• dolar dolar 3.7799
  • euro euro 4.0346
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Gece Yarısı Yargıçları 

Yüksek yargının en tepesindeki isimlerin  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arabasına kadar yol edip, önlerini ilikleyerek esas duruşta, saygıyla eğilirken gösteren fotoğraf kareleri  basına yansımıştı.

Benzer bir fotoğraf karesinde  dünyanın en güçlü adamı ABD Başkanı'nın  konuşmasını  tüm senatör ve milletvekilleri  ayakta alkışlarken yüksek yargının saygısız üyeleri, kayıtsız bir şekilde yerlerinde oturarak güya tarafsızlık kılıfıyla seçilmişlere  saygısızlık yapıyordu.

Sosyal medyada iki fotoğraf karesi uzun uzun tartışıldı. Amerikan yargı üyelerinin  bu aşırı güveni nereden kaynaklanıyor?

Nasıl oluyor da ilaç sektörünün dev ismi Johnson & Johnson’a  reçeteli satılan 3 ilacıyla ilgili aldatıcı promosyonları nedeniyle “2.2 milyar dolar” ceza kesebiliyorlar?

Veya ne cüretle insan sağlığıyla oynayan global sigara firmalarını iflasa  sürükleyecek ve ekmeklerini Amerika dışında aramak zorunda kalacak cezalar kesebiliyorlar?

Öyle ya bizim ülkemizde kendini saraya atan dolandırıcılar, sözüm ona bitkisel tedavi uzmanları en akıl almaz reklamlarla ağaç yapraklarını poşetleyip insanları sömürürken bir Allahın kulu yargı mensubu  dava açmaya bile cesaret edemiyor.

Hükümetle içli dışlı olan ve enerji bakanlığının sadece çay içmek için uğradığı bir madende ölen 301 kişinin hakkını gerçek anlamda kim savunabilir?

Uzun hikâyeyi sizin için özetleyeyim;

İktidara mensup milletvekilinin yüzsüzce aslında şimdiki sistem bizim daha çok işimize yarar. Yasama bizim elimizde, yürütme bizim elimizde, yargı bizim elimizde sözleriyle başkanlığı savunduğu, Anayasa Mahkemesini kapatmakla tehdit ettiği,  kelli felli anayasa profesörünün oğlan bizim kız bizim ifadeleri ile yolsuzluk soruşturmalarının üstünü örttüğü, Cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesinin verdiği bir karar hakkında tanımıyorum , saygı da duymuyorum dediği günümüzden  250 yıl önce Amerikan hukuk sistemi ülkenin kuruluş aşamasında önemli bir sınavdan geçti.

18 yüzyıl için demokratik yönetimlerde  güçler ayrılığı prensibi yeni bir kavramdı. Bağımsızlık savaşı sonrası Amerikan siyasal sisteminde iki akım ön plana çıkmıştı.

Başlangıçta gücü elinde bulunduran federalistler (toplumun gücü ve parayı elinde bulunduran aristokratik seçkin zümreler tarafından yönetilmesi gerektiğine inanan, demokrasiden çok haz etmeyen ve İngilizlerle yakın ilişki içinde kalınması gerektiğini savunan kesim) senato ve parlamentoda Cumhuriyetçilere (Her vatandaşın yönetimde eşit hakka sahip olması gerektiğini savunan ve Fransız ihtilalini sempatiyle karşılayan kesim) karşı ciddi güç kaybına uğruyordu.

Federalist başkan  (John Adams) yargıda gücü elinde tutmak ve yönetimdeki etkinliğini devam ettirebilmek için giderayak senatodan geçirdikleri kendisine istediği kadar yargıç atayabilecek yetkiler veren yasaya dayanarak çok sayıda federalist yargıcı işe alıp yeni mahkemeler kurdurdu. Bu olaya tarihte gece yarısı yargıçları ismi verilmiştir.

