sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Fikri Sönmez ve Bir Şehrin Hikâyesi 3

İkinci bölümden devam ediyoruz…

 

Alman filozof  Hegel tarihi bazı yerlerde durgun akan bazı yerlerde delicesine hızlanan  bir nehire benzetir. Nehrin aktığı coğrafyaya  göre  değişiklikler olabileceği gibi tarihin seyrinde geçmişte doğru kabul edilen şeylerin  zamanla  yanlış sayılabileceğini, yanlış kabul edilen şeylerinde doğru kabul edilebileceğini söyler.

 

O gün bu işleri  eşitlik, adalet ve özgürlük  mücadelesi için yaptıklarını söyleyenler doğru yolda oldukları konusunda son derece emindiler. Hâlbuki çoğunluk itibariyle dünyanın gittiği yön hakkında en ufak bir fikre  sahip değildiler. Büyülendikleri Bolşevik devrimi hikâyeleriyle  örnek aldıkları Sovyetler Birliğinin halklarına nasıl bir korku ve sefalet yaşattığının ve içten içe çürüyerek iflasın eşeğine geldiğinin farkında değildirler. Oysaki çılgın bir teknoloji, bilgi ve iletişim, rekabet çağı dünyayı yeniden şekillendirmek için kapıda bekliyordu.

 

Devrim adına sokaklarda barikatlar  kuran belindeki silahlarla devrimcilik oynayan zavallı çocuklar kuyruğuyla oynadıkları devasa canavarın  (Tomas Hopsun ifadesiyle devlet: Leviathan ) ne kadar güçlü ve kendini korumak adına ne kadar acımasız olabileceğinin ve birileri tarafından kullanıldıklarının farkında bile değildi.

 

Bu gün  geldiğimiz noktada   az sayıda örümcek kafalı insan dışında  dava adına  zenginlerin malına el konulması, otorite  karşısında vatandaşın hiç bir hakkının olmaması,  her kürlü karşı fikrin tehditle susturulması  doğru kabul etmez.

 

Tarihin hangi  döneminde zavallı  dul bir kadının böyle tehdit edilmesi, malına çökülmesi doğru kabul edilmiştir?

 

Ben  olaylara bizzat şahit olan çevremdeki az sayıda insanın   dile gelen acılarına kulak misafiri oldum. Hafif acılar konuşabilir, ama derin acılar dilsizdir der Seneca. Ya sadece devleti için görev yaparken kaçırılan ve çullu tepesine gömülen veya ailesinin gözleri önünde kaçırılıp infaz edilen insanların acıları için ne demeli? Kitap onlarında acılarını da dillendirilmeli değil miydi?

 

Israrla sormama rağmen ne para, pul ne yolsuzluk adına suçlayan bir Allahın kuluna rastlamadım. Onu günümüzün çok bilip, az inanan hiç bir değer yargısı olmayan paragöz akademisyen ve siyasetçilerine tercih ederim. Genel olarak nazik bir insan olduğunu ve eline silah almadığını söylüyor insanlar. Yinede yaşanan aşırılıklarda hiç bir suçunun olmadığını  söylemek saflık olur sanırım. Anlatılanlara göre  seçimlerde devrimcilerin belediyeyi kazanması sonrasında Fatsa’ya dışarıdan çok sayıda anarşistin geldiği ve zaman içinde olayların kontrolünün tamamen elinden çıktığı, hatta bu insanlardan bazıları tarafından darp edildiği, perde arkasından yönlendiren ve  akıl veren insanların etkisiyle hareket etmek zorunda kaldığı ve son zamanlarda fiili  durumdan son derece rahatsız olup  yakın çevresiyle paylaştığı yönündedir. 

 

Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa'ya

O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla

Noktalar, noktalı virgüller, askeri operasyonlar

Kimseler çıkaramaz Fatsa'nın sırtından!

Diyen Can Yücel fena halde yanıldı…

Devlet silindir gibi geçti genç yaşta ölen zavallı terzinin üstünden ve o giysi Fatsa’nın üstüne hiç bir zaman olmadı…

Ben ne yaptıysam halkım için halkımla birlikte yaptım diyen Terzi Fikriyi anmak için yapılan  yıl dönümlerinde nedense kendi halkından ziyade dışarıdan gelen insanların ağırlığı  dikkati çekiyor. Fikri Sönmez’in temsil ettiği siyasi düşüncenin esamesi bile okunmuyor bugünün Fatsa’sında.

 

Terzi Ya halkını iyi tanımamış, ya da halkı çektiği çilelere değmezmiş…

 

Sol görüşlü bir internet sitesinde 

 

‘’Fikri Sönmez Fatsa'da Halkı karar süreçlerine katma, onlarla birlikte hareket etme, yönetme ve kitlenin bilincini canlı tutma vb. alanlarında başarılı bir pratik sergileyerek 8 ay gibi kısa bir sürede tarihe geçen bir belediye başkanlığı yaptı’’ diye yazıyor ve o günün Fatsa’sıyla  Ovacığın komünist belediyesini karşılaştırma gayretleri var. Külliyen saçmalık. Fatsa o günlerde çoğu insan için hayatın akşamın basmasıyla bittiği, malını ve canını kurtarmak için gurbete çıktığı  tam bir korku beldesiydi. 

 

Her ne kadar dünya görüşlerimiz taban tabana zıt olsa da ben istemez miydim tarihe ‘’Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterli’ söyleriyle damga vurmuş gerçekten entellektüel bir hemşerim olmasını… Ama eldeki kumaş bu.

Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa,  gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder der Orwell. Yazdıklarım şüphesiz birçok insanın tepkisini çekecektir.

 

Daha önce dediğim gibi söylesem olmuyor, sussam gönül razı değil.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.