OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Hayatta insanı en çok etkileyen şey genç bir insanın (evladın, babanın veya eşin)  ölümüne ve bu ölüm karşısında sevenlerinin yasına şahit olmaktır.  

Yunus Emre bu durumu ne güzel anlatmış:

“Toprağa gark olmuş nazik tenleri

Söylemeden kalmış tatlı dilleri

Gelin duadan unutman bunları

Ne söylerler ne bir haber verirler.”

Benim  mesleğim için bu sahnelere şahit olmak maalesef hayatın kaçınılmaz gerçeği. İçinde insanlık kırıntısı  olan herkes böyle kayıplar karşısında her hangi bir hatalarının, ihmallerinin olup olmadığını, ellerinden  gelen herşeyi  yapıp yapmadığını  uzun uzun düşünür.

Somada geçen yıl modern dünya madencilik tarihinde artık gürülmeyen büyüklükte akıl almaz ihmaller zincirinin yol açtığı bir facia yaşandı. Devletin  en yetkili ağızları tarafından çok  güvenli ve gurur verici işletmeler  olarak kamuoyuna lanse edilen, sahipleri devlet tarafından korunduğu bilinen, kaza öncesinde sürekli küçük çapta yangınların çıktığı ve  kamuoyuna yansımayan  kazalar nedeniyle sık sık ölümlerin yaşandığı madenden  hepsi çok genç yaşta yüzlerce insan yeşil örtülü tahta kutularla çıkartıldı. 

Binlerce yetim, eş anne ve babanın feryatları yürekleri dağladı.

Ölümlerin baş sorumlusu yetkililer  felaketin olası siyasi risklerini algılamış olacak ki ilk andan itibaren takdire şayan şekilde olaya çok erken müdahale etti.

O gün Mısırda aylar önce  öldürülen Esma için veya yıllar önce darbecilerin astığı  bir genç için kamaralar önünde gözyaşları akıtan  yetkililerin gözlerinde bu vahim olaydan nasıl sıyrılabileceklerine dair  korku ve endişe dışında üzüntü ve pişmanlığa  ait gözyaşından eser yoktu.

İki polisin arasında yere yatırılıp etkisiz hale getirilmiş zavallı bir madenciyi  takım elbiseli bir gencin hınçla tekmelediğini  gösteren  fotoğraf karesi ülkedeki cinnetin  özetiydi adeta.

Bu olaya  dair atılan bir twitte Yusuf Yerkel'in eski hocası ‘’ Eski bir öğrencim büyümüş devlet adamı olmuş. Bugün bir vatandaşı tekmelerken resmini gördüm. Çok üzüldüm. Demek bir yerde hata yaptık’’ yazmıştı.

İşte savunmasız acılı bir işci yakınına atılan o tekme  AKP’nin ‘’ elinde taş değil bilgisayar tutan gençler’’ için düzenlediği blog yarışmasının birincisi entellektüel bir gencin makam hırsı veya  güç ve iktidarı kaybetme korkusuyla  insanlıktan nasıl çıktabileceğini  gösteren bir turnasol kâğıdıdır.

Konuyla ilgili Meral Akşenerin attığı “Bize düşene vurulmaz öğretilmişti. Yerdekine tekme atarken yüz ifadesine dikkat ettiniz mi? Korkaklar böyledir. Asla mertçe dövüşemezler.” tweetide hafızalara kazındı.  

Soma sayesinde siyasetin eskiden yakinen tanıdığım milliyetçi kesimin fedakâr, çilekeş, dürüst  bir ismini ne hale getirebileceğine  yakinen şahit oldum.

Daha hayatını kaybeden işçilerin bir kısmı madenden bile çıkarılmamışken adeta insanların aklıyla alay edermişcesine yaptığı "Geçmişte devlet bu tür olayların altında kalırdı. 24 saat olmadan 274 kişi (hayatını kaybedenlerden bahsediyor) bunlar alınmışlar. Yaklaşık 157'sinin kimlik tespiti yapılmış, 101 kişi ailelerine teslim edilmiş. Bugün bir kısmı defnedilmiş. Ebediye dünyaya irtihal etmişler. Yarın da bir kısmı için aynı şey yapılacak’’ açıklama kara bir leke olarak alnına yazıldı.

Ahh Soma ahhh… Beni bile şair yaptın sen

Madenciyim ben fıtratımdır görülmezlik

Karadır ellerim, yüzüm, hatta gözlerim

Kara dediysek  kömür karasıdır alnıma sıvanan

Ekmeğim bile karadır benim… 

Nemrutlar kuleler yapsın diye göğe uzanan

Sekseninde doksanında yüzünde

Ölürüz biz  yüzer yüzer- üç yüzer

Yirmisinde otuzunda kırkında 

Kimse benden çok hak etmez  suyu ve güneşi

Susuzluğum hiç geçmez, bağrım yanıktır benim

Her zaman kirlidir sapsarı çizmelerim


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.