Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Aptallığa Ne Çare...

Emekli astsubay bir hastamın soyadı biraz garipti, bir öyküsü var mı diye merak ettim.

Soyadınız neden, Ne çare?

Dedem, babam ve birçok aile büyüğümüz yüzde, dudakta oluşan şişlikler  sonucu boğularak  ölmüş. Yıllarca hiçbir doktor bizim sülalede ki bu hastalığı tanı koyamamış ve bir çaresini bulamamış.

Kendisi de aslında tanısı oldukça kolay ve tedavisi olan bu hastalık (Herediter Anjioödem) yüzünden bir kaç kez ölümün kıyısından dönmüş ve geçkince yaşında işinin ehli bir doktor tarafından (Prof. Dr. Sami Öztürk) tanı alarak hayata tutunmuştu.

Bu gün sadece Herediter Anjioödem değil ne çare denilen yüzlerce hastalığa tanı konulup, tedavi edilebiliyor.

Son zamanlarda akıllı ilaçlar olarak bilinen biyolojik ajanlar ağır astımdan romatizma ve kanserlere birçok hastalığı kontrol altına alabilmekte ve kök hücrelere yönelik çalışmalardan son derece ümit vaat eden sonuçlar alınmakta, yaşlanmaya bağlı hastalıklarda yepyeni ufuklar açılmaktadır.

Bu girişi neden mi yaptım?
Bir önce ki yazımda (Çek O Pis Ellerini Memleketimin Üzerinden) zehir hafiye yazar Soner Yalçın'ın şehrimizde işlenen Ceren cinayeti konusunda ürettiği komplo teorilerinden bahsetmiştim.

Komplo teorileri üzerinden insanları hedef tahtasına oturtmak gibi bir alışkanlığı olduğunu anladığım bu şahıs her fırsatta modern tıbba ve sözüm ona kapitalist tıp anlayışının kölesi doktorlara saldırmaktadır.

Ona göre günümüz modern tıbbı başta Rockefeller olmak üzere kapitalist efendiler tarafından Amerikan emperyalizminin dünyayı sömürmek amacıyla uydurduğu bir düzen.

Hacettepe başta olmak üzere ülkemizde açılan tıp fakülteleri de bu sistemin birer Truva atı, doktorlar da kapitalist ezberlerin dışına çıkamayan birer Mankut...

Kendini eleştiren ve sen nereden biliyorsun diye soran bilim insanlarına; Benim de aklım var, ben de okuyorum ve gerçekler çok farklı, asıl sen nereden biliyorsun, diye soruyormuş.

İyide çok okumuş cahil efendi bu iş okumakla olmuyor ki.

Bu iş part-time yapılan bir iş değil ki.

Yıllarca sabahlara kadar okuyup, ayda 10 gün nöbet tutman, on binlerce hastaya dokunman, binlerce ölüme şahit olman bile yetmez ki.

Modern tıp bu günlere Rockefeller'ın bir sabah uyanıp şu işten nasıl para kazanılır diye ilaç firması kurması sonucu gelmedi ki.

Dişini yuttuğu için ölen insanları kurtarmak için demir boruları önce kadavralarda denediler. Daha iyisi bulunamadığı için o boruları bağırta bağırta, kanırta kanırta hayatlarını kurtarmak için zavallı insanlara soktular.

Teknoloji geliştikçe mini kamaralı esnek endoskopi cihazları, konforlu, güvenli anestezi yöntemleri geliştirildi.

Milyonlarca deney hayvanları üzerinde yüz binlerce akıllı insan deneyler yaptı, bulduklarını dünyayla paylaştı.

Para kazanmanın dışında yaşanılan insanlık dramları, çaresizlik, öğrenme hırsı, insan sevgisi tıbbi gelişmelerin motoru oldu. En önemli tıbbi buluşlar dünya savaşlarında yaşandı.  

Bilim insanları cahil halkı kandıran, yalanları ortaya çıkınca yüzü kızarmadan gevrek gevrek gülebilen politikacılar değildi ki.

Kongrelerde en acımasız şekilde eleştirilen ve yıllar sonra bile yanlışları çıkartılıp yüzüne vurulabilen insanlar.

Okumuşsun ama yanlış kitaplar okumuşsun...

Sen iyisi mi kan kusarak öksüren, yüzü sapsarı kesilen,  amansız hastalıkların pençesinde genç yaşta bir deri bir kemik kalıp ölen zavallı insanların acılarını, istirahat bol gıda ve hiçbir faydası olmayan şuruplar tavsiye etmekten başka elinden bir şey gelmeyen doktorların çaresizliklerini anlatan Çehovun, Tolstovun, Puşkinin eserlerini oku.

Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'unda anlatılan günden güne eriyen, göğsü sıkışan, iki adım atamaya takati olmayan ve her rahatsızlandığında kolonya dışında hiçbir tedavi uygulanamayan, 46 yaşında hayata veda eden kaymakam Selahattin beyin  çaresizliklerini oku.

Sanma ki bunlar sadece romanlarda olan şeyler.

Henüz hayatta olan yaşlılara sor...

Sana genç yaşta ölen dedeleri, babalarıyla ilgili ne acılı öyküler anlatacaklar.

Şehir mezarlıklarında ki eski mezar taşlarını oku... İnsanların kırklı yaşlarda sapır sapır döküldüğünü göreceksin...

XX. yüzyılın başında bile  zamanın en gelişmiş ülkesi İngiltere’de ortalama yaşam süresi 47 idi (18 yy da 35)

Çocuk ölüm oranları korkunç yüksek seviyelerdeydi ve bunların birçoğu zatürre ve ishal gibi günümüzün basit hastalıkları sonucu olmaktaydı.

Antipsikotik ilaçlar yokken delileri ancak ayaklarından zincirleyerek kontrol altına alabiliyorduk.

Değil garip gureba padişahlar bile veremin (II Mahmut, Abdülmecid dahil 4 padişah) pençesinden kurtulamıyor, stresin yol açtığı yüksek tansiyona bağlı beyin kanamasından genç yaşta ölüyorlardı

Bugün 30 çeşit hastalığı önleyen aşılar milyonlarca insanın hayatını kurtararak 20’nci yüzyılda tarih yazdı.

Sanırım ne demek istediğimi tam olarak anlatabildim.

Her ne kadar farklı dünya görüşlerine sahip olsalar da Yahudilerin kanser olmadığına (Kanserin bir Yahudi tezgahı olduğuna, Yahudilerin bu hastalığın tedavisini bulup dünyadan sakladığına) inanan veya çocuk felci aşısının batı tarafından Türk insanını kısırlaştırmak için organize edilmiş bir tezgah olduğunu söyleyebilecek kadar uçuk Akit kafasıdır bu..

Biri kafayı Yahudilere takmış, diğeri kapitalizme.

Dünyaya aynı at gözlükleri ile bakıyorlar.

Yaşadığımız yüzyılda bile dünyanın yuvarlak olmadığını ile sürecek kadar garip fikirleri olan insanlar var.

Garip fikirli insanlar her zaman olacaktır...

Lakin böyle hastalıklı düşünceli insanların sosyal medyada milyonlarca takipçisi, yüksek tirajlı gazetelerde köşe yazarı olabilmesi hem çok garip hem de toplum sağlığı açısından zararlı.

Bir sürü insan bunlara bakıp tansiyon, şeker ilacını kesip, çocuklarına aşı yaptırmıyor.

Modern tıp birçok hastalığa çare buldu ama sabit fikre, at gözlüğüne, kibir ve şöhret hırsına çare bulamadı…

Ah ne çare...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.