• dolar dolar 3.7799
  • euro euro 4.0346
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Asya devlerinden alınacak dersler

Çoğumuz çekik gözlü Asyalıların  kafasının teknolojiye  çalıştığını ve bu yüzden  kolayca sanayileşmeyi başarabildiklerini  sanırız. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında  bugün  imrenerek baktığımız Tayvan, Güney Kore, Japonya ve Çin gibi Asya devleri tam anlamıyla sefalet ve açlık tehlikesi içindeydi.  Bunların bazılarında okuma yazma oranları bugünün Etiyopya'sından bile düşüktü. Nasıl başardılar?

Asya mucizesi olarak adlandırılan bu ülkelerin kalkınmada gösterdiği  başarı   öykülerinden özellikle bölgemizin kalkınması içinde alabileceğimiz büyük dersler olduğunu düşünüyorum.

Her şeye topraktan yani sıfırdan başlamışlar.  Tarımsal kalkınma modelleri deyince hepimiz burun kıvırırız.  Savaşlar sonrası  sıfırı tüketmiş bu ülkelerin başarılarının altında yatan ortak nokta  ekonomik kalkınmaya tarımsal reformlarla başlamasıdır.

 

Başarıyı en son yakalayan ülke ideolojik nedenlerle Çin’dir. Uzun süren iç savaş ve çatışmalar sonrası iktidarı ele geçiren komünist  Mao yönetimi daha önce Sovyetler Birliği’nde kitlesel açlık ve ölümlere yol açan  ailelerce işletilen tarım arazilerin devletleştirilmesi   (kollektif  tarım)  politikalarını ısrarla denemiş  ve yaklaşık 3 yıl süren açlık felaketinde 20 milyon insanını  kaybetmesine rağmen bu ısrarından ancak Mao'nun ölümünden sonra vazgeçmiştir.   Her ne kadar tarımsal kalkınmaya dudak büksek de Güney Kore sanayi devlerinden  bazıları tarımdan  kazandığı paralar sayesinde sanayiye geçiş yapmışlardır. 

Asya'nın en başarısız ülkesi ise Çin ve Sovyetler'in deneyimlerinden ders çıkaramayan başarılı toprak reformlarını uygulamaya sokamayan bildiğimiz Kuzey Kore yani resmi adıyla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’dir. ( Ne tesadüf ki isimlerinde  demokratik cumhuriyet  geçen  Doğu Almanya ve Kongo gibi ülkeler dünyanın en karanlık baskı rejimlerinin başında gelmekteydi)

Başka bir Asya kaplanı  Malezya'nın   sanayileşmesinde kauçuk  üretiminin dışında  dünya pazarlarına sunduğu kendi işlediği tropikal meyve ürünleri   önemli yer tutmuştur. 

Tarım ekonomisinin az gelişmiş ülkeler açısından  bir faydası da küresel ekonomik krizlerde  gördüğü tampon görevidir.

Tayvan ekonomisi kırılgan olduğu  ilk zamanlarda ortaya çıkan küresel ekonomik kriz ve işsizlik dalgasını  işini yitiren   200 bin kişinin ailelerinin yanına giderek tarımda istihdam edilmesiyle atlatmıştır.

Neyse biz kendimize bakalım.  Asya'dan ne gibi dersler çıkartabiliriz?

Artılarımız ve eksilerimiz nelerdir.

Eksilerimiz

1. Çalışmayı sevmiyoruz, beleşe bayılıyoruz.

Maalesef  sosyal yardım ve destekler amacını aşarak  toplumu kolayca tembelliğe itebiliyor. 

2. Olumsuzluklar karşısında kolayca pes ediyoruz.

2. Yüksek teknoloji ve katma değer üretecek (Bilgi işlem, yazılım, bio teknoloji v.s.)  alt yapımız yok ve böyle giderse yakın zamanda hiç olmayacak. Bu nedenle ekonomimizin bel kemiğini  rantiye ve şantiye ekonomisi oluşturuyor.

Avantajlarımız

1. Dünyada büyük pazar payına  sahip olduğumuz bizi ne olduran ne öldüren Fındık gibi bir nimetimiz var. 

2.İnsanımız yeniliğe  açık ve uyum sağlama potansiyeline sahip

3.Karadeniz ürünleri için en uygun pazarlar zaten ticaretimizin büyük bölümünü içeren pazarlar. Avrupa Birliği her türlü organik ve doğal ürüne aç.

Fındık arazileri aynı zamanda her türlü organik hayvancılık ve alternatif tarıma  uygun araziler (özellikle organik tavuk, yumurta)

 

Karadeniz iklimine uygun ve dünyada başat olabileceğimiz  (Kivi, mantar v.s.)  alternatif ürünler ve  bu ürünlerin işlenmesine kafa yormamız gerek.

Ordu ekonomisi hakkında konuşan  herkesin hem fikir olduğu   nokta bölgemizin  kesinlikle çikolata gibi fındığın her türlü işlenmiş son halinin başkenti olması gerektiğidir.

Ve son olarak Asya devlerinin yolun başında yaptığı gibi aşırı nitelik gerektirmeyen mütevazı bir  imalat sanayisini tarımın koynunda geliştirebilirsek ne mutlu bize 

Örneğin Çin'i Çin yapan şey oyuncak sanayidir. Fakat Çinin boyalı ve plastik oyuncakları gelişmiş ülkelerde aileleri endişelendirmektedir.

Batı ülkelerinin vitrinlerini süsleyen Karadeniz yapımı  organik boyalı tanesi 3-5 Euro her türlü tahta oyuncakların (Takalar, kayıklar, bebekler, Karadeniz evleri) devletin ihracat ve pazarlama konusunda sunduğu desteklerle aile firmalarınca  üretildiğini, her firmada yüzlerce köylünün çalıştığını düşünün.

Olayın finansal ve ihracat ayakları tam bir bilgi birikimi gerektiriyor.

O konu beni aşıyor tabi ki...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.