Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

ÇİN OLMADAN ADAM ÇARPMAK...

 

Ne acıdır ki daha burnumuzun dibindeki Suriye hakkında doğru dürüst öngörüleri olmayanlar, stratejik ortaklık konusunda Çini bir alternatif olarak dillendiriyor.

Acizane Çini 2 kez ziyaret etmiş ve bu konuda kendince okumuş yazmış birisi olarak bazı gözlemlerimden bahsetmek isterim.

Uzun zamandır kapısı açılmamış kahverengi lekelerin üzerinde sineklerin uçuştuğu burnunuzun kemiklerini sızlatan idrar kokulu bir tuvalet düşünün. 3 yıl önce Çin ziyaretimde böylesine kokan bir WC'de işimi görmüş dışarı çıkmak üzereydim ki WC kokusunu bastıran farklı bir koku midemi allak bullak etti. Kokunun geldiği yere baktığımda bunun WC bekçisinin çorbasından geldiğini fark ettim. Çin sokaklarında şişe geçirilip satılan kızarmış akrep ve garip böcekleri çok gördüm ama adamın iştahla yediği yemeği merak bile edemedim.

Çinliler gerçekten hayatta kalma ustasıdır. Yurt dışında kimsenin çalışamadığı ağır, kötü koşullarda  tavuk kümesi kadar koğuşlarda kalarak çalışabilirler. 

Başkan Obama elektronik devi bir ABD firmasının CEO'suna Amerika'da üretime tekrar ne zaman başlayacaklarını sorduğunda aldığı cevap bunun en iyi göstergesidir. CEO Hiçbir zaman, biz yeni çıkacak bir ürünümüzün ekranının taklit edilmesinden korktuğumuz için siparişi Çin'deki bir fabrikaya verdiğimizde o gün yatakhanedeki binlerce işçiyi kaldırırlar, bir kaç gün içinde bütün bir sipariş halledilmiş olurlar. Biz bunu ABD'de asla yapamayız der. Yatakhanede yatan, sızlanmayan, sosyal hak talep etmeyen düşük maaşa talim eden işçiler. Batı toplumunun  sosyal hakları konusunda bilinçli, refahına düşkün işçileri Çin ile nasıl rekabet etsin?

Üstelik Çin artık sadece basit şeyleri üreten ve taklit eden değil, en karışık ilaç ve yüksek teknoloji elektronik, bilgisayar parçalarını günler içinde kopyalayan buna rağmen dünya devlerinin yatırım ortamı cazibesinden dolayı vazgeçemedikleri bir dev.

Bunları kesinlikle Çinlileri aşağılamak için değil bizlere ne kadar uzak bir kültür olduğunu anlatmak için yazıyorum... Çin'i anlayabilmek için yakın tarihine göz atmak lazım.

Binlerce yıllık geçmişi olmasına rağmen son 200 yılı açlık, iç savaşlar, sefalet, Batı ve Japonya'nın aşağılamaları içinde geçirdi.

Japonya 2.nci dünya savaşı öncesi ve savaş sırasında Çin'de insanlık tarihinin en iğrenç ve büyük katliamlarına imza atmıştır. Japon askerleri arasında yapılan kılıçla en çok Çinli öldürme yarışması Çinlilerin aklına kazılmış vahşet örnekleridir.

Bu yüzünden Çinlilerin gözünde Japon demek şeytan demekle aynı anlamda kullanılır.

Bütün bu nefret ve acılara rağmen Çin Japonya'yla teknolojik, ticari ilişkilerini en üst düzeyde devam ettiriyor, Japonlar için Çin topraklarında tekno-kentler kuruyor.

Çin aynı zamanda Kore savaşında milyonlarca askerini öldüren ABD'nin en büyük ekonomik partneridir.

19 yüzyılda Hindistan'dan aldığı afyonu Çin pazarına sokmak ve halkını uyuşturucu bağımlısı haline getirmek için kendine savaş açan, ülkesini bombalayan, limanlarını ve Hong-Kong'u işgal eden İngilizlerle ticaretini hep canlı tuttu. Şimdi yükselen Çin'in Şangay'ı Hong Kong'a tepeden bakıyor.

