Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Cümlenin içinde “devlet” kelimesi geçtiğinde gayri ihtiyari olarak parmağıyla kendini gösteren küçük adam  Zaman Gazetesine kayyum atanması hukukun bir gereği olup Halk TV ve Bengütürk TV gibi kanalların sonuna kadar meşru olduğunu, Doğan Grubu’na ait gazete ve televizyonların yayın yapması gerektiğini belirten içimizi rahatlatan açıklamalarda bulunmuş. Zatiali lütfetmiş.

Bu sırada gazetesi ise “28 Şubat medyasında hesap vakti” manşetlerini atıp ileride Doğan Medyaya yapılacak operasyonun işaret fişeklerini  çaktı.

Aynı gazeteden Ersoy Dede   “bakmayın siz şimdi Can Dündar’ın AYM darbesiyle serbest kaldığına. Yarın aynı şey Cumhuriyet Gazetesi’ne de yapılacak.”  diye yazdı.

Anayasanın 27’nci maddesinde “basın hürdür, sansür edilemez, kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez.” yazarken bu gençler nasıl oluyor da hem AYM kararlarını hem de anayasayı takmadıklarını  söyleyebilecek kadar cesur ve cüretkar olabiliyorlar?

Demokrasinin ağır imtihandan geçtiği günlerde Cumhurbaşkanı ve askerlerde  dahil olmak üzere devlet büyüklerine ağza alınmayacak ağır hakaretler edecek kadar   cesur olan ağabeyleri Hasan Karakaya belli ki bayrağı yürekli  delikanlılara teslim etmiş.

 Yalnız bir sorum var. Mevcut Cumhurbaşkanına hakaretler ile ilgili davalarda  rekor üstüne rekor kırarken ve eski AKP milletvekili ve çocuk yaşta kişilerinde  dâhil olduğu birçok insan tutuklanmışken rahmetli Karakaya bildiğim kadarıyla gazetecilik suçuyla ilişkili olarak bir tek gün bile hapis yatmamıştır. Bu 28 Şubat sürecinde basın özgürlüğünün daha üst düzeyde olmasıyla mı ilişkili? Sanmıyorum…

 Belli ki  Karakaya’nın çok derin bağlantıları vardı  ve 28 Şubat’ın bazı egemen güçleri tarafından korunup kollanıyordu.

 Yine gözünü budaktan esirgemeyen basın  mücahidi Cem Küçük,  Ahmet Hakana yönelik  yaşıyorsan merhametimizden yaşıyorsun, istesek seni sinek gibi ezeriz sözlerini de içeren  nefret suçu işlenen yazısından sonra savcılıkta ifadeye gittiğinde  Ahmet Hakanın ifadesiyle 2 dakika bile delikanlı olamamış  ve aslında yanlış anlaşıldığını izah etmek için kıvırtıp durmuş…

Yaşadığımız olaylar  siyasal İslamcı geçinen yazar çizer kesiminin ortak özelliğinin iktidarı ve gücü eline geçirdiğinde acımasız ve karşısında ki insanlara hayat hakkı tanımayacak  bir pervasızlık içinde olduğunu, hesap verme ihtimali ortaya çıkıp iş ciddiyete bindiğinde ise bir dansöz kıvraklığıyla seri kıvırmalar yapacak kadar omurgasız olduklarını göstermekte.

Malum Türkiye’de bu akımın temsilcileri ülkücüler ve solcular gibi gerçek anlamda ağır bedeller ödememiş, bu bedelleri Mısırdaki İhvan üyelerine verdikleri gazlarla ödetmişlerdir.

Mevcut fiili hukuksuzluk durumu  kabile devletleri için  bile sürdürülebilir olmadığından hukuk bir gün mutlaka geri gelecektir. Hukukun geri geldiği günlerde kendilerini Layüs’el gören bu arkadaşların dansözleri kıskandıracak kıvırmalarını hep beraber  göreceğiz.

Havuz medyasının Öcalan ve PKK güzellemeleri arşivde kabak gibi yatarken bari gazeteye el koymak için farklı bir bahane bulsalardı.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.