Yangından mal kaçırırcasına  yapılan atamalarda  bazı hâkimlerin yetki belgesi yetiştirilemedi ve yeni başkan Thomas Jefferson’un  önüne imzaya geldi.  Başkan doğal olarak atamaları imzalamadı. Bu hâkimlerden biri utanmadan yüksek mahkemeye müracaat  ederek sorunun çözülmesini talep etti.  

Başyargıç eski başkanın atadığı bir federalist olup  Cumhuriyetçi yönetimden yargıcın atamasını yapılmasını istemenin beyhude olacağını anladı ve  bu yolla yüksek mahkemenin karizmasının çizilmesini istemedi.

Şimdi  demokrasilerde geçerli olan yüksek mahkemelerin  kongreden geçirilmiş  ve başkan tarafından imzalanmış yasalardan  anayasaya uygun olmayanları iptal etme yetkisine sahip olması gerektiğini düşünüyordu.  Bu dava dolayısıyla bu fikrinin kanunda yer alabilme  şansının olduğunu  gördü.

Davayı ayrıntılı olarak değerlendirdi ve  dikkatli bir şekilde kararını yazdı.

Davalı yargıçlığa atanmaya kanunen hak sahibidir ve bu hakkından mahrum edilmiştir…

Hiç kimse, başkanın kendisi bile bir kişinin yasal haklarını elinden alamaz…

1789 yılında geçirilen  vatandaşlara yönetimin uygulamalarına karşı yüksek mahkemeye başvuru yolunu açan bir kanuna dayanarak   cumhuriyetçilerin iktidarına rağmen yüksek mahkeme davalıya yargıçlık hakkını verdi…

Büyük bir halk desteğiyle başkanlık koltuğuna oturan Jefferson kendi gücünü sınırlayan fakat Anayasayı koruyan bu karara  karşı  milli iradeye saygısızlık  ve hainlik ediyorsunuz diye gürlemedi. Konunun ülkenin geleceği için önemini anında kavradı. Hâlbuki  iktidarı  devretmiş  olan eski başkanın yaptığı iş siyaseten hiçte hoş değildi ve Anayasa mahkemesini böcek gibi ezecek ve hatta ortadan kaldıracak kongre ve senato gücüne sahipti.

Başkan böylece bir ulusun teşkilinde hayati bir rol oynadı ve kendi gücünün değil kanunların gücünün önemli olduğunu ortaya koydu. Bu kararı almasında karşısında yerlere kadar eğilmeyen onurlu yüksek yargı üyeleri etkili oldu.

İlk düğme doğru iliklenmişti. Bildiğiniz gibi adamlar uçtu gitti aya, biz kaldık yaya.

 

Sanmayın ben Amerikan hayranıyım. Bahsedilen olaylar gayri Müslim  mimarla Fatih Sultan Mehmet’in davasında başköşeye oturmak isteyen padişaha

"Oturma begüm!.. Hasmınla yüzleşmek üzere, mahkeme huzurunda ayakta dur!" diyen Kadı Hızır Beyden 300 yıl sonra yaşanan olaylardır. Eğer bana, bir suçlu gibi değil de, bir padişah gibi muamele etseydin, seni şu kılıcımla parçalardım diyen padişaha cevabı konusunda muhtelif rivayetler var. Evliya menkibeside olabilir.

Gerçek hayatta Hızır Bey gibi kadılara ve Fatih Sultan gibi idarecilere rastlanmıyor.

Halk hükümetten korktuğu zaman tiranlık, hükümet halkından korktuğu zaman özgürlük vardır  sözlerinin sahibi başkan Jefferson bir sonraki seçimde federalistleri büyük bir hezimete uğratarak siyaset sahnesinden siliyor. Gücünün zirvesindeyken 3.kez başkanlığa aday olmuyor. Toprağı bol olsun.

Son zamanlarda hükümetimiz beni olduksa korkutuyor.

Sanırım halktan da pek korkmuyorlar. Baksanıza altı ay önce yüzde 50 oy alan adamın altından koltuğu çektiler kimseye sormadan.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.