sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Fikri Sönmez ve Bir Şehrin Hikayesi 1

“Tüm zamanların en iyisiydi, belki de en kötüsü de... Bilgeliğin çağıydı. Aptallığın çağıydı, inançların dönemiydi, inançsızlığın da. Mevsim aydınlığın mevsimiydi, belki de karanlığın... Umut'un baharını, umutsuzluğun kışını yaşıyordu. Her şey geleceğindi. Gelecek hiçlikti aslında.  Hepimiz cennete gidiyorduk; ya da tersine, cehenneme…”

 

Bu cümlelerle başlar Charles Dickens'ın tüm zamanların en meşhur edebiyat eserleri arasında  sayılan ‘’İki Şehrin Hikayesi’’ isimli romanı.

 

Roman, Fransız İhtilali öncesi halkın içinde yaşadığı içler acısı sefil duruma karşılık zevk ve sefa içindeki soyluların hayatını ve  özgürlük, eşitlik, kardeşlik sloganlarıyla başlayan ihtilalin toplumda nasıl kaos ve acılara yol açtığını anlatıyor uzun uzun…

 

Gerisini tarihten biliyoruz zaten. Karşı devrimci ve Cumhuriyet düşmanı olmakla suçlanan başta aristokrat, din adamı ve muhalifler olmak üzere yüzbinlerce kişinin  halk mahkemeleriyle giyotine  gönderildiği,  hakim olan korku ve paranoya ikliminde her türlü özgürlük ve bireysel hakların ayaklar altına alındığı, sonrasında  devrimin kendi çocuklarını giyotine gönderdiği onlarca yıl süren büyük terör ve korku yılları.

 

Vahşet öyle boyutlara varır ki London Times  insan hakları bu mu? İnsan doğasının özgürlüğü bu mu? Afrika’nın keşfedilmemiş en vahşi yamyamları bile Parisli hayvanların yanında masum kalır diye yazar.

 

Hep böyle olmamış mı zaten? 

 

Muhalefetteyken basın özgürlüğü, hürriyet, şeffaflık, yolsuzlukla mücadele diye kıçını yırtanlar gücü ele geçirince eskilere rahmet okutmamış mı?

 

Tam aynı isimli romanından uyarlanan filmini seyrederken elime alabilmiştim Ahmet Becioğlu’nun ‘’Bilinmeyen Yönleriyle Fikri Sönmez’’ isimli kitabını. Belki o yüzden daha bir  şüpheyle baktım  kitapta anlatılan, yazara göre şehrimin  yaşadığı tüm zamanların en iyi, en aydınlık, en bilge  Terzi Fikri zamanlarına. Aslında böyle bir kitap yazdığını söylediğinde okumayı aklıma koymuş, heyecanla kitabın çıkmasını beklemiştim.

 

Ahmet Becioğlu, Fikri Sönmez’in kuzeni olup, yerel medyada  kendine has üslubuyla şen şakrak öyküler içeren yazılarıyla tanınır. Köşe yazılarında abartma sanatını sıklıkla kullanır ve bunu da  hiç saklamayarak Gürcü kimliğine bağlar. Bu sefer yazdıkları hiç de neşeli, insanın içini açan şeyler değildi doğrusu.

 

Kitapta Fikri Sönmez ilkokuldan sonra terzi çırağı olarak hayata atılan, paraya önem vermediği için ticari başarısızlıklar yaşayan, bir ara kahvehane işleten ve Fatsa’ya ilk okey oyununu getiren sahildeki küçük terzihanesinde işinde gücünde her türlü ideolojik aşırılıktan ve kriminal işlerden uzak  bir kişilik olarak anlatılmış.

 

O yıllarda Fatsa'da devlet otoritesini ortadan kaldıran yapılan tüm aşırılıklar (halk mahkemeleri, karayolunu kesip polis, asker kaçırma, haraç toplama, yargısız infazlar v.s.) ya görmezden gelinmiş yada birkaç kendini bilmez militan zihniyetli insanın bireysel eylemi olarak anlatılmış.  Bence maalesef dönemin olayları kitapta ciddi bir ideolojik körlükle anlatılmış.

 

Aslında konu Fikri Sönmez gibi  sembol isimler olunca  gri tonları olmayan   ideolojik yaklaşımlı değerlendirmeleri  yazılı medyada sıklıkla görüyoruz. Özellikle sol medya Fikri Sönmez üzerinden bir halk kahramanı oluşturma gayreti içinde.  Örneğin birçok sol kaynaklı gazete ve internet sitesinde yer alan  Fikri Sönmez’in  Dev-Genç’le birlikte 6. Filo’ya karşı eyleme katılması  ve Maltepe Cezaevi’nden Mahir Çayan’ın kaçırması olayına karışmasıyla   ilgili  kitapta bir bilgi yok. O dönemleri yaşayanlardan Terzi Fikri’nin bu eylemlere bizzat katıldığıyla ilgili bilgi alamadım. Bu olaylar  yaşanmış olsaydı her halde en iyi Ahmet Bey’in haberi olurdu. 

 

12 Eylül öncesi  dönemi şehrin içinde barikatlar, evimize komşu binanın  üzerine kurulmuş makinalı tüfekli gözleme noktası, duvarlardaki orak çekiçli yazılarla hayal meyal hatırlıyorum. Olayların şahitlerinin birçoğu hala hayattayken ve  bazılarının acıları hala canlıyken kitapta çizilen Fikri Sönmez karakterini oldukça eksik ve yanlı bulduğumu söylemek istiyorum.

 

Sosyal medyadan tecrübeliyim. Özellikle Fikri Sönmez gibi sembol isimler hakkında yapılan en ufak eleştirilerde bile insanların nasıl kırıcı  ve toleransız oldukların biliyorum. Hele birde işin içinde Fikri Sönmez’e yoldaşlık ve gönüldaşlık yapmış  yakın akraba ve arkadaşlar varken…

 

Lakin duyduklarım karşısında söylesem olmaz, sussam gönül razı değil…

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.