istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Çarşıya gittim yağ bulamadım

Hayal-meyal hatırlıyorum Fatsa çocuk korosu seçimleri için gelen uzun siyah paltolu devrimci öğretmeni. Verdiği tempoyu tutturabilenler Fatsa Çocuk Korosu yetenek sınavında ilk basamağı geçebiliyor ve sonrasında provalar başlıyordu.


Çarşıya vardım yağ bulamadım

Ağa aldı dediler şaşırdım kaldım
Onlar şiş göbekli ben cüce kaldım
Nideyim nideyim nerelere gideyim
Patron yağ kaçırıyor ben nasıl edeyim

Şarkının tamamını internette buldum. Oldukça uzun olup şu şekilde bitiyor;

Çarşıya vardım mavzeri aldım
İşçim ve köylümle şiş göbek aradım
Soyguncular kaçıyor ben kovaladım...

Toplumsal eşitsizliklere yönelik halkı silahlı isyana teşvik eden devrim şarkısını evde söyleyince babam sanat hayatımı bitirdi.

Toplumsal eşitsizlik belki insanlık kadar eski.

Birçok filozof ve sosyologa göre biz insanlar medeniyet öncesi çağlarda toplumsal yaşama geçmeden önce vahşi hayvanlar gibi birbirini öldüren güçlünün güçsüzü ezdiği sefil ve kısa hayatlar süren yaratıklardık.

Gücü yeten borusunu öttürüyordu.

En azından siyaset felsefesinin kurucularından Tomas Hobbes öyle düşünüyordu ve ona göre sırf bu yüzden hayatımızı ve mülkümüzü koruyabilmek için devlet denen bir yapıyı inşa ettik ve hepimiz insan eliyle oluşturulan devlete (Tevratta bahsedilen Leviathan isimli bir canavara benzetir)  hayatımıza kast etmediği sürece itaat etmek zorundayız.

Kısaca itaat et rahat et der Hobbes.

Siyaset felsefesinde en bilindik ''İnsan özgür doğar oysa her yerde zincirlere vurulmuştur'' sözlerinin sahibi Jan Jak Russo ise ilkel insanların acımasız ve vahşi olduğu fikrine ''Asıl vahşiler medeni olduğunu düşünen bizleriz, gerçek uygarlar ise bizim medeniyet öncesi dediğimiz doğal hallerinde yaşayan (toplumsal hayata geçmemiş) insanlardır'' diyerek itiraz eder.

Russo'ya göre doğa durumda (ilkel insanlık) Tanrının yasası geçerlidir. İlk insanlar Tanrı tarafından aydınlatılıp, emirler almışlardır ve insan özünde merhametli yaratılmıştır.

Özet olarak medeniyet bizi bozdu der.

Kendinden 2 asır önce yaşamış Montaigne'nin ''Yamyamlar üzerine'' isimli denemesinde bahsettiği doğal hallerinden kopartılıp Fransa'ya getirilmiş 3 yamyamla (muhtemel Amerikan yerlileri) ilgili gözlemlerinden etkilenmiştir.

Yamyamlara yaşayışımız zenginliğimiz, güzel şehrimiz örnek olarak gösterildi.

Sonra bizimkilerden biri ne düşündüklerini ve en çok neyi beğendiklerini sordu..

Yamyam dedikleri ilkel insanlar o günün Avrupa'sında en çok toplumsal eşitsizlikten ve bu eşitsizlik karşısında insanların tepkisizliğine şaşırmış.

Bir bedenin bir parçası gibi olan insanlardan kimileri neden bolluk, rahatlık içinde keyif sürerken, birçoğu dilenciler gibi kapılarda sürünüp açlık ve sefillik içinde yaşıyorlar? Nasıl oluyor da bu yoksul yarımlar böylesi bir haksızlığa katlanabiliyor?

Nasıl oluyor da öteki yarımların boğazlarına sarılmıyor evlerini ateşe vermiyorlar?

Russo eşitsizliğin kökeni isimli eserinde ''Her şey adamın birinin bir toprak parçasını çitlerle çevirip burası benim demesi ve diğerlerinin bu saçmalığa inanmasıyla başladı'' der.

Sonrası çorap söküğü gibi geldi...

Mülkiyet haklarının teminatı için kanunların ve kanunları uygulamak için yüksek görev ve makamların oluşturulması eşitsizliği oluşturan temel sebeplerdir.

Eşitsizliğin kaynağında devletin olduğunu söyleyen bu adam tarihin en etkili düşünürlerinden ve kimilerine göre Fransız ihtilalinin fikir babalarından biridir.

Üstelik çocuk eğitimi üzerine Emili diye muhteşem bir eser kaleme almıştır.

Ama durun...

5 çocuğunu yetimhane kapısına bırakacak ve sürekli mezhebini değiştirecek kadar karaktersiz bu adam aynı zamanda gençliğinde hırsızlık ve yalancılığı alışkanlık edinmiş.

Şu işe bakın siyaset felsefesinin ağa babası böyle karaktersiz bir adamsa, ağızlarından eşitlik, adalet ve hukuku düşürmeyen siyasetçilere nasıl güvenebiliriz ?

Yalnız Allah için adamın günümüzün en baba yazar, çizer, entelektüel tayfasında olmayan bir özelliğe var.

Gücü ve parayı elinde tutanlara karşı hep mesafeli olmuş ve bu kesimlere yaranmaya çalışmamış.

Varlıklı insanlara karşı yoksulların haklarını savunmuş, sürekli bir gelir kapısı olarak saraya kapağı atma fırsatını eline geçirmesine rağmen reddetmiş. Siz bu imkânlar eline geçtiği halde reddedecek kaç düşünür tanıyorsunuz?

Sonuç olarak galiba özgürlük ve eşitlik üzerinde en çok palavra atılan değerler.

Nideyim nideyim nerelere gideyim
Herkes yalancı olmuş, ben kime gideyim...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.