircisi yok ama çok klas bir takımdı.

 Suadiye’de Bağdat Caddesi’ndeydi tesisler. Okuldan dolayı gündüz idmanlara gidemiyorduk. Yedi kişi olduk Taşspor’dan Haluk geldi, Rahmi geldi ama devamlı oynayan Güven’le bendim. Hoca bizim için özel gece idmanı ayarladı. Ben bir sene oynadım ilk sezonumda hiç yenilmeden ikinci olduk. Lideri Sümerbank’ın takımı Sümerspor’u yenmiştik. Golü de ben atmıştım. Beni orada takip etmişler ve o saatten sonra İstanbulspor serüvenim başladı. O günlerde gündem İstanbulsporlu Cemil Turan’ın Fenerbahçe’ye transferi Cemil Turan’ın Fenerbahçe’yle mukavele imzaladığı gün ben de İstanbul sporla Cağaloğlu’nda İstanbul Erkek Lisesinde Cemil Turan’ın işi bitti. İstanbulspor benimle profesyonel mukavele imzaladı. 7500 lira peşin, toplamda 40 bin lira aldım hatta “Ahmet abi sen parayı harcarsın” diye kendi bankasına hesap açtı oraya yatırdı. O sıralarda ben de okulu bitirmiştim İstanbulspor’da bir sene oynayabildim. Okul bitince staj yapmam gerekiyordu. İstanbulspor bana staj yapacağım yeri de buldu. Taksim’de Tolon Tosun diye bir abimiz vardı, beni oraya yolladılar. Tolon Tosun’un babası da İstanbulsporun Masörü imiş. Seni Tolon’a yollayalım dediler ve gittim çok baba adamdı idman saatine kadar orada staj yapıyorum daha sonra idmana gidiyordum.

1974 yılında  Orduspor’la oynanacak olan İstanbulspor- Orduspor maçında oynayamadığım için çok üzülmüştüm. Bir hafta önce Malatyaspor maçında dizimden sakatlanmıştım. Üç hafta oynatmadı hocam beni risk etmedi. Orduspor bizi 3-1 yenmişti, ben de tribündeydim benim için büyük talihsizlikti. Her şey güzel gidiyordu Manisaspor maçı için Manisa’daydık. Orada 1-0 galip gelince hocadan ben İzmir’e Vedat dayımın düğününe gitmek için izin istedim.  İzmir’e gittim herkes oradaydı. annem, anneannem bütün aile beni görünce başladılar ağlamaya. Hani okulu bitirdin de neden Perşembe’ye dönmedin diye bir sitem. Anan mı topçu baban mı topçu? Baban çok kızıyor diye bir ton fırça yedim. O aralar babam da ciddi bir şekilde rahatsız olmuştu  ve o günden sonra ben ligin bitimine iki üç maç kala  İstanbulspor defterini kapattım. O sene Trabzonspor şampiyon olmuştu ve nihayet 1974 yılı içinde Perşembe’ye Diş Tabibi olarak geldim ve bir muayenehane açtım ama yine futboldan kopamadım.

 O sıralar Orduspor’dan da geldiler ama hem muayenehane hem Orduspor çok zor olurdu kabul etmedim. O yıl Perşembe’de bir sene oynayabildi. Daha sonra profesyonel futbolcular amatörde oynayamaz dediler ve daha sonra oynayamadım ama turnuvalarda oynadım. O sıralar kulüp başkanı Osman Çolak’tı takımın durumu da iyi değildi. Avukat Tahsin Ziyanur Aksu, Ayton Dalak vardı onlar beni önce yönetime aldılar. Takım da kötüydü senin tecrüben var “gel takımı sen al” dediler bende olur” dedim. Ben geldiğim de iyi gençler vardı: Adanalılar, Bülent Alp, Bülent Sakalar, Kempes  Osmanlar, İmamlar, Ahmet, Tayfun, kaleci Hakan, Tanju, takımın en yaşlıları İmam İbrahim Kalafat, Bilkut, Erkut Yılmaz abi oldular. Zaman zaman Piman Recep’i de oynatıyordum. Daha çok gençler en az ben o takımın oyuncularını yüz kişiye çıkardım. Öğretmen Okulunun sahasında  kalabalıktan aynı anda idman yapamıyorduk. Perşembespor tarihinde böyle kalabalık bir kadro görmedi ama semeresini de gördük. Genç takımlarda o yıl şampiyon olduk. Ben o sıralar 30 yaşına kadar oynayamadım. Daha sonra af çıktı ondan sonra amatör olarak 42 yaşıma kadar oynadım. Antrenör futbolcu, antrenör başkanlık da yaptım. Ayrıca kendi yaşıtlarıma da antrenörlük yaptım; mesela Şevki Çelebi’ye, Şükrü Güler’e, Recep Eski’ye toplamda kesik kesik de olsa Perşembespora hizmetim toplamda 50 sene var diyebilirim. Bir ara rahatsızlandım o zamanlar ara verdim.  2016 itibarıyla aktif hocalık görevimi bıraktım ama yine kulübün üyesiyim.

