sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

DEMOKRASİ Mİ, AYNEN ABİ... (1)

Daha önce ''Kolonoskopi Caizse demokrasi de Caizdir'' başlıklı bir yazımda

Thomas Jefferson'ın  '' Demokrasi hata yapan hükumetleri değiştirmenin güvenli yoludur. Seçme hakkı olmazsa kanlı devrimler olmak zorunda kalır , İnsanların bu haklarının korunması barış, özgürlük ve güvenliği getirir '' sözlerine yer vermiştim.

Demokrasinin ilk yeşerdiği antik Yunan şehir devletlerinden itibaren kuşkuyla yaklaşanlar olmuştur.

Socrates demokrasinin demagojiye dönme ve politikacıların toplumu kolayca istismar edebileceği tehlikelerine şu örnekle dikkatleri çekmeye çalışmış; İki aday arasındaki bir tartışmayı hayal edin.

Bunlardan biri doktor diğeri tatlıcı. Tatlıcı doktor hakkında şunları söyleyecektir: Bakın bu adam sizlere ne kötü şeyler yaptı, ne yeyip içeceğinize karıştı, acı ilaçlar verdi ve canınızı yaktı. Size hiç bir zaman benim gibi ziyafetler çektiremez. 

Sizce bu doktor bilinçsiz kalabalıklara karşı kendini savunabilir mi ? Gerçekte doktorlar hastalarının iyiliği için her istediklerini yapamayacaklarını söyler ve meşakkatli tavsiyelerde bulunur. 

Sonuçta gerçekçi, bilge ve dürüst politikacılardan ziyade süslü sözlerle halka mavi boncuk dağıtan, duymak istediklerini söyleyen politikacılar (demagoglar, popilist politikacılar  ) çok daha başarılı olmuştur.

Socrates başka bir örnekte; '' Eğer bir gemide seyahat etseydin geminin başına geçecek kişiyi  kimlerin seçmesini istedin ? Herkese mi yoksa sadece gemicilik kuralları konusunda eğitimli insanlara mı danışılmalı ?'' diye sorar.

Seçimlerde oy kullanmanın rastgele bir şey değil, eğitimle insanlara kazandırılan bir yetenek olduğunu, yaşı tutan herkesin ülkeyi kimin yöneteceğini seçme yetkisine sahip olmadığını düşünmektedir. Eğitimsiz insanların oy vermesine izin vermenin fırtınaya yakalanmış bir gemiye rastgele birini kaptan yapmak gibi sorumsuzca bir hareket olduğunu söylemektedir.

Socrates demokrasinin nimetlerini ilk elden tatma şerefine erişmiştir. Atina gençliğini bozma suçlamasıyla hakkında karar vermek üzere 500 kişilik halk jürisinin karşısına çıkarılmış ve ufak bir oy farkıyla ölüm cezasına çarptırılmıştır.

Socratesin endişelerinde mutlaka haklılık payı vardır. Ülkelerin zenginlik , refah ve eşitlik yada fakirlik, ve sefalet içinde yaşayacaklarını belirleyen en önemli 2 faktör iktidarları denetleyebilen dengeli sağlam kurumlar oluşturabilme yetenekleri ve vatandaşlarına sağladıkları fırsat eşitliği oluşturmaktadır.

Bahsedilen her iki durum demokratik yönetimlerin temel özellikleridir. Demokrasinin olmadığı fakir ülkelerde yolsuzluk batağına bulaşmış yöneticiler ve etrafındaki oligarşik azınlığın devasa yolsuzluk kazançları güvensizlik nedeniyle yurt dışı hesaplarına aktarılmakta, fırsat eşitsizlikleri ve liyakatten ziyade itaate önem veren kayırmacı yaklaşımdan dolayıda insan potansiyeli ve iş gücü heba olmaktadır.

Demokrasi ülkelerin refah ve kalkınmasının olmazsa, olmaz özelliği değildir. Bismark Almanya'sının ve batılıların zorlamasıyla dış dünyaya açılarak Almanyayı rol model alan Japonya'nın göz kamaştıran kalkınma hamlelerinin demokrasiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Güney Kore kalkınma hamlesini askeri darbe sonrası iktidara gelen ve ülkeyi dikta rejimiyle yöneten General Park Chung Hee zamanında başlatmıştır. SSCB 2.nci dünya savaşı sonrası nükleer güce ve uzay yarışını başlatabilme kapasitesine korkunç diktatör Stalin zamanında ulaşmıştır. Yine Brezilya en büyük sanayileşme ve gelişim hamlesini seçimlerle iş başına gelmesine rağmen diktatörlüğünü ilan eden başkan Vargas döneminde yaşamıştır. 

Japonya ve Almanya'nın faşist dikta rejimleri halklarına çektirdikleri korkunç acılara rağmen bir dönem elde ettikleri tüm kazanımları kaybetmiş ve yollarına sıfırdan devam etmek zorunda kalmıştır, Stalin sonrası SSCB içten içe çürümeye devam ederek 30 yıl sonra iflasın eşiğine gelmiştir. Brezilya onca potansiyeline rağmen sosyal adaletsizliğin ve gelir uçurumunun en yoğun yaşandığı ülkelerdendir. Bunun yanında Güney Kore ise gerçek istikrarı General Park sonrası demokrasiye geçişle yakalamıştır.

Konu çok uzun nasipse yarın devam edelim...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.