Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali IRMAK

Ali IRMAK

İÇİMİZDEKİ FİLM SETİ 2

Probiyotikler deyince saatlerce yazabilirmişim gibi hissediyorum çünkü onların dünyası yeni keşfediliyor ve ben onların dünyasına girdiğimde bir uzay belgeseli seyrediyormuşum ve henüz bilmediğimiz uzak diyarların keşfi için daha yüzyıllar varmış gibi. Bazen de probiyotikleri okurken Hollywood setlerinde bize sunulan bilim kurgunun içimizde gerçeğe dönüşmesi gibi geliyor. Sonra duygusallaşıyorum o bakterilere karşı ve içimden bir Yeşilçam filmi çıkıyor.

 Son yıllara damgasını vuran finali ile hepimizi üzen Game Of Thrones  (Taht Oyunları) dizisindeki iktidar  oyunları aslında bağırsaklarımızda da vardır. Bağırsaklarımızda baskın olma ihtiyacı tüm bakteri gruplarınca vardır ki bu da dizideki farklı ailelere tekabül eder. Bu ailecek birlikte ve baskın olma ihtiyacını ben  biraz yeşil çam tadında da buluyorum. Yeşilçam tadında dedim çünkü Türkiye’ de bir gerçek vardır. Avrupa’ ya giden gurbetçi vatandaşım oraya yerleştikten sonra; önce emmioğlunu, sonra dayıoğlunu alır. O da kendi dayıoğlunu falan derken bir bakmışsınız her yer tanıdık. Probiyotiklerde de benzer bir Yeşilçam tadı var. Mesela Bifido bakteri, bağırsaklarınızın bir köşesine yerleşti. Etrafına amcaoğlu bifido bakteri gelsin, dayıoğlu bifido bakteri gelsin istiyor. Benzer şekilde kötü beslendiğimizde veya istemediğimiz “Erol Taş” tadındaki kötü bakteriler söz konusu olduğunda onlar da yanlarına “T.C. Coşkun, Maho Ağa” gibi karakterleri topluyorlar. Sürekli karbonhidrat ağırlıklı beslendiğinizde; karbonhidrat seven bakteriler çoğalıyor ve siz karbonhidratı kestiğinizde beyine  aşağıdan Erol Taş bağırıyor ; “Kardeşim ekmeğimiz nerede ekmek yesene!” Ekmek geldiğinde de o unutamayacağımız kötü adam gülüşü!  Benzer şekilde; bebeğin ilk doğduğu anda bağırsaklarına kimin yerleşeceği de çok önemli. Eğer “Kara Murat” gibi iyi huylu bakteriler yerleşirse yanına “Battalgazi” gelir. O yüzden anne karnına bebeğin düştüğü andan itibaren ilk 1000 gün boyunca bebeğin beslenmesi iyiler ile kötüler arasındaki bu savaşta filmin sonunu belirliyor. Mutlu son ise yediklerimize bağlı!  Ne yersen O’ sun.

İyi ile kötünün savaşı deyince aklımıza “Star Wars” da  (Yıldız Savaşları) muhakkak  gelmeli. “May the force be with you” (Güç seninle olsun) repliğini bu filmde unutmak mümkün değildir.  Filmdeki iyi karakterlerin yani Jedi’ ların birbilerine “Allahaısmarladık” tadında söyledikleri bu sözdeki “GÜÇ”  bence probiyotiklere karşılık gelir. Mikrobiyota çeşitliliği fazla ve probiyotik sayısı fazla olan kişileri daha zayıf ve enerjik olduğu bu kişilerde Akkermansia Muciniphila isimli bakteri sayısının fazla olduğu gösterilmiştir. İlerleyen on yıllarda bu bakteriyi obezite ile mücadele  eden kişilere yutturup zayıflatmak mümkün olacak mı? Göreceğiz. İçimizdeki bu güç çeşitli ve sayıca çok olduğunda daha mutluyuz. Depresif kişilerde mikrobiyotanın bozulması durumunun oluştuğu görülmüştür. Yani içimizdeki güç mikrobiyotadan  geliyorsa depresyon tedavisine probiyotikler de eklenebilir mi? Göreceğiz.

 

Avatar filmini hatırlayacaksınız. Kahramanımız Jack Sully’ nin Pandora gezegenini kurtardığı film. Bu gezegendeki tüm bitkilerin ve canlıların bir haberleşme ağı var ve bu haberleşme ağının merkezinde de tanrısal bir başka bitki (Eywa) var. Filmin sonunda profesör ölmek üzeredir yaralanmıştır. Profesörün insan bedenini ve avatar bedenini Eywa’ nın yanına götürürler. Bir ayinle yaralı bedendeki ruhu avatar bedenine aktarmaya çalışırlar. Başaramazlar ama profesörün ruhu Eywa ile hayranı olduğu doğada yaşayacaktır. Filmi seyredenler sahneyi hemen hatırladı.  Bunu bilim adamları feçes (dışkı) nakli ile yapmaya çalışıyorlar desem! Tabii ki bir ruhu veya bir insanı bir insana aktarmaktan bahsetmiyorum ama sağlıklı bir insan dışkısının başka bir hastayı tedavi etmek üzere nakledilmesinden bahsediyorum. Bağırsak bakterileri ve kilo ile ilgili yapılan bir çalışmada bir grup farenin yüksek yağlı diyetle beslenerek obez olmaları sağlanmıştır. Diğer grup ise normal beslenmiştir. Daha sonra obez farelerden alınan dışkı normal beslenen farelerin bağırsaklarına nakledilmiştir. Bu işlemin adı fekal mikrobiyota transplantasyonu’ dur. Ama bildiğimiz dışkı naklidir ve filmdeki gibi ayinle falan da yapılmaz. Obez farelerin sahip olduğu bakteriler böylece diğer bakterilere aktarmak mümkün olur. Obez fareden gelen bakteriler bağırsak duvarlarına dokunarak nöroinflamasyona neden olurlar. Hayvan obez olmadan bağışıklık sistemi obezmiş gibi davranmaya başlar. Kaka nakli kulağa hoş gelmiyor biliyorum ama ilerleyen zamanlarda bakteri ile tedavi devri açıldığında laboratuvarlarda kişinin ihtiyacı olan karışım ve bakteri çeşitliliği hazırlanarak bağırsaklara nakledilecek. Önümüzdeki on yıllar bizi Eywa’ ya doğru götürmese de nörolojik, kardiyovasküler birçok hastalığın tedavisinde gastroenterologlara doğru götürecek gibi duruyor.

Gücün sizinle olması için gücünüze güç katacak sağlıklı besinleri tercih edin. Ne kadar yediğinizden çok ne yediğinizin önemli olduğunu unutmayın ve içinizdeki bu harika şovun devam etmesi için bakterilerinize iyi bakın!

Bir sonraki probiyotik buluşmamızın La Casa de Papel tadında olması dileği ile!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.