Ahmet Abi, senin bu hizmetin Perşembe’de spor tarihinde bir rekor. Bana önce bir anını daha anlatır mısın?

 Önce anı. O yıllarda takımımızda öğretmen okulundan öğrenciler vardı. Ayton Dalak abim benim sırtıma malzemeleri yüklerdi, “sen bunu götür” derdi. O öğrencileri lokantaya yemeğe  götürürdü  beni hiç çağırmazdı  ama ben durumu biliyordum. Onların o yemeğe ihtiyaçları vardı hiç üzülmüyordum hatta çocuklar adına seviniyordum. Bir başka olayda Ünye’deyiz Ünyespor’la maç yapıyoruz. Maçın son dakikaları santrafor Olgun Baş. O da zamanın iyi oyuncularından. Topu aldı stoperi geçti, kaleci ile karşı karşıya kaleciyi de geçti kale bom boş topa bir vurdu ona göre sağ direğe çarpan top ardından sol direğe çarptı ve gol oldu. “Olgun kardeşim bu işi nasıl becerdin, topu iki direğe de çarptırdın ödümüz patladı gol olmayacak” diye dediğimde cevabı “nasıl olsa beğenirsiniz Ahmet abi heyecanlı olsun diye öyle yaptım” deyince “hadi lan koca hangar gibi kale kazmalık yaptım diyemiyorsun de mi” dedi. İyi günlerdi, güzel günlerdi o günler unutulamaz günler.

Ahmet Abi senin hakemlerle de sorunların çok oldu. Biraz da ondan bahsetsene?

Oralara çok girmeyelim bir anım daha var. Herhalde genç takım maçımızla ilgili olacak. Ben o arada bir iş için Samsun’dayım. Maçta olay çıkmış kavga olmuş. Maçın hakemi benim ismimi yazdırmış. “Bana küfür etti” diye. Ben o gün o maçta yokum ama ismim hakeme küfür etti diye polisin elinde. Gerçi sonra ispat ettim ama çok gülmüştük adımız çıkmış bir kere benim tahammülsüzlüğüm emeğe akıtılan alın terine. Bizi çok kolay harcıyorlardı o günlerde. İtirazlarım isyanlarım hep onlara olmuştur.

(Ahmet abi senin hayatını yazmak haftalar alır sayfalara sığmaz. Vona’da efsanesin. Futbolun efsanesi, Perşembe futboluna bir ömür verdin. Kıymetini bilen bilir. En azından ben ve benim gibi düşünenler bilir. Ahmet abi büronda 8 ödülün ve plaketin var. Sadece bir tanesi dişçilik mesleğinle ilgili meslekte 30. yıl plaketi. Diğerleri hep futbolla ilgili. Aslında bu ödüller seni ve futbol hayatını anlatmaya yetiyor. Büyüksün abi, Vona için büyüksün.)

Abi gelen yeni nesle, yeni topçulara neler diyeceksin?

Onlara diyeceğim şudur:  Dürüst olsunlar, yalan söylemesinler, büyüklerine saygı göstersinler. Eğer  saygı görmek istiyorlarsa saygı göstersinler. Futbolu seviyorlarsa çok ama çok çalışsınlar. Gençliklerinin kıymetini bilsinler. Onu boşuna harcamasınlar.

Ahmet Abi, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Sağlıklı bir ömür diliyorum..

Haber Videosu

0


HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

En Alt Reklam