Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

Suç duyurusudur!

Bir önceki yazımda çocukluk çağı aşılarının özellikle çocuk felci ve kızamık gibi son derece tehlikeli bulaşıcı hastalıkların önlenmesindeki etkin rolünden  ve uzmanların aşılama faaliyetleri olmasa ülkemizde  yılda 14.248 çocuğun 13 farklı hastalıktan kaybedilebileceğini tahmin ettiğinden bahsetmiştik. 

Özellikle son göç dalgalarına bağlı olarak çok sayıda aşısız insanın aramızda dolaştığını bu yetmezmiş gibi hızla artan bir aşı reddi modasının başladığını ifade etmiştik. 

Çocuklarını aşılatmayan aile sayısının bir kaç yıl önce yüzlerle ifade edilirken geçen yıl 23 bini buldu. Konuştuğum bir görevli kendi bölgesinde aşı reddinin yüzde 4 civarında olduğunu söyledi. Bu yıl rakamın katlanarak kızamık salgınlarının tekrar hortlaması için  kritik eşik olan 50 bin rakamını aşacağını tahmin ediyorum...

Ülkemizde bu ivme ile aşı retleri devam ederse yaklaşık 5 yıl sonra bağışıklanma oralarının yüzde 80’lere inmesi  ve   çok az görülen  hastalıkların  sıklığında önemli artışlar ve ortadan kalkan bazı hastalıkların tekrar ortaya çıkışı söz konusu olacaktır.

Avrupa ve ABD’de aşı reddinin etkisiyle oluşan kızamık salgınları sonrası durumun vahameti nedeniyle olaya bireysel haklar gözüyle bakma düşüncesi değişmeye ve bir takım zorlayıcı düzenlemeler getirilmeye başlanmıştır.

Avrupa Hastalık Koruma ve Önleme Merkezi’nin 2017 verilerine göre Avrupa’da kızamık vaka sayısı 2016 yılının yaklaşık üç katıdır ve bunun büyük kısmı Romanya ve İtalya’dan bildirilmiştir. Tanı alan vakaların %87’sinin aşılanmayı reddettiği tespit edilmiştir. 

Aşı reddi sadece ülkemizin  değil gelişmiş batı ülkelerinin de bir sorunu  ve özellikle sosyal medyanın etkisiyle  bilimsel, kültürel ve dinsel endişeler sürekli pompalanmakta olup  3 konunun  ön plana çıktığı görülmektedir. 

