Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

ATMOSFER POSTASI

Bazı zamanlar ülkemizin güney kesimlerinde gökyüzü gri-kızılımsı bir renk alır ve toz yüzünden görüş alanı birkaç metreye düşer. Adeta bazı yerlerde gökten çamur yağar ve haberlerde  bu toz bulutlarının Afrika’dan geldiği söylenir. İlk bakışta binlerce kilometre ötelerden tozun havada asılı olarak denizleri aşması çok akla yatkın görülmüyor. 

Aslına bakarsanız her yıl milyarlarca ton çöl tozunun atmosferde yer değiştirdiği ve temel kaynakları kuzey Afrika’daki Sahra, Asya’daki Gobi ve Taklamakan çölleri olan ve okyanusları aşan bu toz hareketleriyle taşınan mikroorganizmaların insan sağlığı üzerinde rol oynadığı uzun zamandır bilinmektedir.

Örneğin Afrika’daki toz hareketlerinin en yoğun olduğu 1973-96 yılları arasında Karaiplerdeki Barbados Adalarında astım görülme sıklığında 17 kat artış olmuş. Uydu fotoğraflarına bile yansıyan bu devasa toz hareketi atlas okyanusunu geçmekte, Karaip Adalarında ufku kızıla boyamaktadır. Yine yakın zamanda İngiliz ekonomisine milyarlarca sterlin zarar veren şap hastalığına yol açan virüsün Mısırda izole edilen virüsle aynı genetik yapıya sahip olduğu ve binlerce kilometrelik yolu bir kum fırtınası sonrası aştığı ileri sürülmektedir. 
Atmosferin üst katmanlarında ( yaklaşık 10 km) kurdele gibi uzanan rüzgâr nehirlerinin olduğunu fark eden Japonlar 2. dünya savaşı sırasında hızı saatte 300 km yaklaşan bu hava akımı koridorlarını ulaşamayacakları kadar uzakta olan Amerika kıtasına yangın bombaları göndermek için kullanmışlar. Bomba yüklü balonlar 12 km yüksekliğe çıkabilecek ve 70 saat kadar havada kalabilecek şekilde tasarlanmıştı.. Bu yükseklikte (o dönemlerde sadece Japonların bildiği) jet akımı sayesinde saatte 160-300km hızla ABD’ye ilerleyecekti. Nitekim birkaç yüz balonun Amerika kıtasına ulaşmasını da sağlayabilmişlerdir. 
Gözle görülmeyen bu muhteşem atmosfer postası biyolojik silah olarak kullanılamaz mı? Şüphesiz bu birçok ülkenin ağzını sulandıran ve gizli askeri projelerinin en başında gelen konudur. Fakat böyle bir silahın yol açabileceği yıkım, dahası kullanan ülkeye de verebileceği zarar önceden tahmin edilemez. 
Bir adım daha ileri gidelim. Dünyada çıkacak muhtemel bir atom savaşında birçok bombanın patlamasıyla yeryüzünden çok miktarda toz kalkacaktır. Bu toz ile radyoaktif serpinti atmosferin yüksek tabakalarına erişecek ve güneş ışığını bloke edecek ve Dünya’yı soğukta bırakabilecektir. Soğuyan yerkürede tarım ürünleri yetişemeyecek, küresel kıtlık yaşanacak ve kitlesel ölümler olacaktır. Bu çok popüler öngörü nükleer kış teorisi olarak bilinmektedir. Eğer iddia edilenler doğruysa ABD’nin tam anlamıyla bir çevre felaketine yol açabilecek nükleer bombalardan daha ziyade zayıflatılmış uranyum içeren mini nükleer bombaları Afganistan da kullanması hümanizminin bir sonucu değildir. Bu nedenle nükleer bombalar kullanmak için değil caydırıcı bir güç olması için üretilmektedir. 

Evet, yeryüzündeki sınırlar gökyüzünde pek geçerli değil ve hiç kimse kuşlara, bakterilere, polenlere pasaport soramamaktadır. Çölde çıkan fırtına bedevinin gözüne kaçıyorsa bizim çocuklarımızda astım atağına yol açmaktadır. Çevre konusunda hiçbir ülke bağımsız değildir. 
Ben aslında Barselona limanına soya fasulyesi getiren gemilerin yüklerini boşalttıkları günlerde şehirde soya tozu nedeniyle astım ataklarının artığından Karadeniz’in liman şehirlerinde benzer bir durumun kömür boşaltan gemilerden dolayı olabileceğini anlatacaktım. Dalmış gitmişim, bir sonraki yazımda ülkemizin can acıtıcı gerçeklerine geri döneceğim.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.