Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Dünya İkincisi Olmuşuz....

Türkiye'de yılda yaklaşık 10 kişinin arı allerjisi sonucu   öldüğüne dair bir rakam birçok tıbbi yayında karşımıza çıkmaktadır.

Bu yıl ilkbahar aylarından itibaren yakın ilçelerde (Ordu-Giresun) beş kişi arı sokmasına bağlı olarak hayatını kaybetti. Doğu Anadolu'dan (Muş-Kars) gelen bazı hastalarım bölgelerinde arı sokmasına bağlı ölümlerle ilgili benzer sayıları telaffuz etmekte olup yıllık 10 sayısının gerçek rakamın çok çok altında olduğu kesindir.

Özellikle yaz aylarında acil servislere çok sayıda arı allerjisi nedeniyle müracaat olduğuna dair acil hekimlerinden duyumlar almaktayız.

Dünyada son 10 yılda anafilaksi (şiddetli erken allerjik reaksiyon)  sıklığında 7 kat artış olmasına rağmen ölüm rakamlarında ciddi bir artıştan bahsedilmiyor (veya ölüm rakamları konusunda sağlıklı veriler yok )

Her ölüm erken ölümdür derler. Lakin anafilaksiye bağlı ölümler en beklenmedik anlarda ve her yaş grubunda ansızın gelerek ölenlerin yakınlarını şoke eder.

Yunus Emre genç yaşta ölenler için şunları söylemiş:

''Bu dünyada bir nesneye
yanar içim göynür özüm
yiğid'iken ölenlere
göğ (Olgunlaşmamış taze ekin) ekini biçmiş gibi''

Çok şükür ki çocukluk çağında ölümlere çok nadir rastlıyoruz. Genellikle ölenlerin çoğunluğu orta yaş üzeri yüksek tansiyon ve kalp hastalığı olan insanlar.


Son söyleyeceklerimi hemen söyleyeyim: Arı allerjilerinde  %90 başarı oranlarına varan ömür boyu koruyuculuk sağlayan aşı tedavileri vardır. Allerjik reaksiyonlarda ''Adrenalin'' uygulaması hayat kurtarıcı olabilmektir. Bu nedenle allerjisi olduğunu bilen hastalar yanlarında mutlaka oto-enjektörlü adrenalin denen ilaçları bulundurmalı ve aşı tedavileri açısından değerlendirilmek üzere allerji polikliniklerine müraacat etmelidir.

ABD de olası anafilaksi reaksiyonlarında kullanması için oto enjektörlü adrenalinden yılda 6 milyon adet reçete ediliyor.

Türkiye'de ise bu sayı 25 bine yakın. Bu bile tek başına insan hayatı konusunda ne kadar vurdum duymaz olduğumuzun bir göstergesi.

Sadece ülkemizde değil en gelişmiş ülkelerde dahi anafilaksi reaksiyonuna müdahalede hekimlerin ciddi eğitim eksiği vardır. Ölümler sonrası yapılan analizler bunu ortaya koymaktadır. Ülkemizde doktorların büyük kısmının arı aşısından haberdar olmadığı, allerjisi olan hastalara adrenalin bulundurması gerektiğini söylemedikleri bilinen bir gerçektir.

Özellikle bölgemizde sağlık müdürlüklerine mezuniyet sonrası eğitim konusunda çok ciddi görevler düşmektedir.

Gelelim dünya 2. olduğumuz balcılık konusuna;

Ordu ülkemizin bal başkenti olup dünya bal üretiminin %1'i ilimizde oluyormuş. Kayıtlı kovan sayısı 500 bine yakın olup arıcılıkla geçinen kayıtlı aile sayısı 2500 civarındaymış. Ordunun arıcılıktan kazancının yıllık 280 milyon liraya yakın olduğu tahmin ediliyor. Gerçek sayıların bunun çok üzerinde olduğu şüphe götürmez. Kovan başına verilen teşvik rakamı çok düşük olduğu için çok sayıda üretici kayıtsız çalışmaktadır.  

İlimiz Balcılıkta dünya 2. ülkenin bal başkenti..

Ne kadar heyecanlan verici ve parlak bir unvan değil mi ?

İlimize  tabelası yüzlerce metre uzaktan okunan içinde onlarca araştırmacının çalıştığı şato gibi bir arıcılık enstitüsü yakışırdı zaten.

Ordunun 10 km dışında Ulubey yolunda böyle bir enstitü kurulmuş.

 

Akademisyen merakımla kim bilir enstitüden ne ufuk açan kaliteli yayınlar çıkmıştır diyerek   İnternet sitelerini inceledim.

Kurulduğundan beri koca enstitüden sadece 5 makale yayınlanmış (2'si İngilizce ) Başka söze hacet var mı 

2 milyar dolarlık dünya  bal ihracat pazarının %1'ine sahibiz. Bu yaklaşık 20 milyon dolar eder. Bu rakam inşallah arıcılık için açılan kurumların masraflarını karşılıyordur.

Balımızın kalitesi açısından uzun yıllardır çeşitli çevrelerden sitem içeren sözler duyuyordum. İklim koşulları arıcılarımızı arzu etmedikleri bazı yöntemleri kullanmaya mecbur edebilir. Balcılıkta nasıl daha fazla verim alınır, balımızın kalitesini nasıl arttırır ve reklamını yapabiliriz bu benim konum değil..

Benim konum: ''100 binlerce kovan, milyarlarca arı ve 10 binlerce arı allerjik hastanın olduğu bir ilde nasıl toplumsal bilinç oluşturabiliriz ?''

Doktorlar ne yapılması konusunda yeterli bilgiye sahip değil, hastalar nereye gidilmesi gerektiğini bilmiyor. Muhtemelen sadece arıcılığın değil, arı allerjisininde başkentiyiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?