Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Ne zaman yolsuzluk ve hırsızlık konusu açılsa hep aynı cümleleri kuruyordu bir akrabam: Bal tutan parmağını yalar ve senin eline bu fırsatlar  geçse daha kötüsünü yaparsın.

Maalesef bu cümleler kendini muhafazakâr olarak tanımlayan sıradan yurdum insanının yolsuzluklara bakış açısını yansıtıyor.

Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin araştırmasında Türkiye seçmeninin neredeyse yarısının oy verirken yolsuzluğu sorun etmediğinin gösterilmesi durumun ne kadar vahim olduğunun göstergesi.

Bu kadar basit mi? Sadece halkın vurdumduymazlığı mıdır Türkiye’yi yolsuzluk liginde Meksika'nın ardından 2’nci yapan.

Yolsuzluk ekonomisi ve kleptokrasi olarak tanımlanabilir duruma gelmemizde 14 yıllık iktidarın bürokratik yapılanmasının rolü nedir.

İnternet haber portalında okumuştum: Siyasal İslamcı bazı gençler kaldıkları devlet yurdunda herkes uyuduktan sonra kalkıp tuvalet ve lavaboların çeşmelerini sonuna kadar açıp ampulleri yakıyormuş. Bu yolla devlete zarar vermeye çalışıp, her gece yaptıkları bu işi büyük bir cihat gibi görüyorlarmış.

O yılların siyasal İslamcı gençleri bürokrasi basamaklarını hızla tırmandı 14 yıl içinde.

Koskoca bir camiayı suçlamak tabi ki insafsızlık.

Ülkemizi darü'l harp ve kentlerimizi savaş ganimeti olarak gören büyük yetkiye sahip bir bürokratın yol açacağı tahribatı düşünmek bile istemem.

Kuzey Afrika'da tarihi cami ve türbeleri yıkan IŞID militanı kafasında bir bürokratın İstanbul'un tarihi silueti umurunda mıdır?

Ancak böyle bir kafa yapısı yüzlerce yıllık Ayasofya ve Sultan Ahmet siluetinin ortasına gökdelen yerleştirilmesi karşısında sessiz kalır ve terör gemi azıya alırken devletin elini kolunu bağlar. 

Yolsuzluğun en azından bir kısmında Türk insanından ve devletten nefret eden böyle sapkın insanlar sorumlu bence. Kene kanını emdiği ineğimi düşünürmüş.

İhaleye fesat karıştırma, yolsuzluk, vergi usulsüzlükleri yoluyla devleti zarara uğratma günümüz hukukunda büyük suçlardır. 

Eğer olaya siyasal İslamcı kafasıyla bakarsanız ortada yolsuzluk, hırsızlık yok. Size oy vermeyen kimilerine göre patates dinine mensup %50’nin malına el koyuyor ve bu kesimleri ekonomik olarak zayıflatıyorsunuz. Kendi yandaşlarınızı zengin ederken ganimetin bir kısmını siyasi desteğine muhtaç olduğunuz ve büyük kısmı size oy veren fakir fukarayla paylaşıyorsunuz. Sosyal yardıma muhtaç bu kesimin sayısının artması siyasi çıkarlarınıza uygun bile olabilir.

Yandaş iş adamlarının ballı ihaleler ve vergi aflarıyla nasıl servetine servet kattığı hepimizin malumu. Bu ekonomik büyüme tarzının sonuçlarını görmeye başladık.

2002 yılında AKP iktidara geldiğinde, Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim toplam servetin yüzde 39.4’üne sahipken 2012 yılına gelindiğinde bu kesimin toplam serveti yüzde 51.3'i bulmuş. AKP iktidarı boyunca ekonomik büyümenin aslında ilk yüzde 1’lik en zengin grubun işine yaradığı gelir uçurumunun her geçen gün arttığı aşikar.

Bu sistem hem uzun vadede rekabet koşullarını darmadağın ettiği ve birilerini kolay yoldan zengin ettiği için Türkiye ekonomisi ve sanayisine büyük darbeler vuracak hem de ödediği vergilerin adaletsiz ihale sistemi yoluyla sürekli birilerini zengin ettiğini gören ve fakirleşen halkta iktidara ve onun nimetlerinden yararlanan kesimlere karşı büyük bir öfke ve nefret birikimine yol açarak toplumsal düzen ve barışı zedeleyecektir.

Siyasal İslam sadece toplumsal barışı değil gelir adaleti ve ekonomiyi de içinden çıkılmaz bir hale sokuyor.

Ülkedeki gerilimi azaltmak için Tunus'ta siyasal İslamcı Ennahda partisi dini ve siyasi faaliyetleri ayırma kararı aldı. Bu kararını

İmamlar siyaset yapmamalı, siyasetçilerde ahiretten bahsetmemeli diyerek açıklıyor Gannusi

Hiç olmadığı kadar siyaset dinin içine girdi. Türkiye'nin huzuru Tunus benzeri bir öz eleştiri ve değişim gerektiyor. Aksi takdirde çok yakın bir zamanda siyasal İslam ekonomisinin yıkımına şahit olacağız. Bunu liderinin sözlerini ayakta dinleyen bir partinin yapabileceğini sanmıyorum.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.