Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Alo Merkez…

Ülkenin bir kısmında iç savaşı düşündüren görüntülerin yaşandığı, ülkece kan banyosu yaptığımız ve hemen her gün şehit haberleri aldığımız, hukukun hak ile yeksan olduğu şu günlerde birileri hayatının en mutlu günlerini yaşıyormuş… 

Bakmayın bu şahsın bu günlerde milli, anti-emperyalist ve Kemalist geçinip  ordumuza methiyeler düzdüğüne. Geçmişte PKK kamplarında Öcalan’a gül verirken  İkibine Doğru Dergisinde  kanlı örgütü ve Kürtlerin bağımsızlığını alenen destekleyip Türk ordusunun Kıbrıs'ta işgalci ve  Atatürk’ün faşist olduğunu  bile ileri sürmüştü.

Yolunun kesiştiği birçok kişinin ajan provokatör olarak nitelendirdiği  karanlıklar prensinin 12 Eylül darbesinin yolunu döşeyen 1977'nin Kanlı 1 Mayısı’nda  oynadığı rol hakkında soru işaretleri halen sol kesimlerde zihinleri kemirmektedir.

Partisi yüzde 1’i hiç bir zaman aşamamış olmasına rağmen güvenlik ve hukuk bürokrasisindeki etkinliği yaşadığımız bu dönemde olduğu gibi 28 Şubat sürecinde  de kendisini hissettirmekteydi.

Bu gün AK Parti’nin iktidar olmasında milletin üstüne kâbus gibi çöken ve ekonomisini darmadağın eden 28 Şubat cinnetinin toplumda oluşturduğu dip dalgasının büyük rolü vardır.

Bu süreç içinde aklın ve mantığın alamadığı, bu kadarı da olamaz dedirten, azıcık insafı olan sağcı veya solcu ne olursa olsun  herkesi isyan ettiren  zulümlerin mutfağında bugün Erdoğan'ların mevziimize gelmesinden sevinç duyuyoruz. “Muhafazakârlarla vatan cephesi kurduk.” diyen bu münafık adamın ekibinden insanlar vardı.

Şubat ayı geldi, uzun uzadıya o dönemde yaşanan çarpıklıklardan bahsetmeyeceğim. Muhtemelen havuz medyasında konunun mevcut iktidar tarafından bir mağduriyet öyküsü olarak sündürüldüğü ve propaganda faaliyetine dönüştüğü birçok programa rastlayacaksınız.

Ben sizlerle “bunu insan olan düşünemez” diyeceğiniz bir 28 Şubat anısını paylaşarak Perinçek’lerin kafa yapısını daha iyi anlamanızı sağlamak istiyorum. 

Bahsedeceğim olay 17 Ağustos depreminin ekonomik ve sosyal etkilerinin hissedilmeye devam edildiği, devletin kurumlarının olası bir büyük felakette alması gereken önlemleri tartıştığı bir toplantıyla alakalı.

Sağlık bakanlığı kitlesel bir felaket karşısında ambulans hizmetlerinin koordinasyonuyla ilgili 1. Ordu'dan görüş istemektedir.

Bu konuyla ilişkili bir andıç yayınlanır ve olası bir depremde cumhuriyetin temel niteliklerine uymayan kılık kıyafetlere sahip insanların silahlı kuvvetlere ait ambulanslara alınmasının sakıncalı olacağı yönünde fikir beyan edilir.

Demek ki neymiş efendim enkazdan başörtülü bir teyze veya sakallı bir amca çıktığında askeri değil sivil ambulanslar kullanılmalıymış. 

Bu laik bir kafa yapısı değil, gezegenimizde normalde olmayan girdiği her ortamı çürüten Perinçek’in Stalinist ve Hitler faşizmi karışımının bir kafa yapısıdır.  

O gün o toplantıda bulunan sağcı-solcu muhafazakâr bilinen herkesin yuh artık bu kadarda olmaz der gibi sıkıntı içinde birbirine baktığını ve kafalarını sallayarak huzursuzluklarını ifade ettiğini  fakat bir Allah'ın kulunun çıkıp itiraz edemediğini hatırlıyorum.

Bazen çok küçük bir azınlık tarafından oluşturulan cinnet hali toplumun tüm kesimlerini esir alır ve kimse ağzını açacak cesareti kendinde göremez. Toplum tam bir umutsuzluk hali yaşar. Sonrasında bu utancı daha fazla kaldıramayan toplumun vicdanı insanları hayret içinde bırakan gelişmelere yol açar.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?