istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Ne Aptalız, Ne de Tembel...

Miras yoluyla bölünen araziler o kadar küçüldü ve üretim o kadar azaldı ki, ne kendimiz ne de çocuklarımız için tarımda bir gelecek görmüyoruz.

Köylülerimiz bile peynirini, yoğurdunu yumurtasını marketten alır oldu.

Fakat gayret göstermiyor değiliz.

Tarımda sürdürebilirlik ve alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması için genç arıcı ve çiftçi yetiştirmeye yönelik faaliyetler, ziyan olan meyvelerin  meyve suyu ve pekmez yapılarak değerlendirmesi için çalışmalar, bölgeye uygun yeni ürünlerin geliştirmesine yönelik çalışmalar, fındığı işlenmiş ürün haline getirmeye ve Ordu’yu çikolatanın başkenti yapmaya yönelik projelerle alakalı  çok sayıda haber bu gayretlerin bir göstergesi olarak gazetemizde yayınlandı.

En son 24 Aralık 2018 tarihli Kabakdağı'nın hamarat kadınları: Kadın emek verdi, meyveler çürümedi ve Balmer’i yaşatmalıyız haberleri üzerine bu yazıyı sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Dünya ülkelerinin yoksulluktan refaha geçişte ekonomik müdahale yöntemleri içinde en fazla göz ardı ettikleri tarım sektörüne yönelik olanlardır.

Daha önce ''Asya devlerinden alınacak dersler'' isimli yazımda 2. Dünya Savaşı’nda sıfırı tüketmiş şimdinin dev ekonomileri Japonya, Güney Kore ve Tayvan'ın her şeye sıfırdan başladığını, tarım ve toprak reformları sayesinde büyük halk kitlelerine iş olanağı sağlayarak imalat sektörünü ayağa kaldırdığını yazmıştım. Bu ülkeler savaştan sonra tarım sektörünü yeniden yapılandırıp, modernleşme çabalarını imalat sektörüne odaklamış ve bunları yaparken finansal sistemlerini bu alanların hizmetine adamıştır.

Maalesef bizde uzun zamandır finansal baraj kapaklarının yönü betona ve tüketime döndü.

Bahsedilen ülkelerde başarıyı devletin ucuz gübre, üretim için düşük faizli kredi, sulama, mekanizasyon, eğitim, depolama, dağıtım, pazarlama alanlarında verdiği akılcı destekler getirmiştir.

Örneğin Tayvan'da gıda işleme sektörü Tayvan'ın tekstilden önceki ihracat atılımıymış. Kuşkonmaz, mantar, tropik meyveler gibi yüksek değerli tarım ürünlerine yönelerek hem istihdam alanı açmış, hem de bunları fabrikalarda işleyerek katma değerlerini artırmış. Malezya'nın kalkınmasında tropikal meyve işletmeciliğin yeri çok önemlidir.

Kalkınmayı başarabilmiş olan Asya ülkeleri, emek yoğun, Aile Tipi Tarım İşletmeciliği alanını yeniden yapılandırmış, böylece tam istihdama ulaşarak büyük verim artışları sağlamıştır.

Bu alanda o kadar başarılı olmuşlar ki Hyundai gibi birçok dev şirketin kurucuları, servetlerini tarıma borçludur.

Aile Tipi İşletmeler krizler anında sosyal sigorta görevi görebilmektedir. 1970-74 petrol krizi sırasında Tayvan’da 200 bin fabrika işçisi köyündeki aile işletmesine dönerek sosyal sistemi büyük bir yükten kurtarmıştır.

Bir tıp doktoru olarak kimseye bu konularda ne akıl verecek bilgiye sahibim, ne de buna niyetim var.

Üstelik liberal ekonomiye inanan birisi olarak prensipte devletin piyasalara ne kadar az müdahale ederse o kadar iyi olacağını düşünmekteyim.

Lakin dünya yüzünde, devlet koruması altında bir süre gürbüzleşmeden, salt serbest ticaret yoluyla kalkınmayı becerebilmiş tek bir ülke dahi yoktur. Amerika ve Avrupa bunu 100-150 yıl, Asya devleri 60 yıl önce yaptı.

IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar batı ülkelerinin geçmişte yaşadığı tecrübeleri göz önünde bulundurmadan eline düşen bizim gibi bir çok ülkeyi kötü kalkınma tavsiyeleriyle çıkmaza sokmakta,  tarımı ve çiftliği görmezden gelmektedir.

Güçlü tarımsal kalkınma hedefi ve destekleme faaliyetleri olmayınca sermaye kalıcı istihdam oluşturmayan lüks gayrı menkul başta olmak üzere spekülatif, kısa vadede kar getirecek alanlara kaymaktadır. Şeker fabrikaları gibi stratejik öneme haiz kurumların geniş toplum kesimleri için ne ifade ettiğine bakılmadan  alelacele elden çıkarılması da bu kesimler için ayrı bir felakettir. 

Bu ülkede tarımda  akıllı teşviklerle neler yapılabileceğinin  ve istihdam ve gelir oluşturabileceğinin en güzel örneği Ordu balcılığıdır. Dünya ikincisi olmamıza rağmen  yapılacak çok şey var ve pazarlama ve markalaşma açısından hala emekleme safhasındayız. 

Hindistan gibi açlık ve sefaletle boğuşan ülkelerde bile tarım ürünlerinin yüzde 30'u daha tarlada  çürümektedir. Tarımsal depolama ve soğuk hava depoları tarım, balıkçılık  ve hayvancılıkla faaliyetlerinin olmazsa olmazıdır. Yakın geçmişte AB teşvikleriyle ilimizde çok başarılı tesisler kurulmuş ve halen faaliyettedir.

Bal, fındık-çikolata, organik yumurta tavuk, süt ürünleri, hayvancılık diyoruz. Meyveler çürümesin, mandalina, kivi, çilek, elma, armut, hurma yerinde değerlensin istiyoruz.

Çiftçimiz yerinde kalsın, üretimin parçası olsun istiyoruz. Hepsinden önemlisi çiftimizin önünü açacak, yol gösterecek, ürününü değerlendirecek profesyonel kooperatifleşme, kısa vadeli sadaka nevi  popülist yardımlar değil üretim bazlı akılcı teşvikler istiyoruz.

Lakin kapsamlı bir devlet politikası olmadıkça yerel yöneticilerin samimi faaliyetleri bir yere kadar etkili olacaktır..

Sonuç olarak biz ne çok aptalız, ne de çok tembel. Sadece ne yapacağımızı bilmiyoruz....

(Kaynak kitaplar : Asya'da Çarklar Nasıl Dönüyor, Tanrılara Rağmen Hindistan'ın Olağan Dışı Yükselişi, Çin Dünyayı Yönetince)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.