Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

KORONA VİRÜS EVDEKİ HUZURU BOZDU

KORONA VİRÜS EVDEKİ HUZURU BOZDU

Türkiye’de son yıllarda sık sık gündeme gelen kadınlara karşı işlenen şiddet suçları ve kadın cinayetleri konusunda salgın döneminde artış olduğu belirlendi. Ordu Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Birsen Uçar, “Pandemi döneminde uygulanan sokağa çıkma yasakları ev içi şiddetin boyutunu arttırmıştır” dedi.

Kadına karşı şiddet, cinsel saldırı ve kadın cinayetleri uzun süredir Türkiye’de kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Ülkede 'Evde Kalın' uyarılarının başladığı mart ayından bu yana aile içi şiddet şikayetlerinin arttığı belirlendi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun ağustos ayı verilerine göre; ülke genelinde gride bırakılan 8 ayda 209 kadın cinayeti işlendi. İşlenen cinayetlerin 6’sı Ordu’da yaşandı. Kadın cinayetlerinin yanı sıra ülke genelinde olduğu gibi Ordu’da da kadına yönelik şiddet vakalarının arttığı gözlemlendi. Ordu Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Birsen Uçar, sokağa çıkma yasaklarının ev içi şiddetin boyutunu arttırdığına dikkat çekerek, şiddet mağdurlarının daha çok kadınlar ve çocuklar olduğunu söyledi.

“EKONOMİK KAYGILAR ŞİDDETİN DE ARTMASINA SEBEBİYET VERMİŞ DURUMDADIR”

Şiddetin bireyin geleceğine tesir eden bir suç olduğunu belirten Uçar, “Ülkemizde ve dünyada yaşanan pandeminin sağlık sorunları yanından çeşitli psikolojik, ekonomik sosyolojik etkileri de hissedilmektedir. Bu sonuçları her birlikte yaşıyoruz. Sağlıkla ilgili kaygılar, ekonomik tedirginlik maalesef beraberinde şiddetin de artmasına sebebiyet vermiş durumdadır. Özellikle pandemi döneminde uygulanan sokağa çıkma yasakları ev içi şiddetin boyutunu arttırmıştır. Bu şiddetin mağduru çoğunluk sayıda tahmin edileceği üzere kadınlar ve çocuklar olmuştur. Elbette ki şiddetin yöneldiği insandır. Ancak istatistikî olarak şiddet mağduru daha çok kadınlar ve çocuklardır. Bu nedenle kadınların ve çocukların şiddet ve şiddet tehlikesi var ise mutlaka korunması ve şiddetin önlenmesi zorunluluğu vardır. Şiddet insan onurunu zedeleyen, cismani ve ruhi olarak elem ve ızdırap veren incitici ve tamiri çoğunlukla olanaksız, iç dünyada tahribat bırakan, bireyin geleceğine tesir eden bir suçtur” diye konuştu.

“ŞİDDET ONAYLANMAKTA VE ÖVÜLMEKTEDİR”

Birçok kadın ve çocuğun mağduriyetler karşısında yasal yollara müracaat etmekte engellerle karşılaştığını vurgulayan Uçar, “Mutlaka pandeminin psikolojik tesiri kadın, erkek, çocuk, engelli, yaşlı ayrımı yapılmaksızın tüm insanları etkisi altına almıştır. Bu husus psikoloji biliminin konusu olmakla gözlem ve tespit olarak bireylerin psikolojik çöküntünün çözümü yerine bunu bir başkasına ve özellikle en yakınında bulunan kadınlara yöneltmesi durumu söz konusu olmuştur. Ekonomik süreç de dolaylı olarak psikolojiyi etkilemektedir. Birçok kadın ve çocuk bu mağduriyetler karşısında yasal yollara müracaat etmekte engeller ile karşılaşmaktadır. Bunlar zaman zaman karar vermeyle ilintili olsa da toplumsal bakış açısında şiddet maalesef tüm çabalara rağmen onaylanmakta ve övülmektedir. Toplumsal tepki ve yaptırım olan kınama ve dışlama müessesleri toplumsal düzen kurallarındandır. Salt yasal düzenlemeler toplumsal tepki verilmediği sürece şiddetin önüne geçmeyecektir” şeklinde konuştu.

“PANDEMİ ŞİDDETE KALKAN OLAMAYACAK BİR HALDİR”

Uçar, “Biliyoruz ki son yıllarda şiddetle mücadelede ulusal ve uluslararası birçok yasal düzenleme yapılmasına karşın toplumsal duruş değişmediğinden ve hatta daha da vahim ve onaylayıcı örnekler arttığından ülke sıklıkla şiddeti konuşuyoruz ve hatta çoğunlukla sosyal medyada lanetleniyor. Ancak pandemi şiddete kalkan olamayacak bir haldir. Şiddetin hiçbir bahanesi, aması, fakatı olamaz. Şiddete karşı yasal yollara müracaat etmede her ne kadar yasal düzenlemeler var ise de kadın ve çocukların bu yollara başvuru kararının engellendiği, kınandığı, iradesinin önüne geçildiği bir toplumda yaşadığımız bir gerçektir” ifadelerinde bulundu.

“ŞİDDET PANDEMİ İLE KAT BE KAT ARTMIŞTIR”

Şiddetin pandemi ile birlikte kat be kat arttığını vurgulayan Uçar, şöyle konuştu: “Ekonomik kaygı ülkenin genelinde mevcut olmakla; kadının ekonomik kaygısı pandemi öncesinde de var iken pandemi ile kat be kat artmıştır. Bu kaygı şiddet mağduriyetlerinin de artmasına sebebiyet vermiştir. Nitekim kadınlar bu nedenle şiddete çoğunlukla direnmekten geri durmaktadır. Daha bireysel bir yaşam formatında yaşadığımız bu süreçte ev içinde şiddet faili ile yaşamak zorunda kalan kadınların Anayasal hak arama özgürlüğüne göre yargısal mücadeleye geçmesine toplumsal anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanmak, düşünmek ve anlamak suretiyle engel olunduğu kanısındayım.” MUSTAFA KIRLAK-ÖZEL HABER



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?