OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Roma Katolik Kilisesine göre insanların hayatı boyunca sakınması gerektiği, insanoğlunu  mahveden  7 büyük, tehlikeli ve ölümcül günah vardır.

Öfke, açgözlülük, kıskançlık, oburluk, sehvet, gurur, tembellik

Yedi ölümcül günahı işleyenleri kendi vahşi yöntemleriyle öldüren bir seri katili ve onun peşindeki iki dedektifinin öyküsünü anlatan, sürekli yağmur yağan bir şehirde, gri ve siyah tonların hakim olduğu mekanlarda çekilen depresif bir Hollywood filmi olan Seven çoktan kendine sinema klasikleri arasında yer buldu.

Bu günlerde Seven filminin depresif gri film seti  adeta birçoğumuzun ruh halini yansıtıyor.

Aynı ruh haletinin yandaş ve menfaat peşinde koşan yazar kasalar  hariç bir çok objektif ve insaflı köşe yazarlarının yazılarına yansıdığını görüyorum.

Çoğu zaman aklımdan geçenleri yazıya dökemeden birileri daha karamsar bir tonla yazıya dökmüş oluyor

Ahmet Altan’da şu günlerde en kötümser ve lafını esirgemeyen yazarlardan biri. Açık sözlülüğü nedeniyle doğal olarak merkez medyada yazabilme imkanını sahip değil.

Geçenlerde bir  internet sitesinde yayınlanan yazısında: 

Aklını kaybetmiş bir iktidar Ortadoğu’yu ele geçireceğim derken, Ortadoğu Türkiye’yi ele geçirdi.

Şimdi dev bir anakonda yılanı gibi Türkiye’nin etrafına dolanarak, bütün kemiklerini kıra kıra, eze eze parçalıyor ülkeyi.

Kaburgalarımız kırılıyor, ciğerlerimiz eziliyor, nefes almakta her an biraz daha zorlanıyoruz.

Bana Türkiye’de iyi olan bir şey söyleyin.

İyi olan ne var?

Hiçbir şey.

Buna karşılık yalan var, desise var, ahlaksızlık var, hırsızlık var, yolsuzluk var, ölüm var, çatışma var, nefret var, düşmanlık var.

Neden bütün bunlar?

Canına yandığımın bir avuç adamı hak etmedikleri bir hayatı yaşayabilsin, paraları ceplerine doldursun, memleketi son zerresine kadar soyabilsin diye.

Bir soysuzlar çetesi imanına kadar soyuyor memleketi…..

Ve uzayıp gidiyor depresif, karamsar yazısı.

Altan’ın bahsettiği karamsar tablonun ortaya çıkmasında siyasilerin zaaf ve büyük günahlarının ne de çok rolü var.

İnsanları felakete sürükleyen büyük günahlar ve özellikle bütün günahların atası yalan ve kibir bu günahlara ses çıkarmayan hatta menfaatleri gereği destekleyen toplumları da eninde sonunda mahvediyor.

Size bu günahlarla en içli dışlı meslek grubu hangisidir diye sorsam aklınıza ilk olarak hangi meslek veya toplum grubu

gelir ? Öğretmenler? Doktorlar?  Ya askerlere ne demeli?

Hahhh siyasetciler… Özellikle bu günlerde cuk oturdu değil mi? Devrin özelliklerine göre değişiyor sanırım.

Maalesef yalan ve kibir günümüz siyasetinin geçer akçesi.

Adeta siyasilerden aklımızı alacak yalanlar söylemesini, kibir ve öfkeyle birilerini şaytanlaştırmasını talep ediyoruz.

Siyasiler de toplum olarak talep ettiğimiz şeyleri veriyor bizlere.

Tam tersinden bakalım; normalde siyasetçiler de bulunması gereken dürüstlük, tok gözlülük, alçak gönüllülük, çelebi ve kalender kişilik bu günün siyaset anlayışında ne işe yarar.

Ecevit’in dürüstlüğünün konuşulduğu bir ortamda Ecevit yemedi de ne oldu diyen vatandaşın sözleri toplumun ahlaki seviyesini yansıtmıyor mu bir bakıma?

Ya Erdal İnönünün sakinliği ve alçak gönüllülüğü pirim yapar mı günümüz siyasetinde?

Çok bilinen bir söz var; Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır.

Yozlaşmış siyasetciler genellikle yozlaşmış bir toplumun eseridir.

Maalesef ülkemizde siyaset ve bürokrasi öyle bir hal aldı ki öfkeli, açgözlü, kıskanç, obur ve  gururlu insanlara ayak uydurmadan bir yerlere gelebilmek neredeyse imkansız hale geldi

Günahlarımızın yol açtığı felaketler seri bir katil gibi öldürüyor sırayla ümitlerimizi, barışı ve insanlığımızı.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.