Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

İçmeyen bir sevgili isterim

Medya üzerinden siyasi kampanyalar vatandaşların tercihinde ne kadar etkili olabilir?

Sanırım en güzel örnek Putin'in dünya siyaset tarihinin en parlak cilalama kampanyasıyla  başkanlığa gelişidir. 

Reagan'ın Ey Gorbaçov ülkenin varlıklı, mutlu ve özgür olmasını istiyorsan bu kapıdan gir, aç bu kapıyı, bu duvarı yık (Berlin duvarı) dolduruşundan bir kaç yıl sonra ne duvar kaldı ne de koca Sovyet imparatorluğu.

Devletin ücret veriyormuş, işçinin de  çalışıyormuş gibi yaptığı komünist ekonomik düzenin kaçabilecek bir yeri kalmamıştı.

Lakin beterin beteri varmış; Ayyaş Boris Yeltsi'nin yolsuzluk bataklığındaki Rusya.

Ülke serbest piyasa ekonomisine geçerken  elindeki her şeyi  yok  pahasına satışa çıkarırken Sovyet ordusunun silah, üniforma ve madalyaları dahi işporta tezgâhlarına düşmüştü.

Allah affetsin yurdum erkekleri de Rus mal varlığının satışından oldukça nemalanmıştır.

Ülkenin tüm zenginliklerini yağmalayan mutlu oligark azınlık dışında halkın geneli için perestroyka (yeniden yapılanma) sefalet ve yıkım demekti ve ümitler yerini hayal kırıklığı ile kızgınlığa bırakmıştı. Açıkçası ülkenin nereye gittiğini kimse bilmiyordu. 

16 yıl KGB ajanı olarak çalışmış kimsenin tanımadığı bir adam Kremlin kodamanlarınca  sadık bir memur olacağı düşüncesiyle devlet televizyonlarının imkânları kullanılarak yeni Rusya'yı canlandırıp, modernleştirecek, hayranlık duyulup itaat edilecek çar portresi olarak piyasaya sürüldü.

Başlangıçta oldukca düşük popülaritesi olan (%2) kısa boylu, sıradan bu adam cilalama kampanyasıyla şarkı sözlerinde olduğu gibi ‘enerji dolu, içki içmeyen, can yakmayan ve asla terk etmeyen bir erkek’ olarak pazarlanıyor, Putin gibi bir erkek istiyorum pop şarkısı listelerde en üst sıraya yerleşiyordu.

Ata binerken çekilen kaslı vücudunu sergilediği fotoğrafları troller tarafından kah bir ayının, kah bir kaplanın üstüne montajlanarak güçlü lider imajı pompalanıyordu. 

Hastalıklı ve ayyaş Yeltsin’den bıkmış Rusları etkilemek için Putin’in fazla çaba sarf etmesi gerekmedi. Sadece ayık olması bile yeterliydi. Olaylar görünüşte hiçbir özelliği olmayan bu adamı başkanlığa taşıdı. (Lincoln'e başkan olmayı düşünüyor musunuz diye  sorulduğunda olaylar başkan yapar cevabını vermiş) 

Putin İlk seçimden itibaren televizyonun toplumu kontrol gücünü saplantı haline getirip, Rusya’nın yüzde 65’ini kapsayan bir iletişim ağına sahip olmayı kendisine hedef koydu. Bu şekilde iktidarını kalıcı hale getirmeyi planladı.

Her ne kadar iktidara saygılı davrandıysa da devlet kanallarından ayrı duruş gösteren özel Rus NTV'si Putin tarafından yutulmaktan kurtulamadı.

Gazeteler çok okunmadığı için yazılı basındaki çeşitliliği ilk başlarda kremlin çok umursamadı. 2005 yılbaşında yürürlüğe giren bir yasayla terörist saldırıları bahane ederek seçimle gelen valileri kendisi atamaya başladı. Beş yılın sonunda kendine sadık bir cep parlamentosu oluşturdu.

Rusyanın  külfetsiz çakma demokrasisinde bütün televizyonlarda Kremlin’in dikte ettiği metinler okunuyor, seçimlerde birçok kişi aday oluyor fakat sonuç genelde başından ayarlanıyor, mecliste muhalif partiler olmasına rağmen hepsi Putin’in sözünü dinliyordu.

Putin'in ilk başlardaki söylemleri değişmiş demokrasinin tarihsel olarak Rusya’ya uygun olmadığını açıkça dile getirilmeye başlanmıştı. Yine geleneksel otoriter devlet modelinde yapay bir birlik oluşturmak için dış mihraklar söylemi sürekli taze tutuluyordu.

Her türlü rezillik ve sefilliği yaşamış Rus halkı için Putin’ciliğin sihirli cümlesi istikrardı.

Kısaca Putin dönemi daha az özgürlük fakat daha çok istikrar demek olup, hiçbir şeye ses çıkarmayan halk sadece emeklilerin bedava ulaşım haklarının sona erdirilmesini protesto için sokaklara dökülmüştü.

Kimsenin tanımadığı sıradan bir adamdan Putin efsanesini oluşturan  şey kampanyaların gücüdür.

Eski bir Politbüro üyesi olan Haydar Aliyev'in Gelini Mehriban Aliyeva'ya ait olduğu söylenen

“Kocam Cumhurbaşkanı, ben Cumhurbaşkanı karısıyım. sonra oğlum Cumhurbaşkanı olacak. Cumhurbaşkanı anası olacağım. Sonrada torunlarım Cumhurbaşkanı olacak, ben Cumhurbaşkanı büyük annesi olacağım” sözleri bu coğrafyada halkı yönlendirmede kampanyalara olan güvenin bir yansıması olsa gerek

Kampanyaların gücü deyince aklıma bir sigara firması CEO'sunun sözleri geldi; Ölümü nasıl satarsınız? Yılda 350 bin kişiyi, günde bin kişiyi öldüren bir zehri nasıl pazarlarsınız? Geniş açık alanlarla, dağlarla, göllerle, deniz kıyılarıyla, genç sağlıklı insanlarla, atletlerle..

Ve öylede yaptılar. Sanatçı ve sporcuların rol aldığı reklamlarla yıllarca ölümü insanlara sattılar.

Yeter ki kampanyan iyi olsun ölümü bile sağlıklı yaşam diye pazarlarsın...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?