Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Bakkal Amcayı Kim Koruyacak?

Yaklaşık 1,5 asır önce enerji sektöründe yeni kullanım alanları ortaya çıkan petrol ve petrol ürünleri sayesinde daha önce görülmemiş zenginliğe sahip iş adamları ortaya çıkmaya başladı. Rockefeller'ın kurduğu Standart Oil şirketi modern petrol sanayinin başlangıcı oldu.

Rockefeller üretimden başlayarak petrolü tüketiciye ulaştıran taşımacılığa kadar muazzam bir imparatorluk kurdu. Zaman için Amerika’daki rafineri kapasitesinin yüzde 90’ını ve petrol bölgesinden petrol toplayan boru hatlarının tümüne sahip olmuştu. Genel olarak güçlü, hilebaz, zalim, nefes aldırmayan bir şirket olarak rakiplerini ezip geçen taktikler uyguladığından şikayet edilirdi. Bu arada hayır hasenat işlerine de bolca para harcadığı söylenir…

Standar Oil hakkında açılan anti-tröst davası sonucu şirketin kurulduğu yıldan beri haksız rekabet koşullarıyla rakiplerinin ticaret hakkını elinden aldığına şirketin parçalanarak küçülmesi gerektiğine hükmedildi ve böylece Exxon, mobil ve Chevron isimleriyle daha küçük firmalara bölündü (Nede küçük firmalar ama)

19. yüzyıl sonunda Amerika’da özellikle petrol, demir ve deniz yolları, şeker, alkol ve çelik konularında piyasayı kontrol eden çok sayıda devasa tröst haline gelmiş firmalar türemiş devlet hukuki ve siyasi yollarla bu tröst yapılarla çoğu zaman başarısız olmakla birlikte mücadele etmiştir.

Rockefeller ile gariban bakkalın ne alakası var diye düşünüyorsunuz sanırım.

Sadede gelelim...

En son yakın çevrenizde ne zaman bir noter veya eczane açıldı? Büyük ihtimalle açılmadı. Çünkü eczanelerin ve noterlerin hangi bölgelerde ne koşulda açılabileceğine yönelik ciddi düzenlemeler vardır. Bu düzenlemenin en önemli amaçlarından biride bu meslek gruplarına ait pastanın kontrolsüz küçülmesini engelleyerek eczacıların ve avukatların hakkını savunmaktır.

Meseleye perakende sektörü (Bakkal amca) açısından bakalım; Sayısı bir elin parmağını geçmeyen perakende zinciri firma istediği sayıda şubeyi, istediği yere, istediği zaman açabilmektedir. Yerel esnafların ne bir koruyucusu vardır ne de hakkını arayabilecek kadar organizedirler.

Bu durumun vatandaş ve devlet açısından bazı avantajları elbet vardır. Vatandaş ihtiyaçlarını daha ucuza alabilmekte, devlette tek tek bakkallarla uğraşmak yerine bu firmalardan vergiyi daha düzgün olarak toplayabilmekte. Fakat meseleye başka bir açıdan baktığımızda bu firmalar gittikleri bölgede perakende piyasasında dönen cironun büyük kısmını o il ve ilçenin damarlarına karışmadan merkezlerine aktarmaktadır.

Genel olarak bu zincir marketler şubelerinde az sayda asgari ücretli eleman çalıştırmakta, ürünlerini ya kendi fabrikalarında yada piyasadan ağırlıklı olarak fason üretim yoluyla tedarik etmektedir. Bir gıda sanayicisi arkadaşım bu firmaların adeta boğazlarını sıkarak çok düşük kar marjlarıyla piyasada üretim yaptırdıklarını söylemişti.

Gıda sanayicileri piyasadaki yoğun fason üretim sonucu markalaşmanın oluşamadığını bununda ülkemizin uluslar arası rekabet gücünü etkilediğini ifade etmektedirler.

Gelişen ekonomilerin can damarı aslında ihracat ve ihracata yönelik üretimdir Bizim gibi kalkınma yolunda bir ülkede kalkınma başarısı devletin siyasi tercihlerle yakından ilişkilidir. Eğer hükumetler ne pahasına olursa olsun “daha çok kazanmak ve rant” peşinde olan girişimcilere dur demezse ve hatta desteklerse  “ahbap çavuş kapitalizmi” ortaya çıkar.

Bu gün Asya'nın dev ekonomileri başarıyı ihracat disiplini anlayışı doğrultusunda teşviklerle, ayrıcalıklarla, ucuz kredilerle, yerinde korunmacı önlemlerle bebek sanayilerini büyüterek ve uzun vadeli kalkınma hedeflerine sadık kalarak elde etmiştir.

Bu konuda öyle saplantılı olmuşlar ki Güney Kore’yi ayağa diken diktatör Park Chung Hee yönetiminin  ulusal hedefleri gözetmeden bildiklerini okuyan devlet teşviklerini uygunsuz kullanan iş adamlarını gözaltına aldırıp bu konuda “terbiye” oluncaya kadar hapiste tutmuşluğu bile vardır.

Sonuç olarak bu firmalar muazzam bir sermayeye ulaştı, artık sadece daha çok kazanmak için herkesin yapabileceği işleri değil, kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda ihracata yönelik Ar-Ge ve yüksek teknolojik yatırımlar yapmaları gerekmektedir. Ama bunun yerine gözlerini sürekli gariban bakkalın ekmeğine dikmekte,  en küçük yerleşim birimlerine bile şubeler açmakta ve küçük sanayicinin sırtına basmaktadırlar. 

Devletin adeta istilacı yosunlar gibi yaşadığı bölgenin oksijeni tüketerek farklı canlıların çoğalmasını engelleyen dev market zincirlerinin yayılmasını sınırlandıracak, pozitif ayrımcılık yoluyla küçük yerli esnafa nefes aldıracak önlemler alması, artık tröst haline gelmiş perakende devi firmalara farklı hedefler sunması gerekmektedir.

Şimdi soruyorum; Neredeyse her mahalle arasına girmiş sayısı ilimizde belki 100'ü bulmuş bu perakende devlerinin ilimiz ekonomisine ne faydası var ?

Efendim ? Top keki ucuza mı alıyorsun ? Top kek yanında çayla birlikte zaten bedava değil miydi ?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.