Türlü bahanelerle İngiliz, Fransız, Japon ve Amerikalılar gerek birlikte, gerekse tek tek Çine defalarca savaş açtı, tazminatlarla iliğini kurutup sömürgeden farksız hale soktu. Bu gözle bakıldığında Çin halkında batı nefreti ve düşmanlığı olması çok normal ve bu nedenle modernizasyon sürecinde çok sancılar çekmişlerdir.

 

Lakin Çin atasözü ''Hiçbir şey gözyaşından daha çabuk kurumaz''  der. Bu nedenle ayaklarına bağ olan geçmişe çok takılmazlar.

 

Çin devlet başkanı için söylenen ''ekselansları Fransız ihtilali için ne düşünüyor'' sorusuna verdiği '' bir şey söylemek için daha çok erken'' cevabından anlaşılacağı  gibi dış politika konusunda da çok aceleci olmazlar..

 

Ekonomik güç olmadan askeri ve baskın bir güç olamayacağının fark eden Komünist Çin geçte olsa ideolojik saplantılarından kurtularak kalkınma konusunda doğru adımlar attı. Eski defterleri bir kenara bıraktı. Onca ekonomik gücüne rağmen Çin çok iyi biliyor ki batıyla gerilim ekonomik kazanımlarına zarar verebilir.Bu nedenle ABD ve AB'yi asla direk karşısına almazlar..

 

Bize gelince Çinin yanında ekonomik bir cüce, rantiye ve şantiye ağırlıklı ekonomisi olan bir ülke olarak çoğu zaman iç politikaya alet ettiğimiz dış ilişkilerimizde son derece duygusal, günü birlik ve aceleci davranarak en büyük ekonomik partnerlerimizle (ABD, Almanya ve AB) ilişkilerimizi yıprattık.

 

Bir filozofun dediği gibi ''Bir Siyasetçi Gelecek Seçimi, Bir Devlet Adamı Gelecek Kuşağı Düşünür''

Bir parti devleti olmasına rağmen '' Büyük bir devlet parti görüşlerine göre idare olunmaz '' diyen Bismarck'ın sözlerini haklı çıkarırcasına devleti parti gibi değil, partilerini devlet gibi yönetme eğilimindeler. Bu nedenle yabancı sermayeyi korkutacağı endişesiyle komünist  partinin mahkemeler üzerindeki etkinliğini ortadan kaldırmaya yönelik cesur reformlar yapıyorlar.

 

Huyu huyumuza, suyu suyumuza uymaz. 2000 yıllık kültürüyle kendi yolunu çizmiş ayakta tek parça kalmayı başarmış, yolu özgürlüklerden, demokrasiden geçmeyen bir ülke. Bizim Çinin işlerine akıl sır erdirmemiz mümkün değil. Çinin ne istediğini ve gelecekte nasıl davranacağını, uzun yıllardır sıkı ve sorunlu ilişkiler içinde olduğu Batı bile çözemedi.

Çin hiç bir blokun şemsiyesi altına giremeyecek kadar büyük olmasına rağmen dünyaya sözünü geçirecek ABD ve AB ile liderlikte yarışacak kadarda güçlü değil. 

 

Batıyla sorunlar yaşamış tek ülke biz değiliz. Bizim yaşadıklarımızın yanında Çin tarihi  korku filmi gibi. 

Dış politikamızı basit siyasi endişelerle batı ve İsrail düşmanı bir eksende sürdürmenin hem ülkemize faydası yok hem de dünyadaki itibarımızı zedeliyor. Devasa büyüklüğüne rağmen bunu anlayan Çin ilişkilerini çok dikkatli sürdürüyor.

Bize gelince Çin olmadan adam çarpmaya çalışmanın en acı sonuçlarını sokaklarda dilenen Suriyeler sayesinde görüyoruz.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.