Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Dünya Kupası ve Yıkıntı Kadınları

Bu satırları yazdığım sırada henüz dünya kupasını hangi ülkenin kazanacağı belli değildi. Kupayı hangi ülke kazanırsa kazansın 4 milyonluk Hırvatistan'ın finalle kadar ulaşmış olması ve Almanya'nın 80 yıldır ilk kez 1’inci turda elenmesi bu şampiyonanın en çok konuşulan konuları olacaktır.

Hırvatistan büyük bir başarı elde etmiştir fakat 1954 yılında savaştan çıkmış Almanya'nın başarı öyküsü yanında bu başarı çocuk oyunu kalır.

Hikayeyi en baştan anlatmak gerekirse; yıl 1933 Nazi Almanya'sında koalisyon hükümetinin şansölyesi kudretli Adolf Hitler mutlak bir parlamento çoğunluğu için seçimlere girmekte ve görünen o ki gümbür gümbür iktidara gelmektedir.

Seçim gezisi için Köln şehrini ziyaret edecektir ve şehrin uzun zamandır belediye başkanlığını yapan şahıs Hitler'in çalışkanlık ve belediye hizmetlerindeki başarılarından dolayı takdir ettiği ama Naziler tarafından tehlikeli bulunan Konrad Adenauer'dır.

Nazilerden hiç haz etmeyen ve ülkenin felakete sürüklendiğinin  farkında olan Adenauer ileri derecede dürüst, sözünü esirgemeyen bir kişiliktir. O günün koşullarında yapması gereken belki de   Hail Hitler deyip koltuğunu ve canını korumaktı. Fakat belli ki o Nazi devrinin adamı değildi.

Şansölyeyi karşılamaya gitmediği gibi, Nazi bayraklarını Deutz Köprüsü'nden indirtti. Bu hareketiyle sadece siyasi geleceğini bitirmekle kalmadığı, hayatını da  tehlikeye atmış oldu. Naziler tarafından görevinden alındıktan sonra Laach Manastırı'nda bir yıl saklanmak zorunda kaldı. Hitler'in muhalefeti tam anlamıyla yok ettiği ve Almanya'nın 2.nci dünya savaşına girdiği yıllarda Gestapo tarafından tutuklanarak çok kötü koşullarda her an kurşuna dizilme korkusuyla ceza evinde kaldı.

Savaşın başında büyük başarılar elde eden Almanya için uçsuz bucaksız Sovyet coğrafyasına girip general Kış ile karşılaşmak sonun başlangıcı oldu.

Ülke genç ve üretken nüfusunun  büyük bölümünü ölü, yaralı ve tutsak olarak kaybetmiş (yaklaşık 9 milyon ölü) bir çok şehirde taş üstünde taş kalmamış, bazıları ağır bombardıman altında neredeyse haritadan silinmişti, Alman sanayisi bitirilmiş ve zenginlikleri tamamen yağmalanmıştı. Sovyet askerleri önlerine çıkan Alman şehirlerini yağmalayıp, sistematik olarak yüz binlerce Alman kadınına tecavüz ederek Berlin kapılarına dayanmışken, radyolar halka   Nazi ordularının Rusya'da zaferden zafere koştuğu hikayesini anlatıyordu.

Konrad Adenauer 1945 de Amerikalılar tarafından hapisten çıkarıldığında ülkenin doğusu Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmiş, batısı müttefik kuvvetlerce üçe bölünmüştü. Belediye başkanı olduğu Köln'de neredeyse ayakta kalan tek eser şehrin tarihi katedraliydi. Almanya'nın insanlığa karşı işlediği suçlarda katkısının olduğunu savunan çevreler Alman halkının da çok ağır bir cezaya çarptırılması gerektiğini ileri sürüyordu.

Almanlar Staline ve Ruslara dua etsinler. Galip devletler kalkınmış, demokratik, özgür bir Almanya'nın Sovyet tehdidi karşısında batının menfaatlerine daha uygun olduğunu düşünerek Batı Almanya’yı bir bütün olarak tutma kararı verdi ve kalkınması yolunda engelleri kaldırdı. Bunda şüphesiz ülkenin savaş sonrası ilk şansölyesi olan Adenauer'in yeni Almanya'nın batı dünyasının bir parçası olmasına yönelik kararlı tavrı etkili oldu. Fransızlarla el sıkışarak bugünkü Avrupa Birliğinin temelini oluşturacak olan Maden Birliği Sözleşmesini  imzaladı. 


Almanya'nın düştüğü çukurdan çıkması hiç kolay olmadı. Genç üretken erkek nüfusunun büyük bölümü savaşta öldüğü, yaralandığı ve esir düştüğü için yıkıntı ve molozları kaldırma görevi büyük oranda kadınlara düştü (Yıkıntı Kadınları) Almanya kitlesel açlıktan büyük oranda yetersizde olsa batının gıda yardımları sayesinde kurtuldu. Yardım dediysek kişi başı günde bin kalori... Benim şişko oğlan bu sabah kahvaltıda tek başına 3 yıkıntı kadınının bir günlük yemediğini yedi.

*

Gelelim Dünya kupasına; 1954 yılında gruplarda 8-3 yenildikleri Macaristan'ı tartışmalı maçta 3-2 yenmeleri hakkında çok şey konuşuldu (Milli takımın  Adidas'ın çamurlu sahaya uygun yeni çivili kramponları kullanması  veya İskoç hakemin Macaristan'ın golünü vermemesi gibi )

Bence savaş sonrası uzun süre patatese talim eden sıfırı tüketmiş bir milletin dünya kupasını alması Hırvatistan'ın başarısından çok daha büyük bir başarıdır.

Bu başarı büyük oranda acılarını kalplerine gömerek molozlardan bu günkü Almanya’yı ayağa kaldıran ''Yıkıntı Kadınlarına'' ve hayatı pahasına Hitlere tavır koyan Konrad Adenauer’a aittir.
Ne zaman futbol maçı izlesem babam Adenauer'ın şampiyonluk kutlamalarında kendinden geçen Alman halkına söylediği ''Bir ülke 11 kişinin ayaklarıyla kalkınamaz '' sözlerini hatırlatır. Gerçi böyle bir söz söylediğine dair internette hiç bir bilgiye rastlamadım ama bu söz onun karakterindeki bir insana çok yakışır.

Bir çok tarihçi Adenauer’ı Bismark ile karşılaştırır. Bismark güçlü Almanya'nın lideriydi. Adenaur ise yok olmanın eşiğindeki bir milletin çok zor zamanlarda liderlik yaptı.

Adenauer'ın hayat hikayesini okuyunca aklıma Nevşehirli vatandaşın sosyal medyada dolaşan görüntüleri geldi.

Hani ''Şişşt Muharremmm tavukları güddün mü laaa, Muharrem sen hiç bedel ödedin mi'' diyen vatandaş. Yaşlı kurt o bedeli ödemiş ve ülkesine zor zamanlarda hakkıyla liderlik yapmış...

Neyse konumuza dönelim zavallı ezik Almanlar 80 yıl sonra ilk kez gruplardan çıkamadı. Ne büyük utanç


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?