  1. Aşıların içinde civa ve  alüminyum gibi otizm ve beyin hastalıklarına yol açan birikici maddeler var 
  2. Aşılar domuz kanından yapılıyor  ve aşılarda domuz jelatini kullanıyor. 
  3. Aşılama kampanyaları kapitalist sistem ve büyük ilaç firmalarının diretmesidir  Türk Tabipler birliği ilk 2 maddeyle  alakalı çok tatmin edici açıklamalarda bulundu. Kısaca '' Bazı aşıların içinde bulunan cıvalı bileşiğin otizm yaptığına dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Yakın zamanda Avustralya’da bir milyondan fazla çocuğu kapsayan bir çalışma, bu konudaki tartışmaya son noktayı koymuştur. Aşıların etkisini güçlendirmek amacıyla kullanılan alüminyum çok düşük miktardadır. Bu maddeye gıdalar ve hava yoluyla maruz kalma ile karşılaştırıldığında ihmal edilebilir düzeydedir. Aşılarda domuz jelatini bulunduğu iddiası ise, kolaylıkla açıklığa kavuşturulabilecek bir konudur. Türkiye’de  ithal edilen aşıların kalite kontrolü Sağlık Bakanlığı’nın laboratuvarlarında yapılmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın, gerek ithal edeceği ürünü seçerken gerekse ithal ettikten sonra, aşı örnekleri üzerinde laboratuvarlarında yapacağı analizlerle domuz jelatini kullanılan ürünlere ruhsat vermemesi mümkündür.'' Aşı üretiminde her hangi bir hayvan kanı kullanılması çok mantıklı değil. Bu gerekçe öne sürülerek aşıya karşı çıkılması Nijerya, Pakistan ve Hindistan'ın bir bölgesinde görülen bir sorunmuş ve çeşitli İslami otorite ve kuruluşları aracılığıyla bunun herhangi bir doğruluk payı olmadığı açıklanmış.
  4. Madde konusunda sanırım herkesin kafasında soru işareti var ve her zaman olmalı. Fakat şunu söyleyebiliriz ki aşılarda dahil bütün yeni ilaçlar  yan etki ve etkinliğin çok sıkı takip edildiği 3 fazda çalışmalardan sonra ruhsatlanmaktadır.   Bu çalışmaların  olumlu veya olumsuz sonuçları  mutlaka kamuoyuyla paylaşılmak zorundadır.  Yeni bir ilacın eczane rafında yerini alması 800 milyon dolarlık bir yatırımı gerektirmektedir. Daha önce bir yazımda bahsetmiştim yakın zamanda ABD’de ilaç sektörünün dev ismi “Johnson & Johnson” firmasına reçeteli satılan 3 ilacıyla ilgili aldatıcı promosyonları nedeniyle “2.2 milyar dolar” ceza kesildi. Kazancın büyüklüğü yanında cezalarda oldukça yüksek ve caydırıcıdır. Kapitalizm ve liberal sistemin freni yine kendi oluşturduğu özgürlük, bilim ve hukuk ortamıdır. Aşı reddinin katlanarak artmasında  Özellikle konunun uzmanı olmayan  yaşını    başını almış bazı akademisyenlerin gerek bilgisizlik  gerekse de ilgi çekmek amacıyla yaptıkları ölçüsüz açıklamalar ve reyting endişesiyle saçmalıkları sorumsuzca yayan medya kurumlarının  büyük sorumluluğu vardır. Özellikle bir gazete    aşılar konusunda.  Aşırı fikirleri olan evanjelist bilim insanlarının  ölçüsüz, delilsiz,  iddialarını tek  taraflı olarak ısrarla yayınlayarak  halkta aşı korkusunu yaymaktadırlar. ''Aşılar ile ilgili korkunç gerçekler/ Aşılar biyolojik savaş silahı mı? /Aşıların içinde neler var? İşte aşı propagandası yapanların değinmediği gerçekler '' başlıklı deli saçması yazılardan sizlere bazı alıntılar yapayım.

 

Eğer bağışıklık sistemini uyarırsan, bugün otizmin çıktığı gibi, hamileyken aşıladığın kadının çocuğu 20 yıl sonra şizofreni çıkacak.

Hiç merak ettiniz mi, neden doktorlar bazı hastalıkların sebebini bulamaz? Çünkü onlar, aşı ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi yok saymak için koşullanmışlardır.

Dünya nüfusu çok ve bununla mücadele edilmeli’ görüşündedirler. Bunun içinde gıda, aşı ve ilaçlar, Kissinger’inde ifadesiyle ‘benzersiz bir silah’ olarak onları beklemektedir.

Bir ‘iyilik meleği’ gibi dolaşan  Bill Gates   batı basınında bile- sık sık özellikle Afrika’daki çocukların aşılarla kısırlaştırılması ve ciddi sayılarda ölüme yol açmakla suçlanıyor…

Ve daha nice ipe sapa gelmez deli saçmalıkları.

Deli saçmalığı deyince aklıma geldi; Sanırım bu konuda  1 numarayı son yılların en tartışmalı ismi Kadir Mısıroğlu hak ediyor. 1985 yılında başlayan çocuk felci  aşı kampanyası için sarf ettiği şu sözler halen internette dolaşımdadır.

''Türkiye’de 1980 ihtilali sonrasında felç aşısı kampanyası yapıldı Altında gizli kısırlaştırma var. 15 yıl sonra delikanlılar göreceksiniz tohumları kuru..Bu felç aşısının sonucudur''

Bahsedilen yıllarda 50 milyon olan nüfusumuz istikrarlı bir şekilde artarak 80 milyonu buldu fakat çocuk felci en son Ağrı’da görülerek 2002 yılında Avrupa bölgesinden silindi.

 

Bu yazı aynı zamanda  bir suç duyurusudur. Durum çok kritiktir. 

Muhtemel bir salgın yaşanması durumunda bu deli saçması yazılarla halkta aşı korkusu oluşturan ve bu saçmalıklara müdahale etmeyenler hem vicdani hem de hukuki sorumluluğa sahip olacaklardır. 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.